İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Davetçi Kimliğimizi Ve Sorumluluğumuzu Unutmamalıyız.

2013-04-02
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

İslami sorumluluğumuzu ifa etmek için yola çıkan Müslümanlar olarak bu uğurda bazı bedeller ödemiş ve ödemeye de devam etmekteyiz. Yaşadıklarımız, tarih boyunca bütün davetçilerin yaşamış oldukları serüvenlerdir. Bu uğurda çektiklerimizi imtihanımızın bir gereği olarak gördük ve ...
“Mü’min erkekler ve Mü’min kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emrederler, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, Allah’a ve Resulüne itaat ederler. İşte Allah`ın kendilerine rahmet edeceği bunlardır. Şüphesiz Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Tevbe: 71)

Bu ve benzeri birçok ayet-i kerimede, Müslümanların vasıfları zikredilmekte ve bu vasıflar içinde davetçilik vasfı hep öne çıkmaktadır. Hatta Al-i İmran Suresinde Müslümanların en övücü özelliklerden birisi, “iyiliği emretmek ve kötülükten de nehyetmek” olarak zikredilmiştir: “Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz! İyiliği emreder, kötülükten nehyeder ve Allah’a iman edersiniz!” (Al–i İmran: 110)

İslami sorumluluğumuzu ifa etmek için yola çıkan Müslümanlar olarak bu uğurda bazı bedeller ödemiş ve ödemeye de devam etmekteyiz. Yaşadıklarımız, tarih boyunca bütün davetçilerin yaşamış oldukları serüvenlerdir. Bu uğurda çektiklerimizi imtihanımızın bir gereği olarak gördük ve Rabbimize hep şükredip hamd ettik. Bu yol; peygamberlerin, sıddıkların, ilmiyle amil âlimlerin, şehitlerin ve Allah (cc) dostlarının yoludur. Bu işin neticesinde ise şu ilahi müjdeye mazhariyet vardır: “İşte onlar, Allah’ın, kendilerine nimet verdiği peygamberler, sıddıklar, şehidler ve salih kimselerle beraberdirler. İşte onlar, ne güzel arkadaştırlar!” (Nisa: 69)

Bu aziz davanın mensupları olarak bizler, her okuyucumuza ve her kardeşimize bir davetçi gözü ile bakıyoruz. Onun için bir davetçi olarak çok çalışmamız ve büyük fedakârlıklarda bulunmamız gerekmektedir. Genç-yaşlı, kadın-erkek, işçi-memur, esnaf-tüccar, köylü-şehirli, yazar-hatip, sanatçı-şair, doktor-mühendis, makam sahibi olan olmayan… Kardeşler olarak bu ilahi sorumluluğumuzu yerine getirmek için el ele, gönül gönüle vererek büyük bir dayanışma örneği sergilememiz gerekiyor. Hiçbir meslek, hiçbir makam, hiçbir unvan ve hiçbir kariyer davetçi olma özelliğimizden ve vasfımızdan daha güzel ve daha üstün değildir. Makam, mevki, rütbe ve unvanların işe yaramadığı bir zamanda bu davetçilik vasfı, bizlere en üstün payeyi kazandıracak ve herkesin imreneceği bir mertebeye ulaştıracaktır.

Davetçi kimliğimizi ve sorumluluğumuzu hiçbir zaman unutmamalıyız. Evde, iş yerinde, tezgah başında, yolculukta, çarşıda, pazarda, insanın bulunduğu her yerde bu İslami sorumluluğumuzu ifa edecek ve bu konuda gafil olmayacağız. Dostlarımız ve sevenlerimizle bir arada bulunduğumuzda, bizi sevmeyenlerle karşılaştığımızda, tanıdık veya tanımadıklarımızla muhatap olduğumuzda, birer davetçi sorumluluğuyla hareket etmeliyiz. Akrabalarımız, yakın komşularımız, mesai arkadaşlarımız, köylülerimiz, mahallelilerimizle olan ilişkilerimizde, bir davetçi mesuliyeti ve olgunluğuyla hareket etmeli, bu bilincimizi hep muhafaza etmeliyiz.

Davet ve tebliğ konusunda ısrarcı olacağız. İnsanlarımıza tekrar tekrar gideceğiz. Bu işte bıkmak, usanmak asla olmamalıdır.

Bizler halkımızın, bu toplumun yönetimine, iktidarına talibiz. Rabbimiz biz Müslümanlara, insanları idare etme ve hep birlikte onun emir ve nehiylerini yerine getirme sorumluluğu vermiştir: “Onlar ki, eğer kendilerini yeryüzünde yerleştirirsek (kendilerine iktidar verirsek) namazı kılarlar, zekâtı verirler, iyiliği emrederler, kötülükten sakındırırlar. Bütün işlerin sonu Allah`a aittir.” (Hac: 41)

İslam’a bilerek düşmanlık yapmayanlar da dâhil olmak üzere, yaratılış gayelerinden habersiz olup Allah (cc)’ın kitabı ve Resulünün sünnetini bilmeyen, İslam’ı ve Müslümanları tanımayan veya yanlış tanıyan, Müslümanların dertleri ile dertlenmeyen herkesin kapısını çalmalı, onlara misafir olmalı ve kendilerini misafirliğe davet etmeliyiz.

Başkaları dünyanın zevk, sefa ve eğlencelerine dalmışken kardeşlerimiz, Kur’an ve sünneti okuma, öğretme, yaşama, kapı kapı dolaşarak insanlarımıza İslami sorumluluklarını hatırlatma gibi faaliyetlerden zevk almalı, toplumun İslam’a yönelmelerinden dolayı huzur bulmalıdırlar.

Müslüman halkımız sizi Kur’an ve Hazreti Peygamber’in (SAV) ahlakıyla ahlaklanmış olarak görsün. Toplum, siz kardeşlerimizi bu hal üzere gördükçe ve tanıdıkça, yüzünüzdeki nuru ve alnınızdaki secdenin nişanesini gördükçe sizi sevecek, sizlere kucak açacak, sizinle kol kola girip bu aziz dava yolunda yürüyeceklerdir. Onun için bu mazlum halk siz kardeşlerimizi daha çok ve daha iyi tanımalı, size güvenmeli ve sizinle beraber olmakla huzur bulmalıdır. Allah (cc)’ın dinine ve O’nun aziz davasına bağlı olduğunuza şahit olmalıdırlar. Söz ve amelleriniz birbirini tutmalı, ihlas ve takvanızla İslam’ın gerçek çehresini göstermelisiniz. Davetçi ve yönetici kardeşlerimizin hayatı herkesinkinden daha sade olmalıdır. Adil, bağışlayıcı, cömert, cesur, yumuşak huylu, alçak gönüllü olmalıdırlar. Her birimiz, kendi şahsımızda ashabın o mümtaz şahsiyetini günümüze taşımalı, birer Ebubekir, Ömer, Osman, Ali, Hamza, Musab, Sa’d, Talha, Hatice, Aişe, Fatma, Nesibe… Olmalı, onların aziz ruhunu yeniden yaşatmalıyız. O zaman gerçek izzet ve zafere ulaştığımızı göreceğiz inşaallah.

İslami sorumluluklarımızı yerine getirmede gevşek davranıp zaafiyet gösterdiğimizde ise, içimiz daralmalı, yeryüzü bizi sıkmalı, Allah (cc) korkusuyla gönüllerimiz ürpermeli, gözlerimiz yaş akıtmalıdır. Yükümüz ağır, sorumluluğumuz büyüktür. Bu işin hakkından gelmek için ibadetlerimize itina gösterip arttırmalı, takva elbisesine bürünmeli, gecelerimizin bir kısmını namaz, Kur’an tilaveti ve dua ile geçirmeli ve İslam’ın ahkâmına sımsıkı bağlı olmalıyız.

Davet, Kur’an ve sünnete vukufiyyeti gerektiren bir iştir. Davetçi namıyla piyasaya çıkan insanlar, davetlerini Kur’an ve sünnet ölçüleri içinde yapmazlarsa, insanları hidayete çağırayım derken –Allah korusun– dalalete saptırma gibi bir sonuçla da karşılaşabilirler. Bu yanlış yönlendirmenin vebalinin büyük olduğu şüphesizdir. Bunun için; her vesileyle bütün kardeşlerimizi ve bacılarımızı İslami eğitim konusunda teşvik ediyor ve hatırlatmalarda bulunmaya çalışıyoruz. Mevcut sistemin, gayri İslami eğitim müfredatlarıyla gençlerimizi İslam’dan ne derece uzaklaştırdığı herkesin malumudur. Bu gerçeği göz önünde bulundurarak tedbirlerimizi almalı, Müslümanlar olarak insanlarımızı tek tek ilgi
alanımıza alarak İslami eğitimleri için tüm imkânlarımızı seferber etmeliyiz.

Nisan ayı yaklaştıkça ülkenin hemen tümünü bir heyecan sarar. Bunun nedeni, Nisan ayının Miladi takvime göre Resulullah (sav)’ın veladet yıl dönümü olmasıdır. Yıllardır ülkede düzenlenen Resulullah (sav)’ın mübarek veladet yıl dönümü kutlamaları bu heyecanı daha da arttırmıştır.

Siz Peygamber aşıklarının, gerek her yıl düzenlediği Kutlu Doğum Etkinlikleri gerekse diğer İslami faaliyetleriniz münasebetiyle “Peygamber Sevdalıları” ismiyle müsemma olmanız ve toplumun tüm kesimleri tarafından bu isimle yad edilmeniz, yüce Allah (cc)’ın sizlere büyük bir lütfudur.

Amcalar, dayılar genç kardeşler ve bacılar her birinizin elinde, çantasında, hazreti peygamberi anlatan bir kitapla, bir CD ile kapı kapı dolaşıp arkadaşlarınıza, akrabalarınıza, komşularınıza, köyünüzde ve sokağında ikamet edenlere gittiğini hayal ediyor ve görür gibiyiz. Bunu en güzel şekilde yapacağınıza inanıyoruz. Sizden ek olarak bir şey daha istiyoruz. Kutlu Doğum Etkinliğine davet için gittiklerinize Nisan ayından sonra da gidecek, onları ziyaret edeceksiniz. Onları Peygamber (sav) Efendimizin siyerini okumaya, O’nun sünnetini yaşamaya davet edeceksiniz inşallah.

Bu münasebetle, Resulullah (sav)’ın veladet yıl dönümünü tebrik eder, dünya Müslümanlarının gerçek adalet ve özgürlüğe kavuşmasına vesile olmasını yüce Rabbimizden dileriz.

Rabbimiz! İnsanlarımızın gönüllerini sevgiyle bizlere yönelt. Yönelmiş olduğumuz işlerimizde bizleri muvaffak kıl ve dinin için yoğun çaba harcayanlardan kılmanı niyaz ederiz.

Allah’a emanet olun.

Başyazı / İnzar Dergisi – Nisan 2013
 

 


Başyazı

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS