İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Cemaate teşvikte imamlarımızın sorumluluğu

2015-04-21
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Müslümanlar olarak cemaatle namaz kılmanın fazileti, cemaati terk etmenin tehlikesi hakkında hepimiz yeteri kadar vaaz, hutbe ve sohbet dinlemişizdir, kitaplardan ve dergilerden çokça yazı okumuşuzdur.
Müslümanlar olarak cemaatle namaz kılmanın fazileti, cemaati terk etmenin tehlikesi hakkında hepimiz yeteri kadar vaaz, hutbe ve sohbet dinlemişizdir, kitaplardan ve dergilerden çokça yazı okumuşuzdur.

Aşağıdaki hadis-i şerifleri en cahilimiz dahi mutlaka ezbere bilmektedir veya duymayanımız yoktur.

Şimdi bu hadis-i şerifleri bir daha hatırlattıktan sonra bu konuya bir başka açıdan yaklaşmaya çalışacağız.

Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz buyuruyorlar ki;

“Cemaatle kılınan namaz tek başına kılınan namazdan yirmi yedi derece daha faziletlidir.” (Buhari, Müslim, Nesai)

Yine bir başka rivayette Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e âmâ bir adam gelip:

– Yâ Resûlallah! Beni mescide götürecek bir kimsem yok, diyerek namazı evinde kılabilmek için Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den kendisine müsaade etmesini istedi. Peygamber Efendimiz de müsaade etti. Âmâ dönüp giderken Resûl-i Ekrem onu çağırarak:

– “Sen namaz için ezan okunduğunu işitiyor musun?” diye sordu. Âmâ:

– Evet, cevabını verdi. Peygamber aleyhisselâm:

– “O halde davete icâbet et, cemaate gel” buyurdular. (Müslim, Mesâcid 255. Nesâî, İmâmet 50 )

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Canımı gücü ve kudretiyle elinde tutan Allah’a yemin ederek söylüyorum, içimden öyle geçiyor ki, odun toplamayı emredeyim, odun yığılsın. Sonra namazı emredeyim, ezan okunsun. Daha sonra bir adama cemaate imam olmasını emredeyim. En sonunda cemaate gelmeyen adamlara gidip onlar içindeyken evlerini yakayım.” (Buhârî, Ahkâm 52, Ezân 29; Müslim, Mesâcid 251-254. Ayrıca bk. Tirmizî, Salât 48; Nesâî, İmâmet 49)

Eğer dikkat etmişseniz cemaatle namaz konusuna teşvik edilirken genellikle hep cemaat hedef alınır, cemaate gelenlerin kazanacakları, cemaati terk edenlerin kaybedecekleri dile getirilir, yani muhatap olarak hep cemaati karşımıza alırız.

Hâlbuki bu konuda asıl yükümlülük imama düşmektedir, İslam muhatap olarak imamı karşısına almaktadır.

Konuyu daha iyi anlatabilmek için bazı sorular soralım;

Siz hiç cemaate gelmeyip namazı tek başına evinde kılanların evlerini yakacak derecede öfkelenen bir imam tanıyor musunuz? Aslında böyle olması gerekmez mi, bu hadis-i şerifler biraz da böyle anlaşılmalı değil midir?

Müslümanların namazlarını tek başına evlerinde kıldıklarına çokça üzülen, bunu kendisine dert edinen bizzat imamın kendisi olmalı değil mi?

Her şeyden önce bizzat imamın kendisi cemaatle kıldığı namazın yirmi yedi derece üstün olduğuna inanmalı değil mi, bu sevabı kaybetmenin ne büyük bir acı olduğunu kendisi fark etmeli ve bundan dolayı bir gayrete gelmeli, adeta mahalleyi, köyü ayağa kaldırmalı değil midir?

Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz daha nice hadis-i şeriflerinde sabah ve yatsı namazlarına gelmeyenleri, özellikle münafıkları çok sert bir şekilde uyardığını, “eğer üzerinde birazcık et parçası olan bir kemik olsaydı koşup gelirlerdi…”, “Allah’ın ne verdiğini bilselerdi emekleyerek de olsa gelirlerdi…” gibi uyarılarını iyi düşünelim.

Öncelikle imamlarımız buna bizzat kendileri inanmalı, kazanılanların ve kaybedilenlerin şuurunda olmalı değil mi?

Bu konuda Allah’ın Rasûlünün (s.a.v) yaptıklarını genel olarak şöyle bir gözümüzün önünde canlandıralım.

Her hangi bir namazı, özellikle sabah namazını kıldırdıktan sonra ashabına dönüyor, hepsini gözden geçiriyor, bugün kimler yok, kimler cemaate katılmamış, farkına varıyor, adeta yoklama yapıyor. Rabbinin o namazda kendilerine neler lütfeylediğinin şuurunda olduğu için gelmeyenler namına içi yanıyor. Bazen bir bir soruşturuyor, haber gönderiyor, niçin gelmediklerini öğreniyor, bu arada bir problemleri varsa onu hallediyor.

Mescide gelmeyenler onun dikkatinden kaçmadığı gibi aynı şekilde cihada katılmayanlar da asla dikkatinden kaçmıyordu.

İşte lider budur. İmam da böyle olmalı değil mi? O’nun mirasçısı değil midir?

Her hangi bir iş toplantısına katılmayan personel yöneticinin gözünden kaçar mı?

Her hangi bir siyasi veya içtimai toplantıya katılmayanlar o topluluğun lideri tarafından dikkate alınmaz mı?

Biz istiyoruz ki bir imam aynı zamanda o mahallenin, o köyün ve o semtin lideri olmalıdır. O çevredeki namaz kılan Müslümanları bir bir tanımalıdır, evlerini bilmelidir.

Namaz kıldıkları halde cemaate katılmayanlar namına, cemaati kaçıranlar namına üzülmelidir, rahat rahat uyumamalıdır, onları cemaate getirebilmek için elinden ne geliyorsa yapmalıdır.

Allah’ın izniyle böylece güzel bir yaptırım gücüne ulaşacağına inanıyoruz.

Söyleyin Allah aşkına, sizin kapınızı çalan veya iş yerinize gelen, sizi sokakta yakalayıp cemaate katılmanızı isteyen bir imama nasıl davranırsınız? Namaz kılan bir Müslüman olarak bundan büyük mutluluk duymaz mısınız?

İmamlarımız önderlerimiz olmalıdır. İmamın önder olmadığı bir çevrede, bir mahallede, bir köyde İslam adına bir dengesizlik, bir çarpıklık, büyük bir eksiklik var demektir.

İmamlarımız sadece camilerde değil, camilerin dışında da önderlerimiz olmalıdır.

Mahalledeki, köydeki açların, açıkların durumu onlardan sorulmalıdır, onlar her şeyin farkında olmalıdırlar.

Problemler mümkün olduğu kadar imamlarımızda çözülmelidir.

Müslümanlar olarak biz öyle görmek istiyoruz imamlarımızı. Bunun için herkes üzerine düşeni yapmalıdır. Çünkü bütün bunları imamlarımızı suçlamak için yapmıyoruz. Onların layık oldukları konumu iyi tesbit edip el birliğiyle o makama yükseltmek istiyoruz.

Mehmet Göktaş / İnzar Dergisi – Nisan 2015 (127. Sayı)
 

 


Mehmet Göktaş

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS