Bir alev ki almış beni harından can yanık... Kuşatmış dört bir yanım bağ yanık, bahçem yanık... Ben ab-ı ruy hasreti çekerken zemheride... Halden bi haber olan kalp yanık, ciğer yanık...
M. Salih Gönül
Bir alev ki almış beni harından can yanık
Kuşatmış dört bir yanım bağ yanık, bahçem yanık
Ben ab-ı ruy hasreti çekerken zemheride
Halden bi haber olan kalp yanık, ciğer yanık
Bir sevda ki başımda döner durur nagehan
Aşktan yana elimde kalem yanık, söz yanık
Ruzigarlar çıldırtır gönül denizlerimi
Sen çıkınca ufuktan el yanık, dümen yanık
Ah aşk, ah gönül tahtımın şeriksiz sahibi!
Sensiz kaldım bedende can yanık, canan yanık
Kavrulan çöl kumları ancak bilir halimi
Vahalar ne bilsin ki serap yanık düş yanık
Seni gören gözlere cezbeler ne yapsın ki!
Zaten sarhoş olmuşum kadeh yanık, mey yanık
Ben ki müptelasıyım Senden gelen her şeyin
Senden gelsin fark etmez dert yanık derman yanık
Depremler oluverir ruhumun derininde
Alnımda kalan izden secde yanık, ten yanık
Yusuf’la Züleyha’dan, Mecnun ile Leyla’dan
Durun, siz şöyle durun bendeki sevda yanık
Meyhane kapısında teselli arayan göz
Bendeki sevdayı gör göz yanık, gönül yanık
Ey aşk! Ey sevda sözünün tarifsiz güzeli!
Kapıldım rüzgârına senden yana gül yanık
Belki derviş yüreği ancak anlar halimden
Kızgın kumlara değen diz yanık, alın yanık
Yansın elim, yansın dilim, yansın gözün gördüğü
Seni istemeyen dil, anmayan sözler yanık
Ey aşk! Ey gönül kuşumun pırlanta kafesi!
Esirin olmadıkça hür yanık, köle yanık
Mehmet Salih Gönül / İnzar Dergisi – Mayıs 2013 (103. Sayı)
Kuşatmış dört bir yanım bağ yanık, bahçem yanık
Ben ab-ı ruy hasreti çekerken zemheride
Halden bi haber olan kalp yanık, ciğer yanık
Bir sevda ki başımda döner durur nagehan
Aşktan yana elimde kalem yanık, söz yanık
Ruzigarlar çıldırtır gönül denizlerimi
Sen çıkınca ufuktan el yanık, dümen yanık
Ah aşk, ah gönül tahtımın şeriksiz sahibi!
Sensiz kaldım bedende can yanık, canan yanık
Kavrulan çöl kumları ancak bilir halimi
Vahalar ne bilsin ki serap yanık düş yanık
Seni gören gözlere cezbeler ne yapsın ki!
Zaten sarhoş olmuşum kadeh yanık, mey yanık
Ben ki müptelasıyım Senden gelen her şeyin
Senden gelsin fark etmez dert yanık derman yanık
Depremler oluverir ruhumun derininde
Alnımda kalan izden secde yanık, ten yanık
Yusuf’la Züleyha’dan, Mecnun ile Leyla’dan
Durun, siz şöyle durun bendeki sevda yanık
Meyhane kapısında teselli arayan göz
Bendeki sevdayı gör göz yanık, gönül yanık
Ey aşk! Ey sevda sözünün tarifsiz güzeli!
Kapıldım rüzgârına senden yana gül yanık
Belki derviş yüreği ancak anlar halimden
Kızgın kumlara değen diz yanık, alın yanık
Yansın elim, yansın dilim, yansın gözün gördüğü
Seni istemeyen dil, anmayan sözler yanık
Ey aşk! Ey gönül kuşumun pırlanta kafesi!
Esirin olmadıkça hür yanık, köle yanık
Mehmet Salih Gönül / İnzar Dergisi – Mayıs 2013 (103. Sayı)
M. Salih Gönül