Siyonist rejim İslam düşmanlarının kalbine kör bir hançer gibi batmaya devam ederken, Kudüs’ün esareti sürerken, başını ABD’nin çektiği emperyalist güçler İslam dünyasının kaynaklarını yağmalarken, yine bu güçler darbe ve katliamlarla kuklalarını görevde tutup sömürgelerini süreklileştirmek için çabalarken Müslümanları ise mezhep savaşlarına, birbirlerini boğazlamaya ve hayatlarını karartmaya yönlendirmektedirler.
Bugün Irak’ta yaşananlar İslam’la küfrün savaşı değildir. Mezhep savaşı İslam’a vurulan en büyük darbedir. Bunun tek kazananı İslam düşmanlarıdır. Müslümanların kanlarını döken hiçbir güç, döktüğü kanlar üzerinde gelecek inşa edemez. Hiç kimse sebepsiz yere Müslümanların kanını dökemez. Dökenler aşırı gitmekte, zulme bulaşmakta ve neticesinde Allah Teala’nın yardımından mahrum kalacaklardır.
Müslümanlar arasındaki grup ya da mezhep savaşları doğrudan ya da dolaylı şekilde emperyalizmin tetiklemesinin ürünüdür. Son yıllarda bütün hesaplarını Müslümanları daha fazla zayıflatma ve daha çok sömürme üzerine bina eden emperyalist dünyanın en büyük zaferi mezheplerinden dolayı Müslümanların birbirlerini boğazlamalarıdır. Bunu kimi zaman ifade etmekten kaçınmadıkları görünmektedir. Emperyalist dünyanın önemli beyinlerinden olan Kissinger’in 11 Eylül 2001’den hemen sonra söylediği şu söz her şeyi net şekilde beyan etmektedir: “Bundan sonra çatışma Müslümanlar arasında olmalıdır…” İslam düşmanlarının bütün planları bu sözün üzerinde bina edilmiştir. Müslümanlar birbirlerini yok edecek, onlar ise üzerimizdeki hegemonyalarını sürdürecekler.
ABD’nin Irak işgali Müslümanlar arasında mezhepsel fitne savaşlarına zemin hazırlama açısından önemli fırsatlar sundu. Şimdi koltuklarında oturup kahvelerini yudumlayarak kafaları kesilmiş ya da bir çukurda yüzlercesi bir araya getirilip kafalarına kurşun doldurulan Müslüman gençlerin kanlı gövdelerini izleyerek keyif çatıyorlar. Askeri güçleriyle ve gelişmiş silahlarıyla başaramadıklarını Müslümanların eliyle gerçekleştiriyorlar.
İslam ümmeti büyük bir fitne savaşıyla karşı karşıyadır. Müslümanların birbirleriyle savaşında taraf tutan herkes fitnenin ortağıdır. Bu kirli savaş İslam ve Müslümanlara zilleti gösterirken, şeytan ve emperyalist dostlarına zaferler vadetmektedir.
Müslümanların akıl ve basiretle hareket edip bu çirkin vadiden uzak durmaları, bu kirli savaş ateşinin alevini söndürmek için kafa yormaları ve çabalamaları en önemli sorumlulukları arasındadır. Bu fitnenin son bulması için imkanı olan herkesin elini taşın altına koyması gerekir. Müslümanların öldürülmesine taraftar olanlar, Müslüman kanlarının daha fazla akmasına neden olacak savaşı körüklemeye çalışanlar ve Müslüman kanı aktığı için sevinenler Allah Teala’nın hışmından kurtulamayacaklarını bilmelidirler.
Ayrıca herkes şahit olacak ki Müslümanların birbirleriyle savaşında kaybeden taraf bütün Müslümanlar olacak. Bu savaşta hiçbir İslami kesim kazanmayacak. Savaşın tek kazananı İslam düşmanları olacak. Müslümanlar arasındaki fitne savaşı Siyonist İsrail rejiminin ömrünü uzatacak, emperyalistlerin Müslümanların zenginliklerini uzun süre çalmalarına zemin hazırlayacak ve Müslümanların uzun süre zillet ve sıkıntı içinde yaşamalarına neden olacak.
Müslümanlara silah doğrultanlar, onları acımasızca öldürenler, Müslümanlarla savaşlarında haddi aşanlar hiçbir zaman başarılı olamayacaklar. Çünkü tarih açık bir vesika gibi bunu beyan etmektedir. Haksız yere Müslümanların kanlarını dökenler Allah Teala’nın gazabıyla karşı karşıya olacaklarını bilmelidirler.
…”Kim, bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın (haksız yere) bir cana kıyarsa bütün insanları öldürmüş gibi olur. Her kim bir canı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur…” (Maide 32)
Ancak insanlara zulmedenlere ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenlere ceza vardır. İşte acıklı azap bunlaradır (Şura 42)
Hasan Yılmaz
Hasan Yılmaz / Hürseda Haber
Alıntı Yazılar