İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Biz İhtilafla Neler Kazandık

2013-08-14
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Allah(c.c) dilemiş olsaydı bütün insanlık O’nun dinine girer ve tek ümmet üzerinde karar kılardı. Böylece aralarında ne çekişme ne de anlaşmazlık olurdu. Fakat bu durumda insan iradesi olmaz, tercih kullanamazdı. Fiillerini seçemeyecekse imtihan da olmayacaktı. Gerçek şu ki biz her daim ihtilaf üzerinde olacağız. Bir hadisin işaret ettiği gibi ebediyete kadar sürecek. O halde sorun ne? Sorun ihtilaf etme ya da ihtilaf etmeme sorunu değil. Sorun ihtilaflarımızı din haline getirmemiz.
“Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Yapmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.”(Nahl: 93).

Allah(c.c) dilemiş olsaydı bütün insanlık O’nun dinine girer ve tek ümmet üzerinde karar kılardı. Böylece aralarında ne çekişme ne de anlaşmazlık olurdu. Fakat bu durumda insan iradesi olmaz, tercih kullanamazdı. Fiillerini seçemeyecekse imtihan da olmayacaktı. Gerçek şu ki biz her daim ihtilaf üzerinde olacağız. Bir hadisin işaret ettiği gibi ebediyete kadar sürecek. O halde sorun ne? Sorun ihtilaf etme ya da ihtilaf etmeme sorunu değil. Sorun ihtilaflarımızı din haline getirmemiz.

ÜMMETİN İÇİNDE İHTİLAF NE ZAMAN BAŞLADI?

Resulullah(s.a.v)’ın zamanında da ashab arasında anlaşmazlıkların baş göstermesi bilinen bir gerçek. Hatta birbirlerine kılıç çekecek kadar ileri de gitmişlerdi. Hamd olsun ki aralarında Allah’ın Resul’ü vardı ve onların kalplerini birleştirirdi. Zaten onlar da aralarındaki anlaşmazlıklarda Allah ve Resul’ünü hakem tayin eder verdiği hükme de razı olurlardı. İhtilaf, Asr-ı Saadet’te bile var görmemezlikten gelemeyiz. Ne var ki o ihtilaflar insani denilecek türdendi. Dinleri konusunda ihtilafları yoktu. Kâfirlere karşı ihtilaf yoktu. Zalime karşı kıyamdaki birliktelikte ihtilaf yoktu. Yani kısaca bizim gibi ihtilafları yoktu. Hele hele de Mehmet Akif’in veciz dizesiyle (gaza namıyla dindaş öldüren biçare dindarlar) gaza namıyla kardeşlerini öldürmüyorlardı. Asıl sorulması gereken soru ihtilaflarımız için ne zaman kardeşi uzaklaştırıp düşmanı yakınlaştırdık ve birbirimizi öldürmeye başladık sorusudur.

Ayrılıklar Nerede Durmalı

Yaşanması arzu edilmeyen sebeplerden dolayı ilk dönemde kazanılan hızlı fetih hareketleri duraksamaya başladı. Bir noktadan sonra ise tamamen iç sorunlar yüzünden durdu. Bütün bunlar olurken bile İslam âlemine dışarıdan bir güç saldırmayı dahi düşünememiştir. Çünkü saldırının olması durumunda yeniden birleşmenin meydana geleceğini biliyorlardı. Küfre karşı her türlü hesap ya kapanacaktı ya da ertelenecekti. Bunun en çarpıcı örneğini Muaviye veriyor. Müminlerin Emiri’ne karşı savaş halinde olmasına rağmen, dönemin Roma imparatorunun saldırı hazırlığında olduğunu duyunca kendisine şu cevabı veriyor; “Duydum ki benim ile efendimin(Hz. Ali kastediliyor) arasındaki ayrılıktan yararlanıp bize saldıracakmışsın. Vallahi böyle bir şey yapman durumunda efendimle birleşir ve seni, bir tarladan havuç çıkartır gibi yurdundan çıkartırız.” Ayrılıklar Muaviye’nin gördüğü noktada durmalı. Muaviye gayet iyi biliyordu. Birleşmese ne kendisinin hak iddia ettiği saltanatı kalacak ne de Hz. Ali(k.v)’nin hilafeti kalacak. Bugün de hiç olmazsa dış düşmana karşı güç birliği yapılmalı. Aksi durumda yani küfre karşı birlikte kıyam edilmezse, çalışmalarımızın tüm araçlarını da yitiririz.

Bir-iki örnekle ihtilafın kaybettirdikleri

Ayrılıklarımız, ihtilaflarımız bize neler kaybettirmediler ki; hakikati kaybettirdi mesela, hakikat tarafların gölgesi altında bırakıldı. Ülkeler kaybettik, tamı tamına tam 800 yıl İslam’ın tevhid yurdu olan Endülüs’ü; bugünkü İspanya’yı kaybettik. Şu an üzerinde yaşadığımız toprakların bile İslam’a girmeleri –birçoğunun- üzerinden 800 yıl geçmemiştir. Evet, tam 800 yıl bizimdi İspanya ama şimdi ne kadar da bize yabancı. Oysa İslam medeniyetinin en görkemli yapılarını vermişti. Medeniyet şehirlerini kurmuştu. Beni Ahmer Camii yapmıştı. Orayı da kavmiyetçilik ve dişe dokunmayan ihtilaflar yüzünden kaybettik. Arap-Berberi savaşında kaybettik. Her iki taraf Müslüman olmalarına rağmen savaştılar. Araplar Berberi’lerin; Berberi’ler de Araplar’ın âlimlerini ele geçirdiklerinde parçalıyorlardı. İş öyle bir hale geldi ki taraflardan birisi diğerine karşı üstünlük sağlamak için oradaki Hıristiyan emirlerden yardım istiyor ve karşılığında yönetimi altındaki şehirlerden birisini vermeyi vaat ediyordu. Vaat edilen şehirlerden bir tanesi de Kurtuba şehridir. Sonuç bugünkü İspanya...

İslam dünyasında Saltanat devletlerinde âlimler bir birleriyle füru meseleler üzerinde ciddi konular müzakere ettikleri zannıyla cedelleşirlerken devlet temellerini sağlamlaştırıyordu. Bu devletlerde hanedan üyeleri anlaşmazlığa düştüklerinden güçleri zayıflıyordu. İhtilaf; gücü, birliği dirliği bertaraf ediyordu. Adete konulmuş bir kanun bu.

Haçlılar camide ibadet etmek için caminin başına haç dikmek şartıyla izin vereceğini söyleyince oranın valisi kabul ediyor. Bir cami... Başında haç... içinde namaz... Bu kahredici zillet yaşanırken müslümanlar ne yapıyordu acaba? Hadi gariban müslümanları bir yana bırakalım âlimlerimiz ne yapıyordu? En hüsn-ü zanla ifade edersek “haçlılarla savaşmak caiz mi yoksa caiz değil mi?” tartışmasında Kur’an ve Hadis sayfalarını çeviriyorlardı.

Osmanlı padişahı, Şialar tarafından tahrik edilmeseydi, hangi akılla olduğu pek bilinmese de Müslüman halkın arasına “dai”lerini gönderip Şiacılık yapmasalardı, O padişah(Yavuz Selim) da ataları gibi Avrupa’ya savaşa devam edecekti belki. Ne şah tahtını tacını savaş meydanında bırakıp kaçmak zorunda kalacaktı ne burada Rafızîlere yardım ediyorlar diye bir sürü insan öldürülecekti ne de Şia ekolünden gelen akımın kesilmesi sonucu alevi denilen akım ortaya çıkacaktı.

Bugün bazen kızdığımız bazen de bu kadar olmaz deyip gülüp geçtiğimiz nice olayı aynel yakin yaşıyoruz. Bizden öncekiler sineğin kanının hükmünü soruyorlardı da biz sormuyor muyuz, basit meseleler için düşmanca ayrılmıyor muyuz? Evet, bunların çok daha ötesini de yapıyoruz.

Yekvücut olalım, birlik olalım, ihtilafları kaldıralım diyoruz ama nafile. ABD, Afganistan’ı işgale kalkışırken şunları demeseydik; “bunlar taassupçu, geleneği din zannediyorlar, CİA ajanları, Amerika oyunu...” Bunların yerine; “bunlar bizim Müslüman kardeşlerimiz” deyip yardımlarına koşsaydık her canı sıkılan bir Müslümanı boğazlayabilir miydi? Ülkelerimiz işgal edilir miydi? Kendi ülkelerimizde onların adamlarının dindar oldukları vehmiyle avunur muyduk çocukça? İhtilaflarımız olmasaydı biz farklı farklı rejimlerle yönetilir miydik? Sonra alimlerimiz bunların ne kadar hikmetli rejimler olduğunu bizlere telkin ederler miydi?

Kamuran Yürekli / İnzar Dergisi – Ağustos 2013
 

 


Kamuran Yürekli

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS