İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Bir Ümmeti Kaç Beyinsiz Helaka Götürür

2016-02-20
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Yaptıkları azgınlık için kavimleri adına, kavimlerin içinden seçilmiş en seçkin bir taifenin tövbelerini/pişmanlıklarını en ehsen şekilde Allahu Teâlâ’ya sunmaları ümid edilenler içindeki birkaç beyinsiz yüzünden büyük bir dramın eşiğine adım atmanın hikâyesidir bu olay…
Mûsâ, kavminden, belirlediğimiz yere gitmek için yetmiş adam seçti. Onları sarsıntı yakalayınca (bayıldılar). Mûsâ, "Ey Rabbim! Dileseydin onları da beni de bundan önce helak ederdin. Şimdi içimizden bir takım beyinsizlerin işledikleri günah sebebiyle bizi helak mi edeceksin? Bu sırf senin bir imtihanındır. Onunla dilediğin kimseyi saptırırsın, dilediğini de doğruya iletirsin. Sen bizim velimizsin. Artık bizi bağışla ve bize acı. Sen bağışlayanların en hayırlısısın" dedi. ﴾155﴿

"Bizim için bu dünyada da bir iyilik yaz, ahirette de. Çünkü biz sana varan doğru yola yöneldik." Allah şöyle dedi: "Azabım var ya, dilediğim kimseyi ona uğratırım. Rahmetim ise her şeyi kapsamıştır. Onu, bana karşı gelmekten sakınanlara, zekâtı verenlere ve ayetlerimize inananlara yazacağım." ﴾156﴿

Bizden olan sefihler(beyinsizler)

A’raf suresinin bu bölümü, Ben-i İsrail’in başından geçen Hz. Musa (a.s)’nın kıssasının en dikkat çekici sahnelerinden biridir…

Yaptıkları azgınlık için kavimleri adına, kavimlerin içinden seçilmiş en seçkin bir taifenin tövbelerini/pişmanlıklarını en ehsen şekilde Allahu Teâlâ’ya sunmaları ümid edilenler içindeki birkaç beyinsiz yüzünden büyük bir dramın eşiğine adım atmanın hikâyesidir bu olay…

Allah (cc)’ın gazabıyla yüz yüze gelmiş, helak uçurumunun atebesindeki bir milletin büyük bir kurtuluş umuduyla uğurladıklarının neredeyse kendilerini uçurumdan aşağı atacakları hazin bir hikâyenin kıssasıdır bu olay…

Bu kıssa, bir milletin kendilerine temsilci olarak seçtikleri hususunda ne kadar titiz ve dakik davranmaları gerektiğini ders veren ibret dolu bir hikâyedir aynı şekilde…

Ben-i İsrail eski alışkanlıklarını bütünüyle terk edememenin, cahiliyenin derekelerinde bocalanan kavimlere özenmenin bedelini çok ağır bir şekilde ödedi. Öyle bir bedel ki şayet bu seçkin ümmete yüklenseydi belki de altından kalkmakta büyük tereddütler yaşayacağı bir bedel... Hz. Musa (a.s)’nın Mikat için Tur Dağına çıktığı sırada Samiri’nin iğvalarına kapılmış, vekil olarak bırakılan Hz. Harun (a.s)’un direktiflerine kulak asmayıp buzağıya tapınmışlardı. Bu büyük kopuş onlara ilahi emirle büyük bir ceza ile cezalandırılmalarını beraberinde getirmişti. Böylece buzağıya tapınanlar bu büyük kopuştan kendilerini muhafaza edenler tarafından öldürüleceklerdi.

Ben-i İsrail bu emri koşulsuz yerine getirdi. Öyle bir sadakatle yerine getirme uğraşısında oldu ki Allah (cc) rahmetiyle acılarını hafifletmek için üzerlerini bir bulutla örttü ve cezalandırmayı bitirmeleri emrini verdi.

Tevbeyi tam olarak yerine getirmiş olmak için Allahu Teâlâ’nın emriyle Ben-i İsrail içinden kendi kavimlerini tam yetki ile temsil edecek yetmiş nakib seçildi. Bunlar Hz. Musa (a.s) ile beraber Mikata çıkacak ve o kutsal mekânda kavimleri adına tevbelerini Allahu Teâlâ’ya arz edeceklerdi. Ancak tevbe için gelmiş olan bu topluluk akıl almaz isteklerde bulundu. Bakara suresi 55-56’ıncı ayetlerde geçtiği şekliyle “Allahu Teâlâ’yı apaçık görmeyinceye kadar, Hz. Musa (a.s)’ya inanmayacaklar”ını ifade ettiler. İşte bu tam bir yoldan çıkma, tam bir cehalet ve tam beyinsizlikti… Nakiblerden iyi olanlardan da o beyinsizlerin bu akıl almaz isteklerine karşı bir tepki gelmedi. Ve işte o anda Allahu Teâlâ üzerlerine yıldırım gönderdi. Hepsi orada öldüler.

Bir cehaletin bedeli çok ağır ödenmişti. Cehaletin kalıntılarının da temizlenmesi umudu ile Ben-i İsrail seçkinlerini göndermişken onlardan sudur eden yeni bir cehalet ve bu yeni cehaletin bedeli Ben-i İsrail’e çok ağır bir yük yükleyebilirdi. İster orada yıldırım dolayısıyla ölen nakibler dolayısıyla olsun, ister bu helakin umumileşmesi endişesi ile olsun, isterse de bu Ben-i İsrail’in seçkinlerinden yetmiş kişinin bir anda helak edilmiş olmasının toplumda oluşturacağı sapmalar dolayısıyla olsun Hz. Musa (a.s)’da büyük bir endişeye neden oluyor ve bu endişe ile Hz. Musa (a.s) dergâhı ilahiye kapanıyor.

“Ey Rabbim! Dileseydin onları da beni de bundan önce helak ederdin. Şimdi içimizden bir takım beyinsizlerin işledikleri günah sebebiyle bizi helak mi edeceksin?”

Hiç şüphesiz bütün belalardan kurtuluşun yolunun dergah-ı ilahiye sığınmak olduğu gibi ilahi cezayı kaldırmanın yegane yolu da dergah-ı ilahîye yapılan ilticadır.

Tıpkı Hz. Yunus (a.s)’un kavminin yaptığı gibi… İlahi azabın emarelerini görür görmez, ilahi rahmeti celb edeceklerine inandıkları tüm vicdani yöntemlerle Allahu Teâlâ’nın rahmetini celb etme telaşına girmişler ve nihayetinde Allah (cc) rahmetiyle üzerlerine hak olan azabı kaldırmıştır.

İşte bu endişe ile Hz. Musa (a.s) dergah-ı ilahiye sığınıyor ve; “Ey Rabbim! Dileseydin onları da beni de bundan önce helak ederdin.” Diyerek her şeyin takdirinin Allahu Teâlâ’nın elinde olduğunu ikrar ile emrine teslim olduğunu ifade ediyor.

Bundan sonra kullandığı ifade ise bize bakan yönü itibariyle en can alıcı ifadelerden biridir; “Şimdi içimizden bir takım beyinsizlerin işledikleri (günah) sebebiyle bizi helak mi edeceksin?”

Ama aynı şekilde bu olayın, kendisiyle dilediklerini dalalete; dilediklerini de hidayete erdirdiği bir imtihan olduğunu biliyor ve bunun kendileri için hidayet vesilesi kılınmasını Allahu Teâlâ’dan diliyor. Bu dileğini yaparken ilah-i dergaha ilticaya yönelik yakarışlarını artırmayı ihmal etmiyor. “Sen bizim velimizsin. Artık bizi bağışla ve bize acı.”

Nihayet bu ilticalar karşılık buluyor ve o ölenler kudret-i ilahi ile tekrar hayat buluyor. Ve olay uzun müddet Ben-i İsrail’in gözleri önünde duran bir ibret vesikası olarak duruyor.

Allahu Teâlâ’nın, yakarışlarına icabetini hemen gören Hz. Musa (a.s) dileklerini kemale erdiriyor. “Bizim için bu dünyada da bir iyilik yaz, ahirette de.”

Dünya ve ahirette iyilik talep etmenin ve bunun müstecab olması için gereken illeti de dillendiriyor Hz. Musa (a.s); “Çünkü biz sana varan doğru yola yöneldik.”

Başımıza gelen belaların büyük çoğunluğu içimizdeki beyinsizler dolayısıyladır

Burada dikkat edilmesi gereken husus temsiliyetteki son noktanın Hz. Musa (a.s) olduğudur. Alt kademedeki temsilcilerin/Nakıpların içinden bazı sefihlerin yaptıkları edep dışı taleb ve cehaletin karşılığı bu kadar dehşet verici iken temsiliyet makamındaki en üst noktanın cehaletinin karşılığından Allah (cc) muhafaza etsin. Bu hatanın Hz. Musa (a.s) tarafından telafi edilmediğini bir varsayın ve bunun Ben-i İsrail’e dönüşünü tasavvur edin. İnsan hafsalasının afallamasına neden olacak sonuçlar insanın aklına geliyor, değil mi?

Tefsir ile ilgili bir hususu özel bazı meselelere indirgemek tefsirin adabına yakışmıyor. Ama Hz. Musa (a.s)’nın üzerine basa basa dillendirdiği; “Şimdi içimizden bir takım beyinsizlerin işledikleri (günah) sebebiyle bizi helak mi edeceksin?” hususu hem ümmetin içinde olduğu hal için hem de yaşadığımız coğrafyanın, toplumumuzun içine düştüğü hal için bir tasavvur edelim. Bir türlü içinden çıkılamayan, sürekli olarak bize daha büyük bir bela olarak dönen kalkışmalar.

En temiz duygularla, adı tarihe geçecek bir zalimin elinden koca bir halkı kurtarmak için yapılan cihad sırf bazı beyinsizlerimiz yüzünden bazen nasıl da bizim aleyhimize bizim kadim düşmanlarımızın da lehine dönüyor. Ya da öteden beri yapılan bir zulmün doğurduğu tepki ehil olmayan temsilciler eliyle nasıl da daha büyük bir bela olarak bize dönüyor.

Şu hususu da ayrıca dikkatlere sunmak gerekir. Temsil makamında olanların başındaki çoğu zaman alt kademelerdeki temsilcilerden çok daha sefih, çok daha azgın olabiliyor.

Temsil yetkisinin devri alelade bir iş değildir. Tam aksine insanın hem dünyada iyiliğe nail olmasının hem de ahirette ihsanı elde etmesinin yegâne sebeplerinden en önemlisidir.

Hangi yöntemle olursa olsun temsiliyet yetkisi birilerine devredilirken bu husus gözden kaçırılamaz bir hakikattir.

Allahu Teâlâ hem bize hem halkımıza ve en önemlisi de bütün ümmete temsiliyet yetkisini devrederken en doğru olanı tercih etme ferasetini nasip etsin.

Mehmet Zeki Ergin / İnzar Dergisi – Şubat 2016 (137. Sayı)
 

Mehmet Zeki Ergin

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS