Veya bunun tam zıddı; “Bir gün Allah ile buluşacağını zannetmeyenler...”
Dikkat ederseniz Rabbimiz Kitabında bu cümleyi, bu kavramı çokça dile getiriyor.
Aslında iman bundan ibarettir desek yanlış sayılmaz. Küfür de bundan ibaret yani; “Bir gün Allah ile mülaki olacağını ummayan, beklemeyen, inanmayan...”
Diyeceksiniz ki, bu zaten Allah’a ve ahirete iman meselesi değil mi? Evet öyledir ama dikkat ederseniz “bir gün Allah’a kavuşmayı umanlar” kavramı çok daha canlı bir kavramdır.
Daha da önemlisi Allah’ı ve ahireti öylesine yakına getiriyor ki, bir anlamda Allah’ı ve ahiret gününü kelâmî ve felsefi bir kavram olmaktan çıkarıyor ve hayatın tam orta yerine koyuyor, gündemin başına yerleştiriyor.
İsterseniz bu kavramın kullanıldığı ayetlerden bir kaç tanesini görelim:
“Dediler ki; hayat şu yaşadığımız dünya hayatından ibarettir, biz bir daha diriltilecek değiliz. Keşke onları Rablerinin huzuruna getirildiklerinde bir göreydin. (Allah onlara) bu buluşma, bu diriliş hak değil miymiş? Onlar da ‘Rabbimiz hakkı için evet hakmış diyecekler. (Allah da) o halde yalanlamanızın karşılığı olarak tadın azabı diyecek. Allah’ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar gerçekten hüsrana uğramışlardır...” (6/29-31)
“Bizimle karşılaşacaklarını ummayanlar, dünya hayatına razı olanlar, onunla tatmin olanlar ve ayetlerimizi yalanlayanlar var ya, işte onlar kazanmakta oldukları günâhlar yüzünden varış yerleri cehennemdir” (10/7,8)
“Bir gün Allah ile karşılaşacağına inananlar...” denilmişse bunun arkasından hemen büyük bir müjdenin geleceğini anlarız, yani kazananların bunlar olacağı haberini alırız. Çünkü “bir gün Allah ile buluşacağına inananlar” neler yapmaz ki bu dünyada. Her şeyden önce bambaşka bir insan olurlar.
“Sabır ve namazla Allah’tan yardım dileyin. Şüphesiz ki o huşû sahiplerinden başkasına ağır gelir. Onlar ki Rablerine kavuşacaklarına yakinen iman ederler”
Nehirle sınanan ve içmeyin denildiği halde o nehirden içtikleri için Calut’un ordusu karşısında biz onlara güç yetiremeyiz diyen Talut ordusunun galip gelmesini sağlayanlar; “Nice az topluluk vardır ki Allah’in izniyle çok ordulara galip gelmiştir” diyerek zaferi kazananlar iste “bir gün Allah ile karşılaşacaklarına inananlardır. (2/249)
Böyle bir buluşmaya inanmayanlar, bunu yalanlayanlar, uzak görenler hüsrana uğrayanlar olacak. Çünkü onlar böyle bir inanca ve kanaate sahip oldukları için kelimenin tam anlamıyla sorumsuz kişilerdir bunlar.
Bu kavramın Müslümanlar üzerindeki etkinliğini daha yakinen görebilmek için faizin yasaklandığı Bakara Suresindeki ayetlerin nasıl noktalandığına bir bakalım;
“Öyle bir günden korkunuz ki o gün Allah’a döndürüleceksiniz...”(2/281)
Peygamber Aleyhisselam “kim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa...” kavramını çokça kullanmış ve müminler üzerinde çok da etkili olmuştur.
O halde bizler de bu kavramı hayatımızın merkezine almalıyız, Kur’an çalışmalarımızda bunu dikkat etmeliyiz. Yapacağımız önemli işlerde “bir gün Allah ile karşılaşacağımızı” aklımızdan çıkarmamalıyız.
Gelelim İslam Davetçilerine. Muhataplarının karşısına hep bu kavramla çıkmalılar. İkna etme adına sonu gelmez tartışmalara girmek yerine “bir gün mutlaka Allah ile karşılaşacağını” hatırlatmalıdır.
Unutmayalım, “Yarın Allah’ın huzuruna varacağız” sözü nice kötülüklerin önüne geçmiş, nice güzel amellere vesile olmuştur.
Mehmet Göktaş
Mehmet Göktaş