İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
    • 261.SAYI
    • 262.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Bir Bahar Mevsiminde!

2013-04-20
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Uzak diyarlara gönderiyorum selamımı! Öyle uzak diyarlar ki; adı duyulmuş ancak mahiyeti hakkıyla bilinmeyen… Kuşlarla salıyorum kalbî duygularımı, ötüşü yanık… Adım adım ilerliyorum hayal dünyamın tozlu yollarında, o efsunlu menzile! Hicranlı yüreğimi de katarak önüme, yürüyorum meçhule…
Gözlerin!
Ah o gece karası gözlerin…
Ruhumun özlediği
Gönlümün sevdiceği
Yâdımda derin izler bırakan
Kimselerin bilmediği
Kimselerin görmediği
Gece karası gözlerin
Benden beni eyledi…
Bir bahar mevsiminde!

Sözlerin!
Ah o inci tanesi sözlerin…
Ruhumun dinlediği
Gönlümün bellediği
Yâdımda derin anlam bırakan
Kimselerin söylemediği
Kimselerin işitmediği
İnci tanesi sözlerin
Benden beni eyledi…
Bir bahar mevsiminde!

***

Uzak diyarlara gönderiyorum selamımı!

Öyle uzak diyarlar ki; adı duyulmuş ancak mahiyeti hakkıyla bilinmeyen… Kuşlarla salıyorum kalbî duygularımı, ötüşü yanık…

Adım adım ilerliyorum hayal dünyamın tozlu yollarında, o efsunlu menzile! Hicranlı yüreğimi de katarak önüme, yürüyorum meçhule…

Bu muamma hâli incitiyor beni, hayatın! Hep varlığa ‘varlık’ı veren ‘öz’ü aradım… Belki doğru, belki yanlış yerlerde…

Kalbim yol gösterdi adımlarıma! Çoğu kez ruhum da… Ve aklım da katıldı bu kervana rota çiziminde… Yine de bir şeyler hep yarım kaldı… Ve bir yanım hep eksikliğini yaşadı kaptanın…

Uzak diyarlara gönderiyorum selamımı!

İçli, hüzün kokan bir ses yankılanıyor kulaklarımda… Sesin heybeti öyle hızlandırıyor ki kalbimin nihayetsiz atışlarını, nefesim daralıyor… Kalbimde bin bir sızı! Titriyorum…

Gönlüm vurgun yemiş hâller yaşatıyor benliğime! Sevdiğim, en sevdiğim alıyor selâmımı…

Bir kez daha gönderiyorum selamımı! Daha bir ürkek daha bir iştiyakla…

Es selamu aleyke Ya Resullallah!

Tekrar tekrar yankılanıyor benliğimi yakan sesin heybeti…

Es selamu aleyke Ya Habiballah!

Gönlüm bir dert yumağı! Vermek istiyorum ipin ucunu ellerine… Sen, ilmek ilmek çözerken yüreğimin kördüğümlerini; gül kokunu çekip bağrıma, mest etmek istiyorum yokluğunda donuklaşan beni…

Bir nehir misali gözlerimi akıtmak istiyorum ayaklarının ucuna, damla damla! Sen gülistandan derdiğin güllerden demetler sunarken bahara hasret gönlüme; Sen’den ve en Sevdiğinden gayrı her ne varsa içimde, pullamak istiyorum uzak diyarlara…

Kalabalıklar içinde yapayalnız ve yorgun bedenim! Bırakıvermek istiyorum şefkatli bağrına… Duyurmak istiyorum sesimi, yüreğinin surlarına… Bakmak istiyorum zeytin karası gözlerinin derinliklerine… Gözlerine akıtmak; gözlerimin karasını… Görmemek adına varlığımı…

Paylaşmak istiyorum Seninle Seni! Varlığınla; yokluğunu… Hayalinle dostluk kurup ölümü sunmak bir an da olsa… Bak öldüm, ölüyorum… Ölüyor muyum? Sormak… Ve paylaşmak doyasıya…

İnletmek istiyorum kalbinin surlarını! Seninle konuşmak adına, dünyana girmek… Belki de dünyana girmek adına konuşmak Seninle… Her iki durumda da yüreğimin tadabileceği lezzeti başka ne tattırabilir ki?

Zaman geçiyor! Hasret tülleniyor yamaçlarında hayatın… Uzayıp giden kasvet gecelerinde kopuyor çığlıklarım… Sesimin ahengi ürkütüyor yüreğimin dehlizlerini… Korku salıyor bedenime varlığımın sesi…

Hüzün akıyor yüreğimden! Ben yüreğimin dehlizlerinde manaları diziyorum; anlamaya çalıştığım yaşam teline… Duygularımın her biri öyle yakıyor ki ellerimi; koca bir deryada damla olabilseydim, acısı dinerdi belki…

Sende kaybolma yolundayım ben! Yok olmak var oluşunla…

Bazen bütün varlığımın titrediğini ve hiçbir şey hissedemediğimi hissediyorum! Hislerime katıyorum bazen de yokluğunun hissini… Varlığının hissi gibi yakıyor oda…

“Sabahına erip yollarına gül serip de ağlasam
Geçtiğin sokaklarda bir garip divane olsam…”

Ey gül kokulu yâr! Seni andım asırlar sonra yine; bir bahar mevsiminde…

Seni andım ve anılmaya değer her ne varsa insanlık adına; Sende buldum! Sende duydum; mazlumun saçının teline değen şefkatli ellerin sıcaklığını… Sende gördüm; annesinin bağrına sığınmış küçük kızın; kapkara gözlerinde taşıdığı o aydınlığı… Ve etrafa cömertçe “ben de insanım” dercesine yaydığı nurun kaynağını…

Sende buldum yüzünü Rahman’a çevirmişlerin gönül huzurunu! Yolunu kaybetmişlerin; kimsesiz, bîçare kalmışların umutlarının asla tükenmeyişinin sebebini…

Sende buldum; zalimin zulmüne inat, sevgi kanatlı kuşu göklere uçurmanın ruha tattırdığı hazzı! Sende buldum yürekten yakarışın ukbaya uzanan akislerini… Ve kabulünü; içten, riyasız duanın…

Senle buldum ben ey gül kokulu yâr! Hiçken; yokluktan çıkarılıp var edilişimin sırrını… Yüreğimin derinliklerinde korumaya çalıştığım imanı… Cennet sahiline ancak sevgi teknesiyle ulaşabileceğini ve sevgisiz iman olamayacağı hakikatini…

Ey ayet bakışlım! Usulca süzülsen gönlüme, asırlar sonra yine; bir bahar mevsiminde… Kalbimin kapılarını aralasan ardına değin… Sarsan beni kopkoyu bir eda ile… Girsen yaşantıma da güller derilse yine bir bahar mevsiminde…

Girsen hayatıma bir daha, bir daha; hiç kaybolmamacasına! Pas tutmuş zincirleri kırılsa gönlümün, dudaklarından dökülen inci taneleriyle…

Usulca süzülse gözyaşların yanaklarımdan, şah damarıma değin! Sarsan beni çepeçevre… Kalbimin kapılarını zorlasan… Kırsan; set olmadan yer edinsen benliğimde, uğruna canlar feda hakikatinle…

Usulca dökülse fısıldadıkların dilimizden! Bir nağme olup dillendirsek ‘tevhid’ gerçeğini yine Seninle! Kapkaranlık Mekke’ye doğan ‘nur’un misali; asırlar sonra bugün, bir kez daha aydınlatsa cemâlin kapkara yüzlerimizi… Ve bir daha sönse, şirkin bedenden alevleri…

Uzak diyarlara gönderiyorum selamımı! Bir bahar mevsiminde, yine… Nisan yağmurlarıyla ıslanan gönüller eşliğinde… Her bahar meydanları dolduran sevdalılar diliyle… Kâinatın sırrına açılan ufacık bir pencerem-iz- olsun dileğiyle…

Es selamu aleyke Ya Eminevahyillah…

Nur Kılıç / İnzar Dergisi – Nisan 2013
 

 


Nur Kılıç

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS