İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
    • 261.SAYI
    • 262.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Ashabın ilk büyük imtihanı ya da Bedir’de Rahman’ın ayetleri -1-

2020-07-16
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Peygamber Aleyhisselam Medine’ye hicret ettikten sonra Müslümanlarla Mekkeli müşrikler arasında bir tür savaş hali yaşanıyordu. Çünkü müşrikler Müslümanları yurtlarından atmışlar, malvarlıklarına el koymuşlar, bununla da yetinmeyip İslam ve Müslümanlar aleyhindeki her türlü komploya ortak olmuşlardı. Ve düşmanlıklarını inatla, en üst derecede hala sürdürüyorlardı. Peygamber Aleyhisselam Mekkelilerle savaşımın içinde olma gereği onları etkisiz hale getirmeye çalışıyor, bu niyetle ticaret yollarını kesiyor,  Mekkelilerin Şam-Mekke arasında gidip gelen ticaret kervanlarına askeri seriyelerle baskınlar düzenliyordu. Resul-i Ekrem’in akılcı siyaseti sayesinde tevhid dininin düşmanları büyük ekonomik kayba uğruyorlardı. İşte böyle bir ortamda Kureyşli müşrikler Ebu Süfyan’nın önderliğinde büyük bir ticaret kervanını Şam’a gönderdiler. Mekke’de yaşayıp imanlarını gizleyen bazı Müslümanlar Resulullah’ı durumdan haberdar ettiler. Resulullah bu fırsatı kaçırmak istemedi. Eğer kervanı ele geçirebilirlerse bir taraftan şer cephesi büyük kayba uğrayacak, öbür taraftan genç ve zayıf İslam devleti önemli kazanımlar elde edecekti. Peygamber Aleyhisselam Mü’minleri mescitte topladı. Onlara: - Büyük bir Kureyş kervanı Şam’dan Mekke’ye dönüyor, dedi. Kervanda Kureyşlilerin değerli malları var. Allah’ın izniyle yola çıkın. Kervana baskın yapın. Belki Allah onların mallarını size ganimet olarak lütfeder… Resulullah’ın çağrısına üç yüz civarında sahabi icabet etti. Diğer Müslümanlar ağır davrandılar. Nasıl olsa Kureyş kervanını en fazla otuz, kırk kişi koruyor diye düşünüyorlardı. Onları yenmek için üç yüz kişi bile fazlaydı. Mekkelilerle herhangi bir savaşa tutuşmak akıllarının ucundan bile geçmiyordu. Peygamber Aleyhisselamın komutasındaki İslam Ordusu hicretin ikinci yılı, ramazan ayının sekizinde oruçlu bir halde Medine’den Kureyş kervanının güzergahı üzerinde olan Zefran mevkiine doğru yola çıktı. Peygamber Aleyhisselamın görevlendirdiği istihbarat mensupları Kureyş kervanının Zefran’dan geçeceğini bildirmişlerdi. Peygamber efendimiz herhangi bir sefere çıkacağı veya önemli bir işe kalkışacağı zaman mutlaka ön hazırlık yapardı. Yapacağı şey hakkında bilgi toplar, uygun zamanı gözetir, kendi gündemini kendisi belirler, iç ve dış etkenlerin etkisi altında kalmazdı. Hazırlıksız, tepkisel eylem ve davranışlar onun yanında makbul değildi. Büyük Kureyş kervanına saldırı kararı çok ince hesapların sonucunda ve savaş izni veren ayetten sonra verilmişti. Kur’ân ; Hac suresinin otuz dokuzuncu ayetinde şöyle diyordu: “ Haksızlığa uğratılarak kendilerine savaş açılan kimselerin karşı koyup savaşmasına izin verilmiştir. Allah onlara yardım etmeğe elbette kadirdir.” Peygamber Aleyhisselam Medine dışında İslam Ordusunu durdurdu. Orduda bulunan çocuk yaştaki bazı Müslümanları geri çevirdi. O dönemde İslam toplumunun genç-yaşlı, kadın-erkek bütün fertlerinde müthiş bir cihat ve şehadet aşkı hakimdi. Ölümden sonraki hayata, cennet hayatına yakin derecesinde inanıyorlardı ve Allah yolunda şehit olmaya cennetin anahtarı gözüyle bakıyorlardı. Çocuk yaştaki Müslümanları orduya katılmaya sevk eden işte bu bilinçti. Çocuklar ordudan ayrıldıktan sonra İslam Ordusu hızla yola koyuldu. Bedir kuyularına iki menzil mesafede olan Zefran’a varınca karargah kurdu. Peygamber Aleyhisselam, Ebu Süfyan’ın liderliğindeki Kureyş ticaret kervanını Zefran’da karşılamaya karar vermişti. Ebu Süfyan, yollarının İslam Ordusu tarafından kesildiğini haber alınca büyük bir korkuya kapıldı. Kervan bin deveden oluşuyordu, develere yüklü ticari malların değeri elli bin dinardı. Hemen hemen bütün Mekkeli zenginlerin payı vardı bu kervanda. Ve kervanı koruyan sadece kırk kişiydi.  Kalpleri cihat ve şehadet aşkıyla çarpan üç yüz Müslüman savaşçıyla karşılaşmayı göze almak çılgınlıktı. Böyle bir durumda canları da giderdi, malları da… Mekke halkını acilen imdada çağırmaktan başka çare yoktu. Ebu Süfyan, Zemzem bin Amr Gaffari isimli hızlı bir deve sürücüsünü kiraladı. Ona şu emri verdi: - Bütün hünerlerini göstererek bir an önce Mekke’ye ulaş! Kureyş yiğitlerini, kervandaki malların sahiplerini bu tehlikeden haberdar et. Kervanı Müslümanlardan Kurtarmak için çok az zamanlarının kaldığını söyle. Ne kadar asker ve techizat bulabiliyorlarsa toplasınlar ve acilen Mekke’den çıkıp gelsinler! Zemzem, devesini çılgınlar gibi sürerek ve konaklama yerlerinde çok az dinlenerek kısa sürede Mekke’ye ulaştı. Mekke’ye girmeden önce devesinin kulaklarını kesti, burnunu yardı, kuşamını ters çevirdi. Kendi toz toprak içindeki elbiselerini de önden ve arkadan yırttı. Kendisini ve devesini en acıklı bir hale soktu ve devesinin üstünde Mekke’ye girer girmez feryad u figan ederek bağırmaya başladı: - Ey Kureyş’in korkusuz yiğitleri, Ey Mekke’nin soylu halkı ! Yetişin! Yetişin! Muhammed ve adamları ticaret kervanınızı ele geçirmek üzere… Misk kâselerini taşıyan develeriniz tehlikede… Çok geç kalmadan yetişin! İmdat! İmdat! Yardım edin! Yetişin! Zemzem’in yürek dağlayan feryadı, kulaklarından ve burnundan kan akan devenin acıklı hali yiğitlik ve cesaretleriyle övünen Mekkelileri galeyana getirdi. Birkaç gün içinde bin kişilik bir ordu hazırladılar. Kureyş’in bütün önde gelenleri, reisleri, savaşçılıklarıyla meşhur yiğitleri orduda yerlerini aldılar. Mekkeliler ölümden sonraki hayata, ahirete inanmayan Kâfir bir halktı. Onlar için hayat sadece bu dünya ile sınırlıydı. Bütün hedefleri dünyevi, maddi hayatlarını mamur etmek, hayattan alabilecekleri kadar zevk almaktı. Bu ise maddi bir zenginlik ve dış tehditlerden uzak bir ortamla ancak mümkün olurdu. Oysa Muhammed onların ticaret kervanlarına saldırıyordu. Dünyaperestliğe dayalı yaşamlarını tehdit ediyordu. Varlıkları ve hayat felsefeleri tehdit altındaydı. Muhammedi tehlikeyi mutlaka bertaraf etmeliydiler. Bunlara benzer yüzlerce düşüncenin etkisi altındaki Kureyşliler  içleri İslam’a ve Müslümanlara, adalet ve özgürlüğün kaynağı tevhit davasına ve özellikle de insanlığın kurtarıcısı Muhammed Mustafa’ya karşı kin ve nefret dolu olarak  Bedir kuyularının yolunu tuttular… DEVAM EDECEK…
Sadullah Aydın

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS