Bir rüyayı gerçek sanıp aldandın
Ömür elden gitti, sen uyanmadın
Şimdi uyansan da artık ne fayda!
Meçhul bir seraba gönül bağladın
Bir hayal uğruna ömür harcadın
Ecel vakti geldi, ancak ayıldın
Şimdi ayılsan da artık ne fayda!
İşaretler gördün pek ders almadın
Ölümü kendine hep uzak sandın
Geçip gidenlere hiç aldırmadın
Şimdi aldırsan da artık ne fayda
Ölüm yokmuş gibi gamsız yaşardın
Gün bugündür deyip keyfe bakardın
Nasihat duyunca hem kaçardın
Şimdi kaçmasan da artık ne fayda
Yıllarca dünyada gezdin dolaştın
Ömür sermayeni havaya attın
Mezara varınca farkına vardın
Şimdi varmışsan da artık ne fayda!
Şu yalan dünyaya nasıl aldandın
Üç günlük rüyayı bitmez mi sandın
Bir gün kabristana dönüp bakmadın
Şimdi bakarsan da artık ne fayda
Aklını başına nasıl almadın
Bir oyuna daldın hiç uyanmadın
Fani bir rüzgâra kapılıp kaldın
Şimdi bıraksan da artık ne fayda
Yaşadığın ömrü çok az sanırdın
Dünya senin olsa yine doymazdın
Deniz suyu gibi içer kanmazdın
Şimdi kanarsan da artık ne fayda!
Her gün sabah akşam hesap yapardın
Üç günlük dünyaya çivi çakardın
Yarım kaldı işin bir gün ansızın
Şimdi tamam olsa artık ne fayda!
Akıbetten yana gafil yaşardın
Dünyayı kendine mesken yapmıştın
Diyar diyar gezer güler oynardın
Şimdi ağlasan da artık ne fayda!
Mahşere varınca işi anlarsın
Dünya günlerini rüya sanırsın
O gün rüya biter ve uyanırsın
Şimdi geç kalırsan artık ne fayda!
Yusufoğlu, sözü fazla uzattın
Ağzından çıkanı duysun kulağın
Dersini almazsan sen de yanarsın
Şimdi alamazsan artık ne fayda!
Yusuf Akyüz / İnzar Dergisi – Ekim 2013 (109. Sayı)
Yusuf Akyüz