İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Ancak Vasat Olanlar İnsanlığa Rehberlik Edebilir

2015-12-05
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Ancak biz, Ümmet-i Muhammed’in insanlar aleyhinde şahitler olsunlar diye veya müfessirlerin yorumlarına göre insanlığa hidayet yolunda rehberlik etsinler diye vasat bir ümmet kılınışını konu alan ibare üzerinde duracağız daha çok… Genel tefsire ise az bir yer ayıracağız.
وَكَذٰلِكَ جَعَلْنَاكُمْ اُمَّةً وَسَطاً لِتَكُونُوا شُهَدَٓاءَ عَلَى النَّاسِ وَيَكُونَ الرَّسُولُ عَلَيْكُمْ شَه۪يداًۜ وَمَا جَعَلْنَا الْقِبْلَةَ الَّت۪ي كُنْتَ عَلَيْهَٓا اِلَّا لِنَعْلَمَ مَنْ يَتَّبِـعُ الرَّسُولَ مِمَّنْ يَننْقَلِبُ عَلٰى عَقِبَيْهِۜ وَاِنْ كَانَتْ لَكَب۪يرَةً اِلَّا عَلَى الَّذ۪ينَ هَدَى اللّٰهُۜ وَمَا كَانَ اللّٰهُ لِيُض۪يعَ ا۪يمَانَكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ بِالنَّاسِ لَرَؤُ۫فٌ رَح۪يمٌ ﴿١٤٣﴾

Böylece, sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi vasat bir ümmet yaptık. Her ne kadar Allah`ın doğru yolu gösterdiği kimselerden başkasına ağır gelse de biz, yönelmekte olduğun ciheti ancak; Resûl`e tabi olanlarla, gerisin geriye dönecekleri ayırd edelim diye kıble yaptık. Allah imanınızı boşa çıkaracak değildir. Şüphesiz, Allah insanlara çok şefkatli ve çok merhametlidir. ﴾143﴿

Bu ayet-i kerime önceki ve sonrakilerle beraber kıblenin mescid-i aksadan mescid-i haram tarafına çevrilmesi hakkında nazil olan ayetlerdir. Konuları kıblenin değiştirilmesi, Hz. Resulullah salallahu aleyhi ve sellem’in Kabe’ye duyduğu özlem, mescid-i aksanın Müslümanlar için kıble olmasına ehl-i kitaptan Yahudilerin bakışı ve kıblenin tebdili hakkında Hz. Resulullah salallahu aleyhi ve selleme mutlak itaat edenler ile ökçeleri üzerinde gerisin geri dönenlerin içlerinde taşıdıklarına, dolayısıyla gerçek kişiliklerine ışık tutmaktadır.

Ancak biz, Ümmet-i Muhammed’in insanlar aleyhinde şahitler olsunlar diye veya müfessirlerin yorumlarına göre insanlığa hidayet yolunda rehberlik etsinler diye vasat bir ümmet kılınışını konu alan ibare üzerinde duracağız daha çok… Genel tefsire ise az bir yer ayıracağız.

Bu yöntem her ne kadar tefsirin genel metodu ile çelişiyorsa da biz açıklamalarımızda Selef-i Salihinin görüşlerine aykırı hareket etmeyeceğiz Allah (cc)’ın izniyle… Onların açıklamalarına belki (inşallah bu edepsizlik olmaz) ek açıklamalarda bulunacağız, ama kesinlikle onlarla ters düşecek bir açıklamada bulunmayacağız. Böyle bir şeyden Allahu Teâlâ bizleri muhafaza etsin.

Ayette geçen;

وَسَطاً kelimesi; bir şeyin tam ortası manasındadır. Zira vasat demek her tarafa eşit mesafede olan, hiçbir tarafa diğerinin aleyhinde yakın durmayan manasındadır. Muhammed Hüseyin Fadlallah’ın aktardığına göre El-Ayn adlı eserin sahibi Vasat’ı; her şeyin en adili ve en faziletlisi olarak tanımlamış.

شُهَدَٓاءَ ise; Şehid’in çoğulu olup Müşahede olunana şahid olan demektir. Bu şahitlik ya gözü/basarıyladır ya da basiretiyle olur. Yine aynı şekilde Şüheda ya amellere şahit olan manasından alıntıdır. Ya da hüccet ve delil manasından alıntıdır. Ayetteki Şüheda kelimesinin (Allahu Teâlâ en iyi bilendir) hüccet ve delil manasında olması doğruya daha yakındır.

Bu ayet-i kerimede bizim üzerinde duracağımız iki husus vardır. Bunlar:

1-    Ümmetin asli vazifesi
2-    İki biçilen rol ve bu rol için olmazsa olmaz şart.


Ümmetin asli vazifesi:

Ayet-i kerime Hz. Resulullah salallahu aleyhi ve sellemin resul olarak asli vazifesini; “Ümmete rehberlik etmesi” olarak açıklıyor. Bu rehberlik/önderlik ve örneklik Resul için Allah (cc) katında ümmet aleyhinde bir şahitlik hakkını doğuruyor. Hz. Resulullah salallahu aleyhi ve sellem bunu Veda Hacc’ında ümmetinin şahitliği ile takrir ettikten sonra Rabbine rücu ediyor.

Yani halk diliyle bunu tabir edecek olursak;

Mahşer meydanında ümmetin hiçbir ferdi; “(Haşa) Ya Rabbi! Gönderdiğin resul, dinini bana tanıtma ve sevdirme konusunda iyi bir örneklik teşkil etmedi. Bana tam manasıyla hakkı hak, batılı batıl olarak göstermedi ki, batıldan ictinab edip hakka tabi olayım. Ya da Onun bazı hareket ve davranışları, ahlak ve siretinden bir kısmı benim salim fıtratıma, aklıma menfur geliyordu. O yüzden tabi olma konusunda mutmain olamadım.” diyemez. Tam aksine bütün selim akıl sahipleri Hz. Resulullah salallahu aleyhi ve sellemin tüm ithamlardan beri olduğunu, Ona tabi olmayanın hiçbir kalbi ve akli gerekçesinin olamayacağı hususunda ittifak halindedirler.

İşte ümmet hakkında Hz. Resulullah salallahu aleyhi ve selleme verilen bu görev ve aynı şekilde bu makam insanlar hakkında da Ümmet-i Muhammed’e verilmiş.

Yani tıpkı Hz. Resulullah salallahu aleyhi ve sellemin ümmete İslam’ı, akvalı ve ef’alı ile tebliğ ettiği gibi ümmetin de aynı şekilde İslam’ı insanlara akvalı ve ef’alı ile tebliğ etme mecburiyetleri vardır. Bu, onların asli vazifeleridir, başka bir şey değil.

Allahu Teâlâ’nın kendilerine yüklemiş olduğu bu sorumluluğu yerine getirmiş olmak için bu şekilde bir misyonu yüklenmeleri gerekmektedir. Aksi halde Allahu Teâlâ’nın katında onlar, değil insanlar aleyhinde şahitler olma; kendi yakalarını insanların ellerinden kurtarmayı bile başaramayacaklardır.

Ayet-i kerime bunun Hz. Resulullah salallahu aleyhi ve sellemin yaptığı şekilde yerine getirebilmiş olmak için “Vasat Ümmet” olma şartını koşuyor.

Allah’ın rahmeti üzerine olsun. Merhum Şehid Seyyid Kutub ümmetin ‘vasat’ olması ile ilgili şu açıklamalarda bulunuyor;

“Bu ümmet "vasat bir ümmettir", hem de kelimenin tam anlamıyla "vasat bir ümmet".

Düşünce ve inanç alanlarında "vasat bir ümmet". Yani ne maddeden soyutlanmış bir maneviyatçılık ne de maddeyi tek gerçek olarak gören materyalizm gibi dengesiz bir aşırılığa girmez. Bunun yerine "ruha sarılmış ceset" ya da "cesede yapışmış ruh" esprisinde sembolleşen fıtri dengeye bağlı kalır.

Arzular ve eğilimler dünyasındaki her gelişmeyi ifrata ve tefrite (başıboşluğa ve aşırı baskıya) kaçmadan ölçülü, uyumlu ve dengeli bir biçimde serbest bırakır.

Sosyal düzenleme ve koordinasyon alanında "vasat bir ümmet”. Yani, hayatı tümü ile ne duygulara ve içgüdülere ve ne de kanunlara ve cezalara bırakır. Bunun yerine bir yandan eğitim ve yönlendirme yolu ile insan duygularının düzeyini yükseltirken öte yandan da kanunlar ve cezalar aracılığı ile toplum düzenini güvenceye bağlar.

İnsanlar arası ilişkiler ve karşılıklı bağlar alanında "vasat bir ümmet". Yani ne ferdin kişiliğini ve bu kişiliğin dayanaklarını ortadan kaldırarak onun benliğini toplumun ya da devletin kişiliğinde eritir ve ne de ferde kendinden başka hiç kimseyi düşünmeyen, bencil ve muhteris bir kişi olma serbestliği tanır.

Dünyada, yeryüzünün göbeğinde ve yerkürenin orta kuşağındaki fonksiyonu itibariyle "vasat bir ümmet". Toprakları üzerinde İslâm`ın egemen olduğu bu ümmet, uzun yüzyıllardan beri şu ana kadar yeryüzünün Doğusu ile Batısı, Güneyi ile Kuzeyi arasında bir köprü durumundadır. Yüzyıllardan beri elinde bulundurduğu bu konumu ile tüm insanlığı gözlemekte, bütün insanlara örnek olmaktadır. Elinde olan her şeyi bütün yeryüzü halkı ile paylaşmakta; tabiî, ruhî ve manevî ürünler, hudutlarından geçerek dünyanın şurasına-burasına dağılmakta ve bu ümmet sözünü ettiğimiz maddî ve manevî trafiğe hakemlik etmekte, onun düzgün işlemesini sağlamaktadır.

Zaman perspektifi konusunda "vasat bir ümmet". İnsanlığın, kendisinden önceki çocukluk dönemini noktalayarak, kendisinden sonraki aklî gelişme çağına bekçilik ve koruculuk yapmaktadır. İnsanlığın bu iki dönemi arasında durarak bir yandan insanın gelişmesine ayak bağı olan çocukluk döneminden kalma saplantıları ve hurafeleri silkeleyip atarken, öte yandan insanlığı aklın ve nefsani arzuların fitnesinden uzak tutmaya çalışmaktadır.”

Merhum Şehid Seyyid Kutub’un bu detaylandırmasına ek olarak;

Ne uysal bir koyun gibi başından tutulup çekilen ve güdülen olmadığı gibi, o aynı zamanda bir savaş canavarı da değildir. Hem kendisinin ve hem de yeryüzü mazlumlarının hakkını korumasını bilen ve buna güç yetiren bir ümmettir vasat ümmet… Kendisinin ve yeryüzü mazlumlarının hakkını korumaya çalışırken hiçbir zaman dehşet yaratma psikolojisi ile hareket etmez. Tedhiş politikaları gütmez. Yeryüzü halkları ondan ürkmediği gibi yeryüzünün zalimleri ona yönelik bir heves içinde de olmaz.

İşte bu özelliklere sahip olan ümmet vasat ümmettir ve insanlığa rehberlik etme hakkına sahip olan da, bu görevi icra etmesi gereken de bu ümmettir.

Bu özellikleri kendisinde barındırmayan hiç kimse ister fert bazında olsun, ister cemaat bazında olsun ve isterse ümmet bazında olsun, onun ne hidayet yolunda insanlığa önderlik iddiasında bulunma hakkı vardır ne de o Allah (cc) katında insanlar aleyhinde şahitlik yapabilecektir.

İnsanları Allahu Teâlâ’nın dininden tiksindirenlerin insanlar aleyhinde şahitlik etme hakları olmadığı gibi insanları Allah (cc)’ın dininden ürkütenlerin de böyle bir hakları yoktur, olamaz.

İnsanlığa önderlik ve Allah (cc) katında aleyhlerinde şahitlik; örneklik ve ifrat ile tefrite düşmeyip vasat çizgide olmakla mukayyeddir. Bu şartlarını yitirenler bulundukları makamdan azledilmekle cezalandırılırlar.

Mehmet Zeki Ergin / İnzar Dergisi – Aralık 2015 (135. Sayı)
 

 


Mehmet Zeki Ergin

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS