اَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ صَدْرَكَۙ ﴿١﴾ وَوَضَعْنَا عَنْكَ وِزْرَكَۙ ﴿٢﴾ اَلَّـذ۪ٓي اَنْقَضَ ظَهْرَكَۙ ﴿٣﴾ وَرَفَعْنَا لَكَ
ذِكْرَكَۜ ﴿٤﴾ فَاِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْراًۙ ﴿٥﴾ اِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْراًۜ ﴿٦﴾ فَاِذَا فَرَغْتَ فَانْصَبْۙ ﴿٧﴾ وَاِلٰى رَبِّكَ فَارْغَبْ ﴿٨﴾
Senin kalbini açıp genişletmedik mi? Belini büken yükünü üzerinden kaldırmadık mı? Ve senin şanını yüceltmedik mi? Demek ki zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Evet, doğrusu her güçlüğün yanında bir kolaylık var. O halde önemli bir işi bitirince hemen diğerine koyul. Ve yalnız rabbine yönel. İnşirâh Sûresi (1 - 8)
İnsanlık hayatı gelgitlerle sarmalanmıştır. Bazen bahardaki mavi gökyüzü kadar berrak ve sakin, dalgaları alınmış bir deniz kadar durgun bazen de kaos, fırtına ve dağdağalarla dolu oluyor. Bir savaş sahnesi kadar allak bullak... Toplumlar açısından da bu böyle, insanın bireysel hayatı için de psikoloji/halet-i ruhiyesi açısından da bu böyledir.
İslam âlimlerinin iman için; azalıp artabilen bir hakikattir, demeleri bu gerçeği yansıtıyor, buna işaret ediyor. Hatta en üst mertebedeki Allah dostları bile bu hakikatten yüzde yüz emin değiller. Hz. Rasullullah (s.a.v) Efendimizin nübüvvetin evvelinde vahiyle ilgili yaşadıkları da bu minvalde ele alınsa yanlış bir değerlendirme olmaz sanırız.
Her hakikat hakkında projeleri olan İslam’ın bu konuda da söyleyecek çok sözü, çözüm sunan çok projeleri var. Bu projelerden biri de konumuzun merkezini oluşturan yukarıya aldığımız ayet-i kerimelerdir. Hatta bir bütün olarak İnşirah Suresi İslam’ın bu alandaki projelerinden biridir.
Davetçi her şeyden önce bir insandır, beşerdir. Öyle ise insanın ruhuyla ilgili her şey onun da ilgisi dahilindedir. Bir insan olarak davetçi, hayatın her gerçeğiyle birebir muhataptır. Onun da hayatı gelgitlerle doludur. Durgun bir deniz kadar sakin ve sükûnet içinde olan anları olduğu gibi fırtınalı, dağdağalı zamanları da vardır. İmanın tadını zirve noktasında tattığı ve buna göre ilerleyip öne atıldığı anlar olduğu gibi, içine kapanıp kendini kilitleyen anları da aynı şekilde mevcuttur. Onu içerden sarsan, onu davet yolunda geriletip bir noktaya çakılmasına neden olan hatta Allah muhafaza bazen vartalara-darboğazlara savrulmasına neden olan hallerle karşı karşıya geldiği anları oluyor ve olacaktır.
Bu bazen iman noktasındaki zafiyetlerden kaynaklandığı gibi bazen de hissedilen yükün ağırlığından veya başka herhangi bir sebepten de kaynaklanıyor olabilir. İşte bu sure-i celile aslında tam da bu konulara parmak basıyor.
İnşirah suresi her ne kadar özel olarak Hz. Rasulullah (s.a.v)’a hitap olsa bile Efendimiz (s.a.v)’in şahsında her mümin kulun da kendini muhatap kabul edeceği ve kendi payına düşen çok hikmetler alabileceği bir kaynaktır.
Rasulullah (s.a.v)’e olan özel hitabını bu yorumumuzun dışında tutarak söylüyoruz. Zira bu hitabın Efendimizi neye karşı uyardığını ve gerçek olarak Onun halet-i ruhiyesi ile ilgili nasıl telkinlerde bulunduğu Ona özeldir ve bizim gerçek manada bunu idrak edip anlamamızın takatimizden uzak olduğuna inanıyorum. Ama bize olan hitabına gelecek olursak, aslında mümin davetçinin şevkinin kırılmaması, ruhi sıkıntıların etkisinde kalmasının olmaması gerektiğini hatırlatıyor. Zira bir mümin için aslında Allah ruhi sıkıntının tüm yollarını kapatmış…
Sure-i celile bir müminin şevkini kırıp onun atıl kalmasını sağlayan unsurların aslında ortadan kaldırıldığını ifade eden üç maddeye doğrudan üç maddeye dolaylı olarak işaret etmektedir:
Mehmet Zeki Ergin
- اَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ صَدْرَكَۙ (Biz Senin kalbini açıp gönlüne ferahlık vermedik mi?)
- وَوَضَعْنَا عَنْكَ وِزْرَكَۙ اَلَّـذ۪ٓي اَنْقَضَ ظَهْرَكَ (Senin yükünü senin sırtından indirmedik mi? O yük ki senin belini büküyordu.)
- وَرَفَعْنَا لَكَ ذِكْرَكَ (Senin şanını yüceltmedik mi?)
- فَاِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْراًۙ اِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْراًۜ (Demek ki zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Evet, doğrusu her güçlüğün yanında bir kolaylık var.)
- فَاِذَا فَرَغْتَ فَانْصَبْۙ (O halde önemli bir işi bitirince hemen diğerine koyul.)
- وَاِلٰى رَبِّكَ فَارْغَبْ (Ve yalnız rabbine yönel)
Mehmet Zeki Ergin