İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Allah’ın Rızası Resulün Ashabı (Ensar ve Muhacir)na İhsanla Tebeiyettedir

2016-03-15
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

İslâm’ı ilk önce kabul eden muhâcirler ve ensar ile iyilikle onlara uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş; onlar da O’ndan razı olmuşlardır. Allah, onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır.
والسابقون الأولون من المهاجرين والأنصار والذين اتبعوهم بإحسان رضي الله عنهم ورضوا عنه وأعد لهم جنات تجري تحتها الأنهار خالدين فيها أبدا ذلك الفوز العظيم

İslâm’ı ilk önce kabul eden muhâcirler ve ensar ile iyilikle onlara uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş; onlar da O’ndan razı olmuşlardır. Allah, onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır.

Saîd bin Müseyyeb dedi ki; Hz. Ömer (radıyallahu anh) şöyle buyurdu: "Ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)`ı dinledim, şöyle buyurmuştu:

"Ben, Rabbimden Ashabımın benden sonra düşeceği ihtilaf hakkında sordum. Bunun üzerine şöyle vahyetti:

"Ey Muhammed! Senin Ashabın benim nezdimde, gökteki yıldızlar gibidir. Bazıları diğerlerinden daha sağlamdır. Her biri için bir nûr vardır. Öyleyse, kim onların ihtilaf ettikleri meselelerden birini alırsa, o kimse benim nazarımda hidayet üzeredir."

"Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) (devamla) ilave etti:

"Ashabım yıldızlar gibidir, hangisine uyarsanız hidayeti bulursunuz."

Hz. Resulullah salallahu aleyhi ve sellemin ashabı; Kur`an-ı Kerim’in nassı ve Hz. Resul sallallahu aleyhi vesselemin açık işaretiyle ümmetin rehberleridirler. Doğru yola hidayet olmak isteyen onları es geçemez. Allah (cc)’ın rızasına nail olmak isteyen güzellikle onlara tabi olmaktan daha salim bir yol bulamaz.

Onlar Hz. Resulullah salallahu aleyhi ve selleme varis olmuş nesildirler. Her biri kendi istidadınca Onun ilim deryasından nasiblerini almışlar ve bu nur ile kendilerinden sonra takipçilerini aydınlatmışlardır.

Onlar Hz. Resulullah salallahu aleyhi ve sellemin medeniyetine açılan kapılardırlar. Resul aleyhi’s-selatu ve’s-selam atlanarak Kur`an anlaşılamayacağı gibi onlar atlanarak da Resul aleyhi’s-selatu ve’s-selam anlaşılamaz.

Yukarıda zikrettiğimiz ayet-i kerime ise ashab içerisinde özel bir kesimden söz ediyor. Bunlar muhacirlerden sabikun (öncü) olanlar ile bir de bu muhacirlere verdikleri destek ve yardımla tarihe geçen Ensar’dırlar. Bu nesil Kur`an’ın nassı ile Allah-u Teâlâ’nın rızasına nail olmuşlardır. Hz. Resulullah salallahu aleyhi ve sellemin hadisleri de bu konuyu te’yid etmişlerdir. Bu konu tartışılamaz bir hakikattir. Bunu tartışmaya açan şaz olmaktan kendini kurtaramaz. Girişimi ise ümmetin onlar etrafında bina ettiği hakikat kalesinin duvarlarına toslamaktan öteye geçemez.

Arap gramerinden azıcık haberdar olan bilir ki; ayet-i kerimenin lafızları her türlü yorumu tard edecek açıklıktadır.

Ama bizce özellikle üzerinde durulması, dikkatlere sunulması gereken başka bir husus var. Bu husus dahi evvelki hususta olduğu gibi tartışılamazdır.

Muhacirlerden sabikun (öncü) olanlar ve bir de bu muhacirlere Ensar olanlara ihsan ile tabi olmak Allahu Teâlâ’nın rızasının olmazsa olmazı ve aynı zamanda garantisidir. Ashab (Ensar ve muhacirler) için bu makam zikredilirken aralarında Hz. Resulullah salallahu aleyhi ve sellem zikredilmemiş. Ta ki Resul aleyhi’s-selatu ve’s-selamın o yüceliği onları gölgede bırakmasın. Yalın olarak sadece Ashab (Ensar ve Muhacirler)’ın önderliği zikredilmiş ki, Resul sallallahu aleyhi ve sellemin gölgesi onları örtmesin. Onların önderliği o yüce gölgede kaybolmasın.

Allah azze ve celle tarafından bu önderlik makamına oturtulan Ashab, yok sayılamazlar, görmezden gelinemezler, önlerine geçilmezdirler ve atlanamazlar.

bir ara İmam Gazali’nin eserlerinden birinde saliklerin makamları ve onların hallerinden söz edilirken şöyle bir anekdot aklımda kaldığını hatırlıyorum;

“Salik öyle bir makama gelir ki vardığı noktada kendisi gaipten şöyle bir nida ile uyarılır. Haddini bil ve edepli ol. Sen Sıddık’ın sırtına mı basmak istiyorsun, Sen Faruk’un sırtına mı basmak istiyorsun, Sen Zinnureyn’in sırtına mı basmak istiyorsun, Sen Kerrar’ın sırtına mı basmak istiyorsun?” Şeklinde uyarıldığını ifade ediyor İmam Gazzali…

Bu örnek her ne kadar şer’i bir delil değilse bile diğer delillerle desteklendiği ve İmam Gazali gibi bir otorite tarafından dile getiriliyor olması ashabın önüne geçilemeyeceği hakikatini te’yid ediyor.

Ashab’ın önüne Resul’den başkası geçemez. Onlar sadece Hz. Resulullah salallahu aleyhi ve sellemin gerisinde dururlar. Diğer insanların tümü onların gerisinde durmak mecburiyetindedirler. Sonradan gelenler Kur`an-ı Kerim’in açık nassıyla ancak insan ile onların tabileri (yollarının takipçileri) olurlar. Onların önüne geçemez, onları atlayamazlar.

Allahu Teâlâ’nın rızasının talibi olmanın, arkasından koşmanın gerektirdiği olmazsa olmaz bir şartıdır.

Aynı surenin 117. Ayet-i kerimesinde; “Andolsun Allah; Peygamber ile içlerinden bir kısmının kalpleri eğrilmeğe yüz tuttuktan sonra, sıkıntılı bir zamanda ona uyan muhacirlerle, ensarın tövbelerini kabul etmiştir. Evet, onların tövbelerini kabul etmiştir. Şüphesiz O, onlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.” Muhacir ve Ensar’ı Peygamberle beraber aynı kategoride ele alıyor.

İçlerinden kalbleri kayma tehlikesi geçirmiş olup Ensar veya Muhacirlerden olan taife ile beraber onların tevbelerinin kabul edildiğini ifade ederken bu iki taifeyi Hz. Resulullah salallahu aleyhi ve sellem ile beraber aynı kategoriye yerleştiriyor. Onlar Hz. Resulullah salallahu aleyhi ve sellemin yanında bir makam veriyor.

Bu iki taifeden olup kalpleri kayma tehlikesi geçirmiş olanlara bile çok merhametli olduğunu Allahu Teâlâ’nın deklare etmesi sanırım onların makamları hakkında başka bir söze hacet bırakmıyor.

Bu önder taifenin kim olduğu hakkındaki ulemanın görüşlerine geçmeden önce şöyle bir anekdotu paylaşmadan geçmeyelim.

Enes bin Malik (r.a)’e sorulmuş. İnsanların hakkınızda kullandığı şu isim (Ensar) hakkında ne dersin. Bu ismi size Allahu Teâlâ mı verdi, yoksa daha önce bu ismi insanlar sizin hakkınızda kullanıyorlar mıydı?

Enes bin Malik;

“Bilakis bu ismi bizim hakkımızda Allahu Teâlâ kullanmıştır. Bu isim bizim için Kur`an-ı Kerim’de Allah (cc) tarafından kullanılmış olan isimdir.” Diye cevap veriyor.

Ayet-i kerimede geçen Muhacir ve Ensar’dan sabikun (öncüler) hakkında ulema değişik ama birbirine çok yakın görüşlere sahiptirler. Sanırım Hz. Halid bin Velid (r.a) ile Hz. Abdurrahman bin Avf (r.a) arasında geçen şu mesele bu konudaki görüşler hakkında aydınlatıcı olacaktır.

Hz. Abdurrahman’ı şikâyet eden Hz. Halid’e, Hz. Resulullah salallahu aleyhi ve sellem şöyle cevap veriyor.

“Benim ashabımı bana bırak ey Halid! Nefsim yed-i kudretinde olan Allahu Teâlâ’ya yemin ederim ki, sizden herhangi birinizin Uhud Dağı kadar altını olsa ve bunu her gün Allah (cc) yolunda sarf etse onlardan herhangi birinin faziletine ulaşamaz.”

Hadis-i şerifin işaretiyle söz konusu taifeden Hz. Halid (r.a) istisna edilmişse Rıdvan Biat’ı bu konu için sınırdır. Zira Hz. Halid (r.a) Rıdvan Biatından sonra İslam’a dahil olmuş.

Said bin Müseyyeb’in içinde bulunduğu bir taifeye göre Ensar ve Muhacirlerden Sabikun (öncü) olanlardan kasıt; “Her iki kıbleye de dönerek namaz kılmış olan ashabdır.”

İmam Şafii ise bunların Rıdvan Biatine katılan Müslümanlar olduğunu söylemiş.

Muhammed bin Ka’b ve Ata’ya göre ise bunlar Bedir savaşına katılan ashabdır.

Muhacirlerden kast edilenlerin kıblenin değiştirilmesinden önce hicret edenler olduğu hususunda ittifak edilmiştir, şeklinde bir rivayet de vardır.

Ebu Mansur el Bağdadi ashab arasında şöyle bir derecelendirme yapar; “Onların en faziletlileri, dört halifedir. Dört halifeden sonra Aşere-i Mübaşereden olup bu dört halifenin dışında kalan altı kişidir. Onlardan sonra ise Bedir ashabı hemen akabinde Uhud savaşına katılan ashabdır. Bunlardan sonra ise Rıdvan Biatına iştirak eden ashab gelir.”

İslam literatürüne has başka bir kavram ise bu ayette geçen “ihsan ile onlara tabi olanlar” lafzının işaretiyle tanımlanan ve “Tabiin” diye tarif edilen nesildir. Bunlar da ashab ile arkadaşlık eden onlardan sonraki nesildir.

Tabiin içinden Medine fukahasından olan şu yedi kişi onların en faziletlileri olarak sayılmıştır. Tabi başka isimler de ekleyenler vardır. Örneğin bu yedi isme Basra fukahasından olan Hasan-ı Basri de eklenmiştir.

Bu yedi tane Medine fukahası ise şunlardır;

Said bin Müseyyeb, Kasım bin Muhammed, Urve bin Zubeyr, Harice bin Zeyd, Ebu Seleme bin Abdurrahman, Abdullah bin Utbe bin Mesud, Süleyman bin Yessar…

Allah (cc) hepsine gani gani rahmet etsin. Bizleri onların nurundan mahrum bırakmasın, ahirette de şefaatlerinden mahrum etmesin. Amin…

Mehmet Zeki Ergin / İnzar Dergisi – Mart 2016 (138. Sayı)
 

Mehmet Zeki Ergin

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS