İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Allah’ın Aslanı Hz. Hamza (RA) - 3

2014-02-20
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Bedir yenilgisi, müşriklerin yüreklerinin tam üstüne bir acı ve ağırlık olarak çökmüştü. İntikam arzusu gırtlaklarına kadar varmış onları sıkıyordu, yakınlarını kaybeden kimi müşrik kadınların onların erkekliklerine laf etmesi ve bu konuda Ebu Süfyan`ın karısı Hint`in tahrikleri Müslümanlara karşı kısa zamanda bir ordunun toplanmasını sağladı.
Bedir yenilgisi, müşriklerin yüreklerinin tam üstüne bir acı ve ağırlık olarak çökmüştü. İntikam arzusu gırtlaklarına kadar varmış onları sıkıyordu, yakınlarını kaybeden kimi müşrik kadınların onların erkekliklerine laf etmesi ve bu konuda Ebu Süfyan`ın karısı Hint`in tahrikleri Müslümanlara karşı kısa zamanda bir ordunun toplanmasını sağladı.

Kureyşliler yeniden savaş için hazırlığa başladılar. Bir yıl önceki kervanın gelirini savaş için harcamaya karar verdiler. Savaş için değişik müşrik kabilelerden yardım isteyerek büyük bir kuvvet oluşturdular.

Cübeyr b. Mut`im`in Vahşi adında Habeşli bir kölesi vardı. Bu köle harbe (Habeşlilere özgü bir mızrak) atmakta oldukça maharetli idi. Hz. Hamza, Cübeyr b. Mut`im`in amcası Tuayma b. Adiyy`i Bedir Savaşında öldürmüştü. Cübeyr, amcasının acısını unutmamıştı. Kölesi Vahşi ile konuştu. Hz. Hamza`yı öldürmesi şartıyla kendisini serbest bırakacağını bildirdi...

Gelelim İslam saflarına, mümin cepheye... Peygamberimiz aleyhisselatu vesselam, Medine`nin içinde kalmayı, savunma savaşı yapmayı düşünüyordu. Bedir Savaşı`na katılmayanlar düşmanla yüz yüze gelmek, Medine dışında savaşmak istiyorlardı. Peygamberimiz, Ashabın bu ısrarlı tavrı karşısında Medine dışında savaşılmasına karar verdi.

Hz. Hamza da Medine dışında savaşılmasına taraftardı. Hatta Peygamberimize:

- Sana, kitabı indirmiş olan Allah`a yemin ederim ki, bu kılıcımla Medine dışında Kureyş müşrikleriyle çarpışmadıkça yemek yemeyeceğim, demişti.

Hz. Hamza, Cuma günü oruçlu idi. Cumartesi müşriklerle karşılaştığı zaman da oruçlu bulunuyordu.

Peygamberimiz, Uhud sabahı buyurdu ki:

- Rüyada, meleklerin, Hamza`yı yıkadıklarını gördüm.

Uhud dağı eteğine varıldı, orduya savaş düzeni verildi. Peygamber Efendimiz, Uhud harbinde; Hz. Hamza’yı en önde zırhsız süvarilerin başında çarpışmakla vazifelendirdi.

Hz. Hamza, iki elinde de kılıç olduğu hâlde:

"Ben Allah`ın Aslanıyım" diyerek düşmanı önüne katmış, öldüre öldüre ilerliyordu.

Hamza cihad meydanında, aşk arenasında coşmuş, müşriklerin üzerine azap rüzgârı olmuştu. O gün Hamza hangi müşrike dokunduysa kurtuluşu olmadı.

Safvân bin Ümeyye, etrafındakilere, “Hamza nerededir? Bana gösteriniz!” diyor, savaş meydanını araştırıyordu. Bir ara gözleri, iki kılıç ile halkı kıyasıya kesip biçen birini görünce sordu:

- Bu çarpışan kim?

Çevresindekiler dediler ki:

- Aradığınız kimse! Abdülmuttalib oğlu Hamza!

- Ben bugüne kadar, düşmanını öldürmek için saldıran, onun gibi hırslı, onun gibi gözü pek bir kimse daha görmedim.

Uhud’da herkes bütün güçleriyle çarpışırken, bir ara Resulüllah Efendimiz ile Hz. Hamza arasında kimse kalmadı. Hz. Hamza, hiç arkasına bakmıyor, hep ileri doğru hücum tazeliyordu...

Kureyş’in birinci bayraktarı Talha b. Ebî Talha, Hz. Ali tarafından, ikinci bayraktarı Osman b. Ebî Talha da Hz. Hamza tarafından öldürüldü. Sancaktarların ölmesi Kureyş`i şaşkına çevirdi. Sarsıldılar, sendelediler. Bin umutla getirdikleri Halid b. Velid`in saldırıları da sonuç vermedi. Müşrikler, kısa sürede dağıldı ve çil horozlar gibi kaçışmaya başladılar...

Peygamberimiz (s.a.v) tarafından görevlendirilen okçular, ganimet arzusuyla ve düşman yenildi hissiyle yerlerini terk ettiler; komutanları Abdullah b. Cübeyr`i dinlemediler.

İşte ne olduysa bu anda oldu. Okçuların bir anlık gevşekliği ve emre itaatsizliği pusuda bekleyen Halid bin Velid`i harekete geçirdi. Kuvvetlerini bir araya topladı, okçuların üzerine yürüdü.

Abdullah b. Cübeyr, kendilerine doğru bir kuvvetin geldiğini görünce arkadaşlarına dağılmamalarını söyledi. Müslüman okçular, üzerlerine gelen Kureyş müşriklerini ok yağmuruna tuttular. Okları bitinceye kadar kahramanca savaştılar ve şehid olana kadar mücadeleyi bırakmadılar; ama olan olmuş İslam saflarında bir itaatsizlik gedik açmış, inananlardan yana olan galibiyet, o an için ibreyi müşriklerden yana çevirmişti.

Okçuların yerlerini bırakması, kalan kısmının şehid edilmesiyle Müslümanlar gafil avlandılar. Hem arkadan, hem önden kuşatıldılar. Müslümanlar şaşkınlıkla birbirlerine kılıç sallamaya başladılar.

Sadece sınanma bununla sınırlı kalmadı, Uhud meydanı artık bir değirmene dönmüş; müşriklerin kılıçlarına hedef olan Müslümanlar, iki saldırı arasında öğütülüyordu.
Sadece bu muydu?

Bir an için "Allah Resulü aleyhisselam`ın öldürüldüğü" haberi başa gelen acıları katmerleştirdi. Gerçekten Uhud, Müslümanlar için hikmetleri ve dersleri çok olan bir imtihan oluvermişti.

Allah`ın ayetleri bu manzarayı Al-i İmran Süresi`nde bir tablo netliğinde gözler önüne sererek anlamamızı salık veriyor:

"O zaman içinizden iki takım bozulmaya yüz tutmuştu. Hâlbuki Allah onların yardımcısı idi. İnananlar, yalnız Allah`a dayanıp güvensinler." (Al-i İmran: 122)

"Eğer size (Uhud savaşında) bir yara değmişse, (Bedir harbinde) o topluma da benzeri bir yara dokunmuştu. O günler ki, biz onları insanlar arasında döndürür dururuz. (Bu da) Allah`ın sizden iman edenleri ayırt etmesi ve sizden şahitler edinmesi içindir. Allah zalimleri sevmez." (Al-i İmran: 140)

"Bir de bu, Allah`ın iman edenleri tertemiz seçip, kâfirleri yok etmesi içindir. Yoksa siz, Allah içinizden cihad edenleri belli etmeden, sabredenleri ortaya çıkarmadan cennete girivereceğinizi mi sandınız." (Al-i İmran: 141- 142)
...

Hâris b. Amr kızı ile Utbe`nin kızı Hind de Hz. Hamza`yı öldürmesi için Vahşi`yi teşvik ediyorlardı. Vahşi, açık dövüşmekten korkuyor, gizli dövüşmeyi tercih ediyordu.

Vahşi, Uhud Savaşındaki durumu söyle açıklıyor:

- Halk arasında Ali`yi aradım. Çok uyanık, girişken, çevik, çekingen ve etrafına çok bakınan bir adamdı. Kendi kendime: " Benim aradığım adam, bu değildir." dedim. O sırada Hamza`yı gördüm. Halkı kasıp kavuruyor, kesip biçiyordu. Fırsat kollamak için kayanın arkasına gizlendim. Bir ara Siba`b. Ümmü Emmâr "Var mı benle çarpışacak bir yiğit!` diyerek meydan okuyordu. Hamza ona: "Allah ve Rasûlüne sen misin meydan okuyan!" dedi. Göz açtırmadan, bacaklarından vurdu yere serdi. Sel suları arklarına eriştiği sırada ayağı kayıp düşünce mızrağımı fırlatıp attım; Hamza`yı böğründen vurdum."

Hz. Hamza büyük kahramanlıklar gösterdikten sonra Vahşî tarafından şehîd edildi...

Savaş bitmişti. Şehîdlerin yanlarına gidildi. Peygamber efendimiz, Hz. Hamza’nın mübarek cesedini görünce dayanamadı, ağladı; çünkü Hazret-i Hamza`nın ciğerleri sökülmüş, kulakları ve burnu kesilmişti.

Bu vahşet karşısında çok müteessir olan Allah Resulü aleyhisselam, müsle için yemin etti.
Bilahare Yüce Allah`ın müsleyi yasaklaması üzerine Allah Resulü bu yemininden vazgeçti. Bununla beraber sünnette müsle yapmaktan, yani burun ve kulak gibi organları kesmekten ve bir kimseyi durdurup, elini kolunu bağlayarak ok ve benzeri aletlerle yavaş yavaş ve işkence ile öldürmekten menedilmiştir. Bundan başka Hz. Peygamber (asv) buyurmuştur ki:

"Öldürme yönünden insanların en iffetlisi iman ehlidir." Ve yine:

"Öldürdüğünüz vakit güzellikle öldürün." diye buyurmuştur.

Allah Resulü aleyhisselam, Hazret-i Hamza ve diğer şehitlerin hali karşısında mübarek gözlerinden yaşlar aktı ve buyurdu ki:

- Ben, şu şehitlerin, Allahu Teâlâ’nın yolunda canlarını feda ettiklerine, Kıyamet günü şahitlik edeceğim. Onları kanlarıyla gömünüz. Vallahi, Kıyamet günü mahşere yaraları kanayarak gelecekler. Kanlarının rengi kan rengi, kokuları da misk kokusu olacaktır.

Daha sonra Peygamber efendimiz buyurdu ki:

- Bana Cebrail aleyhisselâm gelip Hamza bin Abdulmutalib’in göktekiler katında, “Allah’ın ve Resul’ünün aslanıdır.” diye yazıldığını haber verdi.

Hz. Hamza şehid olduğunda oruçlu idi. Peygamberimiz, kendisi için:

“Seyyid-üş-Şühedâ/Şehîdlerin efendisi” buyurdu. Ve cesedini meleklerin yıkadıklarını haber verdi.

Hz. Hamza’nın ve diğer şehidlerin cenaze namazları kılındı. Hz. Abdullah bin Cahş ile Hz. Hamza’nın cenazeleri bir kabre kondu. Hz. Hamza, Hz. Abdullah’ın dayısı idi...

Vahşî, Mekke’nin fethinden sonra Tâiflilerle Medine’de mescide gelip iman etti, affa kavuştu. Fakat Yemâme tarafına gitmesi emrolundu. Resulüllah’a karşı çok mahcup olup başı önünde yaşadı.
…

Hz. Hamza orta boylu idi. Kılıcını çok iyi kullanır pek mükemmel ok atardı. Pehlivanların pîri idi.

Peygamber efendimizin amcası ve aynı zamanda sütkardeşi idi. Peygamberimiz kabrini ziyarete gider, selâm verirdi. Mezardan “Ve Aleykümselâm yâ Resûlallah” diye cevap gelirdi.

Hz. Hamza bir gün, Cebrail aleyhisselâmı kendi aslî şeklinde görmeyi arzu ettiğini, Peygamber efendimize bildirdi. Peygamber efendimiz de Hz. Hamza’ya sordular:

- Onu görmeye dayanabilir misin?

- Evet dayanırım.

- Öyle ise yere otur da bak!

Hz. Hamza Cebrail aleyhisselâmı görünce, bayıldı, arkası üstüne düştü.

Allah`a emanet olunuz!

İbrahim Dağılma / İnzar Dergisi – Şubat 2014 (113. Sayı)
 

 


İbrahim Dağılma

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS