İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

66 Yıldır Savaşın Sürdüğü Mukaddes Topraklarımız; Filistin - 2

2014-10-26
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Geçtiğimiz ay ilk bölümünü verdiğimiz Filistin dosyamızın uzunluğu nedeniyle ikinci bölümünü bu ayki sayımızda devam ediyoruz. Bu ay Filistin direniş örgüt ve hareketleri ile şahsiyetlerinin işlendiği dosyamızda ayrıca ambargo altındaki Gazze’nin son savaş öncesi içinde bulunduğu ağır şartlarını maddeler halinde sıraladık.
Geçtiğimiz ay ilk bölümünü verdiğimiz Filistin dosyamızın uzunluğu nedeniyle ikinci bölümünü bu ayki sayımızda devam ediyoruz. Bu ay Filistin direniş örgüt ve hareketleri ile şahsiyetlerinin işlendiği dosyamızda ayrıca ambargo altındaki Gazze’nin son savaş öncesi içinde bulunduğu ağır şartlarını maddeler halinde sıraladık.

DİRENİŞ ÖRGÜTLERİ

1. El-Fetih

1960’ların başında sürgünde kurulmuş 40 civarında Filistin teşkilatı içinde en önemli grup el-Fetih’tir. Filistin direnişinin en önemli kilometre taşlarından biri olan el-Fetih, Yaser Arafat’ın (Ebu Ammar) önderliğinde 1959’da kurulmuştur. Teşkilatın kurucuları arasında, bu dönemde Arafat’ın en yakın arkadaşları olan Ebu Iyad (Salah Halef) ve Ebu Cihad (Halil el-Vezir) da bulunmaktadır. Arafat ve arkadaşları, Süveyş Kanalı bölgesinde İngilizlerle çatışmaya giren Filistinlilerin başında yer almıştır. El-Fetih hareketi, özellikle 1993 Oslo Anlaşması’ndan sonraki süreçte ciddi bir değişim geçirmiş ve İsrail’e karşı mücadelede “müzakere” yöntemine ağırlık vermeye başlamıştır. 2004 yılında Yaser Arafat şüpheli bir şekilde öldükten sonra karizmatik liderlik sorunu yaşayan el-Fetih, Mahmud Abbas’ı hem grup hem de ülke lideri olarak seçerken, Ocak 2006’da yapılan genel seçimlerde oy oranının HAMAS’tan daha düşük çıkması ile hareketin direnişteki öncülük rolü de tartışılmaya başlanmıştır. Grubun karizmatik liderlerinden biri olan hapisteki Mervan Barguti bağımsız bir parti kurarken, Dahlan ile Mahmud Abbas arasında meydana gelen iktidarı kapma savaşı El-Fetih’i iç çekişmelerin içine çekmiştir.

2. Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ)

FKÖ Filistinli örgütlerin çatı örgütüdür, temelleri Ocak 1964’te Kahire’de toplanan Arap Birliği Zirvesi ile atılmıştır. FKÖ’nün kurulmasına Filistinli direniş örgütleri değil Arap hükümetleri öncülük etmiştir. FKÖ’nün kurumsallaşması aşamasında Arap ülkeleri, Filistinlileri mücadele için yetiştirmek amacıyla askerî okullarına almayı teklif etmişlerdir. Ayrıca teşkilatın finansmanı için bir Filistin Millî Fonu oluşturulmuştur. Arap ülkelerinde FKÖ ofisleri açılmış ve o sıralarda Gazze ve Sina’da üslenen bir Filistin Kurtuluş Ordusu kurulmuştur. Bir anlamda Filistin davasının siyasi temsilcisi olan ve çok sayıda Filistinli örgütü bir çatı altında toplayan FKÖ, 1967 Arap-İsrail Savaşı’nda etkinliğini arttırmıştır. FKÖ, Arafat’ın ölümünden itibaren yaşadığı taban kaybı ve meşruiyet tartışmalarından kurtulmak için tüm grupların katıldığı bir ulusal uzlaşma sürecinin zorunluluğunu görmekle birlikte buna hazır olmayan bir görünüm sergilemektedir.

3. Filistin İslami Direniş Hareketi (HAMAS)

İlk defa 1978 yılında el-Mucamma’ el-İslâmî adlı bir hayır kuruluşu olarak Şeyh Ahmed Yasin tarafından Gazze’de kurulan, daha sonra silahlı harekete dönüşen Filistin İslami Direniş Hareketi (HAMAS), 1987 yılındaki İntifada ile birlikte popüler bir nitelik kazanmıştır. Mısır merkezli Müslüman Kardeşler Örgütü’nün Filistin kanadı olarak da bilinmektedir. HAMAS, 1992 yılında silahlı kanadı İzzettin Kassam’ı kurarak İsrail’e karşı silahlı eylemlerini yoğunlaştırmıştır. Hem siyasi hem de silahlı direnişi aynı anda yürüten HAMAS, İsrail’in yanı sıra ABD ve AB’nin terörist gruplar listesine alınmıştır. Giderek Filistin direnişinin merkezine yerleşen HAMAS, bu gücünü siyasete taşımak üzere girdiği 2006 genel seçimlerinden birinci çıkmasının ardından, Filistin siyasetinin de en önemli belirleyeni hâline gelmiştir. Hükümete geldiği 2006 yılından bu yana büyük bir siyasi ve ekonomik ambargoya maruz kalan grubun bir- çok milletvekili ve üst düzey yetkilisi de esir edilmiştir. Detaylı bir 2013 ocak sayımızda verilmiştir.

4. İslami Cihad

İslami Cihad, İran İslam Devrimi’nden hemen sonra, 1980 yılında Fethi Şikaki ve Abdülaziz Avde tarafından kurulmuştur. Aslen öğretmen olan Şikaki, 1967 yılında girdiği Müslüman Kardeşler grubundan 1975’ten sonra ayrılmış ve İslam devriminden etkilenerek silahlı bir hareket oluşturmuştur. Örgütün adı ilk olarak 24 Mayıs 1982’de Fransız Sefareti’ne yapılan bombalı saldırıyı üstlenmesiyle duyulmuştur. FKÖ ve HAMAS’tan sonra Filistin topraklarında en güçlü üçüncü örgüt olan İslami Cihad, fikri yapısı ve eylemleriyle diğer İslami direniş örgütleri ve cemaatlerinden ayrılmıştır. Örgütün fikrî oluşumunda Cemaleddin Afgani’den Seyyid Kutub’a kadar çok sayıda Müslüman düşünürün fikirleri etkili olmuştur. Düşünce itibarıyla köklü bir yapıya sahip olan örgüt, fiili eylemleriyle de oldukça etkindir. İslami Cihad lideri Fethi Şikaki, Ekim 1995’te Mossad’ın düzenlediği saldırı sonucu Malta’da şehid edilmiştir.

5. Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC)

Arap Milliyetçi Hareketi’nin Filistin kolu, FKÖ’den ayrılarak Filistin Ulusal Kurtuluş Cephesi’ni oluşturmuş ve 1964 yılının Kasım ayından itibaren İsrail’e karşı çeşitli saldırılar gerçekleştirmiştir. 1967 yılının sonunda bu grup adını Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) olarak değiştirmiştir. Marksist nitelikli bir örgüt olan FHKC, Kudüslü Ortodoks bir aileden gelen George Habbaş tarafından kurulmuştur. FHKC uçak kaçırma eylemiyle adını uluslararası alanda duyurmuştur. Şubat 1969’da Nayef Havatme liderliğinde yaşanan bölünme sonucunda zayıflamıştır. 1970 yılında Ürdün’deki Haşimi Krallığı’nın Filistinlilere yaşattığı bozgunun (Kara Eylül olayları) ardından FHKC bakış açısını değiştirmiş ve 1971’de FKÖ’ye katılmıştır. FKÖ’nün Marksist kanadını oluşturan FHKC, örgüt içindeki “red cephesi”nin liderliğini üstlenmiştir.

6. Filistin Demokratik Kurtuluş Cephesi (FDKC)

Ortodoks Hıristiyan asıllı sol görüşlü Nayef Havatme’nin FHKC’den Şubat 1969’da ayrılmasıyla Filistin Demokratik Halk Kurtuluş Cephesi kurulmuş; 1974 yılında örgütün ismi Filistin Demokratik Kurtuluş Cephesi (FDKC) olarak değiştirilmiştir. 1969 ile 1970 yılları arasında FHKC ile benzer bir tavır geliştiren FDKC, siyasi düzlemde FHKC’den ayrılmaktadır. FHKC’nin daha solunda bir siyasi çizgiye sahip olan örgüt, bugüne kadar çok sayıda silahlı saldırının sorumluluğunu üstlenmiştir. 1969’da “Yahudilerin denize dökülmesi” sloganını sıklıkla kullanan FDKC, 1970’te İsrail radikal solu ile diyalog başlatmıştır. 1973’te el-Fetih ve Filistinli komünistlerle bir araya gelen FDKC, “iki devletli çözüm”ü destekliyor.

7- El-Saika

1966 yılında kurulan ve Suriye tarafından desteklenen el-Saika ya da diğer adıyla Halk Özgürlük Mücadelesinin Öncüleri grubu, daha çok Suriyelilerden oluşmuş ve Suriye’nin bölgesel politikalarıyla uyumlu eylemler düzenlemiştir. Lübnan İç Savaşı sırasında Suriye güçleri ile birlikte el-Fetih’e karşı savaşmıştır. Merkezi Şam’da bulunan örgütün eylem potansiyeli diğer örgütlere göre düşüktür. Hâlen 1.500 civarında üyesi olduğu bilinmektedir. 1990’lı yıllarda Madrid, Oslo ve Washington’da yapılan tüm barış görüşmelerine muhalefet etmiştir. Günümüzde yaygın biçimde eylemleri yoktur.

8. Filistin’in Özgürlüğü İçin Halk Cephesi- Genel Komutanlık (PFLP-GC)

Filistin Özgürlüğü İçin Halk Cephesi’nden ayrılan Ahmet Cibril liderliğinde sol fraksiyonda bir gruptur. 1968 yılında kurulan örgüt, orijinal bir program yerine Ahmet Cibril’in George Habbaş’a muhalefetiyle şekillenen bir eylemselliğe sahiptir. Habbaş’ın Suriye yanlısı tutumu bölünmede en önemli rolü oynamıştır. İsrail ile her ne türlü olursa olsun siyasal bir uzlaşmaya karşı olan örgüt, Filistin Ulusal Otoritesi’ne karşı da önemli bir muhalefet yürütmektedir. Filistin içinde ciddi bir etkinliği bulunmayan grup daha çok Lübnan’daki mülteci kamplarında etkindir. Lübnan Hizbullah’ına da destek veren grup, Suriye’ye yakın duruşunu sürdürmektedir.

ŞAHSİYETLER…

1. Hacı Emin el-Hüseyni (1895-1975)

1895 yılında Kudüs’te doğan Hacı Emin el-Hüseyni, Kahire’de Ezher Üniversitesi’ni bitirdikten sonra Osmanlı ordusuna katılmıştır. Bir süre orduda görev yaptıktan sonra, 1917 yılında İngiliz işgaline karşı mücadele vermek ve bağımsız bir Arap-İslam devleti kurmak üzere gizli faaliyetlere başlamıştır. 1918 yılında kurduğu Arap Kulübü ile açıktan propaganda yürütmesi sebebiyle bir süre tutuklu kalmış; hapisten çıktıktan sonra önce Ürdün’e oradan da Suriye’ye gitmiştir. Bundan sonraki ömrünün 55 yılını hep İngilizlere ve Siyonistlere karşı mücadele içinde geçirmiştir. 1935 yılında kurduğu komite ile Arap gönüllüleri organize ederek büyük bir ayaklanma başlatmışsa da kendisine destek olan diğer grupların isabetsiz kararları sebebiyle başarı sağlayamamıştır. 1948’de İsrail’in kurulmasının ardından zorunlu ikamet cezasına çarptırılmış ancak gizli yollarla Filistinli fedailere silah temin etme dâhil, direnişin içinde olmaya devam etmiştir. Devrimci kişiliği ve yılmak bilmeyen mücadele azmiyle Filistin tarihine damgasını vuran Hüseyni, 1975 yılında Lübnan’da vefat etmiştir.

2. Şeyh İzzeddin Kassam (1882-1935)

Filistin silahlı direnişinin sembol ismi Şeyh İzzeddin Kassam, 1882 yılında bugün Suriye sınırları içinde bulunan Lazkiye kentinde doğmuştur. Mısır’a giderek Ezher Üniversitesi’ne kaydolmuş; burada Mısır’ın İngiliz işgaline karşı verdiği mücadeleden etkilenerek din âlimliğinin yanı sıra silahlı mücadeleyle de yakından ilgilenmiştir. 1903 yılından sonra döndüğü Suriye’de kısa bir süre görev yapmasının ardından İtalyan işgaline uğrayan Libya’ya savaşmak için gitmiştir. Suriye’nin Fransız işgaline girmesine karşı verdiği mücadele ve 1919-20 döneminde yaşanan isyanlarda aldığı rol sebebiyle gıyabında idam cezası verilmiştir. Hayfa’da direniş çalışmalarına devam eden Kassam, İngilizlere karşı Cenin’de gizli örgütlenme gerçekleştirerek mücadelesini sürdürmüştür. 1935 yılında girdiği bir çatışmada arkadaşları ile birlikte şehit olmuştur.

3. Yaser Arafat (1924-2004)

Filistin direnişinin sembol ismi Yaser Arafat 1929 yılında Gazze’de doğmuştur. Tüccar bir babanın oğlu olan Arafat, genç yaşlarda siyasetle ve direnişle tanışmış; gençlik yıllarında İsrail’e karşı direnen mücahitlere silah taşıyarak başladığı mücadelesine, 1948 yılında mühendislik okumak için gittiği Kahire’de de devam etmiştir. Kahire’de kurduğu bir örgüt ile Filistinli öğrenciler arasında çalışmalar yaparak 1956 Süveyş Savaşı için savaşçı bulma işini organize etmiştir. Çalışmak için gittiği Kuveyt’te el-Fetih hareketini kurmuştur. 1969 yılında FKÖ’nün icra organı durumundaki Ulusal Konsey’in başkanlığına seçilmiştir. 1970 yılında Ürdün yönetimi ile Filistinli gerillalar arasında meydana gelen Kara Eylül çatışmalarından sonra Lübnan’a göç etmiştir. 27 yıllık sürgün hayatından sonra 1994 yılında Filistin topraklarına yeniden dönen Arafat, 1996’da yapılan Filistin’in ilk seçimlerinde oyların %88,2’sini alarak başkan seçilmiştir. 2000 yılında başlayan Aksa İntifadası’ndan itibaren ABD ile ilişkileri giderek kötüleşen Arafat, İsrail karşısındaki tavrı ile Arap dünyasının takdirini kazanmıştır. 29 Mart 2002’den itibaren “Filistinli direnişçileri şiddete teşvik ettiği” suçlamasıyla Arafat’ı Ramallah’taki karargâhında tecrit eden İsrail, kendisini ziyaret eden yabancı ülke temsilcilerini de boykot ederek her yönden kuşatmış; 11 Eylül 2003’te, “barışın önünde en büyük engel” olduğu iddiasıyla Arafat’ı sürgüne gönderme yönünde ilke kararı almıştır. Bu şekilde son yıllarını İsrail kuşatması altında geçiren ve Kasım 2004’te şüpheli bir şekilde hayatını kaybetmiştir.

4. Şeyh Ahmed Yasin (1936-2004)

HAMAS’ın kurucusu olan Şeyh Ahmed Yasin, 1936 yılında doğmuştur. 1948 yılında İsrail’in kurulmasından sonra ailesi ile birlikte göç ederek Gazze’ye yerleşmiştir. 16 yaşında geçirdiği bir kaza sebebiyle kalıcı felç olmuştur. Diğer Filistin İslami önderleri gibi Yasin de Mısır’daki Ezher Üniversitesi mezunudur. 1965 yılında Müslüman Kardeşler hareketine yönelik operasyonlar sırasında tutuklanmış, ancak örgütsel bağlantıları ispat edilemediği için serbest bırakılmıştır. 1967 yılında Gazze’nin İsrail işgali altına girmesinin ardından direnişi teşvik eden söylem ve faaliyetlerini yoğunlaştıran Şeyh Yasin, kurduğu cemiyet aracılığı ile şehit ailelerine yardım etmiştir. Gizli silahlı örgüt kurma suçlamasıyla İsrail tarafından tutuklanan ve 1984’te 13 yıl hapis cezasına çarptırılan Yasin, esir değişimi anlaşması ile 1985 yılında serbest bırakılmıştır. 1987 yılında HAMAS’ı kurmuş ve İsrail’e karşı silahlı direnişe hız vermiştir. 1989’da tutuklanmış ve 1991’de ömür boyu hapis cezasına çarptırılmış; ancak 1997 yılında Ürdün’ün elindeki Halid Meş’al’i zehirleyen iki İsrail ajanına karşılık yapılan değişimde serbest bırakılmıştır. Amman’da tedavi gördükten sonra Gazze’ye geri dönmüştür. Tıpkı ilk İntifada’nın olduğu gibi, 2000 yılında başlayan Aksa İntifadası’nın da en önemli manevi önderi olmuştur. Haziran 2002’de Filistin Yönetimi tarafından Gazze’deki evinde göz hapsine alınan Şeyh Yasin, birkaç defa da İsrail’in suikast girişiminden kurtulmuştur. Ne var ki 68 yaşındaki HAMAS’ın kurucusu ve manevi lideri Şeyh Ahmed Yasin, 22 Mart 2004’te tekerlekli sandalyesinde sabah namazından dönerken İsrail’in gerçekleştirdiği bir füze saldırısında yanındaki dokuz kişi ile birlikte şehit olmuştur.

5. Fethi Şikaki (1951-1995)

Filistin İslami Cihad hareketinin kurucusu olan Fethi Şikaki, 1951 yılında Gazze’deki Refah Mülteci Kampı’nda doğmuştur. Mısır’daki Zakazig Üniversitesi’nde tıp öğrenimini tamamladıktan sonra Filistin’deki Bir Zeit Üniversitesi’nde matematik eğitimi almıştır. İlk başlarda Cemal Abdünnasır’ın Arap milliyetçisi söylemine ilgi duyan Şikaki, 1967 yenilgisinden sonra İslami ideolojiye giderek yakınlaşmış, 1968 yılında Filistin’deki İslami oluşumlara katılmıştır. 1970’li yılların sonunda bir grup arkadaşı ile birlikte İslami Cihad hareketini kurmuştur. 1983 ve 1986 yıllarında iki defa İsrail tarafından tutuklanmıştır. 1987 yılındaki Birinci İntifada’nın başlamasında çok kritik ve önemli bir rol oynayan Şikaki, 1988 yılında Lübnan’a sürgün edilmiştir. Şehir gerilla taktiklerinde uzman olan Şikaki ve grubu, İsrail’e karşı büyük başarılar elde etmiştir. 1995 yılında Filistinli mültecilerin sınır dışı edilmeleri sorunu ile ilgili bazı temaslarda bulunmak üzere gittiği Libya’dan dönüşünde Malta Adası’nda MOSSAD tarafından düzenlenen bir suikast sonucu şehit olmuştur.

Gazze ve uygulanan ambargo

2007’de Hamas’ın fiili olarak Gazze’nin yönetimine gelmesinin ardından bölgeye yönelik ağır bir ambargo uygulamaya başlayan terörist israil rejimi, Gazze’ye giriş-çıkışın sağlandığı beş kapıdan dördünün kontrolünü elinde bulundurmaktadır. İsrail, haftalar ya da aylarca bu kapıları kapatmakta ve temel ihtiyaç maddelerinin, sağlık malzemelerinin ve insani yardımların bölgeye giriş-çıkışını keyfî olarak engellemektedir.

Geçiş noktaları

1. Refah Kapısı: Mısır kontrolündedir. İhtiyaç malzemelerinin ve insanların Gazze’ye girişi çok büyük sorun olmaktadır. Ramallah yönetimi tarafından verilen Filistin kimliği olmayan kişiler Gazze’ye girememektedir. Gazze’den çıkış talep eden kişilere aylarca sonraya gün verilmekte; bu süre içerisinde hastalar hayatlarını, işçiler işlerini, öğrenciler devamsızlıktan okullarını kaybetmektedir.

2. Erez Kapısı: Geçimlerini sağlamak için İsrail’e giden Gazzeliler için ana çıkış noktası olan bu kapı, 2007’den bu yana Filistinlilerin geçişine kapatılmıştır.

3. Karni Kapısı: Bu kapı ticari malların bölgeye girişi için kullanılmaktaydı. 2007’den önce de sıklıkla kapatılan kapı, Hamas’ın 2007’de yönetime gelmesinin ardından tamamen kapatılmıştır.

4. Sufa Kapısı: İnşaat malzemelerinin Gazze’ye girişi için kullanılan kapı 2007’den bu yana çoğu zaman kapalıdır.

5. Kerem Şalom Kapısı: Ticari ürünler ve insani yardım malzemelerinin girişinin yapıldığı kapı 2007’den bu yana çoğu zaman kapalıdır.

Ambargonun Gazze’de Yol Açtığı Tahribatlar

Gazze’de ambargo nedeniyle sivil halk ekonomi, sağlık, eğitim vb. birçok alanda temel haklarından mahrum yaşamaktadır. İsrail tarafından orantısız olarak kullanılan güç, hem çevrede hem de insanlar üzerinde ciddi tahribatlara yol açmaktadır. Gazze’de Erez, Karni, Sufa, Kerem Şalom ve Refah olmak üzere beş sınır kapısı bulunmaktadır. Ancak bölgeye yiyecek, yakıt ve tıbbi malzeme vb. insani yardımların geçişini sağlayan bu kapıların kullanımı 2007’den bu yana İsrail tarafından tamamen engellenmektedir. Ağır bir yokluk ve yoksulluk içerisinde olan Gazze halkı, Refah’a sınır olan topraklarından kazdığı tüneller aracılığıyla temel ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyordu. Ancak Sisi cuntası, 2013-2014 arası Mısır’a çıkan neredeyse tüm tünelleri bombalayarak yıktı.

• Temel geçim kaynakları tarım, küçük imalat ve balıkçılık olan Gazze’de uygulanan sistemli fakirleştirme siyaseti nedeniyle bugün 15 yıl önceki üretimin yarısı dahi yapılamamaktadır.

• Gazze’de pek çok insan yiyecek bulma sıkıntısıyla ya da yiyecek satın almak için gerekli parayı bulma sıkıntısıyla karşı karşıyadır.

• İsrail, Gazze sahili boyunca denizin üç mil açığından itibaren başlayan alanı “yasak bölge” ilan ederek Filistinlilerin kendilerine ait deniz sahasının %85’ine erişimlerini engellemektedir. Geçimini balıkçılıkla sağlayan aileler bu durumdan büyük ölçüde etkilenmektedir.

• Gazze’de endüstri alanında çalışan iş yerlerinin %95’i kapanmıştır. Mevcutların %5’i de %20 ila %50 kapasiteyle çalışmaktadır.

• Gazze’de işsizlik %45’in üzerindedir.

• Gazze’de insanlar günlük 2 dolardan az bir gelirle yaşamlarını sürdürmek zorunda bırakılmıştır.

• Özellikle 2007’den bu yana yaklaşık 180.000 memur ile 210.000 işçi ve serbest meslek sahibinin %80’i işsiz kaldığından halkın alım gücü düşmüş, emtia girişinin çok sınırlı olduğu bölgede fiyatlar hızla artmıştır.

• Ekim 2007’den itibaren Gazze’de yakıt tedarikine ilişkin büyük sınırlamalar getirilmiş, elektrik ve yakıt elde etme imkânları büyük ölçüde kısıtlanmıştır.

• Sadece %30 kapasiteyle çalışan bir elektrik santralinin bulunduğu Gazze’de her gün 12 ila 18 saat düzenli elektrik kesintileri uygulanmaktadır. Sürekli bir enerji probleminin yaşandığı Gazze’de hastaneler, iş yerleri ve evler bu durumdan son derece olumsuz etkilenmektedir.

• Gazze’de elektrik ve su gibi kamu hizmet alanlarında UPS cihazlarına ve jeneratörlere zaruri bir bağımlılık söz konusudur; ancak yedek parça bulmada yaşanan sıkıntılar nedeniyle bu cihazlardan da yeterli verim alınamamaktadır.

• Ambargo nedeniyle kamu hizmetlerinin sekteye uğradığı Gazze’de her gün yaklaşık 80 milyon litre kanalizasyon suyu hiçbir işlemden geçmeden doğaya boşaltılmaktadır. Deniz suyundaki kirlenmeden dolayı artan sağlık sorunlarına bir de yer altı ve yer üstü su kaynaklarına kanalizasyon suyunun karışması durumu eklenince bölgedeki suyun yalnızca %5 ila 10’u güvenli bir şekilde kullanılabilmektedir.

• Su yoluyla bulaşan hastalıklar nedeniyle nüfusun %26’sında çeşitli hastalıklar görülmektedir.

• Elektrik kesintileri, temiz su sıkıntısı, yedek parça olmayışı gibi birçok faktör tıbbi cihazların çalışır ve hazır hâlde bulundurulmasını ve bakımlarının yapılmasını zorlaştırmaktadır.

• Sivillerin seyahat özgürlüğüne getirilen kısıtlamalar nedeniyle acil tıbbi bakım ihtiyacı içerisindeki hastalar yaşamlarını yitirmektedir. Hastaların tedavi maksadıyla yurt dışına çıkış izinleri uzun ve bezdirici prosedürlere bağlanmıştır.

• Yurt dışına çıkışa getirilen sınırlandırmalar tıbbi personelin mesleki bilgi ve becerilerini geliştirmeleri imkânını da ortadan kaldırmaktadır.

• Gazze’de yaşanan elektrik kesintileri sürekli tedavisi gereken -diyaliz hastaları, kanser hastaları gibi- hastaların hayatını tehlikeye sokmaktadır.

• İlaç ve tıbbi araç-gerecin bölgeye girişinin engellenmesi sebebiyle hastalar ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır.

•Gazze’deki saldırılar bölgede maddi alanda tahribata yol açarken insanların psikolojileri üzerinde de büyük bir sarsıntıya yol açmaktadır. Bölgedeki çocukların %90’ında travma sonrası stres bozukluğu görülmektedir.

• İsrail, Gazze ve Batı Şeria’da 10.000’den fazla Filistinliyi keyfî olarak tutuklamış ve hapsetmiştir.

● Gazze’de 28 Eylül 2000’den Ocak 2011’e kadar Yahudi yerleşimcilerin saldırıları, İsrail’in bombalamaları ve geçiş noktalarında İsrail’in Filistinli hastaların tedavilerini engellemesi sonucu 5.081 kişi hayatını kaybetmiştir.

• Ambargo nedeniyle genel bir fakirliğin söz konusu olduğu Gazze’de insani yardımlara zaruri bağımlılık oranı %80’lere ulaşmıştır.

• Ambargonun uygulamaya konduğu tarihte mülteciler arasında “aşırı yoksulluk” çekenlerin sayısı 100.000 iken bu rakam bugün üç katına çıkarak 300.000’e ulaşmıştır.

• Gazze’de yaşayanların %61’i açlık tehlikesiyle karşı karşıyadır.

• Beslenme alışkanlıklarında meydana gelen zorunlu değişiklik nedeniyle özellikle çocuklarda vitamin ve mineral eksikliğine bağlı sorunlar yaşanmaktadır.

• Gazze’de 25.000 yetim çocuk bulunmaktadır.

Sonuç olarak;

Batılıların Ortadoğu diye tanımladığı içinde yaşadığımız bu coğrafya, içinde barındırdığı medeniyetleri, zengin kültürel birikimi, yeraltı kaynakları, stratejik ve jeopolitik konumu ve ekonomik potansiyeli ile her zaman bölgesel ve küresel aktörlerin çekim alanı olmuştur. I. Dünya Savaşı ve sonrasında İngiltere ve Fransa’nın, tıpkı Afrika’da olduğu gibi bölge sınırlarını keyfî olarak çizip parçalara ayırmaları, bölge içi mücadeleyi beraberinde getirirken, bu kargaşa içerisinde ince ince dokunmaya başlanan İsrail projesi II. Dünya Savaşı sonrasında hayata geçirilmiş ve bu şekilde İslam dünyasının kalbinde, Batı’nın gözü kulağı olacak bir İsrail rejimi oluşturulmuştur. Sonuç olarak; ortada, 1948 yılında başlayıp orantısız bir şekilde devam eden Filistin - israil savaşı var ve bu savaş tüm acımasızlığıyla halen sürüyor. Orantısız diyoruz çünkü israil’i 1948’de Filistin’e yerleştiren ve o toprakları işgal etmesine ve soykırım yapmasına olanak sağlayan İngiltere ile sonrasında korumaya alan Amerika, siyonist rejime kalkan olma görevini ilk günden günümüze kadar bu korumacılığı en iyi şekilde ifa etmişlerdir. İsrail kurulduğu günden bugüne Avrupa ülkeleri hariç sadece Amerika Birleşik Devletleri’nin terörist israil rejimine yaptığı parasal yardım 100 milyar doları aşmış durumda. ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’in geçtiğimiz aylarda Amerika’da bulunan "J Street" adlı bir Yahudi kuruluşunun konferansında yaptığı konuşmada siyonist rejimi koruma ve kollama noktasındaki şu ifadeleri manidardır: "Eğer bir israil olmasaydı, çıkarlarımızdan emin olmak için bir tane icat etmek zorunda kalabilirdik.” Peki, İslam âleminde Filistin’e yönelik bir sahiplenme söz konusu mu? Maalesef, sadece gıda, ilaç gibi temel insani ihtiyaçları karşılanarak açlıktan ölmeleri engelleniyor ama diğer yandan israil’in bombaları altında can vermekten kurtulamıyorlar. Tüm bu sıkıntılarına rağmen onurlu bir direnişten taviz vermeyen İslami direniş Hareketi Hamas ve Hamas’ı destekleyen Gazze halkı, canlarını feda etme pahasına davalarından ve topraklarından vazgeçmeyerek tüm dünyaya insanlık dersi veriyorlar. İslam ümmeti ise bölük pörçük bir halde yapılan vahşetlere karşı öfkelenme kabiliyetinden arındırılmış bir vaziyette sadece seyrediyor…

Furkan Can / İnzar Dergisi – Ekim 2014 (121. Sayı)
 

 


Furkan Can

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS