İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Zikir-Fikir münasebeti ve insan

2019-11-22
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Anmak, hatırlamak, düşünmek, yâd etmek, akılda tutmak, söylemek, zikretmek… Evet, insanın ilgisinin ve duygusunun, yani aklının ve kalbinin bağlı olduğu, sevdiği kişi veya değeri yukarıda belirttiğimiz usuller ve yöntemler ile yaşantısının ayrılmaz bir parçası, hatta esas bir parçası ve gayesi haline getirir. İnsan çok karmaşık bir yapıya sahiptir. Henüz bütüncül olarak çözülmüş değildir. Duygu mu düşünceyi belirler yoksa düşünce mi duyguyu etkiler. Ya da ikisi birlikte mi hareket eder? Dış faktörler mi belirleyicidir?   İnanç ve kültür mü? Ya da haz alma duyuları mı aklı ve kalbi yönlendirir? Henüz bu sorulara bütüncül bir cevap verilmiş değildir. Bu kadar komplike bir varlık olan insan senkronize olarak komple işliyor olması mümkün mü? Ya da komple mi işler? Ya da fazla işleyen ve bazı yetileri diğer yetilerini de etkiler ve tetikler mi? Örneğin koku alma yetisi duyguyu etkiler mi? Ya da görme aklı doğru kanalize eder mi? Veya hızlandırır mı? Ya da insan önce inanır sonra mı söyler? Söyledikçe inancı artar; inancı artıkça daha fazla mı söyler? Evet! Bizce insan bütün duyuşsal ve düşünsel organlarıyla bir bütündür ve bu çok girift ve komplike yapı komple işlevselleştikçe daha doğru ve daha iyi gelişir. İnsan mekanizması/organizması birbirini destekleyen ve etkileyen organlardan müteşekkil bütüncül bir varlıktır. Bu yapı, fabrikanın farklı kompartımanlarının münasebeti mesabesinde olup; insan duyuşsal ve düşünsel organlarını senkronize edebildiği oranda komple ve bütüncül bir kişilik geliştirir. Yani kemâle erer. Düşünce ve inançları üzerinden dünyaya ve yaşama bakışı olan insan, bu düşüncesini dili, gözü, teni, burnu, aklı, kalbi ve diğer haz alan yetileri ile desteklediği oranda güçlü bir inanışa sahip olur. Yâr’in adını yüzlerce, binlerce kez zikretmekten usanmayan âşık,  her terennümde Yâr’in adına yeni bir mana yükler. Her yeni telaffuz onu başka başka estetik mülahazalara götürür. Her tekrar Yâr’in aşkını pekiştirir ve büyütür. Her “Yâr” deyişi kalbini ve aklını cuş-u huruşa getirir aşığın. Her bulunduğu mecliste O’nu anmak ister âşık ve O anılsın ister. Her gördüğü güzelliği diliyle Yâr ile bağdaştırır âşık ve her tekrar yeni bir diriliş, daha sağlam bir bağlanış getirir beraberinde. Zikir, kalbe sevgilinin adını fısıldamaktır haddi zatında. İşte insan böyledir. Dil ile tekrar, kuru bir eylem değildir. Bilakis komplike olan insanın komple yürüyüşünün önemli bir aracıdır anma. Dil aklı, akıl kalbi kalp, gözü, göz gülü,  gül insanı etkiler. Bir bütünlük içindedir insan ve tabiat haddi zatında. Bütüncül ve senkronize ve hatta organize bir temayül ister kemâlat. Hakeza güzel koku sürmek ve koklamak da inancımızda çokça önemsenen bir davranıştır.  Zira burun da ağız gibi akıl ve kalbe sirayet eden önemli ve belirleyici bir organdır. Güzel koku alındığında burun güzel mesajlar ile akla ve kalbe tahakküm eder ve onları doğru kanalize eder. Suya, doğaya, yeşile, gökyüzüne, deryaya bakmak da yine insanın düşünsel ve duyuşsal kabiliyetini etkileyen ve tetikleyen bir eylemdir. Yani göz de senkronize işlemenin önemli bir aracıdır insanın. Bu nedenle harama ve çirkinliklere bakılmamalı. Zira bakış aklı ve duyguyu dejenere edebilir. Doğru düşünen ve doğru hisseden akıl ve kalbe sirayet eden habis virüsler üretebilir göz.  Mevlana ne der; İnsan gözden ibarettir Geriye kalan cesettir İşte insanı komple yaratan Allah bizden, ancak komple bir eşgüdüm ve senkronizasyon ile işlediğimizde ve yaşadığımızda mükemmel olabileceğimizi salık veriyor. Ve bu nedenle Elçi (a.s) teni temiz tutmayı, göz ile güzelliklere bakmayı, çirkin ve haramdan sakınmayı, güzel kokulara müptela olmayı, güzel söz ve ezgilere kulak kabartmayı, tenin ölçü ve sınır tanımazlığını meşru ve makul sınırlarda gezinmeyle sınırlandırıp; aklı ve kalbi korumayı hassasiyetle, önemle ve tekrarla önermiştir. Zikir bu tavsiyelerin başında gelir. Daima bir tekrarı öngörmüş inancımız. Allah’ı, Rasûl’u ve inancımıza dair değerleri daimi bir tekrar ile mesul tutmuş bizi. Günde beş vakit ve asgari 30-40 defa Fatiha’yı tekrar ettirmenin başkaca sebebi olmasa gerek. Daima Allah’ı zikretmeli. Daima Kur’an’ı zikretmeli. Daima doğruları ve değerleri zikretmeli. Söylendiği ve iddia edildiği gibi bu tekrar sadece sûfice ve basit bir tekrar değildir. Bilakis Allah’ı kalbin merkezinde muhkemleştirme eylemidir. Bu nedenle peygamber her vakitte ve her fırsatta Allah’ı anmış ve anmayı salık vermiştir. Bütün uzuvlarıyla ve yaşantısının her anında Allah ile geçirdiği içindir ki, Peygamber “bütüncül yaşamanın” bir numunesi ve bir mükâfatı olarak en mükemmel insan olmuştur. İşte bu nedenledir ki ve çok önemlidir ki Allah da “beni anın ki(zikredin ki); ben de sizi anayım(zikredeyim)(Bakara -152” demiş. Kendisini zikretmemizi isteyen Allah’ın bize nasıl bir ihtiyacı olabilir ki(haşa) bunu istemiş olsun. Elbette ki ruhundan üflediği/beslediği/yarattığı insanın, zikir yolu ile kalbinde ve aklında önemli bir “muhabbet” alanı açmayı murâd etmiştir. Bizatihi Allah’ın bu talebi bile bir zikretme, anma ve bir muhabbet cümlesidir. Zira en sevdiği mahlûk olarak bizleri bu sevginin gereği olarak hep anıyor ve mütekabiliyet esasınca Allah da biz andıkça bize olan sevgisinin ve ilgisinin artacağını işaret ediyor. Bu nedenledir ki sûfiler Allah anıldıkça kalpleri titrer. Zira O’nu çok anma zirve bir aşka zemin hazırlamıştır. Belki Sûfiler bedenen, ictimaen ve amelen daha komple ve bütüncül bir hal üzere olsalardı erişilmez ve ulaşılmaz mertebelere ererlerdi. İnsanoğlunun kuvveti ve kudreti, sevgisi ve ülfeti o kadar büyüktür ki; kendisine bahşedilen uzuv ve kabiliyetleri komple kullanmayı başardığı an ulaşılmaz mertebelere yükselebilecektir. Zikir kalbin pasını, aklın hezeyanını giderir. Zikir aşkın harını, kavuşmanın heyecanını artırır. Zikir aşkın zirvesine kalbin genişliğine yol alan bir şûledir. Allah! Allah! İle beslenen kalbin yumuşadığını, aklın dinginleştiğini göreceksiniz. Tabi ki aklımızı ve kalbimizi, dilimizin yanında gözümüz, burnumuz, tenimiz, hazımız ve hızımız ile desteklemeli ve beslemeliyiz. Lakin zikir-fikir ilişkisi su ve toprak ilişkisi gibidir tek başına biri yetersizdir, verimsizdir. Sadece fikir ile, ya da sadece zikir ile, veyahut sadece gönül ile sınırlı kalan dava nakıs ve güdük kalır ve sahibini “âşık merdivenlerinin basamaklarında” yorar ve düşürür. Sahibini gerçek “âşık” etmez. Sahibini tökezletir ve yarı yolda bırakır. Yüzeysel ve yapay olur. Çok iyi öğrenmiş kimi mükemmel hatiplerin sözlerinin amellerine sirayet etmemiş olmasının ve bizlere tesir edememelerinin sebebi ilmi gelişmişliklerini, ameli ve tasavvufi kanatlarla desteklememiş olmalarındandır. Aklı, kalbi, dili, gözü, burnu, teni, kulağı… komple ve doğru ve senkronize işleyen kişiler tarihte müstesna kişiler olmuşlardır ve tarihe yön vermişlerdir, çevrelerine kandil olmuşlardır. Onlardan olma dileğiyle…
Mehmet Gülsever

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS