İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Yetimlerine İkram Eden Bir Toplum İç Barışı Sağlamış Demektir

2015-04-13
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Allah (c.c) tarafından insana fazla malın verilmesi, rızkının bol ve geniş olması, nimetlere gark edilmesi bir üstünlük aracı mıdır? Bu, insanın Allah (c.c) katında kerim bir kul olduğunun delili midir? Yoksa sırf bir imtihan aracı mıdır?
فَاَمَّا الْاِنْسَانُ اِذَا مَا ابْتَلٰيهُ رَبُّهُ فَاَكْرَمَهُ وَنَعَّمَهُ فَيَقُولُ رَبّ۪ٓي اَكْرَمَنِۜ ﴿١٥﴾ وَاَمَّٓا اِذَا مَا ابْتَلٰيهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُ فَيَقُولُ رَبّ۪ٓي اَهَانَنِۚ ﴿١٦﴾ كَلَّا بَلْ لَا تُكْرِمُونَ الْيَت۪يمَۙ ﴿١٧﴾ وَلَا تَحَٓاضُّونَ عَلٰى طَعَامِ الْمِسْك۪ينِۙ ﴿١٨﴾

İnsan ise; Rabbi onu deneyip de kendisine ikramda bulunduğunda, ona bol bol nimetler verdiğinde, "Rabbim bana ikram etti" der. ﴾15﴿ Ama onu deneyip rızkını daraltınca da, "Rabbim beni aşağıladı" der. ﴾16﴿ Hayır, hayır! Yetime ikram etmiyorsunuz. ﴾17﴿ Yoksulu yedirmek konusunda birbirinizi teşvik etmiyorsunuz. ﴾18﴿

Allah (c.c) tarafından insana fazla malın verilmesi, rızkının bol ve geniş olması, nimetlere gark edilmesi bir üstünlük aracı mıdır? Bu, insanın Allah (c.c) katında kerim bir kul olduğunun delili midir? Yoksa sırf bir imtihan aracı mıdır?

Aynı şekilde mal zenginliğinden yoksun olup geçiminin dar, rızkının kıt olması, nimetlerden yana yoksun olması bir horluk nedeni midir? Ve böyle bir kişi için bu durum Allah (c.c) katında ikramdan yoksun olmanın neticesi midir? Veya insanın birçok dayanaktan yoksun olması, örneğin baba gibi bir korunaktan, anne gibi bir rahmet abidesinden yoksun olması haşa Allah (c.c) tarafından önemsenmenin neticesi midir?

Yoksa her iki durum da insanın durduğu yere, bakış açısına göre mana kazanan haller/takdirler midir?

İnsanlarda bu bir tıynettir. Malı güç/kuvvet unsuru olarak görür. Güç ve kuvvet ise hükmetme aracıdır. Hükmeden ise hükmedilene kıyasla insanların nezdinde daha faziletli, daha kerim, daha üstün olandır.

Bu düşünce ister mümin olsun isterse gayri mümin olsun bütün insanlarda olan bir duygudur. Ve bu duygunun tesirinden çok az insan kurtulabilmiştir. Bu duygu o kadar çok şamil bir duygudur ki, neredeyse bütün insanları kapsamıştır. El-Muharerrü’l-Veciz’in sahibi; “insanlardan o kadar çoğu bu düşüncededir ki, bu düşüncede olmayanlar da o kadar azınlıktadır ki, bundan dolayı Kur`an-ı Kerim الْاِنْسَانُ (insan cinsi) tabirini kullanmış.” diyor.

Gerçekten de insana bir iyilik, geniş bir rızık rast geldiği zaman insan bunu hemen kendi faziletine yorumlar, mümin bunu Allah (c.c) katındaki derecelerine bağlar, gayr-i mümin ise doğuştan sahip olduğu donanım ve yeteneklere bağlar. Karun’un yaptığı gibi… Bu durumda herkes kendi bulunduğu duruma göre bir mana yükleyerek diğer insanlardan, yani bu bol rızkın verilmediği insanlardan üstün olduğuna yorumlar. Aynı şekilde fakirlik ya da rızık darlığına rast gelen biri ise hemen bunu haşa Allah (c.c) tarafından unutulmuş olmaya yorumlar ve Allah (c.c) muhafaza; “madem bu hale sokacaktın, beni neden yarattın” gibi küfür kokan isyanlara varacak derecede hezeyanlara kaptırır kendini.

Ama en nihayetinde her iki bakış açısı da insanı cehenneme müstahak hale sokar. Zira birincisi kibri netice verirken, ikincisi isyanı doğurur. Her iki hal de Allah (c.c) muhafaza cehennemde son bulacak bir yolculuğun başlangıcıdır.

Oysa Kur`an-ı Kerim her iki düşüncenin de yanlış olduğunu tek bir kelime كَلَّا ile ifade ediyor.

Zira ne zenginlik ve konforlu bir yaşam üstünlük sebebidir. Ne de fakirlik ve sıkıntılı bir yaşam hakirlik nedenidir. İster zenginlik olsun isterse fakirlik olsun, sadece imtihan gereği insana verilmiştir. Birincisinin hakkıyla şükretmesi, ikincisinin de hakkıyla sabretmesi kendilerinden beklenir. Eğer bu beklentilere karşılık verilecekse o zaman her iki insan da Allah (c.c) katında ikram edilenlerdendir. Ama yok eğer birincisi azıtıp başkalarını mahrum ederse, ikincisi ise kendisini unutulanlardan sayıp isyan ederse hiç birisi için Allah (c.c) katında bir ikram söz konusu değildir.

Zenginliği, bol nimeti ikram sebebi sayan ile fakirlik ve sıkıntılı yaşamı hakirlik sebebi sayanlar bu olguların hakikatinin künhüne vakıf olmamışlar, demektir.

Zira mal dâhili değil harici bir enstrümandır. Harici olan her enstrüman gibi insanın dahili yetilerinin körelmesini netice verir. İnsan malın/zenginliğin bu yan etkisinin farkında değilse mal onu hamlaştırır. İç dinamiklerini harekete geçirip onları geliştirmesini ona unutturur. Böyle bir insan ise kaderin ufak bir şamarı karşısında allak bulak olur. Dengesini yitirir. Hayat pusulasını kaybeder. Allah muhafaza belki bir daha ayağa kalkamayacak şekilde yıkılır.

Ama fakirlik böyle değildir. Kişiyi iç dinamiklerini harekete geçirmeye mecbur eder. Harici değil dahili donanımları ile ayakta kalmayı öğretir. Zamanın bela ve musibetleri ondan yana tanıdıktır. Ve bunların hiç biri kolay kolay onu etkilemez. Belki yıpratıcıdır ama kazandırdıklarının yanında yıpratıcılığı cüzidir.

Her hal u kârda ister zenginlik olsun isterse fakirlik olsun insanın konumlandığı yere göre anlam kazanmaktadır. Her iki hal de Allahu Teâlâ’nın istediği şekilde değerlendirildiği zaman bir nimet iken aksi bir durum ise her ikisinin de nikmete dönüşmesine nedendir.

Her iki durumun nimet olmasının reçetesi ise sonraki ayetlerde verilmiştir.

Nedir o?

Yetime ikram etmek, miskini yedirmek üzere insanların birbirini teşvik etmesi…

Zira onların bu her iki durumda da yanlış anlayışlara sahip olmasının nedeni Allah (c.c) daha iyi bilir ancak kanaatimizce sonraki ayetlerde geçen;

Yetime ikram etmiyorsunuz.

İle

Yoksulu yedirmek konusunda birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.

İbarelerinde gizlidir.

Bunun müspet hali ise zengin ve fakirin yetime ikram etmesi, ona kerimce davranması, zenginin miskini yedirmesi, fakirin ise zengini miskinlere yedirmesi konusunda onu teşvik etmesi ile olur.

Yetim; insanlardan babasını yitiren, hayvanlardan ise annesine yitiren yavrulara verilen isimdir.

Miskin ise hem harici hem de dâhili olarak geçimini kendisi sağlayacak donanımlardan yoksun olan kişidir.

Bu iki sınıf toplumun/kamunun bakım ve gözetimine muhtaç olan iki kesimdir. İmtihanın doğal bir sonucudurlar. Hem insanın insani duygularının var olması, gelişmesi ve kemal bulması için varlıkları zaruri olan kesimlerdir. Zira bir yetim ya da bir miskin sayesinde insanın merhamet duyguları gelişir. Acıma, sahiplenme, kendisinden feragat etme, hatta başkasını kendisine tercih etme gibi ulvi duygular bu iki sınıf ve benzeri sınıflar sayesinde gelişir. İnsan ahiretini bu sınıflar sayesinde daha rahat kazanır. Zira Hz. Resulullah sallallahu aleyhi vesellem böyle sınıfların olmadığı toplumların zamanı gelmeden acele etmemizi ve bu vesile ile cennetleri kazanmamızı bize hatırlatıyor. Toplum ise bu sınıflar sayesinde gelişen duygularla ayaktadır. Bu duyguları yitiren toplumlar helak olmaya mahkûmdur. Nitekim bu ayetlerden önceki ayetler, Fecr suresinin girişi, bu duygulardan mahrum olan kavimlerden ve onların helakinden söz ediyor. Kureyş’i tehdit ederken, Allahu Teâlâ’nın Âd kavmine neler yaptığını, beldeler içerisinde misli yaratılmamış olan İrem ve taşı bir hamur gibi yoğurup ondan saraylar inşa eden Semud’un nasıl helak edildiğini hatırlatıyor. Ve en son olarak da kazıklar sahibi Firavun ve onun kaviminin başına gelenler hatırlatılıyor.

Zımnen bunların başına gelenlerin sebeplerinden bazılarının da onların yetime ikram etmemeleri ve aynı şekilde de miskini yedirme konusunda birbirlerini teşvik etmemeleri olarak gösteriliyor. Kureyş’e hitaben kendilerinin aynı şekilde yetime ikram etmedikleri ve miskini de yedirmedikleri için bu tehdidin kendilerini de beklediğini onlara hatırlatıyor.

Bu tehdit aynı şekilde bu sosyal olarak yardımı muhtaç olan sınıfları gözetmeyen her toplum için geçerli olan bir tehdittir.

Bununla birlikte bu sorumluluğunu hakkıyla yerine getiren bireyler için cennette komşuluğunu va’d etmiş Hz. Resulullah sallallahu aleyhi vesellem. Ve bu bireylerin hâkim rengini verdiği bir toplum da iç barışını sağlamış, adalet terazisini ayakta tutmuş ve bundan dolayı ebedi huzuru hak etmiş bir toplum olacaktır elbette…

Sosyal statüsü düşük olan tüm kesimlerinin hem maddi ve hem de manevi ihtiyaçlarını karşılayan bir toplum bütün iç tehlikelerden eman içindedir. Onları ihmal eden bir toplumun ise iflahının olması ihtimal dahilinde değildir. O toplumun kargaşa ve anarşiden kurtuluş umudu hiçbir zaman olmayacaktır.

Sosyal statüsü düşük olan tüm sınıflarına hakkıyla sahip çıkan bir toplum olma dua ve temennisiyle…

Allah’a emanet olunuz…

Faruk Hamza / İnzar Dergisi – Nisan 2015 (127. Sayı)
 

 


Faruk Hamza

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS