İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Yemiş Kabuksuz İslam Şiarsız Meyveye Durmaz

2022-04-13
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Şiar ya da sembol nedir? “Şeair” kelimesinin aslı “şeara” fiilinden gelmektedir. Bu da sözlükte; bilmek hissetmek, iyice bilip anlamak, şiir söylemek anlamlarına gelir. “Eş’ara” alamet koymak, şairin tanınmak için kullandığı sembollerdir. “Şiar” parola, sembol, bir şeyi hissettiren özel alamet anlamına gelmektedir. “Şuur” duyum, bilinç, duygu hayatı, ihsas, delilsiz idrak etmek manalarına gelir. Sembollerin İnsan Pratiğinde ve Duygusundaki Yeri İnsanın semboller ile ilişkisi kendi tarihi kadar eskidir. Esasen Allah insan fıtratını semboller ile bezemiştir. Hz. Adem’in yaratılış hikayesi ile başlayan serüvenimizin her sahnesi adeta sembolize edilmiş bir oyun gibidir. Hz Adem’in yaratılışı, “yasaklı meyve”, “şeytan”, “hata”, “ceza”, “af” gibi kavramlar belki de daha çok sembolik karşılıkları ve anlamları ile zihinlere kazınmıştır. Sembolik anlatım, sembolik tanıtım, sembolik anlama, sembolik üstünlük, insan hayatının adeta her anını belirlemiştir. İnsanın insan ile insanın eşya ile insanın Allah ile ilişkisinde de sembolik anlatı başrolü oynamakta ve esasen tanıma ve tanınmakta bu semboller çok kolaylaştırıcı rol oynamaktadırlar. Örneğin insan, kimliğini, evini, yurdunu, inancını, statüsünü, gücünü, ırkını, cinsiyetini, dinini, siyasal kimliğini daha ziyade semboller ile ifade eder. Saçını, bıyığını, eteğini, gömleğini, arabasını, sarığını, kippasını farklılığını ortaya koymak için özelleştirir, özgünleştirir. Hatta bu semboller sınırlarını, gücünü ve kutsallarını belirler insanın. En eski kabilelerden en gelişmiş toplumlara kadar günümüze değin sembollerin belirleyiciliğinin olmadığı bir tek örnek yoktur. İlkel kabilelerin kullandığı takılardan, yaptıkları dansa kadar; bineklerinden kıyafetlerine kadar her birinin bir sembolik değeri ve anlamı vardır. Statülerini veya inançlarını belirlemede de etkin kullanmışlar. Kıyafetine, saç tarama biçimine, bıyıklarının şekline, gülme ve eğlenme biçimine bile kimliksel anlamlar yükleyerek semboller haline getirmiştir insan. İşte insanın yaratılışından, fıtratından gelen bir değişmez kaide ile semboller; şiarlar bu kadar vazgeçilmez bir yer tutmaktadır. Allahın Semboller Üzerinden İnsan ile İlişkisi; Melek, cin, şeytan, kitap, cennet, cehennem, hac, oruç, namaz… Esasen bu dünyada yaşam formatı adeta sembollerle şekillenmiştir. Dolayısıyla insan zihnini ve duygusunu semboller ile besleyen ve şekillendiren Allah insana kendini, geçmişini, geleceğini ve anını anlatmada ve bunlarla ilişkisini belirlemede sembolik anlatıları, sembolik figürleri ve sembolik değerleri kullanmaması asıl şaşırtıcı olurdu. “(O halde) unutmayın, Safâ ve Merve, Allah’ın sembollerindendir. Böylece, hac veya umre için Mâbede gelen birinin bu ikisi arasında gidip gelmesinde bir mahzur yoktur...” (Bakara-158) Allah’ın insan ile ilişkisinde sembollerin önemli bir yer tutuyor olması bir tenakuz değil bilakis bir tamamlamadır. Allah’ın insana öğrettiği dil ile konuşması, sevdirdiği güzellikler ile dokunması, anlamlandırdığı semboller ile yönlendirmesinden daha doğal ne olabilir ki! Adı üstünde sembol veya şiarları… Yani aracıdırlar. Esas değeri onlar temsil etmez. Bilakis onlara yüklenen, içine yerleştirilen manalardırlar onları anlamlı kılan; özdür onları değerli kılan. Manasından, yüklenilen anlamdan çıkarılarak sadece şekli bir anlayışa çekilen sembol ve şiarlar basitleşir, değersizleşir ve sıradanlaşır. Cami bir başına taş, beton ve demir iken yüklenilen mana ve ifa ettiği fonksiyon itibarı ile değer kazanır. Semboller kovandır. Onu değerli kılan içindeki arı ve baldır. Kovan bir başına sadece toprak ve ahşaptır. İçindeki arı ve bal olmazsa kovanı koruyup kollamak, bal üretmeye dair prensipler uygulamak ancak deli muamelesi görmemize hizmet eder. Ya da bir âlimin deyişiyle; “Sembol zarftır. Onu değerli kılan içindeki mektuptur.” “İşte böyle. Kim Allah'ın sembollerine saygı gösterirse, bu; kalblerin takvasındandır (kalblerinde Allah korkusu olanlar, O'nun dininin işaretlerine saygı gösterirler).” (Hac, 22/32) Hac başlı başına bir sembolik anlatıdır ve Allah kaynağını önceki peygamberlerin uygulamalarından alan cahiliye döneminin bir kısım ritüellerin yapılmasını emretmiştir. Şekli ibadetin ve ritüellerin çokça değersizleştirildiği asrımızda Allah’ın bu emri aslında özü yakalama ve sonraki nesillere taşımada sembollerin vazgeçilmezliğini bariz bir şekilde bize anlatıyor. “İri cüsseli hayvanların (bedene’lerin) kurban edilmesine gelince, Biz onu sizin için içerisinde nice hayırlar barındıran Allah’ın sembollerinden biri olarak (ibadet) kıldık…”  (Hac, 22/36) İnsanların Geliştirip İstifade Ettiği Şiarlar ve Atfettikleri Önem Sembollerin; şiarın insan yaşamındaki yerine değinmiştik. Her medeniyet ve kültür sembolleriyle vardır ve tanınır. Her inanç müntesiplerinde mensup oldukları inancı daha da anlamlandırmak ve daha somut, görünür kılmak için ritüellere dayalı semboller geliştirmişler.  Semboller daha anlaşılır olmada kolaylaştırıcı, yakınlaştırıcı ve aracıdırlar. Bu kolaylaştırıcılık ve aracılık ilahi mesajdan ve özden koparılınca tarihin bazı kesitlerinde sembol değil Tanrı’nın kendisi olma kolaycılığına da gidilmiştir. Putperestliğin kaynağında da bu vardır. “Ey iman edenler! Allah'ın koyduğu sembollere ve kutsal [Hac] ayına ve süslenmiş kurbanlıklara ve Rablerinin lütuf ve rızasını isteyerek Beytu'l-Harâm'a koşanlara karşı saygısızlıkta bulunmayın; [ancak] hac göreviniz bittikten sonra serbestçe avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Harâm'dan alıkoyanlara karşı öfkeniz, saldırganlık yapmanıza yol açmasın:  erdemi ve ilahî sorumluluk bilincini geliştirmede birbirinizle yardımlaşın, kötülüğü ve düşmanlığı artırmada değil; Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun: Ve unutmayın ki Allah'ın intikamı çetindir!” (Maide, 5/2) İnsan pratiği su gibidir. En kolay ve kestirme yolu seçer. Özden ve manadan kopma, inançta Tanrıya yakınlaşma ve ilişkiyi basitleştirme ve hatta onun yerine karar verme kolaycılığına kaçmaktan putperestlik denilen bir din nevş-u nema etmiştir. Dolayısıyla özü korumak şeklini korumak kadar önemlidir. İslam medeniyetinde İslam’ın şiarları var olagelmiştir kaçınılmaz olarak. Allah’ın Kur’an’da beyan ettiklerinin dışında İslam kültür ve medeniyetinden nevş-u nema etmiş akide ve tevhidi destekleyici semboller ve pratikler geliştirmiştir. Cami ve ezanın yanına minare koyarak bu şiarı daha da ileriye ve doğru bir yere taşımıştır mesela. Dolayısıyla minare bila kayd-u şart İslam’ın sembollerinden olmuştur. Ha keza Peygamber sevgisini ve pratiğini geliştiren O’nu anma etkinlikleri bir tür şiar olmuştur. Tesettür biçimi ana çerçeveyi kaybetmemek kaidesiyle neredeyse toplumdan topluma özgünlük arz ederek daha lokal bir şiar rolünü üstlenmiştir. Sarık, cübbe, şalvar gibi kıyafetler sembol olma özelliğini taşımış ve kültürel değerlerimiz olarak müktesebatımızın içinde önemli bir cüz oluvermişlerdir. Önemli ve anlamlıdırlar. Kötü örneklere istinaden bu insan zihin ve duygusunun mana ve şekil bütünlüğü formatını besleyen muazzam semboller asla terk edilemez. Bunlarla uğraşmanın ve onları, yüklenilen ve kazanılmış manadan yoksun şekli bir değerlendirmeye tabi tutmanın şekli bir değerlendirme olduğunu ve iyi niyet taşımadığını söylememiz gerekir. Sarığı bir bez parçası olarak telakki ettiniz mi bir taş parçası iddiasını da desteklemiş olursunuz ki haşa bu Allah’ın Beytüllah’a atfettiği manaya itiraz anlamına da gelir. Milletler, medeniyetler, kültürler hatta ideolojiler sembolleriyle var olduklarını söylemiştik. Yıkılan her sembol temsil ettiği inanç ve medeniyetin duvarından çekilmiş bir tuğla mesabesindedir. Her çekilen tuğla duvarı zayıflatır ve yıkılmaya mahkum olur. Müstekbirlerin İslam’ın şiarlarıyla çok oynamaları ve onları değersizleştirmeye çokça kafa yorup çokça para harcamaları bu gerçeği bir kez daha ortaya koyar. Kutsalları, sembol ve şiarları değersizleşti mi geriye boynunda iple çürük bir masada idamını bekleyen bir toplum kalır ki sehpayı bir çocuğa bile tekmelettiniz mi o ipte sallanmak mukadder olur. Belki de bugün ki “sallantımız” şiarlarımızı terk edip müstekbirlerin şiarlarını kendimize, libas, lisan, mimari, tapınak hatta kıble edişimizin bedelidir. Allah’ın bir taş yapıya evim demesi ne kadar sembolik ise Allah’ın kullarının benzer semboller ile kültürünü, inancını, medeniyetini diri tutması bir o kadar meşrudur. Allah’ın taş yığını eve hürmet etmek ne kadar sembolik ise ittifak ile “İslam’ın şiarları” özelliğini kazanmış sembollere hürmet bir o kadar sembolik ve anlamlıdır. Kabul görmüş ve İslami yaşamı destekleyip besleyen her şiar mukaddestir ve sahip çıkılmalı kanaatimizce. Şiarlarımızın içi boşaltılarak basit sembol ve ritüellere dönüştürülmesiyle mücadele başka bir şey;  bunları sahiplenip asıl manalarına kavuşturmak başka bir şey ve gayret olsa gerek.  Yanlış ile mücadelede marifet bir dalı kurtlanmış bir ağacı kökünden kesme değil; ağacı kurttan arındırıp meyve veren eski sağlığına kavuşturmaktır . Bir yanlış başka bir yanlış ile izale edilemez. Allah; Peygamber, kitap, melek, cennet, cehennem gibi araçları kullanmadan da insan ile ilişki kurabilirdi. Allah, bu aracılar ve şiarlar ile insan hayatına fıtratı gereği hem büyük bir zenginlik ve çeşitlilik katmıştır hem de azametini insan bilincinin seviyesinde tutarak “adil” sıfatı tecelli etmiştir. Dolayısıyla Allah’ın şiarları olarak adlandırdığımız ve İslam’ın şiarlarıyla zenginleştirerek sembolize ettiğimiz mukaddesatımız korunmaya, canlı ve aktif tutulmaya aynı zamanda mana yüklü ihtişamına kavuşturmaya çokça emek sarf edilmeli ve asla onları sıradanlaştıracak, basitleştirecek tez ve hezeyanlara müsamaha göstermemeli. Gerek Allah’ın ve Resulü’nün hükmen belirlediği gerekse İslam tarihinin müktesebatından teşekkül etmiş şiarlarımız aslımızın koruyucuları ve taşıyıcılarıdır. Onlarsız İslam kış-kıyamette çatısız, kapısız, penceresiz; duvarları yıkılmaya yüz tutmuş bir harabede yaşamak gibidir.  
Mehmet Gülsever

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS