İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Ümmetin Mahzun Camisi: Ayasofya

2012-07-16
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Dünya mimarlık tarihinin günümüze kadar ayakta kalmış en önemli yapıları arasında yer alan Ayasofya Camii, mimarisi, ihtişamı, büyüklüğü ve işlevselliği yönünden dikkat çekici özelliklere sahiptir. Ayasofya Camii aynı zamanda Osmanlı dönemi camilerinde fikri anlamda esin kaynağı olmuştur. Ayasofya, ilk inşasından bu yana 916 yıl kilise, 481 yıl cami olarak hizmet verdi. Son olarak Ayasofya, 1934’te ise müzeye dönüştürüldü.

TARİHİ

Bizans tarihçileri Theophanes, Nikephoros ve Gramerci Leon ilk Ayasofya`nın İmparator I. Konstantinos tarafından 324–337 tarihleri arasında yapıldığını ifade ederler. İlk yapıldığı dönemlerde, ahşap çatılı bir yapıya sahip olan Ayasofya, bir ayaklanma sonunda yandı ve imparator II. Theodosius, Ayasofya`yı ikinci defa yaptırarak 415 tarihinde ibadete açtı. 532’de Nika ihtilali sırasında bir kez daha yanan Ayasofya İmparator Justinianus (527-565) tarafından üçüncü kez inşa edildi. Çağın ünlü mimarlarından Miletos`lu İsidoros ve Tralles`li Anthemios`da günümüze ulaşan Ayasofya`yı yaparken de Anadolu`nun antik şehri kalıntılarından sütunlar, başlıklar, mermerler ve renkli taşları kullandı. 532 yılında yapımına başlanan Ayasofya’nın inşaatı 5 yıl sürdü ve 27 Aralık 537’de yeniden açıldı. Mimari yönden incelendiğinde büyük bir orta mekân, iki yan mekân (nef), apsis, iç ve dış nartekslerden meydana gelen Ayasofya’da iç mekân, 100 x 70 metre olup üzeri, dört büyük sütunun taşıdığı, yüksekliği 55 metreye ulaşan, 30.31 metre Çapında bir kubbe ile örtülüdür. Muhteşem bir sanatın kullanıldığı Ayasofya, 1204 yılında İstanbul’u işgal eden Haçlılar tarafından yağmalanarak adeta bir harabeye dönüştürüldü. Ayasofya işçiliğinde kullanılan ve 20 tonu bulan gümüş, mozaikler, renkli mermerler, fildişi levhalar, altın, gümüş ve diğer kıymetli taşlarla, ağır islemeli kumaşlar ve çok sayıda değerli altın süslemeler bu işgal sırasında yağmalandı.

İSTANBUL’UN FETHİYLE CAMİYE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ

İstanbul`un fethinden sonra şehre giren Fatih Sultan Mehmet, Ayasofya`ya giderek Bizans`ın bu en büyük mabedinde ezan okuttu ve şükür namazı kıldı. Osmanlının ihtişam ve hâkimiyetinin göstergesi ve İslam dininin Hıristiyanlığa galibiyetinin bir nişanesi olarak camiye dönüştürdü. Kilise camiye çevrilince, resimlerden bazıları ve haçlar, bozulmayacak şekilde badana ile örtüldü. Diğer süslere ve melek resimlerine hiç dokunulmadı. Fetihten sonraki ilk Cuma Ayasofya’da ve Akşemseddin Hazretleri’nin imamlığında kılındı. İlerleyen yıllarda Ayasofya`nın çevresinde ve müştemilatında yapılan medrese, minareler, mahfeller, şadırvan, sebil, sübyan mektebi, kütüphane, muvakkıthane, padişah ve şehzade türbeleri ile tam bir külliyeye dönüştürüldü. Mabedin güneydoğu tarafı görülen lüzum üzerine iki payanda ile takviye edildi. Bu köşeye tuğladan bir minare ve camiye bir medrese ilave olunca, ikinci minareyi II. Bayezid yaptırdı. Kanuni Sultan Süleyman devrinde yıkılma tehlikesi gösteren bina, Kanuni`nin emriyle ve dahi Mimar Koca Sinan tarafından kuvvetlendirildi ve camiye iki minare daha eklendi.Caminin yanında II. Selim için de bir türbe yapıldı. Sokullu Mehmet Paşa kubbeye büyük bir âlem koydurdu.

MİMARİ ÖZELLİKLERİ

Ayasofya`nın bina olarak kapladığı alan 77 metre uzunlukta ve 71x70 metre genişlikte bir yerdir. Bu alanda yükselen binanın çok geniş bir avlusu vardı. Avlunun etrafında revaklar, ortasında ise aslanağzından akan bir çeşme bulunuyordu. Mabede 9 büyük kapıdan girilir. Avlunun içerisindeki müze girişi, asırlar sonra yeniden kullanılmaya başlanan, batı yönündeki orijinal kapıdır. Girişin yanında önceki, ikinci binanın kalıntıları görülür. Dış koridor 5 kapı ile iç koridora, burası da 9 kapı ile caminin iç harimine açılır. Ortadaki yüksek kapı İmparatorluk kapısı idi. İç koridor ve yan neflerin tavanındaki diğer figürsüz mozaikler Justinyen devri orijinalleridir. Yapının ana kısmında ziyaretçiyi görkemli ve muazzam bir mekân karşılar. İlk adımdan itibaren kubbenin tesiri hissedilir. Kubbe, çok hafif tuğlalardan, birbirini takip eden tabaklarla meydana getirilmiştir. Kubbe kasnağı 40 pencerelidir. Bunlardan dördü kapalı durur. Duvarlar ve tavanlar mermer ve mozaiklerle kaplı, rengârenk bir görünüştedir. Yüksekliği ve çapı ile günümüzde de sayılı büyük kubbelerdendir. Yapılan tamiratlardan dolayı kubbe tam bir çember değildir. Kuzey – Güney çapı 31,87 metre, Doğu – Batı çapı 30,87 metredir. Kubbenin dayandığı 4 sütunda, 4 kanatlı melek figürü, yüzleri kapatılmış olarak yer alır. Dikdörtgen, geniş olan harimin sütunlarla ayrılmış 2 yanında, karanlık neftler uzanır. Cami harimi 74.67 x 69.80 metre olup, alt katta ve galerilerde toplam 107 sütun yer alır. Bunların 40 tanesi alt. 67`si de üst kısımdadır. Galeriler seviyesinde duvarlara asılı, deri üzerine yapılmış 7,5 metre çapındaki büyük diskler ve kubbedeki yazıt, eserin cami olarak kullanıldığını hatırlatırlar. 19. Yüzyılda yazılan tablolar dikkat çeker. Yuvarlak tablolarda Allah, Hz. Muhammed (s.a.v), 4 Halife ve Hasan-Hüseyin isimleri yazılıdır. Döneminin güzel örnekleri mihrap üstü vitraylar, apsis içine yerleştirilmiş cami mihrabı, yanındaki minber ve mevlithanlar balkonu yakın dönem ekleridir. Zeminde yer alan, renkli mermer parçalarından yapılmış kare kısım, İmparatorların taç giydiği mahaldir. Üstün kaliteli mermerden yapılmış iki küresel iri kap orta mekânın giriş yanlarında yer alır. Binanın kuzey köşesinde “terleyen sütun” bulunur. Alt kısmı bronz bir kuşak ile çevrilmiştir. Binayı dışardan destekleyen payandaların kuzeydeki ilkinin içerisi rampadır. Üst galerilere bu rampa ile çıkılır. Binayı üç yönden kuşatan galerilerden Cami harimi bambaşka görünür. Bu kısımda İmparatorluk kadınları ve kilise toplantıları için ayrılmış kısımları vardır. Kuzey kanatta bir, güney kanatta da 3’lü figürler halinde 3 mozaik pano bulunur. Çeşitli zamanlarda tamirler görmüş ve bugünkü asıl minaresi 1955 yılında yaptırılmıştır. Önündeki beş kubbeli ve altı sütunlu son cemaat yeri de sonradan yapılmıştır.

Çıkışta kısmen zemine gömülü bronz kapılar yer alır. Müze bahçesinde değişik devirlerde inşa edilmiş bazı sultanların türbeleri, okul, saat ayar evi ve şadırvan bulunur.

Farklı imparatorluklarda ayakta kalan, farklı milletler tarafından benimsenen ve farklı kültürlere esin kaynağı olan Ayasofya, Pazartesi dışında her gün 9.30 - 16.30 arasında ücretli bir şekilde ziyaret edilebiliyor.

AYASOFYA`YININ MÜZEYE DÖNÜŞTÜRÜLMESİ

Ayasofya Camiini tekrar kiliseye dönüştürmeye yönelik faaliyetler İstanbul`un fethinden hemen sonra başlamış olup bugün de çok yoğun bir şekilde devam etmektedir. Osmanlı Devleti’nin yıkılışıyla beraber bu isteklerini daha çok dillendirmeye başladılar. Bu amaçla Amerika`da “Boston Bizans Araştırmalar Enstitüsü” kuruldu. Bu Enstitü Ayasofya Camiini kiliseye dönüştürme faaliyetlerini koordine etmeye başladı. Enstitünün Ayasofya’daki mozaiklerin temizlenerek ortaya çıkarılması bahanesiyle Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine yapılan müracaat hemen kabul edilir ve cami fiilen kapatılır. 1934 yılında Milli Eğitim Bakanlığına getirilen Abidin ÖZMEN, Atatürk`e Ayasofya Camiinin müze olarak açılmasını teklif eder ve bu teklif Atatürk tarafından kabul edilerek, 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile Ayasofya Camii müzeye çevrilir. Ancak Bakanlar Kurulu Kararı, kararnamenin özellikleri ve kararnamedeki hukuki çelişkiler nedeniyle hala tartışma konusu olmaya devam ediyor.

AYASOFYA CAMİİ HAKKINDA GÜNÜMÜZDEKİ TARTIŞMALAR

2010 yılında Van`daki Akdamar Kilisesi ve Trabzon`daki Sümela Manastırı`nın ibadete açılması gibi gelişmeler, gözleri tekrar Ayasofya Camii`ne çevirdi. Ayasofya’nın yeniden cami olarak açılması için çok sayıda eylem ve basın açıklamaları yapıldı. Yine başlatılan bir imza kampanyası ile on binlerce imza toplandı. Ancak, Hükümet tarafından Ayasofya’nın yeniden camii olarak açılmasına yönelik herhangi bir adımın atılmaması ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın “Ayasofya`nın özel statüsüyle durmasından yanayız” şeklindeki açıklamaları Müslümanları derinden üzdü.

ÖNEMLİ BİR NOT

İstanbul’un fethedildiği dönemlerde savaş hukukuna göre halka ve devlete ait olan yapılara fetih devleti tarafından müdahale edilmiyor ve farklı bir amaç için de kullanılamıyordu. Ancak imparatorun özel mülkleri fetih devletinin hükümdarı tarafından alınarak kendi zimmetine geçirilebiliyordu. Ayasofya Camii de o dönemki Bizans Hükümdarının özel mülkü olduğu için Fatih Sultan Mehmet Tarafından kendi zimmetine alınmış ve daha sonra Fatih Vakfına hibe edilmişti. Bu sebeple de Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesi sırasında Bizanslılar tarafından hiçbir tepki gösterilmezken başka mülklere müdahale sırasında ayaklanmalar olmuştur. Fatih Vakfı’nın özel mülkü olan Ayasofya’nın Bakanlar Kurulu Kararıyla Müzeye Çevrilmesi, örneği hiçbir dönemde yaşanmayan bir çelişkidir.

Talha Bal / İnzar Dergisi - Temmuz 2012

 


Talha Bal

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS