Kürtler, tarihin hiçbir döneminde görülmemiş bir ihanet çemberinde zulüm çarkının iki dişi arasında nefes alma çabasında
Çınarda sokak ortasında patlatılan bomba
Sonra Ankara
Sonra Sultanahmet
Dürümlü
Vezneciler
Ve Midyat
Nurullah Ay
Kürtler, tarihin hiçbir döneminde görülmemiş bir ihanet çemberinde zulüm çarkının iki dişi arasında nefes alma çabasında… Çınar’da sokak ortasında patlatılan bomba… Sonra Ankara… Sonra Sultanahmet… Dürümlü… Vezneciler… Ve Midyat…
Dürümlü’de on üç cesedin toplamından kalan altmış kilo, vahşeti gerçekleştirenlerin insanlıktan nasip alamadıklarının göstergesi.
Derken Midyat’ta evinde otururken kolu kopan hamile kadının içler acısı durumu bir yumru gibi oturdu böğrüme… O zaman büyük üstat Mehmet Akif’in hoşgörüsüne sığınarak “Tükürün” şiirine bir nazire döküldü dudaklarımdan. Hem Akif gibi, halkı tarafından ihanete uğrayan birilerinin duygularının terennümleridir sıraladıklarım. Edebiyat dünyasında buna nazire dense de aslında zaman ve mekândan azade bir öfkenin dışavurumudur yazılanlar.
Ağlama Midyatlım benim, beraber ağlaşalım
Elemim bir yüreğin kârı değil, paylaşalım
Ne yapıp kahreyleyeyim çözümünü bilmem ki
Bölgemde olanlara gökten rahmet iner belki
Dört bir yanımda kurtarıcı namına bir cellat
Bu ihaneti neden görmez halkım kör mü heyhat
Bu yıkımlar ki uzanmış gidiyor dur ey yolcu
Nerede başladı ihanet, bak nerede ucu
Bu ihanet-i kebir, bu şedit hüsran-ı lain
Ezilir ruh-ı sema parçalanır kalb-i zemin
Azıcık kurcala olayları, seyret ne çıkar
Dipçik altında ezilmiş, parçalanmış kafalar
Dürümlü’de on üç cesedin toplamından kalan altmış kilo, vahşeti gerçekleştirenlerin insanlıktan nasip alamadıklarının göstergesi.
Derken Midyat’ta evinde otururken kolu kopan hamile kadının içler acısı durumu bir yumru gibi oturdu böğrüme… O zaman büyük üstat Mehmet Akif’in hoşgörüsüne sığınarak “Tükürün” şiirine bir nazire döküldü dudaklarımdan. Hem Akif gibi, halkı tarafından ihanete uğrayan birilerinin duygularının terennümleridir sıraladıklarım. Edebiyat dünyasında buna nazire dense de aslında zaman ve mekândan azade bir öfkenin dışavurumudur yazılanlar.
Ağlama Midyatlım benim, beraber ağlaşalım
Elemim bir yüreğin kârı değil, paylaşalım
Ne yapıp kahreyleyeyim çözümünü bilmem ki
Bölgemde olanlara gökten rahmet iner belki
Dört bir yanımda kurtarıcı namına bir cellat
Bu ihaneti neden görmez halkım kör mü heyhat
Bu yıkımlar ki uzanmış gidiyor dur ey yolcu
Nerede başladı ihanet, bak nerede ucu
Bu ihanet-i kebir, bu şedit hüsran-ı lain
Ezilir ruh-ı sema parçalanır kalb-i zemin
Azıcık kurcala olayları, seyret ne çıkar
Dipçik altında ezilmiş, parçalanmış kafalar
Korkudan reng-i hüviyeti uçmuş birçok yüzler
Kim bilir hangi zulmü reva görmüş bu yüzsüzler
Azadi denilen sahte sözlere lanet eder
Nice umudu şikeste olan mazlum nalinler
Bombalanmış, kanı donmuş nice binlerle beden
Nice başlar, nice kollar ki cüda birbirinden
Peçenek’te başlayıp parçalanan o mahlûkat
Sonra Pınarcık’ta kurban edilen bunca hayat
Bembeyaz duvakları katrana batmış gelinler
Evi bombayla dağılmış biçare valideler
Her biri parçalanmış bedene ait kümeler
Saç, kulak, el, çene, parmak bütün enkaz-ı beşer
Bakalım pes eder mi deyip saldırır yakından
Canavar gibi vahşetle öldürülmüş nice can
İşte bunlar o felaketzedeler ki bir düşün
Kum tanesi gibi saçıldı bombalarla bütün
Müslümanlığı gerilik saydı bu hergeleler
Halk adına yapıldı bunca menfur cinayetler
Ey bu toprakta birer naş-ı perişan bırakan
İhanete peşkeş çektiğin sana olmaz vatan
Sanmayın bu ihanetin arkasında bayram var
Sizi tükrükte boğar bugünkü sessiz yığınlar
Bakmayın hem tükürün pis çehre-i murdarına
Tükürün belki biraz da duygu gelir arına
Tükürün cephe-i küfrün suratına tükürün
Tükürün çukurlaşan hayvan katına tükürün
Ayaklansın görelim gayret-i halkın tükürün
Yüzünü saklayan yüzsüzün suratın tükürün
Tükürün yola bomba döşeyen şu alçaklara
Sonra tükürün onlara alkış tutan uşaklara
Tükürün ehl-i cehennemin o maskeli yüzüne
Tükürün onların asla güvenilmez sözüne
Özgürlükçü takılan maskara mahlûku görün
Tükürün kirli vicdanına küffarın tükürün
Hem de şenaat batağı olan kötü zamanın
Batı’ya piyon olmuş rezil-i sefih uşağın
Önce Allah’ı bırakmakla bitirdi işini
Bilir ki iman oldukça kaldıramaz leşini
Susturan zalimin idrakine bol bol tükürün
Yine öfke ile çılgınlığım üstümde bugün
Bana da uzlet için bugün bir kehf-i Sevr lazım
Ey yaralı Kürt halkım bırak yalnız ağlayayım
Nurullah Ay / İnzar Dergisi – Temmuz 2016 (142. Sayı)
Kim bilir hangi zulmü reva görmüş bu yüzsüzler
Azadi denilen sahte sözlere lanet eder
Nice umudu şikeste olan mazlum nalinler
Bombalanmış, kanı donmuş nice binlerle beden
Nice başlar, nice kollar ki cüda birbirinden
Peçenek’te başlayıp parçalanan o mahlûkat
Sonra Pınarcık’ta kurban edilen bunca hayat
Bembeyaz duvakları katrana batmış gelinler
Evi bombayla dağılmış biçare valideler
Her biri parçalanmış bedene ait kümeler
Saç, kulak, el, çene, parmak bütün enkaz-ı beşer
Bakalım pes eder mi deyip saldırır yakından
Canavar gibi vahşetle öldürülmüş nice can
İşte bunlar o felaketzedeler ki bir düşün
Kum tanesi gibi saçıldı bombalarla bütün
Müslümanlığı gerilik saydı bu hergeleler
Halk adına yapıldı bunca menfur cinayetler
Ey bu toprakta birer naş-ı perişan bırakan
İhanete peşkeş çektiğin sana olmaz vatan
Sanmayın bu ihanetin arkasında bayram var
Sizi tükrükte boğar bugünkü sessiz yığınlar
Bakmayın hem tükürün pis çehre-i murdarına
Tükürün belki biraz da duygu gelir arına
Tükürün cephe-i küfrün suratına tükürün
Tükürün çukurlaşan hayvan katına tükürün
Ayaklansın görelim gayret-i halkın tükürün
Yüzünü saklayan yüzsüzün suratın tükürün
Tükürün yola bomba döşeyen şu alçaklara
Sonra tükürün onlara alkış tutan uşaklara
Tükürün ehl-i cehennemin o maskeli yüzüne
Tükürün onların asla güvenilmez sözüne
Özgürlükçü takılan maskara mahlûku görün
Tükürün kirli vicdanına küffarın tükürün
Hem de şenaat batağı olan kötü zamanın
Batı’ya piyon olmuş rezil-i sefih uşağın
Önce Allah’ı bırakmakla bitirdi işini
Bilir ki iman oldukça kaldıramaz leşini
Susturan zalimin idrakine bol bol tükürün
Yine öfke ile çılgınlığım üstümde bugün
Bana da uzlet için bugün bir kehf-i Sevr lazım
Ey yaralı Kürt halkım bırak yalnız ağlayayım
Nurullah Ay / İnzar Dergisi – Temmuz 2016 (142. Sayı)
Nurullah Ay