İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Toplumla bütünleşmek

2020-03-16
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

İslami bir cemaatin en çok ihtimam göstermesi gereken birinci konu İslami çizgiyi muhafaza etmektir. İslami çizgi muhafaza edildikten sonraki ilk amaç ise İslam’ı toplumda yaygınlaştırmaktır. Bunun için de toplumla sıkı bir bağa ihtiyaç vardır. Çünkü İslami olarak ulaşılması istenen tüm amaçlar bu toplumun eliyle ve bu toplumun içinde gerçekleşecektir. Bir cemaatin yapacağı ise sadece öncülük etmek ve lokomotif olmaktır. O halde İslami bir cemaatin içinde yaşadığı toplumla bütünleşmesi elzemdir. Bu bütünleşmenin gerçekleşmesi için gerekli adımların atılmasının yanında, cemaati toplumdan izole eden adımlardan da kaçınılmalıdır. Bu izole edici etkenlerden biri aşırı örgütlülüktür. Tabana kadar yayılan sıkı örgütlülük, cemaatleri toplumdan ayrıştıran bir faktördür. Tüm fertlerini sıkı şekilde örgütleyen yapıların ilişkileri, bu örgütlülüğün gereği olarak, çoğunlukla birbirleriyledir. Bu şekilde kendi aralarında görüşüp ziyaretleşen fertlerin, diğer insanlarla ilişkisi yavaş yavaş zayıflamaktadır. Belli bir süreden sonra da onlar topluma farklı; toplum onlara farklı yaklaşır olmaktadır. Sıkı örgütlülüğün fertler arasında oluşturduğu dayanışma yapıyı izole eden diğer bir etkendir. Elbette ki dayanışma gereklidir ve övülen bir davranıştır. Ama bu dayanışmanın sadece yapının fertleri arasında yaşandığı toplumca fark edildiğinde, bu durum toplum ile bu yapı arasında bir ayrışma oluşturur. Kendi halinde bir Müslüman olsa bile yapının ferdi olmadığı için öz kardeşle yapılmayan dayanışmanın, yapının ferdi olan yabancılarla yapılması elbette ki dikkati çekmekte ve diğer kesimlerle arada bir mesafe oluşturmaktadır. Örgütlülüğün başka bir gereği de gizliliktir. Hareketteki gizlilik şayet toplumla iç içe olan fertlerin arasına kadar yayılmışsa; haliyle hemen fark edilmekte ve toplumu ürkütmektedir. Gizliliğin oluşturduğu bir başka sonuç da vehimdir.  Herkes bilinmeyeni merak eder. Öğrenemeyince de kendince bazı tahminlerde bulunur. Çoğunlukla da akla gayri meşru şeylerin yapıldığı ihtimali gelir. Çünkü meşru şeylerin gizlenmeyeceği düşünülür. Dolayısıyla bu da yapının toplumsallaşmasına engel olur. Toplumun gündeminden kopmak da diğer bir faktördür. Gündemin peşinden sürüklenmemek elbette ki önemlidir. Çünkü bazı odakların yapay gündemlerle insanları oyaladıkları bilinmektedir. Ancak gündemin peşinden sürüklenmeyelim diyerek, halkı ciddi şekilde etkileyen gündemlerden kopmak da ayrı bir tehlikedir. Elbette ki gündeme aynı şekilde yaklaşmak gerekmez. Hatta farklı yaklaşımlar ve aydınlatıcı açıklamalarla, topluma farklı bakış açıları sunmak ve onları güç odaklarının telkin ettiği düşünce kalıplarından kurtarmak gerekir. Ama bir cemaat toplumun gündeminden başka bir gündeme sahipse ve sahip olduğu gündemi fertleri dışına taşıyamıyorsa, bu durumda toplumla farklılaşma ve ayrışma kaçınılmaz olur. Asr-ı Saadette Müslümanlar, Mekke’de Müşrik, Medine’de de Yahudi bir toplumla birlikte yaşadıklarından; Müslümanlarda kimlik bilincini oluşturmak için Resulullah aleyhisselatu vesselam, giyiminde, saç şeklinde ve sarığında Müşrik ve Yahudilere muhalefet ediyordu. Ancak günümüzde Müslüman toplumla iç içe yaşayan bir hareketin, şer’i bir gereklilik olmadığı müddetçe giyim ve adetlerde topluma muhalefet etmesi, kendisiyle içinde bulunduğu toplum arasına mesafe koyar. Toplumsal adetler, yüzyıllar içerisinde, o toplumun yaşadığı coğrafi bölgeden, insanlarının yapısından, ekonomik şartlarından ve şüphesiz dinlerinden etkilenerek oluşmuşlardır. Dolayısıyla bunları kısa sürede değiştirmek mümkün de değildir, gerekli de. Ancak bu adetler şer’i bir emirle çatışırsa elbette ki buna karşı durulur. Fakat böyle şer’i bir gereklilik olmadan topluma aykırı davranmak, sadece hareketi toplumda yalnızlaştırma sonucunu doğurur. Sonuç olarak İslami bir cemaat ne yapacaksa içinde yaşadığı Müslüman toplumun içinde ve onlarla beraber yapacaktır. Başka bir toplumu ithal etme imkânı yoktur. O halde toplum içinde kalarak taban bulmaya ve toplumla bütünleşmeye ihtiyaç vardır. Onlarla ayrışmayı doğuracak davranışlardan kaçınılmalı ve şeri bir gereklilik olmadan farklı adetler edinme yoluna gidilmemelidir.
inzar

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS