Mekke’de yerleşik olan Beni Bekir kabilesi ve Huzaalılar birbirlerine düşman iki kabileydi. Bu düşmanlıkta çok kan döküldü. Abdulmuttalip zamanında bunlar barıştırıldı. Ama ardaki kin ve adavet devam etti. İslam daveti zuhur ettiğinde Huzaalılar Hz. Peygamberin, Beni Bekirler de müşriklerin himayesine girdi.
Peygamber ve Ashabı Medine’ye hicret etiler. Hicretten sekiz yıl sonra Müslümanlar hac için Mekke’ye gelmeye çalıştı. Müşrikler kabul etmeyince Hudeybiye Antlaşması imzalandı.
Bir gün Beni Bekirlerden bir genç kasıtlı olarak bir Huzaalı’nın yanında peygamberi çok kötü hicvetti. Buna dayanamayan Huzaalı, Beni Bekirlinin kafasını kırdı. Aradan iki gün geçtikten sonra Kureyşli müşriklerin de yardımıyla Beni Bekirler, Huzaalılara saldırdılar. Mescid-i Haram’da bile saldırılarını durdurmadılar. Tam yirmi üç kişi öldürdüler. Huzaalılar Medine’den yardım istedi ve bu olayla Hudeybiye Antlaşması da geçerlilik hükmünü kaybetti. Peygamber ve Ashabı on bin kişilik ordusuyla Mekke’ye girdi. Meydana gelen lokal bazı çatışmalar dışında Mekke çatışmasız şirkin elinden kurtarıldı.
Yahya Ayyaş’ın Şehadeti (5 Ocak 1996)
26 Şubat 1966’da Filistin’in refat bölgesinde fakir bir ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi. 6 yaşında Kur`an-ı Kerimi hıfz etmeye ve İslami ilimleri tahsil etmeye başladı. Üstün kişiliğe ve dikkat çekici bir cesarete sahip olan Yahya Abdullatif Ayyaş özel İslami eğitimlerini tahsil ederken, diğer yandan genel eğitimini sürdürerek okuduğu liseden 100 üzerinden 92,8 gibi bir yüksek dereceyle mezun oldu. 1991`de Beir Zeit Üniversitesinden Elektrik Mühendisi olarak mezun oldu. Yurt dışında yapacağı mastır ve doktora isteklerine işgalci Siyonist rejim izin vermedi. Yahya Ayyaş, 1991`de amcasının kızıyla evlendi. Berâ adını verdiği ilk çocuğu doğdu. Şahadetinden iki gün önce doğan İkinci çocuklarına ise şehidin ismi olan Abdullatif ismini verdiler. İmandan gelen cesaret ve feraseti onu akranlarından farklı kılıyordu. Kısa bir zaman zarfında İslami Direniş Hareketinin ön saflarında yerini alan Yahya, daha sonra şehadet operasyonları grubunun komutanı oldu. Siyonist rejimin korkulu rüyası haline gelen Yahya gerçekleştirilen birçok başarılı operasyona imza attı. Siyonist rejimin bütün istihbarat çeteleri kırmızı alarmda şehidi arıyorlardı. Bütün aramalar boş çıkınca, başka yollara başvurdular. Çok uzun bir süre evini ve oturduğu yeri kontrol altına aldılar, babasına işkence ettiler, annesini bir buçuk yıl zindana attılar. Annesinin gözleri önünde küçük çocuğunun kafasına silah dayadılar. Hanımına işkence yaptılar. Ama bütün bunlar neticesiz kalıyordu. Şehidin eylem ve mücadelesi gayet kesintisiz devam ediyordu. Onlar şehidi çok uzaklarda arıyorlardı oysa ufak tefek libasi takiyelerle kendi topraklarında mücadele ediyordu. Baskın düzenlemedikleri köy ve akrabası kalmamıştı. Bu durum beş yıl sürdü. Bir keresinde kullandığı arabaya suikast gerçekleştirildi, iki arkadaşı şehit oldu. O içinde değildi. Rıdvan mahallesine gelmiş diye büyük bir operasyon gerçekleştirildi onlar gelinceye kadar şehit olay mahallini terk etmişti. Efsane komutan 5 Ocak Cuma günü üniversite öğrencisi bir tanıdığının cep telefonuyla telefon görüşmesi yaparken telefon infilak etti ve şehadete kavuştu. Şehit her an şehit olabilirim inancında olduğu için görevini ifa edecek onlarca komutan yetiştirmişti.
Hamas’ın İçişleri Bakanı Şehadeti (15 Ocak 2009)
1959 doğumlu olan Şeyh Said Sıyam, Fen Bilimlerinden mezun olduktan sonra 1980 ile 2003 yılarında, Uluslararası Yardım Örgütü okullarında, matematik öğretmenliği yaptı. 2000 yılında eğitim alanında lisans yaptı. Daha sonra Gazze’de imamlık yapmaya başladı. Şeyh Ahmet Yasin’in oluşturduğu Islah Komisyonlarında görev aldı. Şeyh Said Sıyam, ayrıca şu görevlerde bulundu; Öğretmenler Sendikası Başkanı, Uluslararası Yardım Örgütü Arap Çalışanları Birliği üyesi, İslami Direniş Hareketi Dış İlişkiler Birimi sorumlusu, Hamas’ın Gazze’deki Siyasi Birimi Üyesi, Gazze’deki İslam Üniversitesi Mütevelli Heyeti üyesi, Gelecekle İlgili Araştırma Merkezi’nin kurucu üyesi, 1980’de Ramallah’taki Daru’l-Muallimin’de Öğrenci Birliği üyesi olarak görevini yaptı. 2006 yılında kurulan 10. Filistin hükümetinde seçilen, İçişleri Bakanlığı görevini yapan Şeyh Said Sıyam bu görevinde 13 bin personeli bulunan güvenlik biriminden sorumluydu. Evli ve altı çocuk babası olan Sıyam, kardeşinin evinde bulunduğu bir sırada terör şebekesi, Siyonistlerin hava saldırısına uğradı. Saldırıda kendisi, kardeşi, oğlu ve beraberlerinde altı Filistinli şehit oldu. 30 Filistinli yaralandı.
Güçlü Konak Katliamı(16 Ocak 1996)
1995 seçimlerine bir hafta kala Pkk tek taraflı ateşkes ilan ettiğini duyurdu. Aradan bir yıla yakın zaman geçti.12 Ocak 1996’da Güçlükonak (Géré) köyüne baskın yapan askerler altı köy korucusunu Pkk’ya yardım etmişler iddiasıyla gözaltına aldı.15 Ocakta Koç Yurdu köyünden de beş korucu “görev var” gerekçesiyle tabura çağırıldı. Daha önce gözaltına aldıkları Géré korucuları ile beraber, bir dolmuşa bindirilerek köylerine geri gönderildiler. Yolları kesildi.11 köylü kurşuna dizilerek sonra da cesetleri yakılarak hunharca öldürüldüler. Olay hemen Pkk’ye ihale edildi. Pkk olayla ilgilerinin olmadığını söyledi. Arada on üç yıllık bir zaman geçince, Aktüel dergisine demeç veren dönemin devlet bakanı, Adnan Ekmen, olayın Jitem tarafından işlenmiş olabileceğini söyledi. Olay AİHM’ye taşındı. Mahkeme etkin yargılama yapılmadığı gerekçesiyle devleti mahkûmetti. Bu olay görülen Ergenekon davasında da çok dillendirildi. Bu karşılıklı dövüşte mağdurlar değil hep mağdur edenler konuştu.
Körfez Savaşı`nın Başlangıcı (17 Ocak 1991)
İran ve Irak savaşı sona erdi. Yıllardır sömürü rejimleri tarafında hoşgörü ve dostluk iltifatlarını gören Saddam saldırmaya alışmış ve sanki Arapları yıllardır İran tehlikesinden kendisi korumuş, buna mukabil diğer Arap ülkelerin kendisini dinlemeleri gerekliliğine inanıyordu. Suudi Arabistan’dan, Arap Emirliklerinden ve Kuveyt’ten, bütün borçlarının ödenmesinde yardım etmeleri gerektiğini sürekli yineliyordu. Karşılığını göremeyince bunlara bir ceza gerekiyordu. 26 Temmuzda Saddam Kuveyt sınırına 30 bin asker yığdı. Ortadoğu’nun kaynaklarına göz diken ve silah satma pazarı arayan ABD gelişmeleri yakından takip ediyordu. Saddam Kuveyt’e girdi ve kendini Kuveyt petrollerinin sahibi gördü. Sırada Suudi Arabistan var endişesiyle psikolojik bir korku yayıldı adeta. ABD’nin müdahalesinden başka seçenek yoktur vahametine getirildi. Politik görüşmeler itişmeler başladı, sonuç vermeyince ABD öncülüğünde 17 Ocak. 1991’de körfez savaşı başlamış oldu.
Necef Direnişinde Üç Yüz Şehit (28 Ocak 2007)
Irak’ı işgal etmeye çalışan ABD ordusu Necef’e girmeye çalışırken Muktada Es-Sadr denetiminde olan Mehdi Ordusu’nun şiddetli direnişiyle karşılaştı. ABD askerleri mukaddesat, yaşlı, hasta, çocuk demeden her tarafa ateş açıyor, her tarafı bombalıyordu. Hz. Ali türbesi ciddi zarar gördü. Ama bütün olanlara rağmen katliam ordusu direnişi kıramadı. Üç yüze yakın direnişçi şehit edildi. Sonunda direnişçiler şehrin Ayetullah Sistaniye teslim edilmesi ve ABD ordusunun kesinlikle şehre girmemesi şartıyla silahlarını susturdular.
22 Ocak 1991 İlk Kez Türkçe Ezan Okundu. (1932)
Atatürk’ün talimatlarıyla dokuz hafız ezan ve salanın Türkçe okunması çalışmalarına başladı. 30 Ocak 1932’de ilk Türkçe ezan Hafız Rıfat tarafından Fatih Camiinde okundu. 18 Şubat 1933’te CHP’nin iktidarı döneminde bütün müftülüklere Türkçe ezan metni gönderildi. Buna uymaları istendi, aksi halde cezalandırılacakları bir tamim ile bildirildi. Arapça ezan okuyanlar 10 liradan 200 liraya kadar para cezasına çarptırılıyordu.
İnzar Dergisi – Ocak 2013
İnzar - Tarihte Bu Ay