İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Tarihte Bu Ay - Ocak 2012

2012-01-24
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Tarihte Bu Ay - Ocak 2012
Yahya Ayyaş’ın şehadeti (05 Ocak 1996)

6 Mart 1966’da dindar bir Filistinli ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Yahya Ayyaş’ın asıl adı; Yahya Abdullatif Sadi Ayyaş’tır. Sakin fıtratlı ve çok zeki olan Yahya, ilkokulu kendi köyünde bitirdi. 1984 yılında 92,8`lik bir not ortalaması gibi yüksek bir derece ile liseden mezun olduktan sonra mühendislik fakültesine kayıt oldu. Bu yıllarda İslami direnişin içerisinde dinamik olarak yer alıyordu. 1991’de üniversiteden başarıyla mezun oldu. Ertesi yıl teyzesinin kızıyla evlendi. Gerek lise yıllarında gerekse fakülte yıllarında beraber olduğu gençlerden birlikler oluşturdu. İntifadanın başladığı yıllarda, bu gençlerle beraber davetin hareket alanlarını canlandırıyordu. Öyle zeki ve kıvrak bir zekâya sahipti ki, henüz çok genç olmasına rağmen 1988 ve1992 yılları arasında girişilecek birçok faaliyet için görüşüne başvurulan ilklerden biriydi.
Siyonist terör çeteleri Halilürrahman Camiine saldırıp, camide namaz kılan 70 Müslüman’ı şehit etti. Bu katliam ne ilkti, ne de son olacağa benziyordu.
 
Mühendise göre, mazlum Filistin halkına en gelişmiş silahlarla saldıran siyonist teröristlerin saldırılarını durdurmak ve intikam almanın en etkin yolu şahadet operasyonu eylemidir. Bu inancına binaen 1990 ve 1991 yıllarında beraberindeki gençlerle birlikte eylem için bomba yüklü, araç hazırladı. Ama araç henüz hazırlık aşamasında iken iki mücahitle birlikte yakalandı. Yakalanan mücahitlere korkunç işkenceler yapıldı. İşkencelere dayanamayan gençler Yahya’nın ismini verdiler. İşte bu tarihten sonra Yahya’nın ismi israil gizli servisinin kırmızı bültenle arananlar listesine girdi. Yahya artık faaliyetlerini gizlenerek yapmak zorunda kaldı. Kısa bir süre içinde birçok şahadet operasyonu gerçekleştirdi. Siyonist teröristlerden 70 kişi öldürüldü 340 kişi yaralandı. Mühendis Yahya artık siyonizmin korkulu rüyası, mazlum Filistin halkının efsane komutanı olmuştu.
 
İsrail gizli servisi baba ocağına defalarca baskın düzenledi her defasında evin bütün eşyalarını kullanılamaz hale getirdi.1993`te Telaviv’de bir eylem gerçekleşti ve israil bundan Yahya Ayyaş’ı sorumlu tuttu. Bunun hemen akabinde annesi gözaltına alındı. Anne israil gazetelerine şu açıklamayı yaptı; “Ona doyamadan bıraktı bizi ve işgal güçleri tarafından aranmaya başladığından beri o artık benim oğlum değil İzzettin Kassam Tugayı’nın oğludur. ”

İzak Rabin, Mühendisi ortadan kaldırmak için dosyasını özel bir durumla hükümetin gündemine aldı. Ama takdiri ilahi öyle bir sürprizle gerçekleşti ki, İzak Rabin maksadına eremeden fanatik bir Yahudi tarafından öldürüldü. Ama Mühendis, hükümetin birinci gündeminden düşmedi.
 
Dayısı vasıtasıyla kendisine ulaştırılmak üzere, bomba düzenekli bir cep telefonu hazırlandı. Cep telefonuyla babasıyla konuşurken, telefon bloke oldu. O anda yanında bulunan dayısı elindeki telefonu uzattı. Böyle bir kalleşliği tahmin etmeyen Yahya, cep telefonuyla konuşmaya başlayınca gönderilen sinyalle telefon kulağında patladı. 5 Ocak 1996 Efsane Mühendis şahadet mertebesiyle Rabbine kavuştu.

İbrahim Hoca(Kızmaz)’nın Şahadeti (06 Ocak 1976)
 
1956 Gercüş doğumlu olan İbrahim Hoca, 1974–1976 yıllarında okul öğretmenliği hayatına Muşta başlamıştı. Şair, Yazar ve muttaki bir Müslüman olan hoca, onu tanıyanların gönlünde taht kurmuştu. Daha sonra tayini Mardin`in Nusaybin ilçesine çıkan Hoca, aktif olan İslam davetçiliği ile bölgenin birçok köyünü yaya olarak dolaştı. İslami tebliğini kesintisiz ve korkusuz bir şekilde sürdürdü. Onun çabaları sonucu Allahın lütfüyle birçok kişi hakkı ve hakikati tanıma şerefine nail olmuştur.
Mürtet örgüt Müslümanlara iftira kin kusmaktan geri durmuyor, bulduğu her fırsata İslam davetçilerine saldırıyordu. İslam’a âşık olan Hocanın yaşantısı kendisini bölgenin tek hâkimi gören mürtet örgütün gözüne batmıştı. Hakkında ölüm kararı çıkarıldı. Birçok defa pusu kuruldu. Nihayet 06 Ocak 1992’de Nusaybin de, görev yaptığı, Edip Mungan İlk Öğretim okulunda, küçük bir öğrencisiyle beraberken silahlı saldırıya uğradı. Minik öğrencisiyle beraber, şahadet mertebesiyle Rabbine yükseldi.

Abdulkadir Udeh ve 5 arkadaşı Nasır tarafından idam edilerek şehid edildi(9 Ocak 1954)

Kahire üniversitesi hukuk fakültesi mezunu olan Abdulkadir Udeh Hasan el-Benna ile aynı dönemde okumuştur. Hâkimlik ve Savcılık yapan Udeh, İhvan-ı Müslimin`i ortadan kaldırmaya yönelik önüne gelen bütün davaları beraatla neticelendirdi. Sistemin bunu fark ettiğini anlayan İhvan ısrarla onun görevi bırakmasını istedi. Görevi bırakıp birebir ihvanın safında İslami vazifesini icraya başladı. Bir müddet geçici olarak İhvan Hareketinin genel başkanlığını yaptı.

23 Temmuz 1952 tarihinde Muhammed Necib liderliğindeki Mısırlı subaylar, İhvan’ın desteğiyle bir ihtilal gerçekleştirdiler. Buna rağmen İhvan ihtilalcılarla iktidar ortaklığı yapmaktan kaçındılar. Muhammed Necib’in yerine geçen Cemal Abdunnasır İhvan’ın diktatörlüğü önündeki en büyük en olduğunu biliyordu. İskenderiyye`nin Menşiyye meydanında Nasır`a karşı girişilen senaryo suikastten İhvan sorumlu tutuldu ve tutuklama furyası başladı.

Abdulakdir Udeh Nasır ile İhvan arasında arabuluculuk görevini yapıyordu. Abdulkadir Udeh’i Nasır için hedef yapan unsurlardan bir tanesi de bu konumuydu.

Nihayet Abdunnasır İhvan’ın lider kadrosu; Hasan el-Hudeybi, Abdulkadir Udeh ile Mahmud Abdullatif ile hem kanal harbi hem de Filistin direnişin sembol mücahid liderlerinden Muhammed Fargali, Yusuf Tal`at, Hindavi Duveyr ve İb­rahim el-Tayyib’i idam etmeye karar verir. Bunun için Ezher şeyhi Muhammed Hıdır Hüseyin`den fetva istedi. Şeyh’in verdiği cevap bir İslam alimine yakışan bir cevaptı. Şeyh: "Ben böyle bir fetva verip bu gibi kanları boynumda taşıyarak Allah`ın huzuruna çıkmaktan Allah`a sığınırım. Hayatıma son verir, bu gibi davetçilerin hayatlarını devam ettirmelerini ve boynumda kanlarını taşımamayı tercih ederim. Ben dinimi bozarak başkalarının dünyasını mı düzelteceğim?" diye cevap verdi.
Ancak Nasır’ın Şeyhi görevden alıp tüm hukuk ve uygulamalara ters olarak yerine atadığı şeyhten fetva alarak 9 Ocak 1954’te Abdulkadir Udeh ve beş arkadaşı idam edildi.

Bediüzzaman’ın TBMM’de uyarı niteliğindeki on maddelik beyanname dağıtması(10 Ocak 1923)

Üstad Bediüzzaman ısrarla Ankara’ya davet edildi. Atatürk, Kürt halkı üzerinde kurulacak olan otorite için Üstad’dan faydalanmak istiyordu. Onun vesilesiyle Kürtlerin TBMM hükümetine bağlılığı korunabilirdi. Üstad ise halkın genel olarak bilemediği yeni meclisi, düşüncesini ve çalışmalarını yerinde görmek istedi. Ankara’ya gelen üstad için bir hoş geldin merasimi düzenlendi. Üstad, burada bütün doğu milletvekilleriyle Mustafa kemalle görüştü. Namaz vakti geldiğinde Üstad namaza kalktı. Ama gördü ki milletvekillerin büyük bir kısmı namaz kılmıyor. Üstad bunun çok tehlikeli bir süreç olduğunu müşahede eder ve on maddelik bir beyanname yazarak milletvekillerine dağıttı. Atatürk hiddetle Üstada ‘biz, seni, buraya yüksek fikirlerini beyan edesin diye çağırdık. Sen geldin namaza dair şeyler yazdın ve içimize ihtilaf verdin’ dedi. Üstad imanın verdiği Haşin ve etkileyici hiddetiyle ‘İmandan sonar en yüksek hakikat Namazdır. Namaz kılmayan haindir. Hainin hükmü merduddur.’dedi.

Ama Atatürk, buna rağmen Üstadla karşı karşıya gelmekten kaçınır ve konuyu altan alarak Üstad`dan faydalanmanın yollarını aralamaya çalıştı. Bediüzzaman`ın, Kürtlerin üzerindeki etkinliğinden haberdar olan Atatürk, Üstada Kürtlerin yaşadığı coğrafya olan doğu illeri vaizliğini teklif edildi. Üstad bu meclisin ve iktidarın yaptıklarından beri olduğunu ve böyle bir teklifi kesinlikle Kabul etmeyeceğini açıklayarak teklifleri geri çevirerek Ankara`dan ayrıldı. Vana Geldi.

Kenan Evren’in Rektörler Düzeyinde Türbanı Yasaklaması (10 Ocak 1987):

Cumhuriyet kurulduktan hemen sonra hızlı bir şekilde sistemin, batılaşma faaliyetleri başladı. Rejim, halkın inancı gereği olmasına rağmen, önünde engel gördüğü örtüye yönelik yoğun baskı ve yasaklamaları dayattı. Özelikle 1960’lardan sonra yasaklamayla birlikte aşağılama ve tahkir daha bir hız kazandı. Her on yılda bir yapılan darbelerle halkı kendi düşüncelerinin hizasına çekmeye çalışan çatık kaşlı jandarmalar, her defasında türbanı gündemlerinde tutmayı, bir görev biliyordu.1980 de yapılan askeri darbenin mimarı Kenan evren rektörleri toplayarak, hem hâkimlik hem de savcılık yaparak öğrencilerin türbanlı olarak kampuslara girişini yasakladı. Turgut Özal başbakan olduğunda serbest olması için kanun çıkardı ama Nafile. Evren bu kanunu veto etti ve anayasa mahkemesi ile yürütmeyi durdurdu. Bu ucube keyfi yasaklama genişleyerek günümüze kadar devam etti.

Ezanın Türkçe Okunması (30 Ocak 1932)

Laikliğin ve Rejimin önündeki en büyük engeli halktaki İslami inancı görenler her gün yeni bir tahrifatta, yeni ucube bir girişime imza atıyordu. Bu ucubelerden biri Ezanın Türkçeleştirilmesiydi. İlk olarak 1931 de Atatürk’ün emriyle dokuz hafız dolma bahçe sarayına getirilirdi. Hafızlardan hutbe ezanın Türkçeleştirilmesi çalışmaları istendi. Çalışmaların neticesinde pilot bölge seçilen İstanbul’da ilk olarak30 Ocak 1932 de Yerebatan caminde hafız Rıfat tarafından okundu.18 Temmuz 1932 de Diyanet İşleri Başkanlığının yayınladığı genelge ile ezanın bütün camilerde Türkçe olarak okunması istendi. Ezanın Türkçe metni Evkaf müdürlüklerine gönderildi. Bozuntu çalışma, dalga dalga ülkenin her tarafına dayatıldı.18 yıl boyunca bu ülkenin her karış toprağında dökülen kanı olan, Müslüman halka, Türkçe ezan dayatılarak zorla okutuldu.

Dünyada İlk tv Yayınları Başladı. (29 Ocak 1926)

Dünyada ilk tv. yayınını, İskoçyalı John Logie Baird, yaptığı 30 santimlik bir aygıtla ilk Tv. Görüntüsünü bulmuştur. Bu buluşuna,1884’lerde,Nipkov adlı öğrencinin çalışmalarını esas alarak başlamıştır. Mucit John Logie Baird parası olmadığı için, ilk Tv’yi bir lavabo taşı, çay tenekesi ve bisküvi kutusu gibi basit düzeneklerden yapmıştır. Tv’nin ilk mekanik yayını 29 Ocak 1926da başlamıştır.

Doğruhaber Gazetesi ve İnzar Dergisine Baskın (28 Ocak 20011)

Her geçen gün Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Türkiye’den giden şikâyetlerin sonucu devlet milyonlarca dolarlık maddi ceza vermek zorunda kalıyordu. Bunun önlemini almaya çalışan Meclis, yargı alanında bir kanun çıkardı. Buna göre on yıldan fazla yargılanıp cezası kesinleşmemiş tutukluların tahliye edilip tutuksuz yargılanmaları kanunu çıktı. Bu düzenlemeden yaklaşık bin yirmi tutuklu faydalandı. Çıkanlardan yirmi bir kişi İslami davalardan yargılananlar olunca, medya tek merkezden emir almışçasına bunu gündeme taşıdı. Sanki bunu yaparsak gümbürtü yapanlar biraz rahatlar hesabıyla sabahın erken saatlerinde Doğruhaber Gazetesi, İnzar dergisi ve Kelha Amed dergisine terörle mücadele ekipleri baskın yaptı. Bu basın kuruluşlarında, çalışan yazarların evine baskın düzenlendi. Birçok gazete ve dergi çalışanı gözaltına alındı. Gazete koordinatörü Fikret Gültekin, Yazar Bahattin Temel, Mehmet Eşin, Şefik Temel ve Said Şahin tutuklandı.

 


İnzar - Tarihte Bu Ay

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS