İkinci çeçen savaşında Ruslar, Kafkasya’da her gün yeni yeni katliamlar gerçekleştiriyordu. Çeçenlerin efsane komutanlarından Şamil Basayev’in emrindeki bir grup mücahit, Rusya’yı ateşkese zorlamak ve dünyanın dikkatini bu trajediye çekmek için Beslan kasabasındaki bir okulu bastı. Okulda bulunan 1200 kişi esir alındı.
Ruslar ağır silahlar kullanarak, helikopterlerle okulun çatısına indirme yaptı. Okulun çatısı çöktü. Mücahitler karşılık vermek zorunda kaldılar. Bu sırada 334 kişi hayatını kaybetti. Birçok rehine de yaralandı. Ruslar hem pazarlık yapıyor hem de katliamı gerçekleştirmenin planlarını yapıyordu. Eylem yapan birlik bariyeri yararak az bir zayiatla kurtuldular.
Bayram Ali Öztürk’ün Şehit Edilmesi (3 Eylül 2006)
İsmail Ağa Cemaatinin önemli simalarından olan Bayram Ali Öztürk sabah namazından sonra cami içinde uğradığı bıçaklı saldırıda hayatını kaybetti. İslami yapılanmalara karşı, sürekli şeytani desiselerin peşinde olan karanlık şebekeler, her zaman olduğu gibi gene işbaşındaydılar.
Bayram Ali Öztürk, camide, Allah’ın evinde katledilince, maşa olarak seçilen katil, hemen orada linç edildi. Durumdan öyle anlaşılıyordu ki katilin öldürülmesi olayın örtbas edilmesine gerekçe gösterilen ilk seçenek oldu. Medya ayağı hemen devreye girerek olayı iç hesaplaşmanın sonuçlarıymış gibi bir mecraya getirmenin telaşına girdi. Toplumu bu yönde manipüle etmeye çalıştı. Ama yıllar sonra durum ortaya çıktı ki olay, tamamen İslam düşmanlarının tezgâhladığı bir oyunun ta kendisiydi.
Adana’da Hizbullah’a Operasyon Düzenlendi (5 Eylül 2001)
Polis Ve özel harekât timleri, Adana Pozantı’da Hizbullah’a karşı operasyon düzenledi. Baskında, uzun süre İslami hizmetlerde bulunan Selahattin Örük, uzun namlulu silahlarla tarandı. Sonuçta Hizbullah önderlerinden olan Selahattin Örük, kanlar içinde Rabbine rücu etti. Baskın esnasında Hacı Bayancık, Halil Aslan ve Veysi Özel de yakalandı.
ABD’de Dünya Ticaret Merkezine Saldırı (11 Eylül 2001)
ABD’nin verdiği bilgilere göre on dokuz kişilik bir eylem grubu tarafından ABD havayollarına ait dört uçak kaçırıldı. Kaçırılan bu uçaklarla İkiz Kuleler ve Pentagon hedef alındı. Saldırı sonrası kuleler dakikalar sonra çoğu yanarak yerle bir oldu. Dört bine yakın insan hayatını kaybetti. ABD saldırının El-kaide tarafından gerçekleştirildiğini ilan etti. Bu olay Batı ile İslam arasında bir dönüm noktası oldu. Olaydan sonra İslam coğrafyası adeta katliam merkezi haline geldi. İslam hedef alındı, yüz binlerce Müslüman şehit edildi. Bir o kadarı da sorgusuz sualsiz zindanlara tıkatıldı. Ama bütün bu zalimane saldırılara ve katliamlara rağmen ABD ve aveneleri umduklarını İslam coğrafyasında bulamayacaktır. Belki de İslam için yeni baharlar gelecektir. Zira çok şehit kanı döküldü.
Hacı Muhammed Özcan’ın Şehadeti (16 Eylül 1993)
Mürted örgüt etrafında gördüğü kalabalıkların ve karanlık suratlı dayılarının sırtlarını sıvazlamasının sarhoşluğuyla gördüğü her fırsatta İslami değer ve şahsiyetlere acımasızca saldırıyordu. Mürtetlerin bu saldırılarına sadece şuurlu Müslümanlar karşı duruyordu. Hacı Muhammed Özcan, başka bir nedenle değil sadece mürted örgütün sapık ve batıl düşüncelerini paylaşmadığı için bir gün akrabalarıyla yürürken saldırıya uğradı. Bundan sonra Hacı Muhammed, İslam’ın saflarında onlara karşı durdu. Mürted örgüt ikinci bir şeytani pusuyu kurdu.16 Eylül 1993`te Hacı Muhammed Özcan, sabahleyin evinden çıkarken, mürtetlerin saldırısına uğradı. Saldırıda birçok kurşun yarası alarak şehadet mertebesiyle Rabbine rücu etti.
Abdulkadir Özcan’ın Şehadeti (16 Eylül 1993)
Amed`in sokakları şehit kanı kokar. Her gün gençliğin baharında gençler adanır Rabbe. Bunlardan biri olan Abdulkadir, Amed’de bazen Ömer olur kılıç kuşanır ve bazen Musab olur Kuran’ın öğretmeni oluyordu. Küçük yaşlarda İslami camianın saflarına katılmıştı ve henüz gençti. Yani on dokuz Yaşında taze bir fidan.16 Eylül 1993`te evinden çıktıktan sonra sokakta kalleş bir saldırıya uğradı. Oracıkta ruhunu rabbine teslim etti.
Sabra ve Şatilla Katliamı (16 Eylül 1982)
Lübnan’ın güney kesiminin bir kısmı Siyonistlerce işgal edilmiş ve o zaman işgalcilerin elebaşılığını Şaron yapıyordu daha sonra Şaron terör devletinin elebaşlığına getirilince Lübnan’daki Sabra Ve Şatilla kamplarında FKÖ’nün üyelerinin kaldığını duyurdu. Terör devletinin elebaşı, bu işi Hıristiyan falanjistlere ihale etmek istedi. Bunun için önce istihbaratı tarafından Falanj milislerin lideri Beşir Cemayel bombalı bir saldırı sonucu öldürüldü. Olayın hemen akabinde İsrail Falanj milislerle temasa geçti ve hayali faillerden intikam almanın rotası olarak Sabra ve Şatilla kamplarını gösterdi. israil tankları kamplara doğru ilerlerken olayı fotoğraflamak isteyen bir Birleşmiş Milletler yetkilisi öldürüldü. Kampa saldıracak olan saldırganlar için güvenli bir koridor açıldı. Tam dolduruşa getirilen Hıristiyan Falanjistler, Elie Hobeike elebaşlığında bu koridordan ilerleyerek, Sabra ve Şatilla kampına girdiler. Gözü dönmüş caniler, çoğunluğu çocuk ve kadın olan bu savunmasız insanları, kurşun yağmuruna tuttular. Olayda resmi verilere göre tam 991 kişi hayatını kaybetti. Öyle hunharca katledilmişlerdi ki, sadece 328 kişinin kimliği tespit edilebilmişti.
Olayın birinci sorumlusu, organizatörü ve tetikleyicisi olan terör yuvası, bütün dünya ile alay edercesine utanmaz cevaplar veriyordu. Güya Şaron’un, bu işten sorumlu değil de ufaktan bir ihmali olmuştu. Dünyada kutuplarda sıkışan balinaların hakkını, sokakta yaralı kedinin tedavisi için etrafı velveleye veren demokrat emperyalist güçlerin gıkı bile çıkmadı. Bu ve benzeri katliamlar defalarca tekrarlanmasına rağmen.
Abdulhakim Aktürk’ün Şehadeti (25 Eylül 1993)
Fakir ve yoksul bir ailenin çocuğu olarak doğan Abdulhakim, henüz küçük yaşlarda, ailesinin geçimi için zorlu işlerde çalışmaya başladı. Olgun ve ciddi bir yapıya sahipti. Fırsat bulduğunda vakit namazlarını cemaatle kılardı. Kur’an-ı Kerimi mealiyle birlikte çokça okurdu.25 Eylül 1993’te Akşam namazı için Diyarbakır Hanceri Güzel Camisine gitti, her zaman gittiği gibi. Namaz çıkışında saldırıya uğradı. Şehit olarak Rabbine yükseldi. O da diğer birçok şehit kardeşi gibi henüz yirmi yaşında yarınlara birçok umudu olan gencecik yaşındaydı. Lanet olası küfür, kahrolası olası nifak ne kadar da yürek yaktı.
İnzar Dergisi / Eylül 2012
İnzar - Tarihte Bu Ay