İran, Irak ve Suriye’ye komşu ülkelerin sınırlarına komşu olan köylüler yılardan beridir küçük çaptaki kaçakçılıkla uğraşırlar. Irak sınırına komşu olan, Şırnak, Uludere Roboski köylüleri de bu maksatla kuzey Irak’a geçmişlerdi. Alışveriş için ihtiyaçlarını aldıktan sonra akşamleyin yükledikleri hayvanlarla geri dönerlerken uçak saldırısına maruz kaldılar. Saatlerce bombalandılar. Sonuçta aynı köyden olan ve anı soyadıyı paylaşan otuz dört kişi parçalanarak can verdi.
Filistin İntifadasının Başlaması: (7 Aralık 1987)
1948’de Filistin’in gasp edilen toraklarında, Batılı güçlerin yoğun destek ve çabasıyla oluşturulan terör devletine karşı, bizzat İmam Hasan El-Benna’nın talimatlarıyla İhvan-ı Müslimin Cemaati mensupları, Yahudi işgaline Mısır’dan gelerek karşı koydular. Bu mücahitler bir yandan savaşarak mücadelelerini sürdürürken, öte yandan tebliğ çalışmalarını örgütlü bir şekilde sürdürüyordu. Çalışmalar kısa bir zaman zarfında, geniş bir taban bularak yayıldı, aynı zamanda bu çalışmalar HAMAS’ın oluşum aşamasını da başlatmış oluyordu. Filistin’deki İhvan-ı Müslimin’in kanadı olan HAMAS Şeyh Ahmet Yasin, Abdülaziz Rantisi ve Muhammed Taha tarafından kuruldu.
Öte yandan terör devleti, Filistin halkına zulmediyor, her gün yeni yeni katliamlara imza atıyordu. Bütün dünyanın gözü önünde Sabra ve Şatilla katliamı gerçekleştirildi. Gün geçtikçe zulümlerine bir yenisini ekliyordu. 8 Aralık 1987’de bir Yahudi kamyoneti Cebeliye mülteci kampında yaşayan Filistinli işçileri taşıyan araca kasıtlı çarparak dört kişinin ölümüne ve dokuz kişinin yaralanmasına sebebiyet verdi. Yaralılar Filistin Şifa Hastanesine kaldırıldı. Örgütlemesini sağlam temellere oturtan HAMAS’ın da talimatlarıyla halk hastanenin önünde toplandı. HAMAS’ın mensubu öğrenciler bu organizasyonu sağlıyordu. Bu tepki dalga dalga halkın arasına yayıldı. İşte burada İntifada başladı. Yani, ezilen, işkence gören, sürgün edilen, zorla evlerinden ve yurtlarından çıkarılan,en ağır katliamlara maruz kalan Filistin halkının topyekun İsrail terörüne karşı bir başkaldırısı olan intifada başladı.
Vahdettin Dil’in Şahadeti (12 Aralık 1991)
Şahadet zamansız dolaşırdı, kan kokan bu çorak topraklarda. 1972 Nusaybin doğumlu olan Vahdettin, İslami davetin saflarında bir Ömer gibiydi. Zulüm şebekesinin gözüne çok batıyordu, Henüz on dokuz yaşındaydı ama gönlünde bir coğrafyada yaşamışlığın kocaman bir mesuliyet duygusu vardı. Sonunda mürtetler pusu kurdular ve Vahdetin’i şehit ettiler.
İran ABD’ye Ait Casus Uçak hakkında açıklama istedi (8 Aralık 2011)
Ortadoğu semalarında dolaşıp istihbarat toplayan ABD’ye ait insansız keşif uçağı, İran tarafından kontrollü olarak indirildi. İran basit bir düzenekle uçağın komuta kontörlünü merkezden kesip kendi tarafına yönlendirdi. Uçağa hiç zayiat vermeden yere indirdi. Uçak, teknolojinin üstün ürünleriyle donatılmıştı. ABD almak için uğraştı ama İran oralı bile olmadı. ABD’nin en büyük endişesi uçaktaki teknolojik bilgi ve tasarımın İran, Rusya ve Çinin eline geçmesiydi. İran uçağı yirmi altı dolarlık bir giderle kontrole aldığını beyan etti. Ayrıca İran büyük şeytandan bu uçağın kendi semalarında neden dolaştırıldığına dair açıklama yapmasını istedi.
Çeçenistan’ın İşgali(11 Aralık 1994)
Cevher Dudayev halkın seçimiyle işbaşına geçmiş ve halkın desteğiyle Çeçenistan’ın bağımsızlığı ilan edilmişti. Bu bağımsızlık ilanı SSCB’nin anayasasına uygun olmasına rağmen diğer cumhuriyetlere gösterilen hoşgörü, hakka saygı Çeçen-İçkerya Müslümanlarına çok görüldü. Şüphesiz bu tahammülsüzlük, diğer cumhuriyetlerin başında bulunanların tamamının SSCB’nin istihbaratı KGB kökenli oldukları halde Çeçenistan’ın başında bulunanların Cevher Dudayev gibi Çeçenlerin İslami köklerine bağlı ve Şamil Basayev gibi Rus Emperyalizmine düşmanlığı kendileri için ilke edinenlerin olmasından başka bir sebeple değildi.
Rusya önce içeriden bir muhalefet oluşturdu. Bunlara gizliden asker ve askeri malzeme yardımı yapıyordu. Dış dünyaya da bu işin Çeçenistan’ın iç meselesi olduğunu söylüyor ve müdahil olmadığını ilan ediyordu. Çatışmaların muhaliflerin başa geçmesi şeklinde sonlandırılması içinde ültimatomlar vermekten de geri durmuyordu. Şeytani planlarının foyası, çatışmalarda onlarca çetesi esir alınınca ortaya çıktı. Birkaç defa Grozni’yi havadan bombardıman etti. Önce bu bombardımanı da kabul etmedi. Sonradan kabul etmek zorunda kaldı. Bu durumdan sonra Rusya’nın artık müdahil taraf olduğu resmen ortaya çıktı. Rus devlet Başkanı Boris Yeltsin bir ültimatom vererek 48 saat içinde, Çeçenlerin silah bırakmalarını istedi. Dudayev buna karşı çıkarak Rusya’nın böyle bir yetkisinin olmadığını söyledi ve ültimatomu reddetti. Bu gelişmeler üzerine Rus Kızıl Ordusu, 3 Aralık 1994’te Grozniye saldırdı. Çeçenlerin dış dünya ile irtibatlarını kesti. Çeçenler de çatışmalar esnasında birçok Rus askerini esir almışlardı. Askerlerden büyük bir kısmı gizliden ayrılıkçı muhaliflere yardım etmeye gelirken esir alınmıştı. Rusya bunların serbest bırakılmasını istedi. Rusya ültimatom vererek bu esirlerin salıverilmesini istedi. Ancak isteği şiddetle reddedildi. Bunun üzerine çeçen yetkililerle görüşmeler başladı. Ancak görüşmelerden sonra Ruslar döneklik yaparak tekrar Grozniye saldırmaya başladı. Nihayet 11 Aralık 1994’te Ruslar Grozniye girerek Çeçenistan’ı birçok kayıp vererek işgal etti.
Sovyetlerin Afganistan`ı İşgali (27 Aralık 1979)
İran’da Şahlık Rejimi yıkılmış, İmam Humeyni’nin kontrolündeki İslami rejim iktidarı ele alırken, batının ileri bir karakolu darmadağın edilmişti. Bu durum İslam coğrafyasını paylaşıp sömürü yarışına giren batıyı ve onlarla ciddi bir yarışa giren SSCB’yi de endişelendiriyordu.
Bütün İslami toplumların olduğu gibi, Afgan halkının da kendine göre bazı hassas durumları vardır. Ülke uzun bir süredir çalkantılarla baş başaydı. Bunun belirli sebepleri vardır. 1-Ülke feodal ve kabile hayatına dayalı bir yapıya sahipti. 2-Önemli bir stratejik konuma sahipti. 3-Fitneci devletlerin Afganistan’ı kapma yarışları ve kurguladıkları şeytani tezgâhlar. 4- Halkta kökleşmiş bir İslam akidesi olmasına rağmen yapılan düzenlemelerde bu göz ardı ediliyordu.
1917’lerde Afganistan İngilizlerin sömürüsündeydi. 40 yıl hükümranlığı süren Muhammed Zahir Şah, 1953’te Rus yanlısı General Davut Hanın müdahalesiyle iktidardan uzaklaştırılmış, kendisi diktatörlüğe başlamıştı. Onun Rusya’ya olan hayranlığı halkın tepkisi ile karşılaşmış, 1963’te istifa etmek zorunda kalmıştı. 17 Temmuz 1973’te tekrar darbeyle iktidara gelmişti. Bu sefer cumhuriyeti ilan etti. Rusya’da eğitim gören Marksist subaylar önemli noktalara yerleştirildi. Moskova bu durumdan memnundu. 27 Nisan 1978’de solun muhalifleri, Davut Hanı devirdiler ve Demokratik cumhuriyeti ilan ettiler. Bunların da kabinesinde yer alan subayların geneli Rusya’da eğitim gören komünist subaylardı. Sovyetlerle yakın temasları sürdü. 5000’e yakın öğrenci eğitim için Rusya’ya gönderildi. Bunlar birer Komünist olarak geri dönüyor ve Müslüman halkın başına bela ediliyordu. 5 Aralık 1978’de SSCB ile 210 yıllık bir dostluk anlaşması imzalandı. Bu durumlara karşı Müslüman halkın tepkisi çığ gibi büyüyüp direnişle kök salıyordu. Direniş ülkenin dört bir yanına dalga dalga yayılmaya başladı. Komünist rejim Rusya’dan yardım dilemeye başladı. 16 Eylül 1979’da ülkenin önemli bir kesimi komünist rejimin kontrolünden çıktı. Ayaklanmalar karşısında Afgan ordusu güçsüz kalınca iktidarda bulunan Afgan yönetimi SSCB ile imzalanmış olan dostluk ve işbirliği Antlaşmasına dayanarak Sovyetlerden yardım talep etti. Bu talep üzerine kısa sürede Afganistan`a çok sayıda Sovyet uzmanı ve askeri geldi. Sovyetler, 27 Aralık 1979`da ülkeyi fiilen işgal ettiler. Devlet başkanı Hafızullah Amin öldürüldü ve yerine Babrak Karmal getirildi. Sovyetlerin işgal hareketi, çok sayıda Afganlının Pakistan ve İran`a sığınmasına sebep oldu.
İnzar Dergisi – Aralık 2012
İnzar - Tarihte Bu Ay