İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Sosyolojik Anlamda Aile Tipleri ve İslami Aile

2013-02-22
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Toplumun en küçük yapı taşı olarak kabul edilir aile. Sosyolojik olarak Klan Aile, Zadruga Ailesi, Pederşahi Aile, Modern Aile ya da çekirdek Aile gibi türlere ayrılarak ifade edilir. Sosyoloji ile uğraşanların çoğunluğu, Klan Aile tipini en ilkel ve en geniş aile olarak değerlendirir. Bugün için ...
Toplumun en küçük yapı taşı olarak kabul edilir aile. Sosyolojik olarak Klan Aile, Zadruga Ailesi, Pederşahi Aile, Modern Aile ya da çekirdek Aile gibi türlere ayrılarak ifade edilir. Sosyoloji ile uğraşanların çoğunluğu, Klan Aile tipini en ilkel ve en geniş aile olarak değerlendirir. Bugün için modern aile dedikleri çekirdek aile ise, en gelişmiş aile tipi olarak kabul edilir. Tabi bunun anlamı en gelişmiş aile tipinin bugünkü çekirdek aile olduğu sonucuna varılmamalıdır. Çünkü birçok olguda olduğu gibi bilim, çıkarımlarını o ana kadar elde edilen verilerin sonucunda beyan eder. Çoğu kere de bilimin o an vardığı nokta nihayet değildir. Çünkü bilim her geçen gün biraz daha ilerleme kat etmekte ve yeni yeni sonuçlara varabilmektedir. Bugün yeni varılan bir bilimsel bilgi geçmişteki bir çıkarımı sona erdirmekte veya yarın oluşacak yeni bilimsel veriler bugünün çıkarımlarını sona erdirebilmektedir. Örneğin modernleşme yolunda Klan Aile olarak tasvir edilen geniş aile tipinden başlayarak durmadan küçülen aile, 1917 Bolşevik İhtilalı ile iyice küçültülmüş, aile anne-baba ve evlenmemiş çocuklardan müteşekkil çekirdek aile tipine dönüşmüş ve günümüze doğru daha da ileri gidilerek batı medeniyetinde çocuklar dahi aileden koparılarak sadece karı-kocadan oluşur hale indirgenmiştir. Bu da yetmemiş onların da karşılıklı sorumlulukları azaltılmış ve bağlılıkları adeta pamuk ipliğine bağlı bir hale indirgenmiştir. Günümüz seküler düşüncesinde kişi birey olarak ön plana çıkmakta, toplumda bireyselcilik sürekli teşvik edilmektedir. Bunun doğal sonucu olarak da toplumsal düşünüş ve yaşayış göz ardı edilmekte ve toplum sadece kendini düşünen bir birliktelik halini almaktadır. Bireysel menfaatler her şeyin önüne geçmekte ve pragmatizm toplumsal hayatı her geçen gün daha fazla tehdit etmektedir. Bu itibarla aile bağları da zayıflamakta, kişiler arası birliktelikler önemli anlamda zarar görmekte, aile bağları olması gereken değerini yitirmektedir. Bu sebeplerle Çekirdek Aile de birçok eksiği kendi içinde barındırmaktadır.

Sosyolojik olarak ailenin Klan Aile, Zadruga Ailesi, Pederşahi Aile, Modern Aile gibi türlere ayrılarak ifade edildiğini yukarıda belirtmiştik. Önce kısaca bu aile tiplerini tanımaya çalışalım, ondan sonra da İslam’a en yakın aile tipinin hangisi olduğu üzerinde bir değerlendirmede bulunalım.

Klan yapı tarzı aslında, totem bağı üzerine dayanan akrabalık ilişkisi olan bir aileden başka bir şey değildir. Fakat onu aile olarak ortaya çıkaran şey dışarıdan evlenme (Exogamie) adeti¬dir. Klan aile de bilinenin ter¬sine erkek ve kadın münasebetlerinde hiç bir sınırlama olmadığı, ser¬best ve kayıtsız bir cinsî hayatın bulunduğu gibi bir durum söz konusu değildir. Klandaki adet hukukuna göre herhangi bir klandan olan erkek veya kadın, hayat arka¬daşını kendi klanından seçemez. Zira klan aynı toteme tapanlardan vücuda geldiğine göre aynı klan içinde evlenme, totem dinine karşı bir saygısızlık, haram olan bir hareket olarak kabul edilmiştir. Bundan dolayı bekâr olan fert, totemi başka olan klandan karı veya koca kendisi için seçebilmektedir. Çünkü kendi toteminin dışında kalan totemler, kendisi için mukaddes ve kutlu değildir. Klanın yazısız olan ceza hukukuna göre, bu âdete karşı gelenler ağır cezalara çarptırılırlar. Meselâ Avustralya yerlilerinde tarih süreci içerisinde bu suçun cezası ölüm olarak geçmektedir.

Siyasî ve ailevî müesseseleri kendinde toplayan klan, yapıca bir değişmeye uğrar uğ¬ramaz, içindeki toplumsal yapılar da durumlarını değiştirmek zorunda kalmıştır. Toprağa bağlı olmayan klan, toprağa yerleşip köy halini alınca totem dini yerini ecdad dinine bırakmış, bununla beraber aynı toteme tapma esasına dayanan klan akrabalığı yerine, toprak üzerinde beraberce çalışmayı esas alan ve toprak üzerinde sayısı klanınkinden daha az fertler arası akrabalığa geçiş yapmıştır. İşte o zaman bugünkü akrabalığın esası olan kan beraberliği, değer kazanmıştır.

Bu değişmeyi en canlı şekilde ortaya koyan Balkan İslavlarında, Zadruga denen tipte görülmektedir. Siyasî cemiyet ile ev cemiyeti arasında ilk başkalaşma bu¬rada başlar. Yani artık devletin yönetimi ailenin elinden çıkmıştır. Çünkü toprağa yerleşen klan ile aile birbirlerinden ayrılmağa başlamıştır. Aynı siyasî cemiyet içinde bir kaç aile kurulmuş, kan bağı akrabalığın temelini oluşturmuştur. Zadruganın klan ile benzer olan yanı değişik aile tabakaları ne ayrı bir mülk sahibidirler ne de hukukî bir şahsiyete sahiptirler. Farklı olan tarafı ise bir Zadruga siyasî cemiyet¬ten ayrılmıştır. Değişik aile tabakalarından vücuda gelen büyük ailenin erkek bir reisi vardır. Bu reis büyük ailenin şefi olmakla beraber vazifesi ailenin varlığına sadece neza¬ret etmektir. Pederşahi ailedeki babanın saltanatı, henüz bir başlangıç halindedir. Zadruganın şefi ölünce, onun yerine Zadruganın erkek azalarından biri geçebilir. Ailenin yapısı olduğu gibi kalır.

Siyasî cemiyet ile ev cemiyeti arasındaki başkalaşma daha aşikâr bir şekilde aile tip¬leri pederşah olan cemiyetlerde görülür. Bu tipe misal olarak genelde Roma ailesi zikredilir. Roma ailesi, siyasî cemiyetten tamamıyla ayrılmış, başlı başına bir birlik ha¬lini almıştır. Ailede akrabalığın temeli kandaşlık ise de sayısı Zadrugada olduğu gibi fazla değildir. Tam manasıyla Pederşahî olan aile tipinde ecdad yalnız atalar olabilir. Ana tarafının cedleri hiç bir hak sahibi değildirler. Aile, atalar tarafından olan ecdadın ruhu ile beslenen bir ocaktır, bu ocağı koruma ve devam ettirme aile fertlerinin en birinci vazifesidir.

Fakat değişen toplumsal yapı ile beraber bu tip de değişmiştir. Kayıtsız ve sınırsız olan baba hâkimiyeti, yerini yalnız aile müdürü bir babanın nezaretine bırakmıştır. Toplum bilimcilerin Pederşah aile tipine örnek gösterdikleri Roma ailesi, Cumhu¬riyetin sonlarında özelliklerini kaybetmiştir. Miras işlerin¬de kognatik (yani ana tarafından olan hısımlara da hak veren veraset hukuk sistemi) oluşmuştur.

Roma Ailesi ve bugünkü Avrupa Aileleri iki cins arasında eşit mesafeli bir hal aldılar. 1804’de Fransızlar, aile hukukuna ait adetleri kanun şekline dönüştürmeyi başardılar. Bu tarihten sonra yapılan medenî kanunlar hep aynı eseri takip ededurdu. O halde yeni aile tipinin diğerlerinden ana farkı şu noktadadır: Klan-aile de Klanın henüz başkalaşmamış, bütün toplumsal değerlerin kaynağı olan zümre vicdanî pederşahî ai¬ledeki baba hâkimiyeti yerine bugün devlet geçmiş oluyor.

Bu bilgilerden sonra en son bölüme geçelim. Bütün bu aile tiplerine, gerek sosyolojik, gerekse İslami açıdan baktığımızda, her birinin bazı avantajların yanında, birçok sakıncalarının da olduğunu görürüz. Nitekim karı ile kocaya indirgenen aile tipi, bizzat Rusya`da bile daha 1925`lerde tepki görmüş, sonucunda 1940`larda eski haline çevrilmiştir. Fransa gibi bazı batı ülkelerinde bu geri dönüş biraz daha ileri gitmiş ve anne-babayı da, evlere yapılacak ilave bir bölümün olması şartıyla, aileye dâhil etmiştir. Peki, İslam’ın aile tipi bunlardan hangisidir?

En başta şunu söylemek yerinde olacaktır. İslam aile tiplerini belirlemek yerine toplumun gidişatı o an için hangi konjonktürel yapıyı gerektiriyor ise o yapıyı ele almış, fakat tüm bu yapılar içinde temel bazı çizgiler beyan ederek efradını cami ağyarını mani( tanımlamanın içerisine dahil ve tanım dışı olanı beyan eden tanımlama şekli,böylece tanımlanan net çizgiler ile belli olmuş, ikinci bir tanımlamaya ihtiyaç bırakmamıştır.) bir tanımlama getirmiştir. İslam nikâhta temel bazı çizgiler koymuş ve toplumlarda var olabilecek her türlü sapkın nikâh şeklini ret etmiştir. Bir kadının birden çok erkek ile aynı anda evliliği, birlikteliliği İslami açıdan mümkün değildir. Evlilik dışı tüm ilişkiler yasaktır. Fakat evlilik çağındaki bireylerin birbirlerini tanıyabilmeleri için evlilik öncesi sınırlı bir görüşmeyi İslam kabul etmiş, buna belli sınırlar, belirli cevazlar getirmiştir. Evlilikte erkeğin de, kadının da haklarını koruma yoluna gitmiş, kabul ve reddin esasını (mezhepler arası farklar olmak ile beraber) her iki bireye birden vermiştir. İslam kötü, münker, pis olanı reddetmiş, aşırılık, haddi aşmayı yasaklamıştır. Bunun yerine güzel ve temiz olanı emretmiştir. İslam aile ilişkilerinde Klan Aile, Zadruga Ailesi, Pederşahi Aile gibi geniş aile tiplerini şart koymamakla beraber asıl olanın aile içi ve dışında akrabalık ilişkilerinin geliştirilmesi olduğunu beyan etmiştir.

Dayanışmada Klan Aile tipini andırır şekilde kalabalık, saygı ve sevgi esasına dayanan, günlük hayatta, tek tek herkesin şahsiyetini geliştirmede ve herkesi konumuna göre sorumlu olma düzeyine yükseltmede çekirdek bir aile tipi İslam’ca yeğlenmiştir. Yani aslı olan ailenin tipi değil, İslam’ın aile ile ilgili beyan ettiği ilkeleridir. İslam sürekli akrabalık ilişkilerini canlı tutmayı tavsiye ederken, diğer taraftan aile içi mahremiyeti çok önemsemiştir. Bunu Kur`an-ı Kerim`in Nur Suresi 61. ayetinden ve Peygamberimizin on yaşına gelmiş çocukların gecelemede birbirlerinden ayrılması emrinden anlıyoruz. Ayrıca Nur Suresi 58. ve 59. ayetler de bu konuda bize ışık tutar. Bu bağlamda "beyt" ve "dar" kelimelerinin taşıdıkları anlamlar da bizim İslami aile tipi ve konut şekli hakkında bilgi edinmemize yardımcı olur. "Beyt", müstakil olarak kilitlenebilir, yerine göre küçük konuttur. Bazan bir oda bile "beyt" anlamı taşıyabilir. "Dar" ise beyt`lerden oluşan adeta bir toplu konuttur. Biz "dar" tipinin İslam mimarisinde, revaklı cami avlularını andıran, bir tek karevi meydana açılan, dışa kapalı bitişik odalar şeklini aldığını görürüz. Bu tip İslami mimari peygamberimizin her eşi için ayrı odaların tahsis edilip, bu odaların tek tek mescidi nebeviye açılması örneğinde net olarak görüldüğü gibi günümüzde bazı doğu ve güneydoğu Anadolu kasaba ve şehirlerinde, Mısır`da; Suriye`de ve Irak`ta yaşanmaktadır. İslam’da aile yuvası "harem" (saygın ve kutsi) olarak adlandırılır ve ailedeki her ferdin naslarla çizilmiş bir hürmet hakkı ve görevi vardır. Bu itibarla ailede hürmeti zedeleyen her yol kapalıdır. Karı ile koca müstakil bir beyt`te yaşadığı gibi, hizmetçi ve yetişkin çocukların odaları da ayrıdır. Yetişkin olmayan, fakat karı-koca ilişkilerinden haberdar çocuklar da, anne ve baba ile aynı odada yatmamaları tavsiye edilmiştir. Ev, mahrem olmayan kadın ve erkeklerin halvetine engel olacak kadar büyük ve bölmelidir ya da bu durumda olanlar müstakil evlere ayrılmak zorundadır.

İslam hukukunda yaşlılar bakılmaya muhtaç durumda iseler, kanunlarla belirlenmiş sıraya göre yakınları onlara bakmakla yükümlüdür. Bu sadece vicdanlara bırakılmamıştır. İslam’da vicdanlar ahiret inancıyla terbiye edilmekle beraber, zorlayıcı kanuni müeyyideler de vardır.

Bu itibarla İslam’ın aile tiplerini değil temel bazı ilkeleri öncelediğini söyleyerek konumuzu bitirirken, huzur dolu İslami ailelerin İslami toplumun temeli olduğunu hatırlatarak konumuza son veriyoruz.

Zülfikar Fırat / İnzar Dergisi – Şubat 2013
 

 


Zülfikar Fırat

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS