Önce duayı dikkatlice okuyalım, sonra üzerinde konuşalım, kime ait olduğunu da sona bırakalım.
“Ey belirlenen yörüngelerde böyle dolaşan itaatkâr yaratık!
Ben, seninle karanlıkları aydınlatan, belirsizleri açığa çıkaran, seni mülkünün ayetlerinden bir ayet, saltanatının alâmetlerinden bir alâmet kılan ve büyüyüp küçülmen, doğup batman, aydınlanıp kararman ile seni hizmete alan kimseye inanmış iman etmişim.
Tüm bu durumlarda sen ona itaat etmekte, onun iradesine teslim olmaktasın.
Her eksiklikten münezzehtir o! Seninle ilgili yönetimi ne kadar ilginç, hakkında öngördüğü düzen ne kadar incedir!
O, seni bir iş için yeni bir ayın anahtarı kılmıştır.
Beni ve seni yaratan, beni ve seni yöneten, bana ve sana şekil veren Rabbim ve Rabbin Allah’tan istiyorum ki Muhammed ve âline salât etsin ve seni, günlerin etkisizleştiremeyeceği kutluluk, günahların kirletemeyeceği temizlik hilali, âfetlerden güvende olma, kötülüklere bulaşmama hilâli; içinde uğursuzluk olmayan mutluluk, beraberinde zahmet getirmeyen bolluk, zorlukla karışmamış kolaylık, şerre bulaşmamış hayır hilali, emniyet ve iman, nimet ve ihsan, selamet ve İslam hilali kılsın.
Allah’ım! Muhammed ve âline salât eyle ve bizleri, üzerlerine hilâl doğan en hoşnut, hilâle bakan en temiz ve bu ayda sana kulluk sunan en mutlu kimselerden kıl.
Bu ayda bizleri tövbeye muvaffak eyle;
Günahtan ve emirlerine karşı gelmekten koru,
Nimetlerine şükretmeye alıştır;
Bağışıklık kalkanlarıyla donat ve kâmil bir şekilde sana itaat etmeye muvaffak ederek nimetlerini bizlere tamamla.
Hiç kuşkusuz sen büyük nimetler sahibisin, övgüye layıksın.
Allah Muhammed’e ve onun tertemiz âline salât etsin.”
Bu muhteşem duayı okuduğumda çok etkilendim ve bir kaç defa tekrar ettim, ev halkına da okudum.
Dikkat ederseniz hilâli gördüğünde böyle bir dua eden kişi her kimse, kainatı Allah’ın adıyla okuyan bir kişi olduğunu anlıyorsunuz. Bu kişi Allah’ın hem Kur’an’daki âyetlerini çok iyi bilen hem de kainattaki âyetlerini ibretle okuyan birisidir diyorsunuz.
Bu duaya iyi dikkat ederseniz sizi alıp Hira’ya götürür, “yaratan Rabbinin adıyla oku” gerçeğini size bir daha yaşatır.
Zaten Allah’ın Rasûlü Hira’dan indikten sonra hayata hep bu şekilde bakmış, şahid olduğu her olayı Rabbinin adıyla okumuş, gördüğü her şeye Rabbinin adını nakşeylemişti.
İyi dikkat edin, bu dua da aynen öyledir, tumturaklı kelimelerden oluşmuş şiirimsi ve edebiyat hedefli bir dua değil, hikmet yüklü buram buram nübüvvet kokan bir duadır. Bir peygamber duası değil ama bir peygamber torununun duasıdır.
Allah-insan-kainat ve zaman ilişkisi ancak bu kadar güzel kurulabilir. Vakte hakim olan, zamanı değerlendirebilen, kendisine verilen ömrü saniye saniye yaşayıp hakkını veren birisinin duasıdır.
Günümüz insanının bu ilişkiyi bir türlü kuramadığına ve savrulduğuna şahitlik ediyoruz.
Bu muhteşem duayı yapan İmam Zeynelabidin Ali bin Hüseyin’dir (r.a). Yani Hz. Hüseyin’in oğludur. O gerçekten zeynülabidin, yani ibadet edenlerin zeyni, tezyinatı, süsü, ışığı, aydınlatıcısıdır. Hz. Peygamber Aleyhisselam’ın neslinden Kerbela’da hayatta kalan ve onun neslini sürdüren tek kişidir.
Onun duaları Sahifei Seccadiye isimli eserde toplanmıştır. Her bir duası böyledir ve biri birinden güzeldir.
Mehmet Göktaş
Mehmet Göktaş