İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Şeytan özellikle bir konuda sizin önünüzü kesmesin!

2013-03-18
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Şeytan elbette sadece bir konuda değil, her zaman ve her yerde, her hayırlı teşebbüsümüzde bizim önümüzü kesmeye çalışır. Fakat özellikle hayatında yeni bir başlangıç yapmak isteyen, başlangıçtan da öte ciddi değişiklikler yapmak isteyenn ...
Şeytan elbette sadece bir konuda değil, her zaman ve her yerde, her hayırlı teşebbüsümüzde bizim önümüzü kesmeye çalışır.

Fakat özellikle hayatında yeni bir başlangıç yapmak isteyen, başlangıçtan da öte ciddi değişiklikler yapmak isteyen, büyük hamlelere niyetlenen veya hazırlanan müminlerin önlerine geçmekte ve onlara daha önce işledikleri günahları hatırlatarak asla başarılı olamayacağını telkin etmektedir.

Diyelim ki ciddi bir İslam âlimi, İslam’ın önde gelen fedakâr bir yiğidi veya müttakî bir Müslüman olmak isteyenlerin önüne geçerek;

“Sen kimsin, öyle büyük bir Müslüman olmak kim? Senin gibi bir günahkâra mı kaldı bu işler? Daha önce işlediğin o büyük günahları unuttun mu? Her şeyden önce geçmişin tertemiz olacak. Hatta böylesi büyük bir Müslüman olabilmek biraz da soydan gelir. Sen böyle birisi olmadığına göre, en iyisi gel sen bu işten vazgeç…”

Muhatap olduğum birçok Müslümanın şeytanın aynen bu şekilde önünü kestiğine şahit oldum. Azimlerini kırdığını gördüm. Bunda birazcık da hayat hikâyeleri anlatılan İslam büyüklerinin soylarının abartılışının etkisinin olduğu kanaatindeyim.

Eğer bir İslam büyüğünün hayatı anlatılırken soyunun Resulullah’a veya önemli sahabelerden birisine varıp dayandığını okursanız, babasının, dedesinin çok büyük bir âlim veya veli kişiler olduğunu öğrenirseniz, annesinden doğduğu gün Ramazan hilalinin görülmesinden dolayı annesini emmediğini yazıyorsa kitaplar veya buna benzer olağanüstü bir kişinin biyografisiyle karşı karşıya iseniz, farkında olmadan sizin bütün hevesleriniz kursağınızda kalacaktır. Hele hele bunun yanında cahili günlerinizde işlediğiniz bazı günahlarınız da varsa, artık sizin için her şey orada bitmiştir, siz artık unutun önemli bir Müslüman olmayı.

Peki, gerçek böyle midir? Asla böyle değildir.

Aklım erdi ereli Hazreti Musa Aleyhisselam’ın gençliğinde bir adam öldürmüş olmasını bir türlü kabullenememişimdir. Özellikle Allah Teâlâ’nın bütün peygamberlerini ezelde seçtiğine ve seçkin kıldığına inanan birisi olarak… Bu bir suçtur ve hiç kimse bunun bir suç olmadığını iddia edemez ve bundan dolayı Hazreti Musa Aleyhisselam Rabbinden defalarca bağışlanmasını istemiştir. Böyle olmasaydı, yani geçmişinde hiç böyle bir suç olmasaydı diye düşündüğüm günler olmuştur.

Belki hatalı düşünüyor olabilirim fakat sonraları Hazreti Musa Aleyhisselam’ın hayatındaki bu sahne benim için bir azim noktası olmuştur.

Bir şeyler yapmak isteyen, İslam’ın ileri saflarına atılmak isteyen fakat şeytanın bu şekilde önünü kesmeye çalıştığı kardeşlere artık diyorum ki;

“Hiç üzülme, azmini hiç bozma sakın! Hazreti Musa gibi bir adam öldürmüş olsan ne yazar? Sen önüne bak, yürümene bak, yapmak istediğin büyük hamlelerini yapmana bak!”

Hazreti Ömer’in (r.a) hayatı da bu anlamda bizim için çok önemlidir. Rasûlullah’a (s.a.v) beş altı yıl iman etmemiş, direnmiştir. Hem de pasif bir müşrik olarak kalmadığı gibi Müslümanlara ciddi işkencelerde bulunmuş, yani aktif bir müşrik olarak beş altı yıl yaşamıştır. Daha sonra Müslüman olmuştur. İyice dikkat ediniz, Hz. Ömer Müslüman olduktan sonra, kendisinden önce Müslüman olanları geçmiştir, nübüvvetin ilk yıllarında hemen Müslüman olanları geride bırakmıştır. Cennetle müjdelenen on kişiden sadece Hz. Ebubekir’i geçememiştir.

Yani, yıllarca iman etmemiş, iman edenlere kötülük ve zulüm yapmaktan hiç geri durmamış. Hatta bir rivayete göre cahiliye döneminde kızını diri diri toprağa gömmüştür. Buna rağmen ilk Müslümanlardan çoğunu geride bırakmış, kendisinden önce Müslüman olan kız kardeşini ve eniştesini geçmiş ve öyle bir seviyeye gelmiştir ki Rasulullah (s.a.v) “Eğer Benden sonra bir peygamber gelecek olsaydı o Hattab’ın oğlu Ömer olurdu!” buyurmuştur. (Ebu Davud)

İkrime de (r.a) benzer bir atılım yapmış ve fedakârlık göstermiştir. İslam’ın en azılı düşmanı Ebu Cehil’in oğlu olan İkrime (r.a) hayatının önemli bir bölümün Rasûlullah’a (s.a.v) karşı savaşarak geçirmiş, fakat Müslüman olduktan sonra öyle sıradan bir Müslüman olmamış, sadece iman etmek suretiyle değil, hayatının geri kalanını ciddi anlamda İslam için ortaya koymuş ve sonunda şehadete ulaşmıştır.

Belki diyeceksiniz ki, efendim bir insan Müslüman olduktan sonra daha önceki bütün günahları silinir ve her şey yeniden başlar. Tamam, âmennâ. Fakat benim demek istediğim başka bir şey. Affedilmekten öte, geçmişindeki bütün günahlarına rağmen ileride zirve noktaya çıkılabilecek olmasıdır. Tövbe etmenin çok daha ötesinde bir durumdur bu. Mesele sadece önceki günahları affettirme meselesi değil, bununla birlikte imanda ve başarıda zirveye ulaşma meselesidir. Gerilerden gelip yarışı çok ilerde bitirme meselesidir.

Zamanımızda da, hatta bütün zamanlarda böyle olmak isteyen müminlerin önüne şeytan dikilmekte ve onların ümitlerini ve azimlerini geçmişleriyle kırmaya çalışmaktadır.

Biz de diyoruz ki, Allah’ın izniyle geçmişiniz asla buna engel değildir, dinlemeyin şeytanı. Veya içinizden böyle bir ses geliyorsa, “sen kimsin, büyük bir Müslüman olmak kim, sana mı kaldı öyle biri olmak…”gibisinden fısıltılar duyuyorsan, iyi bil ki o şeytanın fısıltısıdır.

Mehmet Göktaş / İnzar Dergisi – Mart 2013
 

 


Mehmet Göktaş

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS