İnsanlar için hem kendileri ile hem de başka insanlarla iletişim kurmak her zaman hayati bir önem taşımıştır. Çünkü insanlar hem başkalarının varlığından haberdar olmak hem de onları kendi varlıklarından haberdar etmek istemektedirler. Bu şekilde sosyalleşme duygusu tatmin edilmektedir. Ancak insanın iletişim kurma çabasına yönelik tarihsel serüveninde zamanla bu amaç çok başka bir yere evrilmiştir. İletişimin bizatihi kendisinin ve zamanla ortaya çıkan araçlarının işlevi değişmiş ve iletişim zamanla tek taraflı bir forma dönüşmüştür. Bu da insanları yönlendiren azınlık ve yönlendirilen kitleler olarak iki sınıfa ayırmıştır. İletişimin sadece bildirme amacının yanında etkileme, yönlendirme, manipüle etme gibi işlevlerinin de olduğunun fark edilmesiyle birlikte insanlık tarihi çok büyük yıkımlar, savaşlar ve katliamlar yaşamıştır.
İletişimin insanlar üzerindeki etkisinin fark edilme süreci çok eskilere dayansa da bunun bir bilim olarak ortaya çıkması 20. yüzyıldan sonra gerçekleşmiştir. Laswell, Shanon, Weaver, Lazarsfeld ve Gerbner gibi daha birçok iletişim kuramcısının bu alanda yapmış oldukları çalışmalar neticesinde iletişimin bireyleri ve toplumları etkilediği ve bu etkilerin sonuçları ortaya konmuştur. İletişimin bilimsel anlamda bir propaganda olarak kullanılması da yine bu döneme denk gelmektedir. Özellikle 1. Dünya Savaşı ve 2. Dünya Savaşı bunun en yoğun yaşandığı dönemler olmuştur.
Propaganda için birçok tanım yapılmış olsa da genel olarak, herhangi bir düşünceyi yayarak birey veya kitlelerde algı, tutum veya davranış değişikliği oluşturmak amacıyla mesajların otoriter bir biçem ile kitle iletişim araçları kullanılarak tek taraflı ve yoğun bir şekilde aktarılması olarak ifade edilebilir. Propaganda geçmişten günümüze özellikle radyo ve televizyonu çok yoğun bir şekilde kullanmıştır. 20. yüzyılın ikinci yarısından sonra sinema ve 21. yüzyılın başından bu yana ise internet en fazla kullanılan propaganda araçları arasında yerini almıştır. Özellikle sinema soğuk savaş döneminden günümüze adeta bir silah olarak kullanılmaktadır.
Propagandanın temel amaçlarından bir tanesi de geniş halk kitlelerine en az maliyetle ulaşmaktır. Sinema 20. yüzyılda bu amacı tam olarak karşılamaktaydı. Yani hem ucuz hem de etki gücü yüksekti. Her ne kadar günümüzde sinema filmi çekmek maliyetli de olsa etkisi göz önünde bulundurularak bu maliyetlere katlanılmaktadır. Yine sinemanın bir diğer önemli özelliği görselliği ve işitselliği bir arada kullanabilmesinden dolayı insanlar üzerinde son derece önemli etkiler bırakmaktadır. Başta ABD olmak üzere bütün ülkeler sinemayı hem kendi vatandaşlarına hem de düşman olarak gördükleri ülkelere karşı kullanmaktan geri durmamışlardır. Özellikle ABD sinemayı soğuk savaş döneminde SSCB’ye karşı, 11 Eylül saldırılarından sonra da İslam’a ve Müslümanlara karşı bir silah olarak kullanmıştır. Yine Türkiye’de özellikle yerli sinemada İslam’ın kutsallarının ve Müslümanların aşağılandığı ve ikinci sınıf insan muamelesi gördüğü birçok film yapılmıştır. Yine bu filmlerde batı tarzı yaşam özendirilmiş ve gayri İslami bir hayatın propagandası yapılmıştır.
Özellikle hedef olarak İslam’ı ve Müslümanları seçen ABD ve Türkiye Sinemasından bazı örneklere bakalım.
inzar
- Krallık
- Demir Adam
- Yalanlar Üstüne
- Kod Adı: Olympus
- ARGO
- Üç Kağıtçı
- Olacak O Kadar
- New York’ta Beş Minare
- Deli Yürek: Bumerang Cehennemi
inzar