Sabır, bir imtihan ve sınanma halidir. Şükür ise nimet halidir. İmtihan ve musibet hali, elbette daha üstündür. Çünkü o, nefse daha ağır gelir. Allah Teala'nın şu buyruğu da bunu teyid etmektedir: "Sabredenlere mükâfatları hesapsızca verilir". (Zümer/10) Şükredenlere ise, ecirleri hesap edilerek verilir. Bu ayette görüldüğü gibi, sabır sıfatı için tahsis edilen bir meziyet diğerleri için geçerli kılınmamaktadır.
Sabrın üstünlüğüne dair başka bir açıklama da şöyledir: Hz. Ali radıyallahu anh, imanın şubelerini anlattığı uzun bir konuşmasında, sabrı yakinin dört makamı üstüne çıkarmış ve bunların, sabrın temel taşları olduğunu bildirerek şöyle demiştir: “Sabır, dört temele dayanır: Şevk, Korku, Zühd ve Bekleme. Cehennem ateşinden korkan kişi, Allah Teala'nın haram kıldıklarından uzak durur. Cennete şevk duyan kişi de, şehvetlerine gem vurur. Dünyada zühd sahibi olan kişi ise, başına gelen musibetleri gözünde büyütmez. Ölümü bekleyen de, hayırlarda yarışır”. Görüldüğü gibi Hz. Ali (radıyallahu anh) bu makamları, sabrın temelleri olarak takdim etmiştir. Çünkü bunlar, sabrın kaynakları ve sabırda ihtiyaç duyulan hususlardır.
Allah Teala sabrı takvanın bir hali kılmış ve müttakilere olan ikramını da derecelerle arttırarak şöyle buyurmuştur: "Kim Allah’tan korkar ve sabrederse..". (Yusuf/90) Başka bir ayet-i kerimede ise, "Muhakkak ki Allah katında en değerliniz, takvaca en ileri olanınızdır". (Hucurat/13) Allah katında en değerli (Ekrem) ve takvaca en ileri (Etkâ) kelimelerinin kullanılması, 'değerlileriniz (kirâm) ve takva sahipleriniz (müttakûn)' kelimelerinin kullanılmasından daha üstündür. Çünkü en değerli (Ekrem) ve takvaca en ileri (Etkâ) kelimelerinin kullanılması bir farklılığa delalet etmektedir. Takvaca en ileri olan, Allah katında en değerli olandır. Takvanın icaplarına tahammül etme noktasında en çok sabreden de, takvaca en ileri olandır.
Bil ki sabır, cennete giriş sebebi ve cehennemden kurtuluş vesilesidir. Çünkü bu babda rivayet edilen bir hadiste Allah Resulü'nün (sav) şöyle buyurduğu bildirilmektedir: "Cennet sıkıntı ve zorluklara karşı verilir. Cehennem ise şehvet ve arzulara karşı verilir". Mümin, cennete girebilmek için sıkıntı ve zorluklar karşısında sabra ihtiyaç duyarken, cehennemden kurtulabilmek için de şehvet ve arzularına karşı yine sabra ihtiyaç duyar.
Sabır ve şükrün üstünlük derecelerine gelince bunu üç noktada belirlemek mümkündür:
Genel
- Bu noktaların başında, makamların hallerden üstün olması gelir. Sabır ve şükür, iki hal oldukları gibi, makam da olabilirler. Makamı sabır olan kişinin hali de bunun için şükür olur. Bu durumda sabreden daha üstündür. Çünkü o, makam sahibidir. Makamı şükür olup da hali bunun üzerinde sabır etme olan kişiye gelince, böyle biri için hali, makamından ayrı bir fazlalık içerir. Bu durumda da sabır hali, şükür makamı için bir fazlalık olmaktadır.
- Allah Teala'ya yakın kılınanlar (Mukarrebun), amel defterleri sağdan verilecek olanlardan (Ashab-ı Yemin) daha üstündürler. Mukarrebun arasında sabreden kişiler, Ashab-ı Yemin arasındaki şükredenlerden daha üstündürler. Mukarrebun içinde şükredenler de, Ashab-ı Yemin arasındaki sabredenlerden daha üstündürler.
- Şükrü gerektirecek şeylere karşı sabırlı olmak, daha faziletlidir. Sabrı gerektiren hususlarda ise şükretmek daha hayırlıdır. Bu da, hallere bağlı olarak farklılaşır.
Genel