İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Sabır ve şükür

2020-08-19
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Sabır, bir imtihan ve sınanma halidir. Şükür ise nimet halidir. İmtihan ve musibet hali, elbette daha üstündür. Çünkü o, nefse daha ağır gelir. Allah Teala'nın şu buyruğu da bunu teyid etmektedir: "Sabredenlere mükâfatları hesapsızca verilir". (Zümer/10) Şükredenlere ise, ecirleri hesap edilerek verilir. Bu ayette görüldüğü gibi, sabır sıfatı için tahsis edilen bir meziyet diğerleri için geçerli kılınmamaktadır. Sabrın üstünlüğüne dair başka bir açıklama da şöyledir: Hz. Ali radıyallahu anh, imanın şubelerini anlattığı uzun bir konuşmasında, sabrı yakinin dört makamı üstüne çıkarmış ve bunların, sabrın temel taşları olduğunu bildirerek şöyle demiştir: “Sabır, dört temele dayanır: Şevk, Korku, Zühd ve Bekleme. Cehennem ateşinden korkan kişi, Allah Teala'nın haram kıldıklarından uzak durur. Cennete şevk duyan kişi de, şehvetlerine gem vurur. Dünyada zühd sahibi olan kişi ise, başına gelen musibetleri gözünde büyütmez. Ölümü bekleyen de, hayırlarda yarışır”. Görüldüğü gibi Hz. Ali (radıyallahu anh) bu makamları, sabrın temelleri olarak takdim etmiştir. Çünkü bunlar, sabrın kaynakları ve sabırda ihtiyaç duyulan hususlardır. Allah Teala sabrı takvanın bir hali kılmış ve müttakilere olan ikramını da derecelerle arttırarak şöyle buyurmuştur: "Kim Allah’tan korkar ve sabrederse..". (Yusuf/90) Başka bir ayet-i kerimede ise, "Muhakkak ki Allah katında en değerliniz, takvaca en ileri olanınızdır". (Hucurat/13) Allah katında en değerli (Ekrem) ve takvaca en ileri (Etkâ) kelimelerinin kullanılması, 'değerlileriniz (kirâm) ve takva sahipleriniz (müttakûn)' kelimelerinin kullanılmasından daha üstündür. Çünkü en değerli (Ekrem) ve takvaca en ileri (Etkâ) kelimelerinin kullanılması bir farklılığa delalet etmektedir. Takvaca en ileri olan, Allah katında en değerli olandır. Takvanın icaplarına tahammül etme noktasında en çok sabreden de, takvaca en ileri olandır. Bil ki sabır, cennete giriş sebebi ve cehennemden kurtuluş vesilesidir. Çünkü bu babda rivayet edilen bir hadiste Allah Resulü'nün (sav) şöyle buyurduğu bildirilmektedir: "Cennet sıkıntı ve zorluklara karşı verilir. Cehennem ise şehvet ve arzulara karşı verilir". Mümin, cennete girebilmek için sıkıntı ve zorluklar karşısında sabra ihtiyaç duyarken, cehennemden kurtulabilmek için de şehvet ve arzularına karşı yine sabra ihtiyaç duyar. Sabır ve şükrün üstünlük derecelerine gelince bunu üç noktada belirlemek mümkündür:
  1. Bu noktaların başında, makamların hallerden üstün olması gelir. Sabır ve şükür, iki hal oldukları gibi, makam da olabilirler. Makamı sabır olan kişinin hali de bunun için şükür olur. Bu durumda sabreden daha üstündür. Çünkü o, makam sahibidir. Makamı şükür olup da hali bunun üzerinde sabır etme olan kişiye gelince, böyle biri için hali, makamından ayrı bir fazlalık içerir. Bu durumda da sabır hali, şükür makamı için bir fazlalık olmaktadır.
  2. Allah Teala'ya yakın kılınanlar (Mukarrebun), amel defterleri sağdan verilecek olanlardan (Ashab-ı Yemin) daha üstündürler. Mukarrebun arasında sabreden kişiler, Ashab-ı Yemin arasındaki şükredenlerden daha üstündürler. Mukarrebun içinde şükredenler de, Ashab-ı Yemin arasındaki sabredenlerden daha üstündürler.
Denilebilir ki: Sabreden ve şükreden kişilerin her ikisi de Mukarrebun zümresi içindeyse o zaman hangisi daha üstün olacaktır? Böyle bir durum olması mümkün değildir. Çünkü daha önce de belirttiğimiz üzere Allah Teala'nın koymuş olduğu ince kıstaslardan dolayı, bu ikisi aynı makamda bir araya gelemezler. Allah Teala bu makamları vazederken sanatının bütün inceliğini göstermiş ve sıfatlarının benzeşmesine, sebeplerinin müşterek olmasına rağmen onları birbirinden ayırmıştır. Bu tür bir durumda üstün olan, Allah Teala'yı en iyi bilendir. Çünkü o, Allah Teala için daha sevimli, O'na daha yakın ve yakin bakımından daha seviyelidir. Yakin de, Allah Teala'nın indirdiği şeylerin en yücesidir.
  1. Şükrü gerektirecek şeylere karşı sabırlı olmak, daha faziletlidir. Sabrı gerektiren hususlarda ise şükretmek daha hayırlıdır. Bu da, hallere bağlı olarak farklılaşır.
Bunun açıklamasını şöyle yapabiliriz: Nimet halinde bulunan bir kulun, nefsani hazlara, nimetlerden yararlanmaya ve refah sürmeye karşı sabırlı olması daha faziletlidir. Nimetlere ve zenginliğe karşı sabır göstererek geri durmak, Marifet makamlarından biridir. Bu daha üstün ve faziletlidir, çünkü bunda, daha hayırlı olduğu hususunda icma bulunan zühd faziletinin tecellisi mevzubahistir. Biz, cümleten ve mefhum olarak sabrı şükürden üstün görmekteyiz. Çünkü sabır bir hal olup, imtihan da onun makamındandır. İmtihan ehli ise, misal olmaya en layık olanlardır. Onlar da peygamberleri en çok örnek alanlardır. Ayrıca sabır, nefslerin heva ve arzularına olabildiğince uzak, darlık ve sıkıntıya ise olabildiğince yakın olan bir haldir. Sabır, nefsin istemediği şeyler noktasında çok ağır ve beşer tabiatının en çok nefret ettiği bir haldir. Sabır, nefse hoş gelen şeylere de zıt düşen bir davranış şeklidir. Nefs onunla sükûnet bulup da vecde ulaştığında onu tarif etmek mümkün olmadığı gibi yaşadığı huzur da hayran olunacak bir seviyeye çıkar. Neticede bu sükûnet ve iç huzur ile övülerek razı olmuş ve razı olunmuş nefs (nefs-i razİye; nefs-i marziyye) haline gelir. Allah Teala da sabrı emretmiş ve sabırda yarışma hususunda kullarını ısrarla teşvik etmiş ve bunu murabata ile teyid etmiştir: "Ey iman edenler, sabredin ve sabır yarışında ileri geçin, cihad için hazır ve rabıtalı (murabıt) bulunun". (Al-i İmran/200) Ayetin bir tefsirinde 'Sabır ve sabırda yarışma hususlarında rabıtalı ve hazırlıklı olun' ifadesi murad edilmiştir, denilmektedir. Her halükârda aynı yerde birlikte zikredilen bu üç emir de sabırla aynı anlamdadır. Bu da, Allah Teala'nın sabrı ne derece yücelttiğini ve onu ne kadar sevdiğini göstermesi bakımından mühim bir delildir. Kendisinde bu fazileti taşıyan bir mümin, Allah Teâlâ’nın emir ve işaretlerine (şiar) çok daha büyük bir hürmet hissi içinde olacaktır. O'nun işaretlerini yücelten kişi, elbette O'ndan en çok sakınan, en takvalı kişi olacaktır. Takvaca en ileri olanlar ise, Allah Teâlâ’nın katında en değerliler arasında yer alacaktır. Bunu da, şu ayet-i kerimede görmekteyiz: "Bu böyledir. Kim, Allah'ın muhterem kıldığı işaretlere hürmet edip onları yüceltirse şüphesiz ki bu, kalplerin takvasındandır". (Hac/32) O, başka bir ayet-i kerimede de, takva bakımından ileri olanların durumunu haber vererek şöyle buyurmaktadır: "Muhakkak ki Allah katında en değerliniz, takva bakımından en ileri olanınızdır". (Hucurat/13) Sabır, aynı zamanda Ulü'l-azm yani azimet erbabı peygamberlerin makamıdır. Allah Resulü de (sav), onlara misal olmakla emrolunmuş ve Allah Teala, kuluna karşı onlarla övünerek şöyle buyurmuştur: "O halde azimet sahibi peygamberlerin sabrettikleri gibi sen de sabret". (Ahkaf/35) Dini bakımdan azimetler, ruhsatlardan daha evladır. Bu babda Süfyan-ı Sevri'nin (ra), Habib b. Ebi Sabit'ten şunu naklettiğini rivayet ettik: Müslim el-Battin'e, sabır ve şükürden hangisinin daha üstün olduğu sorulmuştu. Şunu söyledi: “Elbette Sabır. Şükür ve esenlik ise bize daha sevimli gelir.” Allah Teala'nın "Onlar ki sözü dinlerler sonra da en güzeline uyarlar" (Zümer/18) buyruğunun tefsiriyle ilgili olarak da, “yani en ağır ve azimeti mucip olanlarına uyarlar” denmiştir. Çünkü dünya hayatında helal kılınmış olan bir şeyi mubah görüp yapmak “Hasen” yani güzeldir. Bunlar hususunda zühdü tercih etmek ise “Ahsen” yani daha güzeldir. Allah Teala, sabrı azim gerektiren işlerden sayarak şöyle buyurmuştur: "Her kim de sabreder ve affederse, işte bu, hiç şüphesiz azmedilmeğe değer işlerdendir". (Şura/43) Allah Teala, şükür konusunda kullarını müşterek kılarken sabır konusunda kendisini tek kılmıştır. Muhakkak ki, Allah Teala tarafından Zatı'na mahsus olarak zikredilen bir sıfat, kullarla müşterek olan bir sıfattan daha üstündür. O, bu meyanda şöyle buyurmuştur: "Bana ve anne babana şükret (diye de tavsiye ettik)". (Lokman/14) Resulü de (sav) de şöyle buyurmuştur: "İnsanlara şükretmeyen, Allah'a da şükretmez". Sabır konusunda ise, kullarından hiçbirini Zatı'yla müşterek kılmamış ve onu yalnız kendine mahsus kılarak şöyle buyurmuştur: "Rabbin için sabret". (Müddessir/7); "Rabbinin hükmüne sabret". (Tur/48) Bil ki şükür, sabır mefhumunun muhtevasına dahildir. Sabır, şükrü de cami’ olan bir mefhumdur. Çünkü bir nimetiyle ilgili olarak Rabbine karşı çıkmama hususunda sabır gösteren kişi, aynı zamanda o nimetin şükrünü de ifa etmiş olmaktadır. Aynı şekilde, Rabbine ibadet ve taati noktasında nefsine hakim olarak sabır gösteren kişi de Rabbinin nimeti karşısında şükür vecibesini ifa etmiş olmaktadır. Ebû Tâlib El-Mekkî  (Kûtu’l Kulüb)
Genel

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS