İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Öğrencilere Bir Kaç Nasihat

2013-08-24
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Dergimizin çok kıymetli okurları! Yeni sayımızda yine huzurunuza çıkabildiğimiz için Allah-u Teâlâ’ya sonsuz hamd ve şükürler olsun. Bu yazımızı önceki yazımıza bir tetimme olarak yazdık ve İslami ilimlere öğrenci olanlara birkaç nasihat ve tavsiye vermek istedik. Genel manada İslam medresesinde İslami ilimlere öğrenci olan her Müslümana birkaç nasihat ve tavsiye etmek istedim.
Allah-u Teâlâ’ya layıkıyla hamd; Efendimiz Muhammed’e, Onun pak aline, fedakâr ashabına ve kıyamete kadar hak din, dava sünnetinde Ona tabi olanlara salat ve selam olsun!

Dergimizin çok kıymetli okurları! Yeni sayımızda yine huzurunuza çıkabildiğimiz için Allah-u Teâlâ’ya sonsuz hamd ve şükürler olsun. Bu yazımızı önceki yazımıza bir tetimme olarak yazdık ve İslami ilimlere öğrenci olanlara birkaç nasihat ve tavsiye vermek istedik. Genel manada İslam medresesinde İslami ilimlere öğrenci olan her Müslümana birkaç nasihat ve tavsiye etmek istedim. Genel manada her Müslüman İslam medresesinde öğrenci olduğu için hepiniz muhatabımız sayılırsınız. Ayrıca bayramla ilgili de birkaç satır yazdım ki o da mübarek Ramazanla ilgili satırlarıma tetimme olsun. Şimdi müsaadenizi isteyerek konuya geçmek istiyorum.

Ey İslam medresesinin talebeleri! Bu müşfik ağabeyinizden şefkat ve duayla yoğurulmuş bu kaç nasihati inşaallah dinleyip kabul edersiniz. Allah-u Teâlâ, dünya ve ahirette yar ve yardımcınız olsun.

1- Her şeyden evvel terbiyeli ve edepli olmaya çalışın. O zaman dünya işlerinizde de uhrevi işlerinizde de çevrenizdeki insanlardan hep yardım, kolaylık ve güzel muamele görürsünüz. O zaman her ikisinde başarılı olma şansınız çok yüksek olur. Aksi takdirde aksi muamele görürüsünüz. O zaman da her iki cihanda da kaybetmenizin ihtimali yüksek olur.

Edepli olabilmeniz için de hadis kitaplarındaki kitab’ul adab bölümünü okuyun. Zira edep edeplilerden öğrenilir. Ve hiç şüphesiz en edepli insan Hz. Resulullah (SAV) ve Onun medresesinde yetişenlerdir. Zira Hz. Resulullah (SAV) şöyle buyurmuştur: “Beni Rabbim terbiye etti ve terbiyemi güzel verdi.” (Cami’us Sağir) Ahzab suresinin 21. ayetinin nassıyla her fazilette en güzel örnek, Hz. Resulullah (SAV)’tır.

2- Güzel ahlaklı olun ve kendinizi menfi ahlaktan arındırın yoksa sizde hayır olmaz. Hz. Resulullah (SAV) şöyle buyurur: “En hayırlınız ahlakı en güzel olanınızdır.” (Buhari ve Müslim/Riyaz’us Salihin: 625) Kâmil iman da güzel ahlaka bağlıdır. İmam Tirmizi’nin rivayet ettiği sahih bir hadiste Hz. Resulullah (SAV) şöyle buyuruyor: “İmanı en kâmil mü`min, ahlakı en güzel olandır.” (Riyaz’us Salihin: 627) Tecrübe de bize öğretmiştir ki ahlakı güzel olmayanın dostu olmaz, ama düşmanı çok olur. Böyle bir insanın mesut olmasının imkânsız olduğu malumdur.

Güzel ahlaka sahip olabilmek için yine adres Hz. Resulullah (SAV)’tır. Zira hakkında Kur`an şöyle beyan eder: “Hiç şüphesiz Sen büyük bir ahlak üzeresin.” (Nun 4) Hz. Enes (Allah ondan razı olsun), şöyle söyler: “İnsanların en güzel ahlaklısı Hz. Resulullah (SAV) idi.” (Buhari ve Müslim / Riyaz’us Salihin: 621)

Bu hakikatten dolayı hadis kitaplarındaki “Ahlak” bölümünü bol bol okuyun.

3- Hocanıza çok saygı ve hürmette bulunun. Onu sevin ve kendinizi de ona sevdirin. Bu hususta ne kadar çaba ve gayret sarf etseniz değerdir. Zira dünya ve ahirette ilimden daha değerli bir şey yoktur. İlmi elde etmenin tek yolu da hocanızın sevgisine mazhar olabilmenizdedir. Aksi takdirde hocanız yanındaki en değerli hediyeyi size vermez. Verse de cömert davranmaz. Ayrıca madem ilim insana verilen en değerli şeydir o zaman insana ilim öğreten, herkesten daha fazla hürmete ve ikrama layıktır. Bunun için bakın öncülerimiz bu hususta neler buyurmuşlar.

Hz. Muaz (Allah ondan razı olsun), Hz. Resulullah (SAV)’tan rivayet etmiş: “İlim talep etmek dışında her hangi başka bir şey için yağcılık yapmak mü`minin ahlakından değildir.” Yani ilim için insan hocasına yağ da çekebilir.

Hz. Aişe annemiz (Allah ondan razı olsun), Hz. Resulullah (SAV)’tan rivayet etmiş: “Kim bir âlime saygıda bulunsa kendi Rabbine saygıda bulunmuştur.”

Hz. Ali (Allah ondan razı olsun) şöyle buyurmuştur: “Ben bana bir harf öğretenin kulu(kölesi)yum.”

Hz. Resulullah (SAV) buyurmuştur: “Allah’ın kitabından bir ayeti bir insana öğreten, onun efendisidir.”

Hz. Resulullah (SAV)’tan rivayet edilmiştir ki: “Üç sınıf baba vardır: senin doğumuna vesile olan baban, eşinin babası ve sana ilim öğreten hocan. Ancak en hayırlı baban sana ilim öğretendir.” (Gülzara hemûkan şerha Nubuhara piçukan)

Şéxé Xanî kendi kitabı “Nubahar”da şöyle der:

“Muallim bila dil weki ber bitin / Divîtin kû şagirtî dîlber bitin” Yani eğer hocanın kalbi taş gibi de olsa öğrencinin bir dilber gibi nazik olması lazımdır.

4- Kendinize hoca seçmede titiz davranın. Rastgele herkesin yanında okumayın. Tercihiniz daima muttaki âlimlerde olsun. İlim ve takvası eksik olanları mecbur kalmadıkça kendinize hoca kabul etmeyin ve yanlarında okumayın. Zira Hz. Resulullah (SAV) şöyle buyurmuştur: “İlim dindir. Bakın (dikkat edin) dininizi kimden öğreniyorsunuz. Zira kıyamet gününde bundan dolayı sorguya çekilirsiniz.” (Deylemi İbni Ömer’den rivayet etmiştir. Cami’us Sağir) Ayrıca hocanız ne kadar âlimse size o kadar çabuk ve kolay öğretir ve dersi o kadar bereketli ve faydalı olur. Yani hem ilminden ve hem amelinden istifade edersiniz

Ayrıca da hocanız takvalı olursa teoriyle beraber ondan pratik de öğrenirsiniz. Hocanın rengini öğrenciye verdiği ve genelde öğrencilerin kendi hocalarının kopyaları oldukları malum bir hakikattir. Onun için nasıl bir insan olmak istiyorsanız kendinize öyle bir hoca seçin.

5- İlmin birinci merdiveni taklittir. Tahkik ise ikinci merhaledir. Onun için başta hocanıza masumiyete yakın bir derecede güvenin. Her şeyde onu taklid edin ve onun gibi yaşamaya çalışın. Yaptığı her işi ve söylediği her sözü mutlaka bir hikmetten dolayı yaptığını ve söylediğine inanın. Hocanızın hal ve davranışını fazla kurcalamayın ve o hususla ilgili soru sormayın. Zira aksine hareketler, ona güvenmediğinizi çağrıştırır ve onu size karşı soğutmaya vesile olabilir. Ve ilmin kapısını yüzünüze kapatabilir.

Ancak ilimde ehliyet sahibi olduğunuzda ve tahkik merhalesine vardığınızda o zaman her şeyi sorgulayın ve kurcalayın. Zira o zaman taklid haramdır. Ve tahkik vaciptir. Taklid merhalesinde tahkike kalkışmak ne kadar yanlış ve zararlı ise tahkik merhalesinde de taklid o kadar yanlış ve zararlıdır.

Bu hususta Hz. Musa ve Hz. Hızır’ın (Allah’ın selamı üzerlerine olsun) Kehf suresindeki hikâyeleri bize çok şeyleri ifade ediyor. Ayrıca müçtehit imamların hayatlarına baksanız bu hususla ilgili çok açık örneklere şahit olursunuz.

6- Hocanızdan sadece ders esnasında istifade etmekle yetirmeyin. Bilakis hocanızın bütün hal ve davranışına dikkat edip istifade etmeye çalışın. Zira âlimler hadisin nassıyla peygamberlerin varisidirler. Peygamberlerin söz, amel ve tutumları ümmetleri için nasıl teşri kaynağıdır, âlimlerin de söz, amel ve tutumları öğrencileri için büyük çapta ilim, hikmet ve edep kaynağıdır.

7- Ne kadar başarılı ve kabiliyetli olursanız olun kibirli olmayın. Mütevazı olun. Zira kibrin zararları ile ilgili birçok ayet ve hadis olmakla birlikte ilim öğrenmede ve hakiki hedefe varmada en büyük mânia, kibirdir.

8- Sizden büyük olsun küçük olsun arkadaşlarınıza himmet etmekte kusur etmeyin. Zira Allah-u Teâlâ’nın vergisine, lutfuna ve ihsanına mazhar olabilmek için en iyi ve güzel vesile hizmettir. “Hayır ve takvada yardımlaşın.” (Maide 3) “Kişi Müslüman kardeşinin yardımında bulunduğu müddetçe Allah-u Teâlâ da ondan yardımını kesmemektedir.” (Müslim rivayet etmiştir /Riyaz’us Salihin: 245)

9- Kıyafetiniz ve şeklinizde sünnet-i seniyeyi taklit edin. Şahsınızda sünnet-i seniyyeyi ihya edin. Hz. Resulullah (SAV)’a varis olmaya aday olana, başkalarına tabi olmak ve onları taklit etmek hiçbir şekilde yakışmaz ve ne Allah, ne Peygamber, ne melekler ve ne de salih mü`minler tarafından kabul görmez. Yoksa Allah muhafaza Araf suresinin 175 ve 176. ayetlerinin ve “Bir kavme benzemeye çalışan, onlardandır.” (Ebu Davud rivayet etmiştir / Cami’us Sağir) hadisinin tehdidine maruz kalabilirsiniz.

10- Aslandan kaçtığınız gibi tembellikten kaçının. Zira tembellik insanın en verimli ömür günlerini faydasız öldürür. Sonra da ömrün verimsiz günlerinde onu çalışmaya mecbur bırakır. Ancak o zaman da boşuna kürek sallanır. Tembel insan bütün dünyevi ve uhrevi faziletlerden ve güzelliklerden geri kalır. Ondan dolayıdır ki Hz. Resulullah (SAV) bir çok duasında “Allah’ım beni tembellikten ve acizlikten koru” (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai / Tac’ul Usul) diye dua ederdi.

11- Tam ehil olmadan icazet almayın ve tahsilden el çekmeyin. İcazet almadan da fetva vermeyin ve ahkâm kesmeyin. Zira Hz. Resulullah (SAV) buyurmuş: “Kim ilimsiz fetva verirse o fetva ile amel edenin günahı, fetva verenin üzerinedir.” (Ebu Davud ve İbn-i Mace, Ebu Hureyre’den rivayet etmişler / Tac’ul Usul)

BAYRAM KONUSUNA GELİNCE

1- Dinimiz olan İslam’da resmi olarak iki bayram günü vardır. Biri Ramazan, diğeri de Kurban Bayramlarıdır. Hz. Resulullah (SAV), Şevval ayının ilk gününü ve Zilhicce ayının onuncu gününü bayram olarak ilan etmiştir. Bu iki bayram dışında başka bayramları tanımamış ve bayram olarak kabul etmemiştir. “Medine-i Münevvereye hicret ederken Ensarın iki oyun (bayram) günleri vardı. (Onlar Nevruz ve Mihrican günleri idi) Hz. Resulullah (SAV) “bu ne günlerdir” diye sordu. Ensar “biz bu günlerde cahiliye döneminde oynuyorduk” diye cevap verdiler. Bunun üzerine Hz. Resulullah (SAV) şöyle buyurdu: “Bu iki gün yerine Allah-u Teâlâ size daha hayırlı iki gün verdi. O da kurban ve fıtır(bayram) günleridir.” (Ebu Davud, Tirmizi ve Nesai (Tac’ul Usul)

2- Bayram günlerinde bayram namazına gitmeden yıkanmak sünnettir. Kadın- erkek namaza gitmek sünnettir. Hatta Hz. Resulullah (SAV)’ın genç, hayızlı ve hiç dışarıya çıkmayan kadınlara da namaza gitmelerini emretmiş. Ancak hayızlı olanlar namaz kılmazlar. Cami dışında hutbeyi dinlerler ve Müslümanların karartısını çoğaltırlar. Şehir veya köy meydanında namaz kılmak sünnettir. Fıtır bayramında namaza gitmeden bir şey yemek sünnettir. Yaya gitmek sünnettir. Namazdan dönerken gittiği yolunu değiştirmek sünnettir. Mezarlığı ziyaret etmek sünnettir. Kişinin en güzel elbisesini giymesi sünnettir. Güzel koku sürmek sünnettir. Çocuklarını da namaza götürmek sünnettir. Onlara da güzel elbise giydirmek sünnettir. Erken gitmek sünnettir. Bayram gecesi güneş battıktan sonra her iki bayramda da bayram namazına girilinceye kadar tekbirler getirmek her yerde sünnettir. Kurban bayramında ise ek olarak beş vakit namazlardan sonra bayramın dördüncü gününün sabah namazına kadar tekbir getirmek sünnettir. Kaza namazlarından, nezir namazlarından ve sünnet namazlardan sonra da tekbir getirmek sünnettir. Oyun oynamak ve şarkı söylemek de sünnettir. Hatta kadınların da oyunu seyretmeleri sünnettir. Kurban bayramında kurban kesip fakirlere dağıtmak sünnettir. Ramazan bayramında vacip olan fıtır zekâtını namazdan önce vermek efdaldir.

3- İşte mademki Allah-u Teâlâ cahiliye bayramları yerine bu iki bayramı bize bayram olarak tayin etmiştir, o zaman biz de sadece bunlarda gerçek sevinç ve coşkuyla bayram etmeliyiz ve kutlamalıyız. Cahiliye bayramlarına değer vermemeliyiz.

Son olarak siz değerli okuyucu ve bütün dost ve Müslümanların bayramlarını tebrik ediyorum. Selam ve dua ile hepinizi Allah’a emanet ediyorum.

M. Beşir Varol / İnzar Dergisi – Ağustos 2013
 

 


Mehmet Beşir Varol

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS