İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Ne Olur Ey Yar

2014-03-17
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Acının en dayanılmaz deminde çırpınırken yüreğim; katık edip umudun en içli nağmelerini acılarıma, vurdum kendimi kurban olmuş canlarla bezeli yollarına yâr… Razı olduğun kullarının arasına ne olur, ne olur beni de al…
Acının en dayanılmaz deminde çırpınırken yüreğim; katık edip umudun en içli nağmelerini acılarıma, vurdum kendimi kurban olmuş canlarla bezeli yollarına yâr… Razı olduğun kullarının arasına ne olur, ne olur beni de al…

Sensiz hüzün rengi bütün saatler! Rotasını şaşıran yelkovanın akrebe sitemi dolduruyor gecelerimi… Geçip giden; arkasından öylece bakakaldığım günlerin ahı inletiyor düşlerimi… Ve Sensizken, kimsesizlik girdabıyla boğuşan demlerine ömrümün; usul usul yayılıyor esef…

Yakarken bendimi yokluğunun ateşi; aşkının ateşiyle pişirip de yüreğimi, lütfetmez misin kahrını Yâr… Seni Sensiz yaşamak kor ateşlere atılmakmış meğer… Yana yakıla geçmekmiş sevdalardan… Yarınından vazgeçmek; usandıran yalnızlıkların kucağında inlemekmiş Seni Sensiz yaşamak… Aşk bestelerinin şenlendirdiği şafaklarda; Senli sevdalara, ne olur şu biçare gönlümü de sal…

Sensiz geçen gecenin sabahında kuşlar can alıcı nağmelerle ötmez, burcu burcu kokmaz güller bilirim! Sevgi, güvercin kanadında konmaz kurak toprağına mahzun coğrafyaların, yoksa yâdın sinelerde... Erimez buzları bilirim; Anka kuşuna hasret Kaf dağının… Yokluğunda kararan günlere doğmaz yine güneş… Yeniden parıldamaz yıldızlar nuruna hasret göklerde, cömertçe…

Bilirim ki ey Yâr, Sen yoksan; her şey yokluğu yaşar zerrelerince…

Biçare hâllerin nihayetsiz rötuşlarına hapsolmuşken gönlüm; sonu olmayan rahmet denizinden damlalar niyaz edip hâllerime, vurdum kendimi vâsıl olmuş ruhlarla bezeli yollarına yâr! Huzuruna münib kalple varan kullarının arasına ne olur beni de al…

Kaç zamandır baharı unutmuş kalbim; ürkek bekleyişlerde, rızana ermekten gayrı talebi olmadığı şimdilerde… Nisan yağmuru misali, çatlamış çehresini nuruna gark edişine hasret… Değdirmez misin kulağıma bülbüllerin visal nağmelerini Yâr…

Sahralarda çiçekler açmaz mı Sen dilersen? Şakımaz mı bülbüller meşk ile? Güller enfes kokularını sunmaz mı gönül erlerine, her sabahın seherinde; küf kokulu mahzenlerde… Sen dilersen kaktüsler en nadide çiçeklerle bezenmez mi Yâr… Kalpten kalbe uzanmaz mı yollar zifir gecelerde…

Sen dilersen; Seni dileyen varmaz mı Sana ey Yâr? Ermez mi rızana! Dermez mi dergâhının nur saçan, misk kokulu güllerinden…

Asırlar evvel Sana kul olmayı dileyen gönüller; bir ‘gel’ deyişine meftun, bir Sana sevdalı ve yalnız Senin rızana talip değiller miydi? Şu bendeki ben ne ki; kulluğum, taatim, sevgim bir tek Sana has değil… Şu bendeki hâl nedir ki; dilimde ismi âzamınla her şeyden kesilerek Sana dönüşümün ispatı fikrim yitik… Zikrim yitik Yâr… Kalbim yitik…

“Nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir…” buyurmaktasın.

“Size kötülük adına her ne ulaşırsa; o kendi nefsinizdendir... Ellerinizle yaptıklarınızdandır…” ikazıyla değdirmektesin rahmet elini yüreklerimize.

Nefsin tuzaklarına kapılmadan hasletleri kuşanıp fazl denizine dalmanın zevkini tattırmaz mısın; yokluğunun zehir misali tadıyla bitap düşmüş damaklara Yâr…

“Ancak Müslümanlar olarak ölün” fermanının sırr-ı gölgesinde, gönülden teslimiyetin nurlu ufkunu fehm ettirmez misin; bid’at kuyularında hurafelerle bulanmış dimağlara…

Değdirmez misin parmak uçlarımızı, güzeller güzeli Habibinin ve ashabının vakıf olduğu; yaşamlarının her deminde yüreklerinde hissettikleri sırra…

Uçurmaz mısın gönlümüzü Yâr; Hüdhüd kanadında, o saadet asrına…

Sustuk ya Rab! Beklemekteyiz… Asırlar evvel arş-ı âlâyı titreten fermanın çınlıyor kulaklarımızda… Dinliyoruz yüreğimizin buzlarını eritecek lafzını… “Ey iman edenler!” deyişini Yâr…

Hitabın çözüyor yaslı gönüllerin pas tutmuş zincirlerini… Hitabın inletiyor yedi kat yerleri… Yedi kat gökleri… Asırlar evvel olduğu ve ebede kadar süreceği gibi…

Sustuk ya Rab! Dinlemekteyiz;

“…Ayaktayken, otururken ve yan (üzeri) yatarken; Allah’ı hep zikredin…” (Nisa / 103)

Dinlemekteyiz Yâr;

“…Ve Allah teslim yurduna davet eder… Ve dilediği kimseyi, istikamet üzere olan yola (kendi yoluna) ulaştırır…” (Yunus / 25)

Sen ki; davet edenlerin en güzeli… Yakutlarla, incilerle bezeli köşklerinde ev sahipliğini sunmaktasın misafirlerine… Sırçadan saraylarına buyur etmekte; ikramlara boğmaktasın onları… Sonsuz nimetler içinde özlenen yine Sen; dilenen bir tek cemâlindir Yâr… Yokluğa yerinilmez huzurunda; varlığa hiç sevinilmez bilirim… ‘Sen’ gerektir Yunus yüreklilere… Bir tek Sen…

Sustuk ya Rab! Duymaktayız;

“(Allah) Dinde, onunla Nuh’a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dini ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dinde) fırkalara ayrılmayın” diye İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır…” (Şura / 13)

Seni diliyoruz Yâr! Senden Seni… Sana yöneliyoruz katran karası yüzümüz, buğulu yüreğimizle… Ellerimizden tut ne olur; kendini bilmezliğin en koyu deminde düşmekteyken esfeli’s- safiline…

Seni diliyoruz Yâr! Rızandan gayrı muradı yok kalplerimizin… Kalpleri evirip çeviren şefkat elini değdir yüreğimize… Keşmekeş dünyanın yalanlar otağı hallerine, gözlerini henüz açmış şaşkın bir bebeğin; annesine sımsıkı sokuluşu misali usulca yanaşalım Yâr, iman kıyılarına… Sığınalım; teslimiyet basamaklarını adımlarken, kudretinin sonsuzluğuna… Vurmasın haşin dalgalar sol yanımıza… Değmesin boranlar Yâr; menzile varma adına lütfunla bindiğimiz/bineceğimiz sandalımıza…

Sustuk Yâr! İşitmekteyiz;

“…Dikkat edin… Kalpler ancak Allah’ı zikretmekle mutmain olur, huzura kavuşur…” (Rad / 28)

İşittik Yâr! Yapayalnız olduğumuzu sandığımız an, gönüllere şifa öğüdün yankılandı sol yanımızda;

“Rabbini sabah-akşam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret…” (A`râf / 205)

Ne olur ey Yâr! İsmini her anışımızda nuruna doyur kalplerimizi… Rahmetinle sar, sonsuz kudretinle koru şu yetim kalmış yüreklerimizi… (âmin)

Nur Kılıç / İnzar Dergisi - Mart 2014 (114. Sayı)
 

 


Nur Kılıç

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS