İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Nasıl bir infak kültürümüz olmalı?

2020-05-11
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Bir toplumda zenginlerin ve fakirlerin bulunması doğaldır. Hatta olmazsa olmazıdır. Doğal olmayan, bunların birbirlerinin haklarını gözetmemesi ve sosyoekonomik açıdan bu durumun toplumda gerilim sebebi olmasıdır. Bunun için zengin ile fakir arasındaki ekonomik düzey farkının uçuruma dönüşmemesi, yani zenginin daha zengin; fakirin daha fakir olmasının engellenmesi ve muhtemel olan bu duygusal gerilimin önlenmesi gerekir. İslami toplumun en belirgin özelliği, "hayır ve takvada yardımlaşmalarıdır; günah ve kötülükte ise yardımlaşmamalarıdır." Namaz ve oruç gibi ibadetler, bireysel ve kişisel gelişime ve yükselişe; yardımlaşma ve infak ise, ferdi cimrilik, bencillik gibi kötü huylardan arındırmanın yanında, toplumsal bünyeye girmiş zararlı mikroplardan arınmaya, toplumsal bünyenin sağlıklı bir şekilde serpilip büyümesine, gelişmesine hizmet eder. İnfak toplumsal bir ibadettir ve Allah'ın, peygamberine kesin emridir: "Ey peygamber! Onların mallarından sadaka olarak al. Onunla kendilerini temizlemiş ve tezkiye etmiş olursun. Onlara dua et, çünkü senin duan onlara sükûnet vericidir." (Tevbe, 113) İnfak, Allah'ın verdiği nimetlere şükürdür. Namaz, oruç gibi bedensel ibadetler, Allah'ın ihsan ettiği vücudun sıhhat ve selametinin şükrüdür. Her çeşit infakı içeren mali ödemeler de mal nimetinin şükrüdür. Bu duygularla infak eden mü'min, her nimetin, mesela sağlığın, ilmin, sanatın şükürlerinin de o nimetlerle ödeneceğinin şuuruna varır. Sosyal dayanışma sisteminin temelini oluşturan zekât ve diğer infak çeşitleri, bir ibadet anlayışıyla ele alınması ve fakir, kimsesiz, muhtaç, yetim, yolda kalmış ve borçlu gibi yardıma muhtaç bütün sınıfları kapsayacak şekilde geniş olması, İslam'ın toplumsal bütünleşme ve dayanışmaya ne derece bir önem verdiğini gösterir. İnfak, malı ve malın bereketini artırır. İnfak sayesinde zenginle fakir arasında güven, saygı ve sevgi oluşur. Rasulullah sallallahu aleyhi vesellemin benzetmesiyle Müslümanlar bir vücut gibidirler. Vücudun bir organı sızlayınca bu sızıyı öbür organların duymaması, bu derdi paylaşmaması mümkün mü? Hayır, çünkü böyle bir durum, vücudun fıtri yapısına aykırıdır. Toplumda fakirlerin haklarına riayet edilmemesi, vücutta bir organın kanaması gibidir; vaktinde tedbir alınmazsa kan kaybı bu vücudun hastalanmasına, belki ölmesine yol açabilir. Aynı şekilde fakirlerin hakkına tecavüz, sosyal bir kanamadır ve vaktinde tedbirler alınmazsa sosyal bünyenin sağlığını yitirmesine yol açacaktır. Mü'min, Allah yolunda infak etmenin bir görev ve sorumluluk meselesi olduğunun bilincinde olmalıdır. Her çeşit malı ve nimetleri, asıl kaynağı olan Allah'a nisbet etmeli, O’ndan bilmelidir. Bu bilinç müminin infak ettiği şeylerin kendi özel malı olmadığını, kendi özel mülkiyetinden tasarrufta bulunmadığını hatırlatarak onun bağış bencilliğini kırar. Mü'min Allah'ın verdiği rızıktan infak ederken bir postacı, bir vezneci, bir emanetçi hükmündedir. Şu halde mü'min, Allah'u Teâlâ’nın kendisine verdiği rızıklardan sorumlu olduğunu anlamalı! Sadece malını değil; rızık kelimesinin, mülk kelimesinin kuşattığı tüm maddi ve manevi nimetler konusunda da aynı bilinç ve davranış içinde olmalıdır. Zira infak, insanın sahip olduğu her enerjiyi ve her gücü kapsıyor. İlme sahip olanlar, ilme muhtaç olan insanlardan ilimlerini saklamamak ve ona ihtiyacı olanlara bu ilmi dağıtmak zorundadırlar. Makam, şöhret, çalışma, tecrübe ve diğer konulardaki imkânlar da böyledir. Bu tür imkânlara sahip olanlar, onları sırf kendileri için saklanacak bir şey düşünmesinler, tam aksine buna ihtiyacı olan insanlara dağıtmak mecburiyetindedirler. Bu sorumluğun bilincinde olanlar, Karun gibi toplayıcı değil; Harun gibi dağıtıcı olmalıdırlar. Dağıtmak için kazanırlar. Verirken tükeneceğinden korkmazlar. Çünkü veren Allah'tır;  "ver" diyen de Allah'tır: "Siz Allah için bir şey verdiğinizde Allah onun daha iyisini verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır." (Sebe: 39) Cimrilik, Yahudilerin ve Yahudileşen kapitalistlerin özelliğidir. Cimri, paranın egemenliğine boyun eğdiğinden paranın kuludur. O yüzden cimri, devamlı psikolojik bunalım içindedir, doyumsuzdur, sevgisizdir. Cimri fedakârlığın, vermenin tadına varmanın ne kadar yüce bir duygu olduğunu, ahiret ödülü yanında dünyada da insanı mutlu ettiğini bilemez. Cimriliğin sebebi, aşırı para ve mal toplama hırsı yanında gelecekte yoksul kalma korkusudur. Cimrilik yüzünden durmadan para biriktiren ve tükenir endişesiyle hastalıklarında bile harcamayıp, dünyayı bile kendilerine zehir eden para mahkûmları vardır. Hâlbuki para, mal Allah'ın nimetidir. Bu nimet yerli yerince harcanırsa Allah onu artırır. Cimriler, insanlar arasında da Allah katında da sevimsiz ve aşağılık kişiler olarak görülür. "Onlar ki hem kıskanır cimrilik ederler hem de herkese cimriliği tavsiye ederler ve Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği şeyleri saklarlar. Biz de böyle nimetleri gizleyen nankörlere hor ve hakir edici bir azab hazırladık." (Nisa, 37) Servet Allah'ın ihsanıdır. Allah serveti dilediğine verir, dilediğinden de çeker alır. Malın, mülkün gerçek sahibi Allah'tır. Cimriler, bu şuura eremeyen insanlardır. "Allah'ın verdiklerinden cimrilik edenler, sakın bunun kendileri için iyi olduğunu sanmasınlar; bilakis bu onların kötülüğünedir. Cimrilik yaptıkları şey, kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. Allah işlediklerinizden hakkıyla haberdardır." (Ali İmran, 180) Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem de cimriliğin ne kadar kötü olduğunu şöyle açıklıyor: "Cimrilikten sakınınız. Çünkü cimrilik, sizden önceki milletleri helak etmiştir." "Her sabah gökten iki melek iner. Birisi: İlahi! İnfak edene karşılığını ver; diğeri: Allah'ım! Cimrilik edene de telef ver (malını yok et), diye dua ederler." (Riyazüssalihin, 1/ 253) "Cimri kişi, Allah'a uzak, cennete uzak, insanlara uzak ve cehenneme yakındır." (Tirmizi, Birr 40) Yapılan infakın yerini bulması için ihlas gereklidir. Bunu başta Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemden ve ashabından öğrenmemiz gerekir. Kur'an-ı Kerim'de onların infak kültürü şöyle izah buyurulmaktadır: "Onlar malı yemeğe olan sevgilerine rağmen; yoksulu, yetimi ve esiri doyururlardı. 'Biz size ancak Allah'ın rızası için yediriyoruz. Sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür istemeyiz. Çünkü biz Rabbimizden, o suratların ekşiyeceği çetin günden korkarız'  derlerdi. İşte bundan dolayı Allah, o günün şerrinden onları korumuş, (yüzlerine) bir güzellik, (kalplerine) bir sevinç vermiştir." (İnsan, 8-11) İhlastaki seviyelerinden dolayı, sahabe-i kiram, infak amelini eda için, genellikle gece karanlığından faydalanırlardı. Buna imkân bulamazlarsa, fakir kimse uyurken, infak edeceği malı yanına bırakıp oradan hızla uzaklaşırlardı. Rasulullah sallallahu aleyhi vesellemin: "Sağ elin verdiğinden sol elin haberi olmasın." şeklindeki tavsiyesi, farz olan zekâtın dışında bütün infaklar için geçerlidir. İnsanın fıtri hallerinden birisi de iyilik gördüğü kimseyi sevmek, kötülük gördüğü kimseden de uzaklaşmaktır. Aslında bu, her canlıda var olan bir duygudur. Fakat bazen öyle iyilik edenler olur ki, yaptığı iyiliği başa kakarak, insanı "keşke bu iyiliği yapmasaydı" dedirtecek noktaya götürür. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulur: "İyi bir söz veya bir ayıbı örtme; ardından eziyet gelen (başa kakılan) bir sadakadan daha hayırlıdır." (Bakara, 263) İnfaklarını Allah için yapan ve hiçbir karşılık beklemeden unutanlara gelince onlar için de şu müjde verilmektedir: "Mallarını (Allah yolunda) harcayıp da, sonra o harcadıklarının arkasından başa kakmayan ve eziyet etmeyenler (yok mu?) Onların Rableri katında mükâfatları vardır. Onlara hiçbir korku yoktur, onlar mahzun da olacak değillerdir." (Bakara, 262) Şu halde, güzel bir söz veya bir ayıbı örtmek için, mutlaka zengin olmak gerekmez. Her mü'min bu ameli eda edebilir. Her amelin değişmeyen iki rüknü vardır. Birincisi, iman; ikincisi ihlastır. İkisi de kalbidir, görünmezler. Oysa infak açıktır, sahibinin kimliğini net olarak ortaya koyar. Bir insanı tanımak istiyorsanız, o insanın hayatında infakın yerini araştırınız. Bununla çok önemli bir ipucu yakalamış olursunuz. Evet! Allah için infak etmek, büyük bir meziyettir. İnfak, sahibini yüceltir, hem Allah katında hem de insanlar yanında sevimli kılar. Allah'u Teâlâ, infak edenlere ahiretteki büyük nimetinden başka bu dünyada da gaybi yardımları ile destekleme taahhüdünde bulunmuştur. İnfak edenler, Allah ile aralarında özel bir bağ vardır. Yalnız Allah rızasını gözeterek vermek, insanı Allah'a yaklaştıracak, Allah için olma ve Allah için yapma, alışkanlığı kazandıracaktır. Zira Allah için infak edince insanların duyarak reklamını yapmalarına engel olacak, Rabbim bilsin yeter diyecektir. İnfaklarımız hakkında dikkat etmemiz gereken bazı hususlar:
  • Yapacağımız infakların mükâfatını Allah'tan bekleyerek tam bir ihlas ile yapmak,
  • Yününü eğirdikten sonra tekrar çözüp dağıtan kadın misali yaptığımız infakların minnet ederek, başa kakarak sevabını iptal etmemek,
  • Yaptığımız infakları ve yardımları, insanlara duyurmaya, afişe etmeye kalkışmaktan sakınmak,
  • İnfak edeceğimiz şeyleri değersiz şeylerden seçmemeye dikkat etmek.

Mehmet Şenlik

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS