İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Müslümanların 5. Haremi Diyarbakır Ulu Camii

2011-01-23
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Şehrin ortasında eski mâbed, Diyarbekir’in yüzsuyu yani Camii Kebir. Kale’ her kimin eline geçmiş ise, yine bu mâbed, mâbed olarak kalmıştır. İçinde öyle ruhaniyat var ki bir kimse iki rekât namaz kılsa kabul olunduğuna kalbi şahitlik eder” (Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinden) Diyarbakır şehir merkezinde yer alan ve binlerce yıllık tarihiyle zamana meydan okurcasına sağlamlığını koruyan Ulu Cami’nin ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı kesin olarak bilinmemektedir. Tarihiyle ilgili bilinen tek şey, yapının güney cephesinin milattan öncesine ait olduğu ve en az 2500 yıllık bir geçmişinin olmasıdır. Caminin Diyarbakır surlarıyla aynı tarihlerde veya daha önce yapıldığı tahmin ediliyor. Cami, önceleri havra ve kilise olarak kullanılmakta iken 639 yılında İslam ordularının şehri feth etmesi ve Diyarbakır’ın en büyük kilisesi olan Mar Toma Kilisesi’nin camiye çevrilmesiyle oluşturulmuştur.
  1. Harem-i şerif
Müslümanlar tarafından 5. Harem-i şerif olarak bilinen Ulu Cami, plan itibariyle Şam Emeviye Camii’nin Anadolu’ya yansıması olarak yorumlanır. Camiye Diyarbakır’da hüküm sürmüş bütün devletler büyük önem vermiş ve onarmışlardır. Büyük Selçuklu hükümdarlığı zamanında Vali Amidüddevle 1090 yılında yıkılmaya yüz tutan bu yapıyı Sultan Melik Şah’ın isteği ile yeniden onarmıştır. Bununla ilgili 1091 tarihli Küfi yazılı bir kitabeyi camiye yerleştirmiştir.  Bu onarımdan sonra 1115 yılında bir deprem ve yangın sonucu yapı büyük zarar görmüştür. Sonraki yıllarda Anadolu Selçuklu Sultanı Gıyaseddin Keyhüsrev, 1241’de Osmanlı Padişahı IV. Mehmed, Akkoyunlu Uzun Hasan bu camiyi onarmış ve bununla ilgili kitabelerini duvarlara yerleştirmişlerdir. Güneş saati Diyarbakır Ulu Camii’nde Roma döneminde yapıldığı tahmin edilen bir amfi tiyatrodan alınan çok değerli mermer rütürler, işlemeli sütun başlıkları ve kabartmaları vardır. Ulu Caminin bahçesinin bir köşesinde ise, bir metre kadar yükseklikteki bir mermer taşın üzerine yerleştirilmiş olan bir güneş saati bulunuyor. Yuvarlak düz bir mermer üzerine çizilen saatin ortasına yerleştirilen metal parçasının, güneşin hareketiyle birlikte çevresinde dönen gölgesiyle zamanı göstermeye hala devam ediyor. Bu saatin ise yaklaşık 910 yıllık bir tarihi olduğu tahmin ediliyor. Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde; Diyarbakır Ulu Camiinin Hz. Musa zamanında yapıldığından bahseder ve şöyle der; “Hz. Musa zamanında yapılmıştır. Bahçe sütunlarının sağ tarafında ise bir sütun üzerinde İbranice tarihi vardır. Kale her kimin eline geçmiş ise yine bu mabed, mabed olarak kalmıştır, içinde öyle bir ruhaniyet vardır ki; bir kimse iki rekat namaz kılsa kabul olunduğuna kalbi şahitlik eder.” Modern bir ısıtma sistemi 1970 yılında büyük bir tamirata alınan Ulu Cami, bu tamirat sırasında ilginç bir şey fark ediliyor; caminin tabanları sökülünce görülmüştür ki caminin altı mazgallarla döşenmiş ve bu mazgalların içinden çevrede bulunan hamamların sıcak sularının aktığı görülmüştür. Böylelikle modern bir ısıtma sisteminin Ulu Cami’ye döşendiği görülmüştür. Şafiî ve Hanefî mezheplerine has bölümler Caminin bugünkü durumu ise kısaca şöyledir: Eski belediye binasının bulunduğu alana ve çarşıya açılan cephenin üst katı kütüphane; batı cephesinin üstü Kur’an Kursu olarak kullanılırken, güney cephesindeki ana bölüm Hanefî mezhebinden; kuzey cephesi ise Şafiî mezhebinden Müslümanların ibadetlerine ayrılmıştır. Bu bölüm 1528 yılında Osmanlılar zamanında yapılmıştır. Ulu Caminin Mimarisi Cami, avlunun güney kenarında yer almaktadır. Avlunun doğu ve batı kesimlerinde revaklar vardır. Kuzeyde ise dar bir geçitle birbirinden ayrılmış Şafiler Mescidi ve Mesudiye Medresesi bulunmaktadır. Caminin boyu dıştan dışa 75 metre eni ise 17 metredir. Kare bir alanı kaplayan caminin dikdörtgen avlusunun batı kenarı daha önce buradan geçen bir sokak nedeniyle yamuktur. Caminin üzeri iki yana eğimli bir çatıyla örtülüdür. Minare, güney duvarına bitişiktir. Kare kesitli bir kule şeklindeki minare gövdesinin üst kesimi silindirik ikinci bir gövde ve konik bir külahla son bulmaktadır. Uzunca dikdörtgen şekilli cami alanının Kuzey-Güney ekseni üzerinde yaklaşık 11 metre doğuda ve batı da 90×115 cm boyutlarında dikdörtgen payelerden oluşan iki sıra destekle Doğu-Batı yönlü üç sahına bölünmüştür genişliğinde bir çapraz sahın mevcuttur. Mihrap ve Minber çapraz sahının güney ucunda bulunmaktadır. Avlunun doğu ve batı revakları iki katlıdır. Üst kattaki sütunlar tek parça, alt kattakiler ise çeşitli boylarda iki veya üç sütun parçasının birleştirilmesinden oluşmuştur. Caminin doğusundaki giriş açıklığının iki köşeliğinde simetrik olarak işlenmiş aslan-boğa mücadelesi yer almaktadır. Giriş açıklığının üst kısmındaki kitabenin ortasında harap durumda bir aslan başı kabartması vardır. Avuldaki kalem işi süslemeler 1712 onarımında yapılmıştır. Cami avlusunun ortasında sekizgen sütunların taşıdığı şadırvan 1849’da yapılmıştır. Bu avlunun bir kenarında üçer sütunlu bir namazgâh ile bir de havuz bulunmaktadır. Caminin bugünkü durumu Ulu Cami’nin bahçesi günümüzde yaşlıların toplanıp sohbet ettikleri bir yer haline gelmiştir. Her gün toplanıp birbirleriyle dertleşen Diyarbakır halkı, burada sohbet halkaları oluşturarak hem dini hem de güncel konuları konuşup şehrin kargaşasından az da olsa uzaklaşmaktadırlar. Özellikle de hayırlı gün ve gecelerde cami bahçesinin çok fazla insan tarafından ziyaret edilmesi burayı adeta bir kutlama alanına dönüştürmektedir. Ayrıca Diyarbakır Ulu Camii’ne bağlı bulunan Camiyi Kebir Seyyit Maruf Vakfı, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce yönetilmekte ve bunun tüm geliri Ulu Cami’nin gelirleri için harcanmaktadır. Ulu Cami günümüzde de tarihi dokusunu yitirmemiş; ama yapılan bazı olumsuz uygulamalar tarihi yapıyı azda olsa zedelemiştir. Bahçenin ortasındaki eski şadırvanın yanına kurulan bir ikinci şadırvan ve su deposu, bahçeyi alabildiğine daraltmış ve görüntüyü bozmuştur. Restorasyon çalışmaları Ulu Camii ile bitişiğinde bulunan Mesudiye Medresesi ve müştemilatı ile birlikte Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından hazırlanan bir proje ile restore ediliyor. Temmuz 2010’da başlayan restorasyon çalışmaları ile Caminin önünde ve camiyi adeta esir alan yer altı çarşısının da kamulaştırılıp cami alanına katılacak. Caminin karşısında yer alan Hasanpaşa Hanı’nda külliye olmasını kapsayan proje ile camideki bütün mekânları, kütüphane, Zinciriye ve Mesudiye medreseleri birer külliye halinde restorasyona alınması ve projenin 3 yıl içinde tamamlanması planlanıyor.
Talha Bal

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS