İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

MÜMİNİN HAYATINDA MUHASEBE!

2022-01-03
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Muhasebe, insanın isteklerini, arzularını, hırslarını ve yaptıklarını gözden geçirmesi, doğru veya yanlışlarını vicdanın süzgecinden geçirerek değerlendirmesi ve gelecekle alakalı işlerini bir düzen ve disiplin dahilinde tasarlayıp plana bağlamasının zihin yoklaması ve çalışmasıdır. Genel itibariyle muhasebe iki kısma ayırılır: Birincisi yapacağımız işlerle, ikincisi yaptığımız işlerle alakalıdır. Yapacağımız işlerle ilgili muhasebe yararlıyı zararlıdan ayırmak için ayak kaymalarına karşı tedbirli olmamızı sağlar. Böylece bilinçli bir biçimde zararlıyı terk eder, yararlıya yönelir ve tercihle yapmaya çalışırız. Bu tür bir muhasebe insanın önünü görerek ve yere sağlam basarak güvenle yürümesini sağlar. Otokontrol mekanizmasını randımanlı bir biçimde çalıştırır. İnsanın sürçme ve ayak kaymalarını önler. Planlı çalışma ve sistemli ilerlemeyi gerçekleştirir. Proje olmadan, finans bulunmadan imar ve inşa olamayacağı gibi, muhasebe olmadan yararlı işlerde muvaffak olmak zor hatta imkânsızdır. İkinci tür muhasebe ise; geçmişte yapılan işlerle ilgilidir. İnsanın geçmişte yaptığı iş ve davranışları gözden geçirerek eksik ve kusurlarını tamamlamaya çalışması, hata ve günahları varsa ondan tövbe etmesi demektir. Netice itibariyle Allah (cc), kullarının işlerini yapmadan önce planlamalarını; yaptıktan sonra da yapılan işin nasıl bir şekil aldığını gözden geçirmelerini istemektedir. Kulun ameline nokta koyan ölümden başkası değildir. Öyleyse sağ olduğu sürece, muhasebenin iki türlüsü de müminin hayatına şekil vermeli, ona istikamet biçmelidir. İnsanoğlu başıboş bir varlık olarak yaratılmadığına göre, hayatı belli bir plan, program ve muhasebe dahilinde geçmelidir. Şu ayeti kerime bu hususu net olarak aydınlatıp bir proje olarak önümüze koymaktadır: "O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır." (Mülk, 2) Yukarıdaki ayeti kerime dünya hayatının bir imtihan sahası olduğunu açıklamaktadır. Bunun için insan, sınav yerinde olduğu bilinciyle ahirete hazırlık yapmak durumdadır. Ne var ki insan zaman zaman dünya meşgalesine dalarak, cazibelerine kapılmakta, yaratılış gayesini ve ölüm ötesi hayatı unutmaktadır. İşte bu gafletten korunmak ve asıl amacından sapmamak için insanın sık sık kendini kontrol etmesi ve hesaba çekmesi gerekir. İnsanın kendisini yaratılış amacı ve sorumlulukları açısından hesaba çekip kendi iman ve amelinin kontrolünü yaparak durum değerlendirmesi yapmalıdır. Mecazi olarak Muhasebenin pek çok anlamı vardır. İşte onlardan bazıları: Muhasebe: Gününü iyi değerlendirip geleceğe yönelmek, ileriyi görüp ona hazırlanmak, kendini bilmek ve anlamaktır. Dünya ve ahirette huzura erebilmenin, günahlardan ve haramlardan kurtulmanın yolu ve disiplinidir. Muhasebe: Gafletten korunmak için, yaptığı işlerin doğru mu, yanlış mı, karda mı, yoksa zararda mı? olduğunu tespit ederek, iş ve amelimizde eksik bıraktıklarımızı ve kusurlarımızı tespit ederek düzeltmektir. Muhasebe: Vakit ve nakit israfını önleme çabasıdır. Çok değerli olan ömür sermayemizin boş yere harcanmasına engel olmak, göstergenin daha ileriye, daha güzele yönelmesini sağlamak, daha karlı ve kazançlı olanı seçebilmektir. Muhasebe: İyiyi kötüden, faydalıyı zararlıdan ayırt edebilme süzgeci, iyilik ve nimetlerle karşılaş-tığımız zaman şımarmamak için fren yapabilmek, sıkıntı ve dara düştüğümüzde de çözüm ve çare kapısını çalabilmektir. Muhasebe: Kendimizi ve vazifemizi bilip, bizi yoktan var eden Allah'a kulluk edebilmek ve huzuru ilahiye çıkabilme hazırlığıdır. Muhasebe: Gayesizlik ve başıboşluktan kurtulmak, yaratılış gayesini idrak edip ona göre yaşamaktır. Akıl ve imanı nefsin başına bekçi yapabilme başarısıdır. Kendi kendimizi hesaba çekerek yapılan işlerin maksadına uygun olup olmadığını anlama çabasıdır. Muhasebe: Kendisini dinlemeyi bilmek, enaniyet esaretinden kurtulmak, geçmişin muhakemesini yaparak geleceğin planını çizmek ve mümin olarak dinin emirlerine uyup uymadığını nefsine sorabilmektir. Muhasebe: Sonradan pişman olmamak için önceden tedbir ve tedarikte bulunmak, hataları düzeltip azaltarak gaye ve maksatta isabet etmektir. Günlük hayatımızda, iş ve kazancımızda, amel ve icraatımızda kendi hayatımızı düzene koyarak başkasına örnek olmanın yoludur. Muhasebe: Bir işe başlamadan önce sonunu hesap edebilme işidir. "Ne idim ne oldum, nerede idim, nereye geldim, neler umuyordum, nerelere kavuştum, neticede ne olacağım?" sorularının hesabını yaparak irademizi çözecek, duygularımızı bozacak hallerden kendimizi korumaktır. Hülasa, muhasebe: başı boş yaratılmadığımızı anlama ve idrak etme şuurudur. Bu hususta bizi uyaran Allah (cc), şöyle buyuruyor: "Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve herkes, yarın için önden ne gönderdiğine baksın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır." (Haşr, 18) Allah'u Teala bu ayeti kerimede bizleri ahiret için uyarıyor, ne yaptığımızı kontrol etmemizi istiyor. Böylece yaptıklarımızın ahiret gününde durumumuzu belirleyeceğini ve yarın için hazırlanmamız gerektiğini bizlere hatırlatarak uyarıyor. Daha açık bir ifadeyle Rabbimiz bizden sıkı bir muhasebe yapmamızı istiyor. Yani ey Allah'a, Resulüne ve ahiret gününe inanıp iman şerefiyle müşerref olmuş müminler! Her halukarda Allah'ın azabına uğramaktan sakının. Nifaktan, küfürden, zulümden ve şeytanın şeytanlığıyla o kötü akıbete düşmekten korkup Allah'ın korumasına sığının. Her nefis yarın için, yani kıyamet günü için ne hazırlamış, Allah'a ne takdim etmiş olduğuna baksın. Hesap sorulmadan önce nefsini hesaba çekip kendi hesabını gözden geçirsin. Kıyamet gününe "yarın" denilmesinin iki anlamı vardır. Birincisi, yarının dünden yakın olması itibariyle kıyamet yarın olacakmış gibi telakki edilerek çalışmaya teşvik etmek demektir. İkincisi, Rahmân Sûresi'nde geçtiği üzere Allah katında zamanın, birisi teklif zamanı olan dünya devri, diğeri de ceza ve mükafat zamanı olan ahiret devri olmak üzere iki günden ibaret olduğuna işarettir ki, buna göre bugün dünya, yarın ahiret demektir. Bununla beraber ayeti kerime, insanın her gün korunmak için yarın için faydalı olacak ne iş yaptığını düşünmesinin gerekli olduğunu da hatırlat-maktan uzak değildir. "Allah'tan korkun!" cümlesi dış anlamı itibariyle öncekini te'kid etmek için tekrar edilmiş gibi görünmektedir. Fakat önceki Allah sevgisiyle emirlerin, vazifelerin yerine getirilmesi, bu ise Allah korkusuyla yasaklanan şeylerden, fenalıklardan sakınılması durumunu göstermesi itibarıyla farklılık arzetmektedir. Yani Allah'tan korkun da kötülük yapmayın. Çünkü Allah, tüm yaptıklarınızdan haberdardır, yarın ona göre ceza veya mükafat verecektir. Allah'u Teala, insanın yapıp ettiklerinden hesaba çekileceği gibi, sorumlu olup yapması gerekirken, yapmadıklarından da hesaba çekileceğini bildiriyor: "O gün insana, yapıp önden gönderdiği ve yapmayıp geri bıraktığı şeyler (bir bir) haber verilecektir." (Kıyame, 13) Yine bu anlamda Tirmizi'nin Şeddad b Evs'den (r.a), naklettiği bir hadisi şerifte Rasulullah sallellahu aleyhi vesellemin şöyle buyurduğu rivayet edilmektedir: "Akıllı kimse, nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrası için çalışandır. Aciz (ahmak, beceriksiz) kimse de nefsini hevasına tabi kılan ve Allah'tan olmayacak temennilerde bulunan kimsedir." (Tirmizi, Kıyamet 26) Akıllı insan, bu dünya hayatını akıllıca değerlendiren ve gününü dört kısma ayırıp birincisinde yaptıklarını ve yapacaklarını hesap eder. İkincisinde Allah'a münacaat eder, yalvarır. Üçüncüsünde, bir sanat veya ticaretle meşgul olup, helâl rızık kazanır. Dördüncüsünde, istirahat eder ve mubah olan şeylerle kendini eğlendirip, haram şeylerden sakınır." Hz. Ömer (r.a) şöyle buyurmuştur: "Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz. Amelleriniz mizanda tartılmadan önce siz onları vicdanınızda tartınız. Allah'a arz olacağınız büyük hesap günü için kendinizi salih amellerinizle süsleyiniz." Evet, O gün Allah'a sunulacaksınız ve hiçbir şeyiniz gizli kalmayacaktır. Dünyada nefislerini sürekli hesaba çekenlerin ahirette hesabı kolay ve hafif olur. O gün gerçek ve kusursuz tartı konacak ve sadece dosdoğru yol üzerinde bulunanların kefesi ağır basacaktır.
Mehmet Şenlik

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS