İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Müceddit; Hem Ceddine Sahip Çıkan Hem De Tecdid İle Mirasa Yeni Şeyler Kazandıran Kimsedir

2014-03-18
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

İhya ve tecdid kavramları İslam ilim ve düşünce mektebinde iki ana yaklaşımı ifade etmektedir. Bundan da iki temel bakış açısı ve düşünce tarzı ortaya çıkmaktadır. Sözlük olarak “ihya” diriltme, “tecdid” ise yenileme manasındadır. (tecdit, yani yenileme salt yineleme değildir)
İhya ve tecdid kavramları İslam ilim ve düşünce mektebinde iki ana yaklaşımı ifade etmektedir. Bundan da iki temel bakış açısı ve düşünce tarzı ortaya çıkmaktadır. Sözlük olarak “ihya” diriltme, “tecdid” ise yenileme manasındadır. (tecdit, yani yenileme salt yineleme değildir)

Kimi çevreler İslam’ın geleneğinin her türlü meselenin çözümü konusunda yeterli olduğunu, gelmiş geçmiş bütün sorunların hallinin, bütün soruların cevabının bu geleneğin ve mirasın içinde bulunduğunu söylemektedir. Bunlara göre İslam’ın geleneği sadece ihya edilebilir. Yani daha iyi anlaşılmasına yönelik çalışmalar yapılabilir. Yoksa bu mirasa yeni şeyler eklemenin kesinlikle lüzumu yoktur. Böyle bir şeye teşebbüs etmek haddini aşmaktır. Kendi hevasına uymaktır.

İhyayı bu şekilde anlayanlar İslam’ın güçlü ve zengin geleneğini koruma refleksiyle hareket etmişlerdir. Onlara göre eğer bu konuda bir sınır belirlenmezse bu işin önü alınamaz. Haddini bilmez kimseler ortaya çıkarak İslam’ın ilmi ve fikri mirasına halel getirir. Saygısızlıkta bulunur. Ehil olmayan kişiler ahkâm kesmeye başlar.

Bu hassasiyetlerin tamamen yersiz olduğunu söylemek mümkün değildir. Gerçekten ortaya konulan bu koruma refleksi İslam’ın geleneğinin korunmasında ve haddini bilmezlerin ahkâm kesmesini önlemede bir rafineri vazifesi görmektedir. Ancak burada sorun bu duvarın kalın ve korunaklı olması değil belki kapısız olmasıdır. Usul ve esasına riayet ederek, haddini bilerek faraza İslami naslardan istinbat etme-çıkarım yapma ehliyet ve salahiyetine sahip kimseler de bundan ıstırap duymaktadır. Çünkü bunlar İslam’ın geleneğine katkı sunmak istedikleri halde bu sert duvara çarpmaktadırlar. Bu da tersinden İslam’ın geleneğinin ihyasını olumsuz yönde etkilemektedir. Burada yapılması gereken bu duvarlarda gedik açılması değil kapı açılmasıdır. Ne kadar zor ve katı olursa olsun sonuçta hak edenin içeri geçebileceği bir kapının olması gerekir. Ortada bir kapının olmasına müsaade edilmeyince bu sefer haklı olarak içeriye girmeye yönelik her teşebbüs ya gedik açma ya da duvarın üzerinde atlama teşebbüsü şeklinde algılanmaktadır. Evet, bu duvarda gediklerin açılmasına ve duvarın üstünden atlamaya hayır! Ama bir kapının olmasına evet…

Tecdid, yenilik manasındadır. Ama ilginçtir ataya da aynı kelimeden türeme “ced” denilmiştir. Bu da kelimenin zıt bir anlam içerdiğini ortaya koymaktadır. Yani aslında tecdid zıt manalar ihtiva eden bir kavramdır. Buna göre tecdid hem ecdada ciddiyetle sahip çıkmayı hem de yeniliğe açık olmayı ifade eder. Eğer tecdid, ecdadın-öncekilerin hayırlı mirasını reddetme üzerine bina edilirse bu tecdid değil, tecrib, yani deneme yanılma yoluyla bir şeyleri sıfırdan ortaya koyma teşebbüsü olur.

Müceddid; hem ceddine sahip çıkan hem de tecdid ile mirasa yeni şeyler kazandıran kimsedir. Bu nedenle tecdidin hem ihya hem de yenilik yönü söz konusudur. Cetlerinin hayırlı ve güzel miraslarını unutarak ve terk ederek tecdid faaliyeti yapan kimse mücerriptir. Deneme-yanılma yoluyla hakikati bulmaya çalışır. Dolayısıyla onun yaptığının hiçbir bağlayıcılığı yoktur.

Tecdid, cetlerin güzel mirasına sahip çıkmaya dayanırsa aynı zamanda ihyayı da kapsamış olmaktadır. Aksi takdirde tecdid, bir tür reform teşebbüsü gibi algılanır. Oysa İslam’da reformun-ıslahın olması mümkün değildir. Çünkü reform ıslahattır ve ıslahat, sistemde sonradan ortaya çıkan yanlışlıkların, aksaklıkların giderilmesidir. Oysa İslam haddi zatında haktır, her yönüyle Salih’tir. Binaenaleyh asla ıslaha muhtaç değildir.

Münafıklar “biz ancak ıslah edicileriz”(Bakara:11) dediler. Aslında bir anlamda doğru söylüyorlar. Çünkü sürekli düşüncelerini revize etmek, ıslah etmek zorunda kalıyorlar. Bu manada ıslahatçıdırlar. Düşünce ve inançlarını sürekli revize etme yoluna gidiyorlar. Sabit ve tutarlı bir düşünce sistemleri olmadığı için sürekli bunu değiştirmek zorunda kalıyorlar. Bu nedenle reformist manada ıslahatçıdırlar. Buna mukabil hadd-i zatında İslam ıslah edicidir, değişmez ve dosdoğru kıstastır. Bu nedenle her şartta ve her anda vaziyeti ıslah etme güç ve kabiliyetine sahiptir. İslam asla ıslaha tabi olmaz ama kendisi ıslah eder.

“Şüphe yok ki Allahu Teâlâ her yüzyılın başında bu ümmetin dini durumlarını onlara yenilemek için birisini gönderecektir." (Ebu Davud ) hadisinde buyrulduğu üzere Her zaman İslam’ın müceddidleri olmalıdır ve nitekim de vardır. Müceddid tecdid etme meşruiyetini cetlerinin hayırlı mirasına sahip çıkmaktan alır. Mirası reddederek başlayan bir tecdid teşebbüsü derhal toplumda meşruiyet ve itibar sorunuyla karşı karşıya kalır. Çünkü toplum cetlerinden mutlak kopuşu, sıfırlanma olarak kabul eder. Bu nedenle tecdid, ecdadın hayırlı mirasına sahip çıkmakla başlamalıdır. İşte bu, tecdidin ihya boyutudur. Öte yandan tecdid, ecdadın mirasını aynı bırakmayı ifade etmez. Aksi takdirde bu da “miras yedilik” olur. Buna göre tecdidi, sıfırdan başlamak olarak anlamak “reddi miras” bunu aynı bırakıp mirasa bir şey eklememek de “mirasyedilik” olur. İkisi de netice itibariyle mirasın düşmanıdır.

Müceddid, Kur’an’ın içinde bulunduğu o anda indiğini, hadislerin de o esnada varit olduğunu düşünerek hareket eder. Bu tavır tarihselliğin kısıtlayıcı ve sınırlayıcı etkisinden kurtulmasını sağlar. Öte yandan mirasa sahip çıkarak onun kuralsız ve kaidesiz bir şekilde bunu yapmasına engel olur. Ecdada mutlak bağlılık tecdidi imkânsız kılar. Ecdattan kopuş da ortaya konulan düşünceyi itibarsız yapar.

Tecdid ve müceddid kendisinden sonraki nesli ecdat sahibi yapar. Eğer müceddid olmazsa sonraki nesiller ecdat sorunu yaşamaya başlar. Çünkü bu durumda onların ecdadı sadece bir intikal vazifesi görmüş olacaktır. Mirasta intikal elbette değerlidir. Emaneti korumaktır. Fakat bu intikalin nema vasfına da sahip olması gerekir.

Biz usulümüzde kesinlikle ihya ve tecdidi birlikte esas almalıyız. Ne “reddi mirasçı” ne de “mirasyedi” olmalıyız. Çünkü Allah (c.c) “siz mirası yiyip bitiriyorsunuz”(Fecr:19) buyurur. Bu mirasyediliktir ve Allah (c.c) bunu hoş görmemektedir. Bu nedenle dikkat etmek gerekir. Mirasa sahip çıkmak adına ona bir şey eklememek aslında onu yiyip bitirmektir. Çünkü artmayan şey muhakkak azalır ve azalan şey eninde sonunda biter. Aynı şekilde mirası reddetmek zaten peşinen onu bitirmektir. Yani netice itibariyle her iki tavrın sonu mirası bitirmeye çıkar.

Biz, Müceddidler ortaya çıkarmalıyız. Böylece hem ciddiyetle cetlerimizin mirasına sahip çıkmış olacak hem de tecdid ile yeni kazanımlar elde edeceğiz. Tecdid, İslam’ın haşa zaafı değil aksine gücü ve kudretidir. Onun mucizesidir. Ama aynı zamanda onun evrenselliğinin zorunlu bir gereğidir.

Abdurrahim Güneş / İnzar Dergisi – Mart 2014 (114. Sayı)
 

 


Abdulhakim Sonkaya

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS