Mevlana Abdus Subhan, adı bir tarihtir. Allah tarafından verilen harika bir yeteneğe sahiptir. Ferdi hayatında şeffaf düşünceli, basit yaşamaya alışmışlığı, çok kibar, sofistike, nazik bir dile sahipliği ve karizmatik karakteriyle Müslüman bir liderdir. Mevlana Abdus Subhan, barış ve bağımsızlığı seven Bangladeş halkının en sevilen İslami siyasi partisi ‘Bangladeş Cemaat-i İslami’nin eski başkan yardımcısı ve öne çıkan figürlerden birisidir. Aynı zamanda Mevlana Abdus Subhan bir alim, yazar, Müslümanların manevi öğretmeni ve İslami hareketin önde gelen liderlerinden biriydi. Bangladeş’in siyasi tarihinin yükselişinde ve Bangladeş’te İslami hareketin kuruluşunda Mevlana Abdus Subhan’ın tarihi bir rolü vardır.
5 dönem milletvekili olan Mevlana Abdus Subhan İslam karşıtlığıyla tanınan Bangladeş’in şimdiki başbakanı Şeyh Hasina tarafından bağımsızlık savaşında ‘savaş suçu’ işlemekle suçlanıp sahte, uydurma ve kurgusal ithamlarla ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.
Mevlana Abdus Subhan'ın asıl suçu, laik siyasete ödün vermeyen İslami mücadelenin lideri olmaktı. Onun siyaseti, birey ve partiler üstü bir minvaldeydi. Halkın ve Müslüman Ümmetin sesiydi. Müslüman Bangladeş’i seküler ve laik bir devlet yapmak isteyenler, en büyük engel olarak Mevlana Abdus Subhan ve onun partisi Cemaat-i İslami'yi gördüler. Bu nedenle, halkın saygın ve sevilen lideri Mevlana Abdus Subhan’a tam bir siyasi intikam yoluyla, sahte suçlamalar ve uyduruk tanıklık ve delillere dayanılarak öldürmeyi planladılar. İdam edemediler ama ömür boyu hapis cezası ile cezalandırıp zindanda ölüme terk ettiler.
Doğum ve Eğitim
Mevlana Abdus Subhan 12 Eylül 1929'da Bangladeş’in kuzeyindeki Pabna şehrinin Sujanogor ilçesinin Telkundo köyünde saygın bir Müslüman ailede doğdu. Babası rahmetli Mevlana Munshi Naimuddin Ahmed dindar ve alim bir şahsiyetti.
Mevlana Abdus Subhan’ın eğitim hayatının başlangıcı yerel dilde mektep olarak bilinen medrese tarzı eğitim kurumunda oldu. Daha sonra doğduğu köyde ilkokulu tamamladı. 1947’de Ulort Medrese’sinde okumaya başladı ve ortaokulu bitirme sınavlarında aldığı puanla yüksek başarıyla bitirdi. Daha sonra başka bir okulda liseyi bitirdi. Sirajganj Medresesinden Fazıl’ı (lisansa eşdeğer bir eğitim), ve Kamil’i (Yüksek lisans eşdeğer) bitirdi. Mevlana Abdus Subhan çok zeki, yetenekli bir öğrenciydi. Yüksek lisansın eşdeğeri olan ‘Kamil Sınavında’ Hadis bölümden Bangladeş’te yedinci oldu.
Meslek Yaşamı
Medreseden en yüksek dereceli diplomayı aldıktan sonra, Pabna Aliya Medresesi'nde Arapça öğretmeni olarak göreve başladı. Daha sonra Arifpur Ulot Kamil Medresesinde, Amiri Gopal Chandra Enstitüsü'nde ve Magura'daki Barria Fazil Medresesi'nde öğretmenlik yaptı. En son Arifpur Fazıl Medresesinin müdürlük görevini yürüttü ve öğretmenlik kariyerini sona erdirerek aktif şekilde siyasete katıldı. Mevlana Abdus Subhan 1952’den 1962’ye kadar 10 yıl öğretmenlik yaptı.
Sayasi yaşamı
Mevlana Abdus Subhan öğrencilik yıllarından beri aktif olarak siyasete atılmıştı. Doğu Pakistan’ın (şimdiki Bangladeş), öğrenci örgütü olan ‘Cemiyete Talebaye Arabiya’ örgütünün Pabna şehri il sekreteri görevini yapmış ve 1951 yılında Cemaat-i İslami’ye katılmıştı. Kademeli olarak birçok önemli görev yapan Abdus Subhan uzun süre Pabna şehrinin il başkanlığını yapmıştır.
Daha sonra Cemaat-i İslaminin Merkez Meclis'inde Şura üyeliğine seçilen Abdus Subhan, 1962'de Gayesh ilçe belediye başkanı seçilmiştir. Bunun ardından da o zamanlar Doğu Pakistan (şimdiki Bangladeş) eyaletinde milletvekilli olarak seçilmiştir. 1965 yılında yeniden milletvekilli olarak seçildiğinde o zamanki muhalefetin başkan yardımcılığı görevini yürütmüştür.
Mevlana Abdus Subhan, 1971’de Bangladeş’in bağımsız savaşından sonra 3 kere milletvekilli seçildi. Toplam 5 kere milletvekilli olarak görev yapan Mevlana Abdus Subhan 2001-2006 döneminde parlamentodaki Devlet Taahhütleri Komitesi’nin başkanıydı. Son olarak Cemaat-i İslami'nin başkan yardımcısı ve Merkez Meclis'te Çalışma ve Yürütme Konseyi'nin bir üyesiydi. 1991'de Mevlana Abdus Subhan parlamento seçiminde Bangladeş’te en çok oy alan milletvekili oldu. Halk onu o kadar seviyordu ki onun kampanyalarında halk gönüllü olarak onun seçim propagandıcılığını yapıyordu. Bangladeş’in siyaseti içerisinde Mevlana Abdus Subhan gibi örnek birini bulmak çok zordur.
Sosyal hayatı
Daha öğrencilik yıllarında Mevlana Abdus Subhan sosyal faaliyetlere aktif olarak katıldı. Eğitim hayatının sonunda Anjuman'da 'Rafiqul Muslimin' adlı bir dernek kurdu. 1967 yılında doğduğu şehir Pabna’da en büyük ve Bangladeş’te öne çıkan başaralı okullardan biri olan Pabna Residential Lisesi’ni açtı.
Mevlana Abdus Subhan’ın yaptığı sosyal faaliyetler o kadar fazla ki sayılması mümkün değil. Çok sayıda medrese, ortaokul, lise, teknik eğitim merkezi, yetimhane, hastane, çok sayıda karayolu, vapur iskelesi, köprü menfezi inşa ederek Pabna halkının acılarını hafifletti. Bir örnek olarak son yaptığı sosyal faaliyetlerden birisi Pabna İslamiya Medrese’sidir. Yaptığı medresede 2 bin öğrenci okumakta ve medrese içerisinde 20 bin kişilik bir camii bulunmaktadır. Tutuklu olarak kaldığı dönemde ailesinden kendisine kalan mirası satarak 2 milyon lirasını mescit yapmak için bağışladı. Mevlana Abdus Subhan’ın şehadeti, efsane bir sosyal hizmetçinin vedasıdır.
Bir Sahte Yargı
Bangladeş, 160 milyonu aşan nüfusuyla hem ekonomik hem de siyasi anlamda birçok sıkıntı ve çalkantılar yaşamaktadır. 1971 yılında yaşanan bağımsızlık iç savaşı sonucu ülke, Pakistan'dan ayrılması ile birlikte, hiçbir zaman huzur ve refaha kavuşabilmiş değildir. Hindistan'ın da kışkırtmaları sonucu gerçekleşen ayrılık süreci ile birlikte seküler ve laik bir azınlığın ülkeye hükmetmesi ve her geçen gün Hindistan'ın ülke üzerindeki etkisini arttırması, problemleri daha da derinleştirmektedir. Bu durum sonucunda ülkede muhaliflere yönelik baskılar her geçen gün artmakta, tutuklama, işkence ve idamlar birbirini izlemektedir. Ülkedeki en önemli muhalif hareket olan Cemaat-i İslami’ye yönelik hiçbir hukuki dayanağı olmayan bağımsızlık karşıtlığı suçlamaları, sürekli bir baskı aracı olarak kullanılmaktadır.
Bangladeş'te Cemaat-i İslâmî karşıtlığı, uluslararası sistemin İslâm karşıtı girişimlerinin bir kesiti olarak düşünülmelidir. İslâm dünyasında hâlen iktidarda kalan nadir ulusalcı partilerden olan Awami Partisi, başta Hindistan olmak üzere dış destekle ayakta durmakta, Batı'nın “değerler bazında” müttefiki olarak görülmektedir.
Ülkenin Pakistan'dan ayrılma mücadelesinde Cemaat-i İslami Müslümanların birliğini esas alarak parçalanmayı değil, bütün olmayı savunmuştur. Ülkeyi daha fazla Hindistan'ın etkisine sokacağı, ülkenin gelişimine olumsuz etki edeceği ve bu nedenle fayda yerine kesinlikle zarar getireceği düşüncesiyle ayrılığı desteklemediği gibi, hiçbir zaman Pakistan ordusunu da desteklememiş ve yapılan haksızlıkları eleştirmiştir. Cemaat-i İslami’nin geniş potansiyeli ile siyaset alanında boy göstermesi sonucunda emperyalist güçler, yerli işbirlikçiler aracılığıyla hukuktan yoksun suçlama ve yargılamalarla Hint alt kıtasında büyük bir İslami hareketi durdurmak ve tasfiye etmek istemektedirler. Ulusalcı sosyalist parti Awami Partisi kullanılarak yapılan tüm baskı, sindirme ve idamların temel sebebi budur.
Bu amacı gerçekleştirmek için Cemaat-i İslami’nin diğer liderleri gibi Mevlana Abdus Subhan da 2012 yılının 20 Eylül’ünde tutuklandı. 3 yıl süren yargıdan sonra mahkeme 2015’te idam kararı aldı. Daha sonra yüksek mahkeme kararı değiştirip ömür boyu hapis cezasına çevirdi. Hiç suç işlememesine rağmen taraflı bir yargı ile muhakeme edildi ve ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Mahkemenin verdiği ceza üzerine Mevlana Abdus Subhan şu ifadeleri kullanmıştı, “ Her zulüm ve işkenceden sonra zafer gelir.” Tutuklanmadan önce Mevlana Abdus Subhan Bangladeş’te bir milli gazetenin röportajda ‘savaş suçu’ sorusuyla ilgi yaptığı açıklaması ise şu şekildeydi: ‘Ben savaş suçuyla suçlandım. Bağımsızlık savaşında Pakistan askerleriyle ittifak kurarak insanları öldürmeyi planlamakla suçlandım. Bu tam bir siyasi baskıdır, çünkü bağımsızlık savaşında iki tarafın barış yapması için ben ‘Barış komitesi’ kurdum. Bağımsızlık savaşında Pakistan askerleri sivilleri öldürüyor diye tepki göstermemden dolayı Pakistan askerleri beni düşman olarak görmekteydiler. Hatta bir gece Pakistan askeri beni öldürmek için bir yere çağırdı. Oraya gittikten sonra Mejor Hahid bana hemen kaçmamı tavsiye etti. Allah beni kurtardı. Sonradan haber aldığıma göre o gece Pakistan askerleri benim ailemden 11 kişiyi öldürmüştü. Eğer ben savaş suçlusu olsam Pakistan askeri niye beni öldürmeyi kalkıştı ve halk neden beni 5 kere oy vererek kendi vekili seçti?
Şehit ve Cenaze
Mevlana Abdus Subhan, 14 Şubat Cuma namazı sonrası 90 yaşındayken hapishanede şehit oldu. Kendi vasiyetine göre Mevlana Abdus Subhan’ın cenaze namazı kurduğu medrese meydanında oldu. Yüz binler cenaze namazına katıldı. Cenaze namazından önce Cemaat-i İslami’nin başkanı D. Shafikul İslam bir konuşma yaptı. Konuşmasında ‘Mevlana Abdus Subhan, sadece Bangladeş’in değil, tüm İslam dünyasının liderlerinden olduğunu söyledi. Sizler onu en iyi tanıyorsunuz. Mevlana Abdus Subhan, yalan beyan nedeniyle ölüm cezasına çarptırıldı. Bu verdiği kararı Yargıtay Yüksek Mahkemesine taşıdık ve adalet bekliyorduk. Bu durumda Yüce Allah çağrısına cevap verdi. Bugün, tüm halka bunu sormak istiyorum, Mevlana Abdus Subhan suçlu mu yoksa suçsuz mu?’
Yüz binlerce kişi ‘Suçsuz’ sesiyle Parti başkanının sorusuna cevap verdi. Cenazeye katılanların yüksek sesle ağlamaları yürekleri dağlıyordu. Cemmat-i İslami Partisi başkanı son olarak konuşmasını, ‘Ey Yüce Rabbim! Bu insanların şahitliğini kabul et!’ duasıyla bitirdi.
Şabbir Ahmed
inzar
inzar