İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Âlim ve mutasavvıf bir hak aşığı Muhammed Esad Erbili -4-

2020-01-03
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

“Altın ve gümüş muhabbetine esir olursan, ayarın bakırdan daha aşağı olur. Demir parçası gibi cevhersiz de olsan, kara bir taş veya mermer de olsan, bir gönül ehline erişirsen mücevher olursun!” (Şeyh Muhammed Esad Erbili)   Muhammed Esad Erbili, hem ‘âlimin mürekkebi’ hakikati içinde ömrünü ilim ve tebliğle geçirdiği gibi hem ‘şehidin kanı’ gerçekliğinde zulmün şahitliğini yapmış öncü Müslüman bir şahsiyettir. Erbili Hazretlerine ait şu mısralar, onun İslam ve Kur’an eksenli yaşadığının ve bu uğurda şehit olduğunun göstergesidir. Bu mısralar, aynı zamanda onun kâmil bir mümin ve salih bir veli oluşuna işaret etmektedir: Ne mümkün bunca âteşle şehidi aşkı gasl etmek Cesed âteş, kefen âteş, hem âb-ı hoş-güvar ateş … N’ola bir kerre şâd olsun cemâl-i bâ kemâlinle Ki kemter “Bendeniz Es‘ad”, Sana olmak fedâ ister… Muhammed Esad Erbili, oğlu ve diğer zanlılar hakkında yapılan tahkikat, Menemen tertibi ve yargılama aşaması bir tiyatro sahnesini andırır. Yönetmeni, aktörleri ve figüranları belli bir trajedi ve komedidir; çünkü bu insanlar hakkında re’sen, peşinen hüküm verilmiştir. Manisa, İzmir, Menemen ve Sarıkamış’tan 105 kişi apar topar getirilmiş ve mazlum bir şekilde sanık sandalyesine oturtulur. Mahkeme hakikatli bir sorgulama yapılmadan, kişilere savunma hakkı verilmeden 24 Ocak 1931’de başlar ve ertesi gün sona erer. Kararın temyiz edilmesi bile alınan kararla engellenir ve Menemen Sıkıyönetim Mahkemesi aynı gün içinde davayı karara bağlar. Burada dikkat çeken bir husus vardır. Mahkeme reisi mazlumlar aleyhine sicili oldukça kabarık olan Albay Mustafa Muğlalı’dır. Muğlalı’nın ismi ilk kez 1926 Dersim Koçuşağı Katliamı’nda komutan olarak geçer. Menemen’deki 28 masumun idam kararını veren de Mustafa Muğlalı’dır. Yine bu isim eliyle 30 Temmuz 1943’te tıpkı Roboski katliamı gibi son yüz yılın en büyük Kürt katliamlarından biri yaşanır. 33 Kürt köylüsü Van Geliyê Sefo’da gözleri ve elleri bağlı olarak kurşuna dizilir. Mazlumun ahı hem bu dünyada hem de ahirette yerde kalmaz. Bu gerçek zalim ve katil olan Muğlalı için de tecelli eder ve Muğlalı bu katliamın sanığı olarak 1951’de yargılanır, idamına karar verilir; ama yaş haddi gerekçe gösterilerek idam cezası ertelenir ve cezaevinde ölür. Muğlalı’nın mahkeme reisliği yaptığı sıkıyönetim mahkemesinde 105 kişinin yargılanması sadece bir gün sürmüştür. TBMM Menemen sıkıyönetim kararını 611 sayı ile onaylar ve karar 3 Şubat 1931 günü icra edilir. Erbili Esad Efendi’nin oğlu Şeyh Mehmet Ali Erbil ve diğer 27 kişi idam edilir. Belki de Menemen Olayı’nı duymamış suçsuz ve masum insanlar yıkanmadan ve cenaze namazları kılınmadan Menemende bir yamaca gömülür. Erbili Esad Efendi’nin ise ilerlemiş yaşı sebebiyle hakkında verilen idam kararı 24 yıl ağır hapse çevrilir. O, oğlu Mehmet Ali’nin şehadetinden tam bir ay sonra 3 Mart 1931 gecesi Hakkın rahmetine kavuşur. Onun vefatıyla ilgili bilgilerde tamamen bir spekülasyon ve dezenformasyon vardır. Resmi kayıtlara göre Muhammed Esad Erbili Menemen Askeri Hastanesi’nde tedavi olurken vefat etmiştir. Oysa hakikat başkadır: Esad Efendi, aslında hastalığı sebebiyle vefat etmemiştir, o şehit edilerek Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur. Onu ilerlemiş yaşı sebebiyle idam edemeyenler ilk önce onun yemeğine zehir koyar. Onu bu şekilde öldüremeyince damardan ona aşırı dozda potasyum enjekte ederler. Böylece Esad Efendi’nin böbrekleri iflas eder, kalbi durur. Laik sistemin bu tavrı sadece Esad Efendi’ye yönelik değildir. İskilipli Atıf Efendi, Said-i Kurdi ve birçok İslam öncüsünün yargılanmasında bu tavrı görürüz. Esad Efendi de cenazesi ailesine teslim edilmeyen âlimlerdendir. O da oğlunun ve diğer şehitlerin rastgele defnedildiği yamaca defnedilir. Esad Efendi’nin ve diğer şehitlerin mezarları 1950’li yıllarda hafriyat çalışmaları bahanesiyle gizlenmiş, kimseye gösterilmemiş ve böylece gözden ırak tutulmuştur. Bu durum 1960’lı yıllara kadar devam edilmiştir. Bu yıllarda İlahi bir lütufla mezar yerleri tespit edilmiş ve bu arsa üzerine Safa Cami yaptırılmıştır. Esad Efendi’nin kabrini ziyaret için Menemen’e giden Kayserili bir şahıs ve İzmirli Doktor Dursun yaşadıklarını şöyle anlatır: ‘Kabri sormak için münasip birini ararken gözümün kestiği birine: “Ben Esad Efendi’nin kabrini ziyaret etmek istiyorum. Nerede olduğunu biliyor musun?” der. O zât: “Aman sus. Sesini çıkarma, ben onu sana gizlice tarif edeyim” der. Ve bir müddet sonra, kabri soran zâtı alır, ikiye ayrılmış dağın eteğine götürür. Şu yukarıdan gelen derenin ikiye ayrıldığı yerde dur. Sağını solunu gözet. Mutlaka burnuna güzel bir koku gelecek. Bu güzel kokunun kaynağına dikkat et. Bilesin ki, aradığın mezar o kaynaktır, diye tarif eder. Bu ziyaretçi; “O tarif edilen yere vardığımda, ilâhi bir mânevî gül kokusu etrafı sarmıştı ki, kokunun kaynağına gelip durdum. Gördüm ki hakikaten kabre benzer bir şey var. Kabrin başında kabir âdâbına riayet ederek gerekeni yaptım ve murakabeye daldım. Esad Efendi’nin ruhu ile ruhum mânevî bir şekilde buluştu.” “Ramazan Sâmi Efendi hazretleri, bir gün İzmir’i teşrif buyurdular. Ve bize: ‘Haydi Menemen’e gidelim, Esad Efendi (k.s.)’nin kabrini bulalın.’ dediler. Arabayla Menemen’e gittik, bir müddet gezdikten sonra bir yerde durduk ve arabadan indik. Kendileri biraz ilerledi ve uzun süre dua ettikten sonra: ‘İşte Esad Efendi (k.s.)’nin kabri şurası, 29 halîfesi de şurada medfundur dedi. Bu arsayı satın alın ve buraya cami yaptırın!” diye emir buyurdular. Arsa satın alındı ve (1960 senesinde) dedikleri yere şu anki Safâ Camii yaptırıldı.” … Şeyh Muhammed Esad Erbili, Nakşibendi silsilesinin 32. postnişinidir. O, uzuna yakın orta boylu, buğday tenli, beyaz sakallı, nurani yüzlü, heybetli ve şişmanca bir yapıdaydı. Temiz, sade ve düzgün giyinirdi, az yer içer ve az uyurdu. Onu yüz yüze görenler simasının güzelliğinden, vakarından etkilenir ve ona karşı bir ünsiyet hissederlerdi. Şeyh Muhammed Esad Erbili, çok kuvvetli bir hafızaya sahipti. Bir kişiyi yıllar önce de görse sonradan onu gördüğünde tanır ve konuşma arasında bu tanışıklığı dile getirirdi. O, ahlaki yönden gayet halim-selim, mütevazı, yumuşak huylu biriydi. Adeta ayetin tecellisi bir numune olarak ‘Müminlere ve evlâtlarına karşı daima şefkatli, mütebessim; İslam düşmanlarına karşı izzetli ve tek başına kaldığında daima hüzünlü ve tefekkür halinde’ biriydi. O, kişiler ve olaylar karşısında vakur, mutedil ve temkinli idi. Takva ve verâ, hayâ ve edep sahibi, zahir ve bâtın ilimleri ile dolu, âlim ve kâmil bir zât idi. Şeyh Muhammed Esad Erbili, devrinin bir âlimi olarak çeşitli eserler kaleme almış ve o dönemdeki dergilerde bazı makaleleri yayınlanmıştır. Esad Efendi, yazdığı kitap ve makalelerde düşüncelerini Kur’an ayetlerine dayandırır, onları ayet ve hadislerle desteklerdi. O, ayetleri çoğunlukla işari olarak yorumlar, rivayet ve dirayet yorumlama yaklaşımından da istifade eder ve tasavvufla ilgili ayetler üzerinde yoğunlaşırdı. Esad Efendi’nin Kur’an-ı Kerim’le derin bir gönül bağı vardır. Onun düşünce ve bilgi dünyasına Kur’an yön verir, O, olayları ‘Kur’an-insan-hayat ilişkisi’ içinde açıklamada geniş bir birikime sahiptir. Muhammed Esad Erbili, kendi dönemindeki âlimlerle zaman zaman görüşür, onlarla istişare ederdi. Bediüzzaman Said-i Nursi de görüştüğü âlimlerdendi. Bediüzzaman`ın talebelerinden biri Bediüzzaman’ın şunları söylediğini nakleder: "Bundan kırk yıl kadar evvel Şeyh Esad Efendi kardeşim bana geldi. `Kardeşim Said, tuttuğun bu yolu tarikatla birlikte devam edersen zamanın imam veya reisi olursun!’ dedi. Cevaben dedim: ‘Kardeşim, öyle bir zaman gelecek ki, iman adet kabilinden sallantıda olacak. Biz hepimiz bugünden tezi yok imanî hüccetlerin gönüllerde yerleşmesi için birleşirsek, o zaman en faydalı, en lüzumlu vazifemizi yerine getirmiş oluruz." Sami Efendi'nin talebelerinden Osman Şevket Yardımedici anlatıyor: "Bediüzzaman eski talebelerinden Abdülmecid Efendi vardı Şam'da. Sami Efendi ile onu ziyarete gittik. Sami Efendi Abdülmecid Efendi ile sohbete başladılar. Abdülmecid Efendi, Bediüzzaman'dan okuduğu derslerden anlatıyor. Üstadımız da Bediüzzaman'ın sık sık Esad Erbili Efendi hazretlerini ziyarete gelmesini anlatıyor. Efendimiz: "Bendeniz Kelami dergâhında hizmet ederken Bediüzzaman hazretleri başında poşusu, belinde silahıyla, efevari bir kıyafetle ziyarete gelirdi. Bediüzzaman hazretleri o zaman gençti. Esad efendimize sorular sorardı. Cevabını alınca "Allahü ekber" der, hemen ayağa kalkardı. Esad Efendi'den Kadiri dersi aldı. Bir defasında Bediüzzaman gittikten sonra, Esad Efendi "Bu genç, gençlere hizmetle görevli. İstikbalde gençlere iman davasında çok büyük hizmetler yapacak. Ama hâlâ kendisi bunu bilmiyor, kendisine söylenmedi" dedi.” Muhammed Es’ad Erbili ilim, tasavvuf ve şiir erbabıydı. O, her zaman tarikatı şeriatın esası saymış ve tarikatı, şeriat için bir araç kabul etmiş, bunu bu şekilde uygulamıştır. O, Peygamber Efendimiz aleyhi selama büyük bir aşkla bağlıydı ve Sünnet-i Seniyye’yi yaşama konusunda gayet titiz davranır ve gayret sergilerdi. Muhammed Es’ad Erbili, iyi bir edebiyatçı ve şairdir; ama laik rejimin zihin operasyonu neticesinde edebiyat tarihi onun edebi yönüne değinmemiştir. Bu hazin bir durum ve büyük bir cehalettir. Oysa Erbili Hazretleri anadili Kürtçeyle birlikte Türkçe, Arapça ve Farsça şiirler yazacak kadar dil ustasıdır. Türkçe ve Farsça şiirlerini Divân-ı Es’ad adlı eserde toplamıştır. O, şiirlerinde “Es’ad” mahlasını kullanmış ve şiirlerini tasavvufi bir duyuş ve düşünüşle yazmış, aruzu büyük bir ustalıkla kullanmıştır. Muhammed Esad Erbili’nin dil hâkimiyeti için Necip Fazıl der ki: “Es’âd Efendi’nin Kenzü’l İrfan isimli eserinde asli metne ve Osmanlıcaya büyük bir sadakat ve hâkimiyet müşahede ettiğimizi belirtmek borcundayız...” Carl Wett ise şunları dile getirir: “Şeyh Muhammed Es’ad Efendi çeşitli dini konularda kitaplar yazmıştı ve nazımda Arapça, Farsça ve Türkçe güzel şiirler yazacak kadar mahir bir zattı.” Muhammed Es’ad Erbili, özellikle Allah(c.c) ve Peygamber aşkını konu alan bütün şiirlerinde bu sevgi ve duyguyu en güzel şekilde dile getirmiştir. Onun şu beyitleri şiirdeki ustalığını anlatmak için yeter de artar: Tecellây-i Cemâlin’den Habîbim, nevbahâr âteş, Gül ateş, bülbül ateş, sünbül ateş, hâk ü hâr âteş... Şuây-i âfitâbındır yakan, bilcümle uşşakî, Dil âteş, sîne âteş, hem düçeşm-i eşkbâr âteş...”   Muhammed Esad Erbil’nin Eserleri.
  1. Kenzü’l-irfân (İstanbul 1317, 1327): Bu eser ibadet ve ahlâka dair 1001 hadis-i şerifin metin, tercüme ve şerhinden ibarettir. Bu eser 1989’da hadislerin kaynakları da gösterilerek yeniden yayımlanmıştır.
  2. Mektûbât (İstanbul 1338, 1343): Bu eserde Muhammed Esad Erbili’nin Erbil’de sürgünde iken dostlarına ve müntesiplerine gönderdiği mektupları ihtiva eder. Eserin ilk basımında 147, ikinci basımında 154 ve 1983’te yapılan 3. Baskısında 156 mektup yer alır.
  3. Risâle-i Es‘adiyye (İstanbul 1343): Bu eser, tasavvuf ve tarikatın mahiyetini ve seyrüsülûk âdâbını anlatan otuz sayfalık bir risâledir. Müridlerinin arzusu üzerine risâlenin sonuna kendi hal tercümesini de eklemiştir. Eser, 1986’da Latin harfleriyle tekrar basılmıştır.
  4. Tevhid Risâlesi Tercümesi: Evhadüddîn-i Belyânî’ye ait risâlenin tercümesidir. Yanlışlıkla Muhyiddin İbnü’l-Arabî’ye nisbet edilen eser Ali Kadri tarafından yayımlanmıştır.
  5. Fâtiha-i Şerîfe Tercümesi(İstanbul 1327): Bu eser, sekiz sayfadan ibaret olup Risâle-i Es‘adiyye ile birlikte 1986’da basılmıştır.
  6. Divan(İstanbul 1327): Aruz veznini oldukça başarılı bir şekilde kullanan Esad Efendi’nin Farsça ve Türkçe şiirlerinin yer aldığı eserde Arapça ve Kürtçe birer şiir de vardır. Farsça şiirler alfabetik olarak sıralanmış ve her harf için bir şiir söylenmiştir. Türkçe şiirler üç gazel dışında genellikle mutasavvıf şairlerin gazellerine yapılan tahmislerle birkaç rubai ve tarihten ibarettir. Eserin Cemal Bayak tarafından yapılan neşrinde (İstanbul 1991) Farsça şiirlerin Ali Nihat Tarlan tarafından yapılan tercümeleri de verilmiş, Türkçe şiirler ise yayımlayan tarafından sadeleştirilmiştir. Bu baskının sonuna Esad Efendi’nin, oğlu Mehmed Ali Efendi tarafından manzum olarak Türkçeye çevrilen “Mevlid-i Fâtımatü’z-Zehrâ” başlıklı yetmiş beş beyitlik Farsça şiiri de ilâve edilmiştir.
    Kaynakça Akgün Mustafa, ‘Menemen’in Yalan Tarihi ve Şeyh Esad Erbili’, Yeni Akit Gazetesi Cebecioğlu Ethem & Göktaş Vahit, Muhammed Es’ad Erbilî, Erkam Yayınları, Çelik Ömer, ‘Muhammed Es’ad Erbilî’nin Kur’an-ı Kerim Ayetlerini Yorumlama Yaklaşımı’, Tasavvuf Dergisi, Sayı: 6, s. 177-210. Kısakürek Necip Fazıl, Son Devrin Din Mazlumları, Büyük Doğu Yayınları Okur Salih, ‘Sami Efendi ve Bediüzzaman’, Altınoluk Dergisi Şubat-2003, Sayı: 204, Sılay Mehmet, Âlimin Mürekkebi ve Şehidin Kanı- MUHAMMED ESAD ERBİLİ, Şentürk Hulusi,  İslamcılık - Türkiye'de İslami Oluşumlar, Çıra Yayınları, Tunçay Mete, ‘Türkiye Cumhuriyetinde Tek Parti Yönetimi’, Son Posta, 3 Mart 1931 Yeşil Kamil, Bir aşk şehidi: Es’ad Erbili Hazretleri, https://www.dunyabizim.com/ Yılmaz Hasan Kamil, ‘Esad Erbîlî’, TDV İslam Ansiklopedisi, c. 11, s. 348-349.
İbrahim Dağılma

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS