“…Medreseler kapandı. Şer’iyye ve Evkaf Bakanlığı kaldırıldı. Medreseler Milli Eğitim’e bağlandı. Gazetelerde bir kısım dinsiz yazarlar dine hakaret etmeye, Peygamberimize dil uzatmaya cüret ediyorlar. Ben bugün elimden gelse bizzat cihada başlar, dinin yükselmesine gayret ederim…”
(Şeyh Said Efendi’nin 8 Şubat 1925’te Piran’da yaptığı konuşma’dan)
Tarihsel her olay, heterojen ve çok yönlü bir oluşumdur. Tarihsel her olay uzak ve yakın sebepler bağlamında sosyolojik, psikolojik ve coğrafik birçok koşulun tesiriyle harekete geçen mikro kodlarla meydana gelir. Bu mikro kodlar toplum, inanç, gelenek, etnisite, coğrafya ve ekonomi gibi birçok dala tutunarak farklı mecralara ve yapılara taşınır. Tarih, tekerrürden ibarettir, sözü bu çerçevede değerlendirilmelidir. Yani tarihsel her olayda göz ardı edilemeyen ve yadsınamayan sebepler zinciri vardır. Tarihsel olaylarda benzerlik ve süreklilik olayların yayılım etkisinin toplumlar bazında merkezkaç bir etkiyle yayılmasındandır. Tarihi olaylarda benzer sebepler sıklığı evrensel bir çerçeve olarak önümüze çıksa da her olay kendi içinde lokal ve hususi nitelikler taşır.
Hiçbir tarihi olay ve şahsiyet zaman, zemin ve şartlardan bağımsız olarak irdelenemez, anlaşılamaz. Bu çerçevede Şeyh Said Efendi’yi tanımadan, onun aile dinamiklerini bilmeden, yaşadığı coğrafyayı etnik, inanç, sosyolojik, siyasi ve ekonomik gibi etkenler bağlamında iyice analiz etmeden ve bir imparatorluğu yıkıma, ondan küçük bir devleti doğuran sebepleri masaya yatırmadan Şeyh Said kıyamını anlamak ve anlatmak zordur. Şeyh Said’i tanımak için ona, ailesine, toplumuna ve inancına tutulan projeksiyonu alabildiğine büyütmek lazımdır.
Şeyh Said’i bire bir tanıyanlar, onun hayat felsefesini anlayanlar ve hakkı gaye edinen çabasını teslim edenler laik – kemalist rejimin 28 Haziran 1925’te nasıl büyük bir insanı, âlimi ve toplumsal değeri niçin darağacında asıp şehit ettiklerini bilirler.
Kürdistan coğrafyasının İslami hassasiyetlerini bilenler, Kürt ve Zazaların tüm tahriklere rağmen ‘ümmet’ halkasından sıyrılmadıklarını görenler ırkçı, faşist ve şovenist bir zihniyetin Şeyh Sait gibi bir halk önderini ve onunla beraber halkının rehberi olan âlimleri niçin katlettiklerinin bilincindeler.
Şeyh Said rahmetullahi aleyhi ‘âlim, amil, entelektüel, diğerkâm, cömert, cesur ve yardımsever’ kimliğinden soyutlayıp onu sadece bir ayaklanma ve başkaldırı serencamı içinde değerlendirmek büyük bir haksızlıktır. Önceki satırlar, bu büyük şahsiyeti kâmil kişilik özellikleriyle gözümüzün önünde canlandırmaya yeter de artar. Şu gerçek bilinmelidir ki Şeyh Said Efendi, küresel ağların insanlığı teknoloji ve bilişimle kuşatmaya çalıştığı bu demde yaşasaydı ümmetin muhtemel söz sahibi bir önderi olacaktı ve İslam düşmanlarıyla yine bir şekilde mücadele ve mücahede edecekti..
Şeyh Said Efendi’nin kıyam dinamiklerini anlamak için tarihsel anlamda gerilere gidip projeksiyonu geniş tutmak gerekir, dedik. Bölge halkını Şeyh Said’in etrafında kenetleyen sebepleri anlamak için 1700’lü yıllardan itibaren Osmanlının yaşadığı değişim sürecini iyi tahlil etmek lazımdır. Osmanlının bakiyesi olmayı bile hazmedemeyen yeni laik, ulusalcı ve Kemalist Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş sürecini iyi analiz etmek lazımdır:
İbrahim Dağılma
- yüzyılın başları artık Osmanlı için zor anların sinyalidir. Beceriksiz idareciler, ehil olmayan padişahlar, şakşakçı takımı, fetih şevkinin kırılması, tutarsız ve yanlış politikalar gibi birçok olumsuzluk devlet bünyesine sızar. Böylece bir duraklama başlar. Duraklama, gerileme derken koca imparatorluk 19. yüzyılda artık dağılma sürecindedir. İki yüz yıldır tadıl(a)mayan zafer, üst üste gelen yenilgiler, ardı ardına yitirilen coğrafyalar, savaş masrafları, açık veren bütçe ve artan askeri harcamalar gibi olumsuzluklar idari, siyasi ve ekonomik çöküşü hızlandırır. Çöküş sadece idari, siyasi ve ekonomi değildir; aynı zamanda ahlak ve adalet duyguları da büyük oranda aşınır. Avrupa Rönesans ve reform hareketleriyle sürekli gelişirken Osmanlı bilim ve teknik yöndeki gelişmeyi doğru, yerinde ve zamanlı mercek altına alamaz.
İbrahim Dağılma