İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Kutlu Doğumu Peygamberi Yaşamla İhya Etmek

2014-04-18
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Kutlu insanın kutlu doğumunu idrak etmeye çalışıyoruz. Bu kutlu iklimde meydanları dolduran peygamber sevdalıları ona olan aşk, özlem ve bağlılıklarını haykırıyorlar. Kutlu insanın kutlu doğumunu idrak eden bizler onu anlamaya ve onun gibi yaşamaya çalışıyor muyuz? Kuşkusuz bunu yapmalıyız. Onun gibi yaşayabilmek için onu anlamaya ihtiyaç vardır.
Kutlu insanın kutlu doğumunu idrak etmeye çalışıyoruz. Bu kutlu iklimde meydanları dolduran peygamber sevdalıları ona olan aşk, özlem ve bağlılıklarını haykırıyorlar. Kutlu insanın kutlu doğumunu idrak eden bizler onu anlamaya ve onun gibi yaşamaya çalışıyor muyuz? Kuşkusuz bunu yapmalıyız. Onun gibi yaşayabilmek için onu anlamaya ihtiyaç vardır.

Peygamber Aleyhisselam İslam’ı nasıl yaşıyordu. İslam, Peygamberin yaşamıyla nasıl ete, kemiğe büründü? Yaşayan Kur’an olan peygamberin yaşadığı İslam’ı onun uygulamalarına bakarak anlayabiliriz ancak. Bu uygulamalardan birkaçına temas edelim isterseniz.

Peygamber, ümmetinin günahkârları için bile gözyaşları döküyordu.

Başına gelen musibetler, çektiği acılar, aşağılanması, horlanması onu rabbine şükretmekten alıkoymuyordu. Yeter ki rabbi, sahibi ondan hoşnut olsun, her şeye katlanmaya hazırdı.

Resul-i Ekrem önüne çıkan her fırsattan istifade edip affetmekten, bağışlamaktan yana tavır alıyordu. Çok mecbur kalmadıkça cezalandırmıyordu. Onun ahlakının temeli sevgi ve merhametti.

Muhammed Aleyhisselam ashabı, ailesi, eşleri için yaşamın, sevincin, mutluluğun kaynağıydı. Eşleri onu paylaşamıyorlardı aralarında. Onun evinde yaşama imkânı bulan bir kimse; bir adam, bir kadın veya bir çocuk ne pahasına olursa olsun bir daha oradan ayrılmak istemiyordu.

Sabır Peygamberiydi o. Sorunlar karşısında yılgınlığa düşmezdi. Umutsuzluk, karamsarlık onun tanımadığı kavramlardı. Dostlarının ‘her şey bitti artık’ dedikleri anlarda dahi, o, etrafına ümit ve kararlılık dalgaları yayardı. Davasını yaymada sabırlıydı. Muhatabı ne kadar inatçı olursa olsun o pes etmezdi. İşi sonuna kadar götürürdü. Aynı adama aynı şeyi gerekirse yüzlerce defa söylerdi. Hiç sıkılmaz ve kesinlikle bezginlik belirtileri göstermezdi.

Peygamber Aleyhisselam; adalet, özgürlük, barış, ilahi ve insani öğretilerin, halkların hayatına hiçbir çileden, acıdan çekinmiyor, fesat odaklarıyla fedakârca savaşa tutuşuyordu.

Nerede zulme ve zorbalığa karşı bir oluşum varsa, Muhammed Aleyhisselam da içindeydi. Risaletten önce de bu böyleydi. Hilf’ul – Fûdul hareketine ilk katılanlardan biriydi.

Peygamber Aleyhisselam kindar bir insan değildi. Nazenin kalbinde kişisel kin ve nefretin yeri yoktu. Nefret edince Allah için nefret eder, sevince Allah için severdi. En azılı düşmanı bile olsa pişman olup Allah’a yönelince ona kucağını açar, muhabbetle bağrına basardı.

Peygamber Aleyhisselamın yardımseverliği, cömertliği dillere destandı. Ondan bir şey isteyeni asla boş çevirmezdi. Üzerindeki elbiseyi, ağzındaki lokmayı çıkarır verirdi. Yanında bir şey yoksa borç alır, yine de ihtiyaç sahibini memnun etmeye çalışırdı. Evinde hiçbir şey bırakmazdı. Yarın kaygısı yoktu onda. Elindekini avucundakini hemen yoksullara dağıtırdı. Yamalı elbiselerle dolaşır, çoğu geceler aç yatardı.

Peygamber Aleyhisselam sadece yakınları olan kadınlara değil, diğer bütün kadınlara karşı da anlayışlı, sevecen, hoşgörülü ve affediciydi. Çoğu zaman kadınların hatalarını, ayıplarını görmezden gelir, onları bağışlardı. Ona en büyük kötülükleri yapan birçok kadını affetmiş, düşmanlıklarını görmezden gelmiştir.

Peygamber Aleyhisselam çocukların kız veya erkek diye ayırımcılığa tabi tutulmalarına da şiddetle karşıydı. O, çocukların arasına asla ayırım koymaz; adalet ve eşitlik ilkesine sürekli vurgu yapardı. Cahiliye döneminden kalma kız çocuklarını küçümseme, hor görme hastalığını toplumsal hayattan izole etmek için son nefesine kadar mücadele etti. Kız çocuklarını hep koruyup kolladı. Onlara özel ilgi gösterdi.

Peygamber Aleyhisselam herhangi bir insanı zenginliği, makamı, güzelliği için sevmez; derisinin rengini, milliyetini, soyunu, kabilesini, akrabalık derecesini dikkate almazdı. O sevince Allah rızası için sever, nefret edince de Allah rızası için nefret ederdi. Sevgi ve nefretinin ölçüsü Allah rızasıydı.

Muhammed Aleyhisselam zannın, önyargının, dedikodunun, gıybetin her türlüsünden uzak dururdu. Zannı, ruhi bir hastalık olarak görürdü. Bir adam hakkında duyduğu bir sözü iyice araştırmadan, o sözün doğruluğu kesin sabit olmadan o söze itibar etmezdi. Söylentilerle, dedikodularla, önyargılarla hüküm vermezdi. Zanla hareket etmeme konusunda sürekli ashabını uyarırdı.

Peygamber Aleyhisselam, insanların bilgiçlik taslamalarını, bildikleriyle övünmelerini yasaklamıştı. O, herkesi sonuna kadar dinler, kişilerin düşünce ve fikirlerine önem verir, az bilgili, çok bilgili ayrımı yapmazdı. Her zaman; “ Akıl, akıldan üstündür!” derdi.

Muhammed Aleyhisselam, yoksul ve güçsüzlere saygı gösterir, onların dertleriyle dertlenirdi. Onlara daima ikramda bulunur, iltifat eder, onları yanından ayırmazdı. Peygamber Aleyhisselamın etrafında hep yoksullar bulunurdu. Dostlarının, arkadaşlarının çoğu yoksul, güçsüz, vasıfsız kişilerdi.

Sır saklamak, Peygamber Aleyhisselamın ahlaki özelliklerinden biriydi. İnsanlar ona rahatlıkla açılır, dertlerini, özel sorunlarını anlatırlardı. Onun söz taşımayacağından, ayıplarını örteceğinden, sırlarını saklayacağından emindiler.

Peygamber Aleyhisselam, âlemlerin Rabbi olan Allah’ın dışında herhangi bir varlığın aşırı övülmesini hoş karşılamazdı. Hatta kendisine yönelik aşırı övgüleri bile yasaklardı. Ki, kendisi âlemlerin övünç kaynağıydı. Kur’an, onu Allah’ın sevgilisi, habibi ilan etmişti.

Peygamber Aleyhisselam gerekmedikçe konuşmazdı. Konuşunca da, az, öz ve tane tane konuşurdu. Bağırmaz, yüksek sesle gülmezdi. Asla ağzından kötü ve kaba bir ses çıkmazdı. Susup tefekkür etmeyi çok severdi.

Bu saydıklarımız Peygamberi yaşamdan sadece birkaç kesit. Sevgili dostlar, gelin bu mübarek iklimi peygamberi yaşamla ihya edelim. O zaman göreceğiz ki kutlu doğum mevsimi bizim için çok daha büyük bir anlam kazanacak, hayatımız üzerinde devrim etkisi yaratacaktır.

Sadullah Aydın / İnzar Dergisi – Nisan 2014 (115. Sayı)
 

 


Sadullah Aydın

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS