İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Kurban Hakk’a Yaklaşma Duygusunun Dışa Vurumudur

2014-10-21
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Kurban Bayramının manevi ikliminin idrakı için müminlerin yerine getirmesi gereken sorumlulukları İslam Hukukçusu Abdulhakim Sonkaya Hoca ile konuştuk.
Kurban uzaklığın zıddı olarak insanı uzaklık algısından kurtarır. Onun uzak gördüklerini, uzak bildiklerini yakın eder. İnsan kestiği kurban vasıtasıyla, ruhuyla, özüyle mukarreb hale gelerek ateşin yakıcılığından kurtulur. Onun içindeki ateş serin ve selam olur.

Kurban, hac ve bayramı bir araya toplayan manevi bir iklimin arifesini yaşıyoruz. Bir yandan hacı adayları, mukaddes beldeleri ziyaret etme ve hacı olma heyecanı yaşarken öte yandan kurban ibadetini eda etmek isteyen Müslümanlar hummalı bir çalışma yapıyorlar. Tüm İslam alemi ise bu iki güzel ibadetin bir hediyesi olan bayrama hazırlanıyor. Paylaşmanın, sevincin ve barışın bir nişanesi Kurban Bayramına sayılı günler kala bu manevi iklimin idrakı için müminlerin yerine getirmesi gereken sorumlulukları İslam Hukukçusu Abdulhakim Sonkaya Hoca ile konuştuk. Kurbanın Allah’a yaklaşmak için bir araç olduğunu ifade eden Abdulhakim Hoca, bu manevi iklimin topluma etkisini İnzar Dergisi’ne anlattı. Kurban etinin toplum içinde birlik ve dayanışma ruhunu, sevgi duygusunu güçlendirdiğini ifade eden Abdulhakim Hoca, bayramlaşmaların ise vahdete açılan bir kapı olduğunu söyledi.

Sizleri Abdulhakim Sonkaya Hoca’nın sorularımıza verdiği yanıtlarla başbaşa bırakıyoruz;

Hocam öncelikle Kurban ne demektir, hükmü nedir?

Kurban kelime olarak uzaklığın zıddır. Binaenaleyh kurban, yaklaşmayı ve yaklaşma isteğini ifade eder. Bu anlamıyla kurban Kur’an-ı Kerim’de Ali İmran 183 "Ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiç bir peygambere iman etmeyeceğimize dair Allah bize ahidde bulundu." ve Maide 27. ayetinde Hz. Adem’in iki oğlu Habil ile Kabil’in kıssasında geçmektedir; “Onlara Âdem`in iki oğluyla ilgili haberi hakkıyle oku. Hani her ikisi birer kurban sunmuşlardı, birinden kabul edilmiş, diğerinden kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen, ötekine):" Seni öldüreceğim" demişti. Diğeri ise şöyle demişti: "Allah, yalnız kendisinden korkanlardan kabul eder". Arapçada bir fiil bu formda yani “Kurban” forumunda geçtiğinde sahibinin bu duygusunun çok güçlü olduğunu ifade eder. örneğin Rahman vezni de böyledir. Rahmetin büyüklüğünü göstermektedir. Buna göre kurban yaklaşma isteğinin şiddetini ve bu arzunun kurban sahibinde ne denli kuvvetli olduğunu ifade eder.

Kurban uzağı yakın eder

Kurban ibadeti İslâm diniyle mi başladı? Diğer dinler ve kültürlerde de kurban ibadeti var mıdır?

Yukarıda ifade edildiği gibi kurban ibadeti Hz. Adem’den beri var olan bir ibadettir. Daha ilginci Hz. Adem’in çocukları kıssasının temel aracıdır.

Kurban kesmekten amaç nedir?

Kurban, insanın içindeki Hakk’a yaklaşma duygusunun dışa vurumudur. Ayrıca kurban kesmenin hamd ve şükür boyutu da var. Kurban uzaklığın zıddı olarak insanı uzaklık algısından kurtarır. İnsanların uzak gördüklerini, uzak bildiklerini yakın eder.

Kurban kesmenin hem toplumsal ve hem de ferdi etkisi nedir?

Kurban kesmenin ferdi boyutunu yukarıdaki “ateşin kurbanı yemesi” ayetinden çıkarmak gerekir. Ateşin kurbanı yemesinin hikmeti nedir? Ateş, insanın nefsini, asabiyetini, şehvetini ve öfkesini ifade eder. İnsanın huzurlu, istikrarlı ve sakin olması için içindeki ateşin hararetli olmayan bir hamiyette, serin ve selam olması gerekir. Kurban, uzaklığın zıddıdır. Kurban kesen Müslüman, ruhuna ve rahim sahiplerine, akrabalarına, kardeşlerine yakınlaşarak onların ruhlarının serinliğini ve letafetini hisseder.
Ayrıca kurban uzaklığın zıddı olarak insanı uzaklık algısından kurtarır. Onun uzak gördüklerini, uzak bildiklerini yakın eder. İnsan kestiği kurban vasıtasıyla, ruhuyla özüyle mukarreb hale gelerek ateşin yakıcılığından kurtulur. Onun içindeki ateş serin ve selam olur. O ateşin harareti gider, hamiliği ve letafeti kalır. Yakıcılığı ve isi gider, nuru ve enerjisi kalır. İşte kesilen kurbanın ateş tarafından yenmesi bunu ifade eder. Yani aslında kurbanı yiyen ateş, insanın içinde çıkan ateştir. O ateşin içinden çıkmasıyla birlikte insan; agresifliğini, öfkesini ve nefretini bir tarafa bırakmış olur.

Kurban kesilirken dikkat edilmesi gerekenler

Kurban keserken nelere dikkat edilmelidir?

Kurban edilecek hayvana acı çektirilmemeli ve eziyet verilmemelidir. Hayvanlar ehil kişiler tarafından kesilmeli ve kesim işlemi süratli bir şekilde yerine getirilmelidir. Ayrıca, çevre temizliği ve ekolojik dengenin korunması için gerekli tedbirler alınmalıdır. Kurban kesimi esnasında, psikolojik açıdan etkilenmemesi için çocukların kesim mahallinden uzak tutulmalarına dikkat edilmelidir. Aynı şekilde, hayvanların diğerinin kesimini görecek şekilde yan yana bulundurulmamalarına özen gösterilmelidir.

İslam ülkelerinin her hangi birinde kesilmek üzere vekâlet verilebilir mi?

Kurbanda asıl olan kurban sahibinin kurbanı ikamet ettiği yerde kesmesi ve dağıtmasıdır. Bu şekilde kurban eti dağıtılarak toplum içinde birlik ve dayanışma ruhu, sevgi duygusu güçlendirilmiş olur. Ancak kurbanın başka yerde ve vekalet vermek suratiyle kesilmesinde de bir sakınca yoktur. Bunun için kalben niyet edip, (Allah rızası için bayram kurbanımı kesmeye seni vekil ettim) demek yeterlidir.

Hacc amaç kurban ise amaca yakınlaşmaktır

Kurban ile hac arasındaki bağlantı nedir? Niye hac ibadetinin şartlarındandır ve niye kurban ile hac zamanları aynıdır?

Hacc amaç kurban ise yaklaşmaktır. Dolayısıyla hacc ile kurban arasında “hedefi yakın görme ve amaca yaklaşma duygusu vardır” buna göre insanın bulunduğu nokta ile amacı arasında denge sağlanmış olur. Yani bununla adeta şunu demeye getiriyor, “Ben kurbanla hedefimi yakın gördüğümü ortaya koyarken hedefime ulaşınca da kurban keserek şükrümü eda etmiş oluyorum.”

Hacc ibadetinin hükmü ile ilgili bilgi verebilir misiniz?

Hacc ibadetinin hükmü bellidir gücü ve imkanı olan her akil baliğ Müslüman’a ömründe bir defa hacc etmek farzdır. Ama hikmetlerini kastediyorsanız bunları saymak için ciltler dolusu kitaplar yetmez. Sadece şu akdarını belirtmekle yatinelim.

Hacca Allah için gidilir O’na ait olarak geri dönülür

Hacc, hedef ve delil(hüccet) manasına gelir. İnsanın hedefi nedir ve bu hedefe yönelik nasıl bir hüccete sahip olmalıdır?

İnsanın nihai bir hedefi olmalıdır. Çünkü dünya hayatının faniliği, yüzeyselliği ve kısalığı insanın hakiki ve nihai bir hedefe sahip olmasını zorunlu kılıyor. Allah’ın (cc) Müslümanlara farz kıldığı Hacc vecibesi, bu iki yöne tam bir tatmin sağlamaktadır. Hacc, insan için hem amacını elde etmesini hem de amacına yönelik bir hüccet kazanmasını sağlıyor.

Hacc ibadetinin manevi kazanımları ve toplumsal öneminden söz edebilir misiniz?

Hacc “Lillah” yani “ Allah için olmak, Allah’a ait olmak…” amacıyla yapılır. Çünkü Allah(cc)“Evi haccetmek, Allah için insanlar üzerinde bir haktır “ (Ali imran:97) buyrur. Allah için olmak, her işinde Allah’ın emrini ve rızasını gözetmektir. Her şeyi ve her işi O’nun için yapmaktır. Burada bir yöneliş, bir hassasiyet vardır. Fakat aynı zamanda burada korku ile ümit arasında bir beklenti de söz konusudur. Burada hedefe doğru bir seyir vardır lakin henüz tam manasıyla hedefe ulaşılmış değildir. Öte yandan “Allah’a ait olmak” ise her şeyi O’nun adına yapmaktır. İnsan hacca Allah için gider, O’na ait olarak geri döner. İşte bu, haccın en önemli hedefi ve aynı zamanda sonucudur. Allah’a ait olmak, Allah’ın iradesiyle insanın iradesinin birleşmesidir. Bu durumda İnsanın yaptığı her şey sadece Allah’ın adıyla değil aynı zamanda O’nun adınadır. Bu makamdaki kimse, “Bismillah” dediğinde sadece “Allah’ın adıyla” demiş olmuyor, “Allah’ın adına” demiş oluyor. Takdir edersiniz ki bu ikisi birbirinden çok farklıdır.

Haccı sadece isminin değil hüccetinin de farkında olmalıdır

Haccın hüccet boyutu nedir ya da Kâbe’yi tavaf edenlere neden “Hacı” sıfatı verilir?

Haccın hüccet boyutu, ispat boyutu vardır. Hacca giden her Müslüman haccın şiarlarının ispatına şahit olur. Bunun hüccetini dolayısıyla tesirini kalbinde ve zihninde yaşar. Bu nedenle kendisine “Hacı” denilir. Hacı, hem hacca giden hem de hüccet taşıyan anlamındadır. Hacı, Mescid-i Haram’a turistik bir gezi yapan değil bunun hüccetini, delilini, tesirini üzerinde taşıyıp getiren, bunun alametini gösteren böylece kendisini müşahede edenlere bir hüccet olduğunu ortaya koyan veya böyle olduğu varsayılan kimsedir. Bu nedenle Hacı, sadece isminin değil, taşıdığı hüccetin de farkında olmalıdır. Ki böylece hücceti tekrar ona hac, haccı da tekrar ona hüccet olsun ve bu, öylece devam etsin.

Bayramlar birer fırsattır

Hocam son olarak bayram nasıl yaşanmalı, gerek birey gerekse toplumsal bazda tavsiyeleriniz neler olacak?

Bir Müslüman için bayram, tatil bayramı değildir. Yani tatil için bir fırsat olarak görünmemelidir bayram. Bizim için bayram tatili vardır, ama tatil bayramı yoktur. Çünkü biz bayramda tatil amacıyla tenha yerelere gitmiyoruz. Aksine akrabalarımızın içinde bu sevinci yaşıyoruz. Eğer bayram tatil olarak görünürse o zaman bayram tatil olmuş olur. Yani işlevsiz kalır. Bu nedenle bayram tatil etmemeli onu işlevsel hale getirmeliyiz. Yalnız ve garip kalma duygusu yaşayan, kendini aciz gören kimseler ziyaret edilmeli, yetim ve kimsesiz çocuklar sevindirilmeli toplum içinde kendisini aciz ve yalnız hisseden kimseler bilhassa unutulmamalıdır.

İnzar Dergisi / Emrah Tel – Ekim 2014 (121. Sayı)
 

 


İnzar Röportaj/Söyleşi

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS