İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

KGT-D metodu ile ebeveyn ergen ilişkisi

2019-10-07
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Nasıl ki bir fidan sadece küçük bir ağaç değildir, çocuklar ve ergenler de sadece küçük yetişkinlerdir, denemez. Her şey yolunda giderse eğer, çocuklar bir gün kesinlikle yetişkinliğe erecekler ve çocukluk döneminde yaşadıkları gelişimsel süreç yetişkinliklerine yansıyacaktır. Ne yazık ki bizzat sağlıklı gelişimi desteklemek için gereken şey aslen bu anlayış değildir. Bir ağaca bakıp filizi görmek bir filize bakıp ağacı (onun bir marul veya kuşkonmaz dikeni olmadığını) görmekten daha kolaydır. Başka bir değişle hedef aldığımız hayat dönemlerine uygun fikirlere, sınıflandırmalar ve metodlara ihtiyacımız vardır. Yetişkin psikopatolojisini alıp bunu çocukların kafalarına gökten zembille indirip bunun gelişimsel açıdan uygun olduğunu kim neye göre uygun olduğunu söyler? Her çocuğun farklı psikolojik alt yapısı ve kodlamaları vardır. Almanya’daki çocuğun gelişim sürecindeki patolojik sorunların aynısını başka bir ülkede motamot uygulanması nasıl mümkün değilse psikolojik test ve tedaviler de her çocuk için aynı şekilde uygulanmaz. Her çocuk aynı aile içinde doğmaz, çok farklı aileler içinde dünyaya geldikleri için doğan her çocuk özellikle anneden kaynaklı tüm iyi ve kötü mizaç ve hastalıkları alırlar. Babaların da etkisi vardır ama asıl etken annedir. Bu yüzden çocukların ilk hamilelik günlerinden başlayan, doğum gerçekleşene kadar anne karnındaki seyahatinin seyri çok önemlidir. Çocukların bu dönemdeki gelişimi tamamen annenin hamilelik döneminin ilk emaresinden doğum anına kadar ki yaşamı çok önemli. Çocuk arzulamak için açar gözlerini dünyaya ilk arzuladığı şey annesinin kucağıdır. Sonra anne sütü… Bu ikisiyle beden güç kazanır ve çocuk gelişimini bu iki değerli şeyle tamamlamaya çalışır. Çocukluk döneminde anne kucağı ve süt emzirmek çocukların asıl kimlikteki özgüveninin oluşmasını sağlayan iki unsur… Çocuklar için, dünyaya gözlerini açtıkları ilk günden itibaren dünya onlar için cazibe merkezidir. Büyüdükçe bu cazibe merkezi bazen kâbuslar dünyasına dönüşüyor. Ergenlik çağına geldiğinde, tek bir günde güçlü ve tezat halleri ortaya çıkabilir. Aşk ve yalnızlık; özgürlük ve kısıtlanma; heyecan ve korku; özgüven ve kendinden şüphe etme… Bunlar hepsi ilk hamilelikten başlayıp ergenlik çağına kadar, ilk öğretmeni, muallimleri olan anne ve babanın çocuk gelişimindeki davranış bilgilerinin ne kadar önemli olduğunu ortaya çıkarıyor. Hangi yaşta olduğu fark etmeksizin insanın ıstıraplarının belki de en önemli nedeni olumlu şeyleri olumsuz olmadan talep etmesidir. Başarılı olmayı isteriz. Ama başarısızlık olsun istemeyiz. Oysaki riskin başarı ve samimiyetin kaçınılmaz bir parçası olduğunu gözden kaçırırız. Olumsuzlukları dışladığımız takdirde, olumlu şeyleri, deneyimleme fırsatlarını kaçırırız. Olumsuzlukları olumlu şeyden ayırma arzusu genç insanlarla aramızdaki ilişkilerde de aynen kendisini gösterir. Onların tutkulu halleri hoşumuza gider, ama “çok da duygusal” olmalarını istemeyiz. Yaratıcı ve araştırmacı yönlerini severiz, ama risk almalarını istemeyiz. Pozitif ilişkiler kurmalarını isteriz, ama bizleri kendilerinden uzaklaştırmalarına ve akran baskısına maruz kalmalarına gönlümüz razı olmaz. Peki, bu durumda ne yapıyoruz? Duygusal taraflarını törpüleyerek (böyle hissetmek istemezsin); yeni şeyler keşfetme becerilerini sınırlayarak (oraya gitmek istemezsin); onları içinde bulundukları andan çıkarmaya teşvik ederek (geleceğini düşünmek zorundasın); ve onların üzerinde etki kurmaya teşebbüs ederek (arkadaşlarını değil beni dinlemelisin) dikteleriyle onları kontrol etmeye çalışırız. Onlarla empati kuralım, göreceğiz ki; onları anlamanın çok da zor olmadığını göreceğiz. Empati kurduğumuzda gençliğiniz hala sizin içinizde; sizin bir parçanız bir zamanlar sınıfta oturan, sınav yüzünden endişelenen, okul bahçesinde oyunlar oynayan ve arkadaş edinmeye çalışan, mahallemiz sınırlarında havalı takılan ve uyum sağlamaya çalışan kişisiniz. İçinizdeki ergen hala sizinle konuşuyor. Bu yüzden öğrenme çift yönlü bir iştir. Sadece biz gençlere öğretiyor değiliz, onlar da bizlere öğretiyorlar ya da bize hatırlatıyorlar, diyebiliriz. Bizlere risk almanın, yenilik arayışının, tutkulu olmanın, yeni dostluklar kurmanın, ideallere sahip olmanın, ilham veren bir dünya keşfetmenin ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyorlar. Biz yetişkinlerin çoğu gençliğimizle aramızdaki bağı yitirmiş durumdayız; günlük hayatın meşgaleleri ve planları arasında kalmakta ve bir hedeften diğerine şuursuzca koşuşturmaktayız. Yetişkinlerin kurallarına boyun eğmelerini, saygılı ve kendilerine hâkim olmalarını “mutlaka doğru tercih yapmaları gerektiğini, aksi takdirde hayatlarının mahvolacağını” söyleyen gençlere karşı takınılan alışıldık tepki verme üslubunu yıkmaktadır. Onlara sıklıkla şu mesaj verilmektedir. Önem taşıyan her şey lise ve üniversite yıllarından sonra bir kariyer başlatıp sorumluluk aldıklarında başlar. Yetişkinler kasıtsız bir şekilde genç fertleri sahip oldukları hayatın beklemekte olduğuna inandırılırlar. Bunların yanı sıra tüm bu kısıtlama mesajlarının arasında genç bireyler içlerinde bir arzu beslerler. Birlikte gelen tüm riskler ve heyecanlar eşliğinde evin ve okulun dışında dünyayı keşfetme sancısı çekerler. Gençlerin kendilerine kıpırdamadan durmalarını söyleyen anne ve babalarına sırt çevirmeleri ve akranlarına yani eğlence, macera ve romantizm sunan genç gruplara yönelmeleri şaşırtıcı bir şey midir? Gençlerle çalışmanın en iyi yönlerinden bir tanesi de kendimizle bağ kurmadan onlarla kuramıyor olmaktır. Mücadele içerisinde olan genç bir bireye eriştiğimizde ve bir insan olarak düşünceler, duygular ve sıkıntılara sahip olmanın ne demek olduğunu anlamasını sağlamakta ona yardım ettiğiniz küçük alanlarda kendi insaniyetinizi daha yakından tanıyorsunuz. Kendinizi tüm yönleriyle kabul etmeyi öğreniyorsunuz. Başarısızlıklarınızı kendinize karşı şefkatli bir tutumla karşılamayı öğrendiğiniz zaman aynısını yapmayı gençlere de öğretebiliyorsunuz. Keşfetmenin yamacına geldiğiniz, yürümeye başladığınız an gençler için bir duruş sergilemelerine yardım edebilirsiniz. Birlikte seyahatlere çıkacak, cesaretle, farkındalıkla ve muhteşem bir yaşam sürme ihtimali ile hayata doğru adım atacaksınız. Bunu başarabilmenin en iyi yolu anne ve babaların çocuklara anne baba gibi değil, arkadaş olma yaşam biçimini hayatlarına aktarmaları gerekir. Anne ve baba yaradılış gereği fıtratta var; onlarla olanı değil var olanla birlikte çocuklarınızın arkadaşı da olun. “Kişi arkadaşının dini üzeredir” hadisine binaen çocuklarımızın arkadaşı olalım ki onlar bizim dinimiz üzerine olsun, sırdaşları biz olalım. Selam ve dua ile…
inzar

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS