İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Karşılığı Yalnız Cennetler Olan Bir Dava

2012-07-21
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Karşılığı cennetler olan bir davadır İslam. Uğrunda gösterilen çabanın, akıtılan gözyaşının, kan ve terin mükâfatını bir tek âlemlerin yegâne sahibi verebilir...
Karşılığı cennetler olan bir davadır İslam. Uğrunda gösterilen çabanın, akıtılan gözyaşının, kan ve terin mükâfatını bir tek âlemlerin yegâne sahibi verebilir.

79 baharıdır. Yer Tahran. Milyonların karşısında 77 yaşında uzunca ak sakalı, simsiyah sarığıyla bir Pir-i Fani. Allah (cc)’a adanmış bir ömrün ahirine doğru adım adım yürürken hakkın mantığını kavramış cihan kadar engin bir yürek. Acıların, cefanın pir-i. Pir-i aşk. Aşkın rehberi. Allah’a adanmışlığın sembolü. İhlâs numunesi. Allah (cc) erinin serveri. Allah (cc)’ın Süreyya yıldızından yüzyıllar sonra tekrar yeryüzüne döndürdüğü kutlu İslam İnkılâbını ilan etmek için konuşmaya hazırlanıyor. Ve dilinden dökülen ilk sözler: “Bugün sizin muhaceratınızın, yıllarca zindanlarda kalışınızın, evlatlarınızı İslam uğrunda feda edişinizin mükâfatını ben veremem. Bu yüce fedakârlıkların karşılığı dünyevi hiçbir şey olamaz. Bu fedakârlığın karşılığı ancak âlemlerin Rabbi olan Allah tarafından ödenebilir.”

Evet, hakkı en güzel mantığıyla kavramış olan İmam’ın bu sözleri İslam davasının sarsılmaz ilkelerini ortaya koymaktadır. İslam davası uğrunda yapılan fedakârlıkların, çekilen eza ve cefanın, yıllarca zindanlarda kalmanın, aile evlad-u iyaldan ayrılmanın, hak namına insanların cefasını çekmenin, kardeşlerine bile katlanabilmenin, geceyi gündüze katarak çalışmanın, durmadan dinlenmeden çabalamanın, bir gençliği tüm nimetleriyle Rahmana adamanın, Allah (cc)’ın insana verdiği tüm nimetleri yine asıl sahibi için feda etmenin semeresi dünyevi bir mükâfat olamaz. Ne dünyevi bir konum ne de iktidar veya saltanat olamaz. Öyleyse bu ulvi dava böyle dünyevi gayelere kurban kılınamaz. İnsanların teveccühünü talep veya kulları memnun etmek gayesi ile yola çıkılmaz. Hak yolunda dünyevi bir iktidar ve saltanat için yürünmez. Belki o iktidar ve saltanat dilerse âlemlerin yegâne sultanının yine başka bir imtihan vesilesi kılacağı bir hibe ve hediyesidir.

“Biz istiyorduk ki, yeryüzünde zaif bırakılmış kimselere/ mustazaflara iyilik edelim, onları varisler kılalım. Onları yeryüzünde iktidara getirelim. Firavun’a, Haman’a ve onların ordularına onlardan sakındıkları şeyi gösterelim. (Kasas: 5–6)

"Mü`minlere yeryüzünde bir iktidar verdiğimizde, onlar namazı dosdoğru kılarlar, zekâtlarını verirler, iyiliği emrederler ve kötülüğü yasaklarlar. Bütün işlerin akıbeti de, sadece Allah’a aittir." (el-Hacc 22/41)

Müminlerin iktidar olmalarının sebebi yeryüzünde Allah (cc)’ın emirlerini hakkıyla yaşamaları ve yaşatmalarıdır. Bu iktidar Allah (cc)’ın lutfüdür. Dilediği zamanda, dilediği mekânda, dilediği kimselere bu hediyeyi verir. Hediye ise talep edilmez. Belki güzel bir çaba sarf edilir ve böylece nimet sahibi hediyesini sunar. Kimse hediyeyi sunmadı diye nimet sahibini kınayamaz. Hediyeyi dilerse verir dilerse vermez. O, O’nun bileceği şeydir. İktidar ve güç, gaye ve amaç edinilmez. Belki hakkın galip olması, insanların dünya ve ahiret saadeti için vesile edinilebilir. Araçları, amaç edinenler, vesilelere olması gerektiğinden fazla önem verenler hakkın, tevhidin ve ihlâsın mantığını kavramamışlardır. Hak süt gibi berraktır. Hakta yürürken amellere Allah (cc) rızasına nail olmak dışında gayeler karıştırılmamalıdır. Tüm ameller halis Allah (cc) için olmalı, ihlâs-ı tamma ulaşmak için dünyevi gayelerden elden geldiğince soyutlanılmalıdır. Allah (cc) için işlemeli, Allah (cc) için almalı, Allah (cc) için söylemeli ve Allah (cc) için dinlemelidir. Ameline Allah (cc) dışındaki gayeleri, hedefleri ve amaçları karıştırmamalıdır. Amellerin saflığı bozulmamalıdır.

Onların çoğu şirk koşmadan Allah`a iman etmezler. -Yusuf süresi ayet:106-

İmana şirki karıştırmak, tertemiz amellere süfli niyetler eklemek ne kötüdür. Dini Allah (cc) için kılmak gerekirken dünyevi gayeleri işe katmak, dünyanın peşinde koşup da ahiret için çalışıyor görünmek, kalbin derinliklerinde dünyevi menfaat hesapları yapmak ne çirkin. Naim cennetleri kazandırabilecek amelleri işleyip de, boş bir dünya metaı uğruna ahirette hüsrana uğramak, nebilerle haşredilme olasılığını bırakıp geçici bir dünyalığa tutulmak ne acıdır. Salihlerin amelini işleyip, bahtsızların cezasıyla mucazatlanmak. Veya hak yolda batıl vesileler edinmek. Hak için yola çıkıp aldatıcıların aldatmalarına, hak çizgiden adım adım uzaklaştırmalarına kanıp, hakkın saflık ve berraklığını bozmak ve nihayetinde batılın bir şubesinde yolculuğu sona erdirmek ne de büyük bahtsızlıktır. Hak üstün gelsin diyerek hakkın kabul etmediği yöntemleri hakkı güçlü kılmak adına mubah görmek ve gücü hakta aramak yerine hakkı güçte aramak, hak ile batılı birbirine karıştırıp şehitlerle haşr olma olasılığını kaybetmek hakka karşı işlenen ne de büyük bir zulümdür. Bu mihenk üzere Üstad Bediüzzaman(r.a.) şöyle buyurmaktadır:

“Bütün kuvvetinizi ihlâsta ve hakta bilmelisiniz. Evet, kuvvet haktadır ve ihlâstadır. Haksızlar dahi, haksızlıkları içinde gösterdikleri ihlâs ve samimiyet yüzünden kuvvet kazanıyorlar.”

Lem’alar: İhlâs Risalesi 3. Düstur-

İslam halis ve saftır. İslam için işlenecek ameller de halis ve saf olmalıdır. Ameller tam bir ihlâs ile işlenmelidir ki iyi neticeler verebilsin. Bazen Rabbi Rahim belirli hikmetlere binaen hakka dünyevi galibiyetler vermeyebilir. Hak için yapılan ameller halkların teveccühüne ram olmayabilir. Hakkın ölçüsü halk değildir. Hakkın düsturu da halk değildir. Belki halk hakkın hadimi, hizmetkârı olabilir. Hakka tabi olan kulların artması, insanların imanının kurtarılması davası güdülebilir. Ama halkın imanını kurtarmak adına batıldan medet ummak, batıl vesileleri araç edinmek hakkın sahibi Hak Teâlâ’nın kabul etmediği bir yöntemdir. Ve hakkın en iyi tebliğcileri olan peygamberler batıl yollara asla tevessül etmemişlerdir.

Bu din, Rabbin dosdoğru yoludur. Öğüt alacaklar için Allahın ayetleri ayrıntılı olarak açıklanmıştır. -Enam Sûresi,26-

O size, dinden Nuh’a tavsiye ettiğini, Sana vahyettiğimizi, İbrahim’e, Musa’ya ve İsa`ya tavsiye ettiğimizi şeriat (hukuk düzeni) yaptı. Şöyle ki: Dini doğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin. Fakat kendilerini çağırdığın (bu) esas, Allah’a ortak koşanlara ağır geldi. Allah dilediğini kendisine seçer ve iyi niyetle yöneleni kendisine iletir. –Şura Süresi: 13-

Haktan sapmalar genellikle ilk başlarda metodu eğip bükmek ve türlü teviller ile batıl amelleri irtikâp etmekle olur. Hükümleri düz bir mantık ile anlamak ve keskin çizgiler ile ayırmak nasıl ki Haricilerin bir zaman mubtela oldukları bir haktan sapma yöntemi ise, batıla kılıf uydurup, hakka batılı karıştırıp saflığını ve amellerin Allah (cc) için halis olmasını bozmakta haktan uzaklaşmanın başka bir şeklidir. Amellerde ihlâs sürekliliği nasıl istiyorsa, aynı zamanda saf ve temiz olmasını, içerisine dünyevi gayeleri de katmamayı gerektirir. Ameller yalnız Allah (cc) rızasına has kılınmalı ve asla hakkın safiyeti masiva denilen Allah (cc) dışındaki şeyler ile bulanıklaştırılmamalıdır.

İslam öyle ulvi bir yoldur ki bu ulvi yürüyüş, basit dünyevi meta’lar ile mükâfatlandırılamaz. Hak adına yapılan her amelin karşılığı yalnız ve yalnız âlemlerin yegâne sahibinden beklenmelidir. İhlâs-ı tam ile bezenmiş salih ameller vesilesiyle cennetlere varmak temennisiyle… Vesselam.

Zülfikar Fırat / İnzar Dergisi – Temmuz 2012
 

 


Zülfikar Fırat

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS