İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

İyi bir baba mıyız?

2020-04-08
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Bu soruyu hiç kendimize sorduk mu? Sormuş olalım ve bu sorunun cevabını Kur’an ve Sünnette arayalım. 1-“Ey iman edenler! (Ey Allah’a kavuşmayı isteyenler) yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten kendinizi ve ailenizi koruyun.” (Tahrim 6) Ayet-i kerimede aile kurumunun korunması emrediliyor. Bu emre “lebbeyk” diyorsak, çocuklarımız ve hayat arkadaşımızın yemesi içmesi, giyinmesi ve sair ihtiyaçlarını teminde duyduğumuz endişe ve verdiğimiz uğraş kadar gittikleri yol ve takip ettikleri güzergâh da bizi endişelendiriyorsa; Hata yapmayanımız mı var? Ana da, baba da hata yapar. Peki, hata yaptığımızda örnek babamızın yaptığı gibi yapıyor muyuz? 2-“Bunun üzerine ikisi de ağaçtan yediler. O zaman ikisinin de edep yerleri kendilerine açıldı. Cennet yapraklarından üzerlerine örtmeye başladılar. Ve Âdem Rabbine asi oldu,  yolunu şaşırdı. Sonra Rabbi onu seçti. Böylece onun tevbesini kabul etti ve onu hidayete erdirdi” (Taha 121) Şeytan yaptığı hatadan dönmek yerine gurur yaptı, hatasını kabullenmedi, pişmanlığını dile getirmedi. Ama babamız Âdem hatasını kabul edip tevbe etti. Allah(cc) da onu doğru yola iletti. Yaptığımız hatayı fark edip Allah’a dönüyorsak; Çocuklarımızla nasıl konuşuyoruz, onlara nasıl hitap ediyoruz. Hitaplarımızdan şefkat hüzmeleri akıyor mu? Hitaplarımız şefkat yüklü mü? Çocuklarımız şefkatimizi hissediyorlar mı? Hissetmek ve hissettirmek çok önemli... Doyma hissi gibi bir doyuma varmış bir sevgi hissini onlarda oluşturuyorsak, hayvanlar gibi şefkatimiz muvaqqat değilse;[1] 3-“Lokman oğluna öğüt vererek şöyle demişti: “Ey yavrum, Allah’a şirk koşma! Muhakkak ki şirk büyük bir zulümdür” (Lokman 13) “Ey yavrucuğum, namaz kıl, marufu emret ve münkerden nehyet. Kötülüğe mani ol. Ve sana isabet eden musibetlere sabret. Ve insanlardan kibirlenerek yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Allah çalımla yürüyenlerin ve çok övünenlerin hiçbirini sevmez. Ve yürüyüşünde mütevazı ol. (alçak gönüllü ol) ve sesini alçalt.” (Lokman 18-19) Ve “Ey iman edenler yapmayacağınız şeyi niçin söylüyorsunuz” (saf: 2) ayetinin kapsamına girmeden, bir gün çocuklarımızı karşımıza alıp böyle bir nasihatte bulunduysak, az da olsa onlara öğretmenlik yaptıysak, اقْرأْ ayetinin şuuruna varıp-vardırıp okuyor ve onları okuttuysak, buradan da iyi bir puan aldık, demektir. Hz. Yakup kilometrelerce öteden oğlunun kokusunu almıştı. Oğlunun kokusunu biliyordu. Onun sevgisi, damarlarına ve burun mukozalarına işlenmişti. Peki, biz hiç çocuklarımızı kokladık mı? Onların kokusunu derin derin içimize çektik mi? Onların kokusunu tanıyor muyuz? Ayrı esans kokularını fark ettiğimiz, tanıdığımız gibi çocuklarımızın kokusu da bize tanıdık mıdır? Çünkü her bebeğin kokusu farklıdır.  Öyleyse buradan da iyi puan aldık, demektir. 4-“Ve onun ayetlerinden olarak sizin için nefislerinizden zevceler yaratmıştır k, onunla sükûn bulasınız. Ve sizin aranızda sevgi ve merhamet oluşturdu”…(Rum 21). Allah’ın (celle celaluh) oluşturduğu bu sevgiyi içimize gömmeyip eşimize hissettiriyorsak, bu sevgi ve merhametimizi çocuklarımıza da yansıtabiliyorsak, onların bizim için değerli varlıklar olduklarını hissettirebiliyorsak buradan da iyi puan aldık demektir. 5-Ey iman edenler! Ahiret gününü arzulayan ve O’nu sürekli anıp yücelten kimseler için Allah’ın elçisi, (o sarsılmayan imanı, tertemiz ahlâkı, fedakârlığı, mücadelesi, cömertliği, cesareti, kararlılığı ve çalışkanlığı kısaca bir hayat boyu yaşadığı kulluğu ile) gerçekten size mükemmel bir örnektir. (Ahzab 21) ayeti kerimesinin ışığında; her çocuğun bir rol modeli vardır. Eğer şahıs olarak Peygamberin ve onun dava arkadaşlarının çocuklarımız için bir rol model olmalarını sağlayabilmişsek, buradan da iyi puan aldık demektir. Kur’an ve sünnetten bakacağımızı söylemiştik. Konu uzamasın diye işin sünnet boyutunu kısa ve öz keselim. Peygamberimizin eşleri analarımızdır. Bu mantıktan yola çıkarsak peygamber de bizim babamız sayılır ki Abdullah b. Mes’ud da böyle yorumlar. O’nun (salallahu aleyhi ve sellem) hayatını yani babamızın hayatını okumuş muyuz? Onun yaptıklarından haberdar mıyız? Mesela çocuklarınızı da eşit öpün, dediğini biliyor muyduk? Çocuklarımızı eşit bir şekilde öpüyor muyuz? Çocuklarınızı çok öpün. Çünkü her öpücük için Cennette size bir derece verilir. Melekler öpücüklerinizi yazarlar”  diye bir hadis-i şeriften haberdar mıyız? (Müsned-i Zeyd b. Ali)     Aslında işin özeti şu: Allah’ın bize yüklediği ve bizden yerine getirmemizi istediği bir sorumluluk var. Her sorumluluk içinde korku ve endişe barındırır. Çocuklarımız için endişeleniyorsak, korkuyorsak ve bu endişe ve korku onlar için adımlar[2] atmamızı sağlıyorsa iyi bir babayız. Bu yazdıklarımız, babalığın anayasasıydı. Yani babayasa. Biliyorsunuz anayasalar çok kısa olur. Buraya bir hikâye iyi gider; üç filozof dünyanın en kısa anayasasını yazmak için bir araya gelmiş. En kısa anayasayı yazan da en büyük filozof ilan edilecekti. Bir nevi ordinaryüs filozof… Birisi “Allah suç işleyenleri cezalandırır” diye kısa bir anayasa teklif etmiş. Doğrusu çok kısaydı. Tehdit barındırıyor diye kabul görmemiş.  İkinci filozof daha büyük oynamış ve anayasa teklifini iki kelimeye sığdırmaya çalışmış, “Allah sevgidir” demiş. İnsanların neler yapacağına dair bir işaret barındırmadığı için bu da kabul görmemiş. Üçüncü filozof şu anayasayı teklif etmiş: “Kendinize yapılmasını istemediğiniz bir şeyi başkasına yapmayın”[3] ve eklemiş, “Anayasa budur. Gerisi teferruattır, yorumdur” Rakip diğer filozoflar da bu teklifi kabul etmişler ve bu dünyanın en kısa anayasası seçilmiş. Babamın[4] sürekli bana söylediği bir sözünü de araya sıkıştırmamda bir sıkıntı olmasa gerek. “Oğlum insanoğlu sadece çocuklarının kendisinden daha iyi olmasını ister”. Öyleyse, çocuklarımızın bizden iyi olmasını istiyorsak, en iyi şeylerin onların olmasını istiyorsak iyi bir babayız. “İyi bir anne miyiz?” diye ayrıca bir değerlendirme yapmayarak ayrımcılık mı yaptık? Hayır. Yazıdaki baba yerine anneyi koyarak tekrar okuyabilirsiniz. Zaten işin başında Hz. Âdem’in yanında Havva annemiz vardı. [1] Bir noktadan sonra hayvanlar yavrularını bırakırlar [2] Doğru adım konusu ayrı bir yazının konusudur. [3] Ayrıca buna altın kural da denilmektedir. [4] Allah ona ve ölülerimize rahmet etsin.
inzar

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS