İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

İSPANYA’NIN FETHİ VE ACI SON

2022-02-11
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

İSPANYA’NIN MÜSLÜMANLAR TARAFINDAN FETHİ KISA SAYILABİLECEK BİR ZAMANDA GERÇEKLEŞTİ. AMA KAYBEDİLİŞİ UZUN BİR SÜRE ALDI. EN SON KAYBETTİĞİMİZ TOPRAKLAR GIRNATA OLDU Kİ, O DA 2 OCAK 1492 TARİHİNE TEKABÜL ETTİ. BU VESİLEYLE İSPANYA’NIN FETHİ İLE MÜSLÜMANLARIN YAŞADIĞI ACI SON DİYE BİR KONU SEÇTİK. Özetle İspanya’nın Fethi:  Bilindiği üzere Müslümanlar, Emevi Devletinin kuruluşu ile birlikte Arap milliyetçiliği ve saltanata geçiş gibi bazı uygulamalar ile karşı karşıya kaldılar. Hz. Ali’nin, Muaviye bin Ebu Süfyan ile mücadelesi sonuçsuz kalmış ve İslam tarihinde Emeviler diye bir sayfa açılmıştı. Muaviye’nin oğlu Yezid’e yönetimi devretmesi, Hz. Hüseyin ve yarenleri tarafından kabul edilmemiş ve sonucunda geçmişimizin en acı hadisesi sayılan Kerbela yaşanmıştır. Bununla birlikte Emeviler çeşitli fetih hareketleri gerçekleştirip, fethettikleri bölgeleri İslam ile tanıştırma gibi bir vazife de üstlenmişlerdir. İşte bunlardan biri olan İspanya’nın Müslümanlar tarafından fethi ve sonrasında yaşanan hadiseleri işlemeye çalışacağız. Her ne kadar Muhammed Hamidullah hoca gibi bazı tarihçiler, İspanya’nın fethini Hz. Osman (r.a) zamanına kadar geri çekseler de, burası Emeviler döneminde, 711 yılından başlayarak, üç yıl içerisinde yani 714’e kadar fethedildi. Bu fetihlerde donanma önemli bir görev üstleniyordu. Bilindiği üzere, Muaviye b. Ebi Süfyan’ın çabaları sonucunda oluşturulan İslam donanması sayesinde deniz seferleri başlamıştı. Oluşturulan donanma sayesinde, fethedilen Akdeniz’deki bazı adalar, İspanya’nın fethine zemin hazırladı. Bilindiği üzere Müslüman fatihler, girdikleri birçok bölgede ahalinin umudu olup, halklarının başına bela olan zalim yöneticilerden kurtulmaya vesile oldular. Ortak kanaate göre 711’de fetih öncesi İspanya kendi iç karışıklıkları ve Yahudilerin çıkardığı fitneler ile uğraşmaktaydı. Böyle bir dönemde İspanya sahillerinde dolaşan Musa b. Nusayr ve Tarık b. Ziyad kolaylıkla Fransa’nın yakınlarına kadar ilerlediler. Söz konusu ilerlemede yerli halkın da desteği söz konusuydu. Galibiyetten Mağlubiyete Yukarıda anlattıklarımız Müslümanların İspanya’daki yükselme dönemidir. Öyle ki 711’den 732’lere kadar geçen sürede, bugünkü Paris dolaylarında Müslümanların ayak sesleri işitiliyordu. 756’da Endülüs Emevi Devletinin kurulması, Avrupa’da teşkilatlı bir Müslüman devletin varlığı anlamına geliyordu. Ancak Şam’da Kurulu bulunan Emevi devletinin yıkılışı, aynı zamanda Endülüs Emevilerinin de yıkılışının temelini teşkil etmekteydi. Güç dengesinin Hristiyan İspanyolların lehine dönmesine zemin hazırlayan bu gelişme, gerileme dönemine girildiğinin göstergesiydi. İspanya’yı Müslümanların egemenliğinden tamamen çıkartmak, Hristiyanların en büyük amacı haline gelmişti. 1227’den 1250’ye kadar geçen süre zarfında; Kurtuba, İşbiliye, Belensiye, vb. şehirler bir bir kaybedildi. Müslümanların elinde sadece Gırnata ve çevresi kaldı. Yaklaşık 200 yıl daha korunan Gırnata, 2 Ocak 1492 senesinde teslim edildi. Artık Müslümanların imha süreci başlamıştı. Teslim olduklarında Hristiyanlarca can ve mal emniyeti ile İslami yaşantılardan müdahale edilmeyeceği vaatlerine rağmen, Batı âlemi yine sözünde durmamıştı. Çünkü Müslümanların önüne Hristiyan olmak ya da öldürülmek seçenekleri konuluyordu. Sanki 781 yıllık İslam hâkimiyeti hiç yaşanmamış gibi bir sonuç ile karşı karşıya kalındı. Neden?  Dediğimiz gibi Müslümanların İspanya’daki maceraları tam 781 yıl sürdü. Fetih yılı olan 711’den yıkılış süreci olan 1492 senesine kadar geçen bunca sürede, bir yerlerde hata yapılmıştı ki sonuç böyle vahim oldu. Vakayı daha canlı hale getirmek için İstanbul’un fethi üzerinden gidelim. Bilindiği üzere İstanbul 1453 yılında fethedildi. 2021 yılı itibariyle fethin üzerinden 568 yıl geçmiş durumdadır. 568 yıl zarfında İstanbul’un siluetine İslam yansımış durumdadır. Birileri çıkıp bir gün burada hiç Müslüman kalmayacak, bütün ahali Hristiyan olacak derse herhalde çok şaşırırız. İşte bugün İspanya’da Hristiyan bulunmasına bu şekilde şaşırmalıyız. Çünkü 781 sayısı 568 sayısından elbette ki daha büyüktür. Üstelik İslam’ın erken dönemlerinde yapılan bu fethin daha kalıcı olması gerekirdi. Ancak düşünülenin tam aksine sanki İslam İspanya’ya hiç uğramamış gibi bir durumla karşı karşıyayız. İşte esas soru burada beliriyor. Neden?          Girişte de yazdığım gibi Müslümanların fetih politikası, yerli halkların Allah ile tanıştırılması idi. Yüzyıllarca bu amaca bağlı kalan fatihler ve arkalarından gelen dervişler sadece beldeleri değil, gönülleri de fethettiler. Böylece fetihler kalıcı oldu. Arap Milliyetçiliği Sorunu:  Hulefa-i Raşidin döneminden sonra Şam’da kurulan Emevi Devleti, İslami anlayışlarımızla çelişen yeni konuları gündeme getirdiler. Bunların en önemlisi Arapçı bir yaklaşımla devleti idare etmeleri ile hanedan sistemine geçmeleriydi. Hz. Peygamber (sav) çok iyi bir idare sistemiyle farklı kesimleri ümmet bilinci çerçevesinde bir araya getirdi. Herkes eşit ve kardeşti. Kardeşlerin dayanışması çok doğaldı. Bu anlamda farklı ırklardan sahabelerin dayanışması, tarihte eşine ender rastlanılan kardeşlik pratiklerinden birini teşkil ediyordu. Ancak Emevi devleti zamanında Arap ve Arap olmayanlar (Mevali) diye iki olgu ortaya çıktı. Artık insanlar devlete kendilerinin diye bakmıyorlardı. Üstelik iş bununla da kalmıyordu. Asabiyet mikrobu vücudu sardı mı, en küçük organlara kadar sızıyordu. Yani Araplar dahi kabilecilik diyebileceğimiz eski cahili adetlerini uyandırıp, kendi aralarında çok parçalara bölündüler. Devlette hâkim olan bu anlayış, aynen İspanya’daki Müslümanlara sirayet ediyordu. Yukarıda da belirttiğimiz üzere Kuzey Afrika’nın fethi İspanya’nın fethine zemin hazırlamıştı. Buranın esas fatihlerinden biri olan Tarık b. Ziyad dahi Berberi kökenli bir komutandı. Berberi kökenli ahali ile Araplar arasında daha fethin üzerinden 30 sene geçmeden sorunlar çıktı. 741 yılında Berberiler Araplara karşı isyan ettiler. Araplar Suriye’den gelen 12 bin kişilik askerleri sayesinde isyanı atlatabildiler. Bu gelişmeden sonra İspanya’daki Berberiler kafileler halinde Kuzey Afrika’ya göç ettiler. Bu da Müslümanlar açısından güç kaybı anlamına geliyordu. Hanedanlık Sorunu:  Yukarıda da belirttiğimiz üzere Emevi Devletinin kurucusu Muaviye bin Ebi Süfyan, yönetimi kendi oğlu Yezid’e vermişti. Yezid’in idaresi, hiçbir zaman Şam dışındaki Müslümanlar tarafından, iç huzuruyla kabul görmedi. Bu şekilde başlayan hanedan silsilesi babadan oğula veya kardeşe devir daim devam etti. Neticede oluşan saray yönetimi Hz. Peygamber ve Halifelerinin içtenliğinden uzaktı. Şam’daki saray entrikaları ve esasında korunması gerekenin İslam değil de hanedan olması durumu, Müslüman ahaliyi isyanlara veya hiç olmazsa sessizliğe sürükledi. Hz. Peygamber gibi at veya deve sırtında seferlere katılan lider görüntüsü yerine, saray idaresi pek kabul görmeyince, Müslüman ahali devleti sahiplenmedi. Sahiplenilmeyen devlet güçlü ordularla ayakta kalmaya çalıştı. Güç dengesi değişince de tepetaklak yere çakıldı. Neticede İspanya’da olan buydu. Kendini kalelerine hapseden Müslümanlar, yerli halka İslam’ı anlatma veya kabul ettirme gibi bir ufka ulaşmadılar. Hatta Emeviler zamanında Müslüman olanlar cizye ödemek istemeyenler diye karşılanırdı. Bu nedenle İslamlaşma, gelir kaybı anlamına geliyordu. Bütün bu uygulamalar gönüllere sirayet etmeyi engelledi. Üstüne üstlük sistemin tıkanması, idarenin zayıflığı, ideallerin kalmayışı gibi nedenler, Reconquista diye adlandırılan İspanya’nın Müslümanlardan geri alınması fikrini besledi. Her ne kadar Gırnata çevresinde İslam korunmaya çalışılsa da, neticede 2 Ocak 1492’de burası da kaybedildi. Daha sonra Hristiyanlaştırma politikası devreye girdi ki bu da ayrı çalışmanın konusudur.    
Mehmet Emin Özmen

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS