Muazzam bir şeye" gitmeyi kastetmek olan; iftitahı, ibdası ihrama girmek, Arafat’ta vakfe zamanında durmak ve ziyaret tavafı olan bir ibadettir, Hac.
Safa ve Merve arasında Hacer’i yaşamaktır.
Arafat’ta Hz. Âdem babamız ve Hz. Havva annemizin karşılaşmış olması nüvedir; karşılaşma, tanışma ve kaynaşmaya. Muhabbeti ve sohbeti, bereket ve feyiz fışkırır bu vesileyle.
İzar ve Rida ile örtünmektir. Bunlar başlı başına güzel, insanı mest edici; fakat Hac sadece bu değildir.
"Şüphesiz ki, âlemler için çok feyizli ve ayn-ı hidayet olmak üzere konulan ilk ev (Ma`bed) elbette Mekke`de olandır. Orada apaçık alâmetler, İbrahim`in makamı vardır. Kim oraya girerse (taarruzdan) emin olur. O`na bir yol bulabilenlerin, beyti hacc (ve tavaf) etmeleri, Allah`ın insanlar üzerindeki bir hakkıdır. Kim küfrederse, şüphesiz ki Allah onlardan müstağnidir" ayet-i kerimesi Hac’cın en başta insanlar üzerine yazılan bir borç, bir hak olduğunu göstermektedir.
Hac, Allah’ın kulları üzerindeki bir borcu, bir hakkı olduğu gibi, hem vahdetin ve mahşerin provasıdır hem de sosyal, toplumsal, maddi ve manevi dünyamızı ihata eden, onları dizayn eden bir şiar ve bir araçtır.
Mahşer/ahiret, vahdet, toplumsal/sosyal açılarının her biri Hac farizasına açılan pencerelerdir.
Vahdet penceresinden Hac farizasına baktığımızda Allah’ın büyük bir fazlı, rahmet ve keremidir, Ümmeti Muhammed’e Hac. “Bir yönde dünyanın dört bir yanında yaşayan İslam’ın fertlerinin lisan olarak anlaşamasalar bile, işaretlerle birbirlerini tanıyıp, kucaklayıp bir araya gelmesine sebep teşkil etmektedir.” Müslümanların vahdet ve ittifakına numune teşkil eden bir farizadır, Hac. İhtilafları, sıkıntıları, sorunları ve gruplaşmaları bertaraf eden bir vahdet atmosferidir. İslam milletinin A’sından Z’sine kadar farklı cemaat, tarikat, meşrep, mezheb, vakıf, dernek ve partilerine mensup Müslümanları aynı gaye ve hedef üzere bir araya getiren bir ibadettir. Evet, dünya Müslümanları arasındaki ihtilaflara ve ayrışmalara karşı verilen bir ültimatomdur; Hac. Diğer yandan İslam Milliyetinin farklı azalarına müntesip olan Müslümanların birbirine karşı olan muhabbet gösterisidir. Bu açıdan Hacca bakıldığında, şüphesiz Hac, dünya Müslümanlarının muhabbet, uhuvvet ve vahdeti için olmazsa olmazı olacaktır. Hac, dünya Müslümanlarının kongresi olacaktır. Vahdeti, uhuvveti, muhabbeti, dünya barışını ve selametini, daveti konu edinecekleri istişare toplantılarının kalbi olacaktır.
Mahşeri bir tablo olan Hacc’a mahşer açısından, ahiret penceresinden baktığımızda farklı renkteki, farklı dilleri konuşan ve farklı coğrafyalarda hayatlarını idame eden insanların bir araya gelmeleri, aynı havayı solumaları Hac farizasının ahirete, mahşere bakan yönüne işaret ettiğini görürüz. Hacc’da rütbe, mal, makam ve şöhret etkisiz elemandır, ihrama girildikten sonra tıpkı ahirette, hesap anında bunların geçersiz akçe olacakları gibi. Ahiret namına kârlı bir alışveriştir, Hac. dünyanın kirleri olan günahların ahirete intikal etmemesi için “günahlardan arınma operasyonudur”. Ahiret için dünya hayatına yapılan bir operasyondur. Ahirette zarar ettirecek, zarar getirecek, pişmanlığa nüve olacak unsurlara yönelik gerçekleştirilen bir harekâttır, Hac. Günahlarla, isyanlarla kirlenen, grileşen hayata; ebedi bir hayat olan ahiret için Allah’ın rengini çalma eylemidir, Hac.
Toplumsal ve sosyal pencereden Hacc’a bakıldığında başlı başına bir eylem bir başkaldırıdır, Hac. Sınıfların dünyasına, tabakaların, kastların, konumların dünyasına karşı yakılan bir isyan ateşidir. İslam Ümmetini toplumsal ve sosyal olarak birbirine bağlayan harçtır, çimentodur, Hac.
Vesair pencereler de Haccın maddi, manevi boyutlarını göz önüne sermekte, farklı yönlerine ışık tutmaktadır.
Mesela, maddi ray üzerinden de yürüyen manevi bir hattır. Hacc suresinde yer alan: (Hz. İbrahim (as)`e hitaben) "İnsanlar için haccı ilân et. Gerek yaya, gerek uzak yoldan arık develerin üstünde (süvari) olarak sana gelsinler" emr-i mubini de buna işaret etmektedir.
Maneviyatın güçlendirilmesi yolunda günahların dünyasına karşı gerçekleştirilen bir ataktır. İnsanın o ana kadar işlediği günahlar namına fiili bir tövbedir. Bedenin ve maddenin emri ilahiye amade edilmesidir. Çünkü Hacc, hem malî, hem de bedenî bir ibadettir. Dolayısıyla haccını edâ etmek sûretiyle, bu iki nimete de şükretmiş olur. Dilin diliyle, bedenin diliyle, maddenin diliyle, kalbin diliyle ve milyonların diliyle “Lebbeyk Allahümme lebbeyk” demektir. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın azametini bir daha bir daha haykırmaktır, tüm kâinatla beraber.
Yine Hac, fanilikten ebediliğe kaçıştır. Dünyanın dertlerinden, sıkıntılarından, zahmetlerinden, meşaketlerinden ve imtihanın ağır koşullarından tüm mescitlerin piri olan Ka’be’ye, dahası Ka’be’nin Rabbi olan Allah’a sığınmaktır. Ruhu sıkan, ruha eziyet veren dünyanın zincir ve prangalarından azad olmak için manevi bir atmosferin bağrı olan kutsal topraklara demir atmanın adıdır, Hac. Sonlu dünyadan sonsuz bir hayata, sınırsız bir dünyaya açılan bir kapıdır. Günahları silip süpüren, bembeyaz yeni bir sayfa açan kaçırılmaması gereken fırsatlardan bir fırsattır.
Ka’be hasretin zirveye vardığı yerdir, güvenin meydan okuduğu mekândır. Sevdanın başkenti, kâinatın merkezidir. Millerce, on binlerce kilometre uzaklıkların kelebekler misali etrafında pervane döndüğü aşkın ateşidir. Hac anı ise, aşkın secdeye geldiği andır. Gözyaşının cezbeye düştüğü zamandır, Hac. Aşka tutulmak, Yâr’a vurulmaktır. Rahmete tutunup da günahlardan fersah fersah ırak olmaktır. Yanmak ta gönülden, kalbi raksa getiren, sabırsızlaştıran; vuslata kanat çırpan, kavuşmaya kürek çeken bir kervandır, Hac.
Rabbim, tüm kardeşlerimizin Haclarını kendi için kabul etsin. O kutsal mekânın havasını solumamışlara, Hac farizasını yerine getirememiş olanlara da en kısa zamanda bu güzellikleri nasip etsin. Rabbim yar ve yardımcımız olsun.
Mustafa Canan / İnzar Dergisi – Kasım 2012
Mustafa Canan