İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

İslami Harekette İhya ve Tecdit

2014-03-24
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

İhya kelimesi Arapça kökenli bir kelime olup dirilmek, diriliş manalarına gelir. Ölülerin dirilmesi bu kavram ile tabir edilir. İslami ilimlerde genellikle yok olmaya başlamış, asli kimliğini yitirmiş olgular için yeniden hayat bulmaları, asli kimliklerine kavuşmaları anlamlarında ihya kavramı kullanılır.
İhya kelimesi Arapça kökenli bir kelime olup dirilmek, diriliş manalarına gelir. Ölülerin dirilmesi bu kavram ile tabir edilir. İslami ilimlerde genellikle yok olmaya başlamış, asli kimliğini yitirmiş olgular için yeniden hayat bulmaları, asli kimliklerine kavuşmaları anlamlarında ihya kavramı kullanılır.

Toplumların dejenere olduğu durumlarda yeniden aksiyoner bir hal alıp, hayatı tekrar inşa etmeleri için bu kavramdan istifade edilir ve İslami hareketlerde de toplumların yeniden İslam’a göre tanzim edilmeleri süreci bu kavram ile anlatılır. Evet, ihya yeniden diriliş ve tekrar hayat bulmaktır. İslam toplumunun yeniden vahyin ilk günlerindeki gibi semavi hükümler ile hayat bulmasının adı ihyadır. Çünkü İslam’ın evrensel ilkeleri insanlığa hayat sunan, can veren birer ab-ı hayattır. Toplumlar o hayat suyu ile ölü hallerinden yeniden dirilmeye muhtaçtır.

Tecdit ise “yenilik, yenileme, yeniliğe açık olma” anlamına gelen Arapça bir kelimedir. (İbn-i Manzur, Lisanu’l-Arab, 3:133) Tecdit daha çok dinden uzaklaşan insanı dine daha bağlı kılmak ve toplumda dini hayatı yeniden canlandırmak anlamlarında kullanılır. Din değişmeyen bir değer olduğuna göre, değişen insanların dine olan bakışı ve din anlayışlarıdır. Yine aynı kökten gelmiş kelimelerden biri olan müceddit ise insanların dine karşı olan yanlış anlayışlarını düzeltebilen İslam bilginlerine verilen isimdir. Yani dini yenileyen değil, yanlış olan din anlayışını düzeltmeye çalışan, oluşan dinden uzaklaşmaları tamir ederek insanların daha fazla dinlerine yakınlaşmalarına çaba gösteren, dini içinde bulunulan şartlar içerisinde zamanına uygun argümanlar ile izah ve beyan edebilen alimdir.

Bu tanımlamalar çerçevesinde olaya bakıldığında on beş asırlık İslam tarihi boyunca karşımıza birçok ihya ve tecdit hareketi veya bu işe kalkışan bireyler çıkacaktır. Mesela Hz. Ömer kendi zamanındaki uygulamaları ile böyle bir şahsiyettir. Kendi zamanındaki şartlar Peygamber dönemine göre farklılaşınca Hz. Ömer gerek devlet yönetimi alanında, gerekse de fıkıhta yeni ictihadlarda bulunmuş ve köklü bazı kararlar vermiştir. Mesela İslam devletinin toprakları çok genişleyip, yerinden yönetim, yani tek merkezden yönetim güçleşince Hz. Ömer eyalet sistemine geçmiştir. Her eyalet için ayrı ayrı sınırları belirlemiş, ayrı bir başkent tayin etmiş, ayrı ayrı valiler ve kadılar atamış ve onları iç işlerinde muhayyer kılmıştır. Böylece İslam topraklarını Horosan, Kufe, Basra, Filistin, Yemen, Cezire, Yukarı Mısır, Aşağı Mısır ve Bahreyn gibi toplam 12 ayrı eyalete ayırmıştır.

Hz. Ömer içki içene Peygamber döneminde uygulanan kırk celdelik hadd cezasının üstüne Hz. Ali’nin içtihadı ile kırk celde daha tazir ilave ederek toplam seksen sopa ceza uygulamıştır. Bu ceza artırımı ta’zir kabilinden olduğundan kadının yetkisinde olan bir ceza artırımı olarak mezheplere daha sonra girmiştir. Hz. Ömer içki içen sayısındaki artışı engellemek için bunu yapmıştır. Ayrıca müellefe-i kulubun belirlenen payını da uzun yıllardır bu kişilere bu payın verildiğini ve bu kişilerin halinde bir değişimin olmamasını sebep göstererek vermemek üzere karar vermiştir. Yani muellefe-i kulub’un beytul maldan verilen payını kesmiş ve vermemiştir. Kıtlık olunca hırsızın elini kesme cezasını uygulamaması da Hz. Ömer döneminde halifenin toplumun içinde bulunduğu yeni şartlar çerçevesinde hükmü farklı boyutlarıyla uygulamasının örneklerindendir. Ayrıca özellikle ilk üç asırda birçok kelâmî ve fıkhî ıslahata imza atan müctehid âlimler de bu bağlamda ele alınabilir.

Bireysel anlamda ihya ve tecdit olgusuna verilecek birçok isim İslam tarihi içerisinde mevcut olmakla beraber toplumsal değişim hareketleri de İslam tarihinde önemli yer tutar. İslami hareket diyebileceğimiz bu yapılar toplumların İslam’a yeniden tam anlamıyla dönüşü için oluşturulmuş yapılardır. İslam tarihi boyunca belirgin bazı şahsiyetler öne çıkarak, toplumda öncü rol oynamış zamanla bu öncü karakterlerin çevresinde cemaat, tarikat veya cemiyet diyebileceğimiz yapılar oluşmuştur.

İslam toplumunda en ciddi çözülmenin olduğu Hicri 13.(Miladi 19.) Yüzyılda yeniden ihya hareketleri yavaş yavaş daha ciddi bir perspektifte ortaya çıkmıştır. Yıkımın gerçekleştiği, İslam topraklarının parça parça olduğu, şeklen bile var olmuş olsa bile artık hilafetin kaldırıldığı, Müslümanların devletsiz ve imamsız kaldığı bir ortamda yeniden ihya ve tecdit hareketleri daha fazla önem kazanmıştır.

Bu zamanlarda doğan ve İslam coğrafyasını en fazla etkileyen yapı şüphesiz İhvan-ı Müslimin hareketidir. İhvan Müslüman bireylerin var olduğu hemen hemen tüm coğrafyalarda değişik isimler altında olsa bile var olagelmiş ve varlığını uzun yıllar devam ettirmiştir.

Şüphesiz ki her coğrafyanın en önemli hareketi o toprakları daha fazla etkisi altına almış olan, toplumsal değişimi ve İslami yönelişi daha fazla gerçekleştiren ve alim-aydın-entelektüel yetiştirmede en başarılı olan yani en iyi ürünü vermiş olan İslami harekettir. Aynı coğrafyada aynı zaman diliminde birçok farklı hareket var olagelmiş ise de çoğu kere bu yapılar birbirlerinden tam anlamıyla istifade etmek yerine toplumun tümünü kendi yapıları ile kuşatma yarışına maalesef girmişlerdir. Bu durumda küfrün hakim olduğu bu coğrafyalarda Müslümanların hakim güç haline gelişini geciktirmiştir.

İslami hareket açısından ihya ve tecdit kavramlarını sadece fıkhî boyutları ile ele alıp, hareketleri bu açıdan değerlendirmek doğru değildir. Hareket toplumsal sorunlardan, devlet yapısına, sosyal vakıalardan, bireysel olgulara kadar her alanda hayatı ve şartları yeniden diriltme ve onlara yeni açılımlar sunmak zorundadır. Toplumu ve bireyi içinde bulunduğu şartlar içerisinde sıkışmış bir halde bırakmadan, küfür sistemlerinin oluşturduğu toplumsal ve bireysel zindanlara mahkum olmasına izin vermeden hayatı ve bireyi vahyin süzgecinde ve zamanın konjonktüründe daha ileriye götürmeye, terakki seviyesini daha fazla yükseltmeye dönük adımlar atmalıdır. Eğitimden sanata kadar her alanda İslami hareketin bir ihya ve tecdit söylemi var olmalı, İslam’a göre bu noktaların nasıl dizayn edileceği konuşulmalıdır. Bu konulardaki çözümler sadece fıkhi boyutta olmamalı, o bilimin ve sanatın gelişimi daha güzel ve iyi noktalara taşınmasında İslami hareketin aksiyoner bir rolü olmalıdır. Örneğin edebiyatı ele alalım. İslami hareket yetiştirdiği bireyler vasıtasıyla edebiyata katkı sağlamalı, salt İslami yön değil edebi yöndeki gelişim içinde gayret sarf etmelidir. Bu noktada ne kadar iyi çalışmalar yapılırsa toplum o kadar daha fazla kuşatılmış, toplumun geleceğinin inşasında İslami hareket daha aktif rol almış olacaktır. Örneğin var olunan coğrafyanın en iyi edebiyatçılarından bazıları İslami hareketin birer ferdi olmalıdır.

İslami hareket açısından ihya ve tecdit olgusuna ayrıca şu noktadan da temas edilmelidir. Hareket kendi kendini sürekli yenilemeli ve yapı içerisinde dumura uğramış parçaları baştan ihya edebilmelidir. Kamil olana varmak önemli olmakla birlikte, ekmel kamilden daha iyidir. Yani İslami hareket güzel bazı noktaları yakalamış olsa bile bundan daha iyisinin nasıl yapılabileceği noktasında mesai harcamalı, daha güzele ulaşmak için gayret sarf etmelidir. Sürekli ilerleme ve terakki ana ilke olmalı, hareket her aşamada kendi kendini sorgulamalı, olan içerisinde eksikler var ise bunların nasıl giderileceği, güzellikler mevcut ise de daha güzele nasıl ulaşılacağı noktası üzerinde durulmalıdır. Olanı olduğu üzere kutsamak, la yüs’el bir tavır içerisinde olmak hareketin ilerleyişini elbette ki sekteye uğratacaktır. Tabi bundan kastımız bireylerin uygunsuz ortamlarda fütursuzca eleştirilerde bulunması değil, belki liderliğin yapıyı denetlemesi ve sorgulamasıdır. Durgunluk ve var olanı olduğu gibi kabul bir yapının ölümüdür, intiharıdır. Hayat içerisinde bir bireyin durup bulunduğu yeri tespit etmesi ve daha güzele nasıl ulaşacağı noktasında kendini sorgulaması kemal basamaklarında bireyin ilerlemesi için ne kadar önemli ise, aynı olgular hareketler ve yapılar içinde gereklidir. Zaten sünnetullah hayatın her alanında mikro da ve makro da genel prensipleri ile caridir ve benzerlik arz etmektedir. Yani Adem’in yaratılışındaki sır ne ise tüm Beni Adem’inkindeki de aynıdır. Bireyleri ihya ve helak eden durumlar ne ise toplumları, milletleri ve devletleri de ihya ve helak eden durum aynıdır.

Müslümanlar tarihin her devrinde olduğu gibi ihya ve tecdide bugün de muhtaçtır. Doğru atılacak her adım yarınları daha güvenilir kılacaktır. Wes-selam…

Zülfikar Fırat / İnzar Dergisi – Mart 2014 (114. Sayı)
 

 


Zülfikar Fırat

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS