İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

İslami hareket ve itidal

2020-02-29
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Adl kökünden masdar olup “ iki aşırı tutum ve davranış arasındaki orta hal” şeklinde tanımlanan itidal bu genel tanım çerçevesinde “orta halde bulunma, ölçülü ve soğukkanlılık, denge ve doğruluk” şeklinde açıklanmıştır; ayrıca adalet kelimesinin bir anlamının da “itidal ve istikamet” olduğu belirtilir.[1] Orta halden sapma ya fazlalık veya eksiklik aşırılık sayılır; İslam ahlak kültüründe fazlalık cihetinde sapmaya ifrat, eksiklik yönünde sapmaya da tefrit denir. Esasında itidal kelimesi Kur’an-ı Kerimde geçmez. Fakat çeşitli ayetlerde ahlaki niteliklerde, huylarda, tutum ve davranışlarda ifrat ve tefrit yönündeki sapmalar eleştirilmiş, bu hususta itidalli davranmanın fazilet ve önemine vurgulamalar yapılmıştır. Mesela şu ayeti kerimede olduğu gibi; “ Onlar harcadıkları zaman ne israf ederler, ne de kısıp cimrilik yaparlar. İkisi arasında orta bir yol tutarlar.” Allah Resulü sallallahu aleyhi vesselem de bu konuda şöyle buyurmaktadır: “ itidal, teenni, hal ve gidişçe iyi olmak peygamberliğin yirmi beş cüzünden biridir.”[2] Başka bir hadisi şerifte ise şöyle buyurmuşlardır. “Dostunu severken ölçülü sev, zira günün birinde düşmanın olabilir. Düşmanına da ölçülü bir şekilde buğzet, çünkü günün birinde dostun olabilir.”[3] Bu bağlamda gerek Kur’an-ı Kerim olsun ve gerekse Sünneti Nebevi olsun Müslümanları aşırı sevgiden, aşırı düşmanlıktan, dengesiz ve ölçüsüz davranışlardan sakındırmaktadır. Zaten Kuran-ı Kerim ve Sünneti Nebevi Müslümanlara  birbirleriyle olan münasebet hallerinin en makul ve en müspet halini beyan eder.  Bu beyanıyla Kuran ve Sünnet Müslümanların ufkunu açar, basiret ve ferasetlerini artırır. Müslümanların birbirleriyle olan münasebetlerini, tutum ve davranışlarını normal ve dengeli bir çizgide tutmayı hedefler. Tüm bunlar bir insanın veya bir hareketin itidal ve mutedil bir çizgide durmasını sağlar. Genelde Müslümanlar özelde ise İslami hareketler itidal kavramına bugün her zamankinden daha çok muhtaçtırlar. Zira bugün birçok İslami yapı  vardır. Bu hareketlerden kimileri Müslümanların maslahatını esas alıp itidal bir çizgidedirler. Kimi gruplar da vardır ki itidal çizgiyi aşıp uç noktalar da hareket ederler. Ancak bu uç noktada duran gruplar değerlendirildiğinde   bu grupların dine yüzeysel yaklaşımları, düşünce sahalarının darlığı ve ilimden yoksun oldukları görülecektir. Özellikle itidalli davranma kabiliyetinin kaybı iki dönemde yaygın olur. Birincisi hareket ya yenilgi almıştır ya da ciddi bir darbe almıştır. Bunun intikamını aramaktadır. İkincisi ise hareket zafer elde etmiş akabinde düşmanlarından geçmişin hesabını sorup, intikam arayışına girer. Bu iki durumda da ilet aynıdır intikam almak. Oysa Allah Teala her konuda olduğu gibi intikam durumunda bile  Müslümanlara ölçülü davranmayı emretmiştir. Şu ayeti kerimede olduğu gibi; “ … Kim size saldırırsa siz de ona misilleme olacak kadar misliyle saldırın.”[4]
  • Ancak sosyolojik bir vakıa ve tecrübeler şunu göstermiştir ki toplum, İslami bir mücadele veren hareket ve cemaatleri inceleyip sorgulamaktadır. İnsanların sorgulayıp önemsediği en önemli husus hareketin eylem ve üslub bütünleşmesi, ölçülü ve dengeli bir çizgide durması, düşünce ve anlayış pratiğinin sağlamlığıdır. Eğer bir hareket üslubunda, düşünce ve pratiğinde sağlam ve ölçülü değilse, o hareket toplum nezdinde iticidir, sorunludur. Hatta o hareket toplum nezdinde meşruiyet sorunuyla karşılaşır ki bu da tabii bir netice olur. Bu yüzden İslam beldelerinde ortaya çıkan kimi hareket ve grupların ölçüsüz ve dengesiz eylemleri Müslümanlar nezdinde tepkiyle karşılanmıştır. Özellikle kimi grupların itidalden uzak, vurdumduymaz ve laubali davranışları, tekfir ve tefrika yüklü üslupları, milliyetçilik, mezhepçilik ve katı taassupları, maslahatı hiçe sayan maceraları ve dini yüzeysel okumaları Müslümanların gayret ve umutlarına pranga vurmuşlardır. Zira bu grupların kullandıkları üslup, ortaya koydukları düşünce ve topluma sundukları anlayış müspet manada karşılık bulmamıştır. Hem nasıl bulsun ki?
Çünkü bir Müslümanın bu tür gruplara destek vermesi veya bu grupları savunması beklenemez, beklenmemelidir. Yani bir Müslüman veya bir hareket ancak doğru ve sahih işler yaptığında veya İslam dairesinde kaldığı müddetçe savunulur, destek verilir.  Çünkü Müslümanın Müslümanı savunması, destek vermesi mutlak değil, hayırlı ve doğru işlerle sınırlıdır. Şurası iyi bilinmelidir ki, itidal demek her şeyin kolay kısmını veya hafif olanını almak demek değildir. Ya da Farabi'nin dediği gibi vasat ve itidal kavramlarıyla ifade edilen orta yol matematiksel anlamda sabit bir nokta olarak anlaşılmaktadır.  Bu durum tamamıyla güç imkân, şart ve zamanla alakalıdır. Mesela İslam düşmanlarının saldırılarına karşılık verilen “misilleme” veya “ meşru müdafaa” hakkını kullanmak, bu işin itidal noktasıdır. Burada önemli olan husus karşılık verilirken veya meşru müdafaa hakkı  icra edilirken İslam’a uygun olmasıdır. Aksi halde kendisine yapılan saldırılarda imkanı olduğu halde  “ vur vur şehid olayım” şeklinde davranması itidal değil, acizliktir.   İtidal demek aynı zamanda vasat olmak demektir. Fakat kimi çevreler vasat ve itidali esas alan hareket ve cemaatleri eleştirip dururlar. Onlara göre vasat ve itidalli davranmak, pasif ve zayıf kalmakla eşdeğerdir. Bu tasavvur tümüyle yanlıştır. Oysa Allah Teala bu şanlı ümmete hitap ederken “ Böylece sizi, insanlığa örnek olmanız için vasat bir ümmet kıldık.”[5] Diye buyurmuştur. Bilindiği gibi Allah Rasulü mücadelesine vasat ve itidal bir ilkeyle başladı. Aşırılıktan, keskin ifadelerden ve faydasız tartışmalardan imtina etti. İlk kadrosunu bu ilke üzere kurdu. Bu ilkeyle Bedir Zaferi'ni elde etti, Uhud yarasını bu ilke üzerinden sardı ve bu ilke sayesinde Mekke’yi fethetti. Yine bu ilke üzerinde kıyıda köşede duran put mabedlerini tarumar etti. Mücadelesinde ve ömründe bir kez olsun itidal ilkesinden vazgeçmedi. Özellikle Mekke fethinde ortaya konulan irade ve üsluptaki itidal daha Müslüman olmamış kişilerin kalbini fethetti. Allah Rasulü Mekke’ye girerken  “ size karşı koyulup, saldırılmadıkça, hiç kimseyle çarpışmaya girmeyeceksiniz. Hiç kimseyi öldürmeye yeltenmeyeceksiniz” diyerek bu konuda ortaya koyduğu duruş itidalin en güzel örneğidir. İşte İslami hareket böyle olmalıdır. Özellikle elinde güç ve imkan varken insanları kazanmak esas olmalıdır. Üslup ve tavırlarında itidal ve şefkat olmalıdır. Zira Allah Rasulü fazla değil sekiz sene öncesine kadar Mekke’de Hazreti Ebubekir’le yalnızdı. Mazlum ve mağdurdu. Kureyşlilere yakalanmamak için dağ taş saklanıyordu. Her an yakalanma tehlikesiyle karşı karşıyaydı. Mekke fethinde ise güç ve kuvvet dengesi tersine dönmüştü. Bir zamanlar tek başına terk ettiği Mekke’ye şimdi büyük bir ihtişamla, on binlerce yiğitle dönüyordu. Oysa Allah Resulünün affettiği bu insanlar esasında suçluydular, zalim ve zorbaydılar. Çünkü İslam’a düşmandılar. Mazlumları katlettiler, sürgüne ve hicrete zorladılar. Şimdi ise,  bu adamların hayatı, Allah Resulünün iki dudağı arasından çıkacak karara bağlıydı. O gün Allah Rasulü izzet ve şerefin, güç ve kuvvetin zirvesindeydi. İsteseydi Mekke’nin altını üstüne getirir, taş üstünde taş, gövde üstünde baş bırakmayabilirdi. Bu bir savaştı ve savaşın gereğini yapabilirdi. Ama o buna yeltenmedi, intikam aramadı. O bir komutan gibi değil bir peygamber gibi davrandı. Davanın büyüklüğü, mücadelenin temizliği, zaferin ve izzetin kaynağı güzel üslup, doğru tavır ve itidali hareket etmektir. Netice olarak İslami hareket mücadele mantığını, yöntem ve stratejisini, kullanacağı dil ve pratiğe dökeceği eylemleri Kur’an ve sünnet dairesinde icra etmelidir. Her zaman Allah Resulünün çizgisinde olmalıdırlar. Zira hiçbir hareket ve hiçbir cemaat Allah resulünün davayla özdeşleşen ahlakını, mücadele yöntemini ve itidali yaklaşımını esas almadan zafere yürüyebileceğinin vehmine kapılmalıdır. Kısa vadede bazı başarı ve zaferleri elde etse bile bunun ömrü çabuk tutuşan ve hemen sönen saman ateşi gibi olur. Ne yazık ki tarihimiz bu tecrübelerle doludur. Özellikle İslami hareket ve hareketin fertleri bir Müslümanı veya bir hareketi değerlendirirken her şeyden önce Allah’tan korkmalıdırlar. Değerlendirmelerinde, eleştiri ve itirazlarında adil ve insaflı olup, empati kurmalıdırlar. Çünkü empati kurmak adalete ve itidale ulaşmanın mukaddimesidir. Allah Teala Müslümanlara ölçülü ve mutedil bir hayat bahşetsin ve görkemli zaferlere giden yolları göstersin. Müslümanlar arasında muhabbeti tesis etsin ve hiçbir zaman hak yolundan saptırmasın. Zira nice hareket vardır ki aldıkları bir darbeden dolayı kontrolden çıkıp dengesini kaybetmişlerdir. Unutulmamalıdır ki, İslâm dairesinde asıl olan iyiliktir, itidaldir, kardeşlik ve muhabbettir. Şerr, çirkinlik, düşmanlık ve her türlü aşırılık yıkımdır. Her şeye rağmen İslam ümmetinin bahtı açık, geleceği bahardır.   [1] Lisanül Arab. [2] Ebu davut; Edep -2 [3] Tirmizi, Birr; 60 [4] Bakara; 194 [5] Bakara; 143
inzar

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS