Beşerî nizamlar, belli bir grup beşerin çıkarları üzerine inşa edilmiştir. Bundan dolayı, her beşerî nizam, bir grup beşerî, diğerlerine karşı ekonomik olarak kayırmakla maluldür. Ekonomik adaletsizliğe yol açan bu kayırma, henüz beşerî nizam kurulurken veya makas açıldıkça hissettirdiği zulümle toplumu yeni ekonomik nizam arayışlarına götürür. Ne var ki hiçbir beşerî nizam diğerinin alternatifi değildir. Çünkü bütün beşerî nizamlar, ekonomik adaletsizlikle malul olmakla birbirlerine benzerler. Bunun için eninde sonunda hayal kırıklığına yol açarlar.
Dr. Abdulkadir Turan
- yüzyılın başı, beşerin nizam arayışı açısından insanlık tarihinin en hareketli devirlerindendir. Miladi Takvim’le 1906 doğumlu olan Seyyid Kutub rahmetüllahi aleyh, bu hareketli devrin tam başında dünyaya teşrif etmiş ve bu devrin tamamlandığı 1940’lı yıllarda ilminde kemale ermiştir.
- yüzyılın Seyyidü’ş-Şühedalarından olan Seyyid’in en has vasfı, İslam dünyasındaki sorunların sistemsel olduğunu görmesi, dolayısıyla hayatın bütününe dair öneriler sunmasıdır.
- İslam’da sosyal adalet, İslam’ın ulûhiyet, kainat, hayat ve insan hakkındaki bakış açısıyla ilişkilidir. Bütün varlıklar, tek bir iradenin eseridir. İnsan da Yüce Allah tarafından yaratılmış kainatın bir parçasıdır. Kainatın bütün parçaları arasında bir uyum ve yardımlaşma var olduğu gibi insanlar da kainatın bir parçası olarak uyum ve yardımlaşma içinde olmak zorundadırlar.
- İslam, sosyal adaleti gerçekleştirmek için iki ana çizgi üzerinde hareket eder:
- Mutlak, dengeli ve uyumlu bir vahdet,
- Fertle toplum arasında umumi bir güveni teminat altına almak.
- Seyyid, 2. Maddede yer verilen iki maddeyi üç ana esasla netleştirmektedir. Ona göre İslam’ın sosyal adaleti bu üç esas üzerine bina olmuştur:
- Mutlak vicdan özgürlüğü
- Mükemmel bir insanî eşitlik
- Sağlam ve güvenilir bir sosyal dayanışma
Dr. Abdulkadir Turan