Nüfus ve Din
Kamerun’un nüfusu yaklaşık olarak 23 milyon civarındadır. Kamerun’da 24 değişik dili konuşan 200 civarında kabile vardır. Halkın büyük kısmı ülkenin doğu kesiminde ve kırsal bölgelerde yaşar. Başlıca kabileleri arasında Kirdi, Fuble ve Bamilikeler bulunur. Bunların arasında en kalabalık grubu beyaz ırka mensup Fûlânîler teşkil eder. Yine Fûlânîler gibi Kamerun’un kuzey kesimlerinde yaşayan Şüve Arapları, Kanuriler ve Hevsâlar da Müslüman’dır. Güneyde ise başlıcaları Pigmeler, Bantular ve Bamilekeler olmak üzere çeşitli zenci kabileleri yaşamaktadır. Etnik yapıdaki çeşitlilik dillerde de görülür ve resmî diller Fransızca ile (% 78) İngilizce (% 22) olmakla birlikte ülkede yirmi dört mahallî dil (kuzeyde Sudan, güneyde Bantu dilleri) konuşulur. Ülkede inanılan dinler; İslamiyet, Hıristiyanlık ve Animizm’dir. Resmi oranlara göre ülkede nüfusun yüzde 50’si Hıristiyan, yüzde 25’i Müslüman, geri kalanı ise animist olarak belirtilirken gayri resmi kaynaklar Müslümanların nüfus oranının yüzde 40 ila 50 civarında olduğu konusunda birleşiyor. İslamiyet ülkede hızla yaygınlaşarak dinamik bir görünüm arz ediyor. Hıristiyanlık Fransız (Katolik) ve İngiliz (Protestan) sömürgecilerle misyonerler, Müslümanlık ise bölgeye hâkim olan İslâm devletleri vasıtasıyla yayılmıştır. Müslümanlardan Fûlânîler daha çok çobanlık ve çiftçilik yaparken Hevsâlar, Kanuriler ve Şüve Arapları ticaretle uğraşmaktadır.
Ülkenin İklim ve kaynakları
Kamerun iklim yönünden değişiklik gösteriyor. Ülkede genel olarak ekvator iklimi hüküm sürer. Kuzeye gidildikçe iklim kuraklaşır. Orta Kamerun’da bol yağış olmasına rağmen 5 ile 7 ay süren bir de kurak mevsim vardır. Güney kesimi dünyanın en çok yağış alan bölgesinden biridir. Yıllık yağış ortalaması 10 m’yi bulur. Yeraltı kaynakları bakımından fakir olan Kamerun’da kaserit, titan oksidi, Duala bölgesinde de petrol bulunmaktadır. Bunun yanında altın, alüminyum ve kalay da bulunur. Gümüş, bakır, tungsten, elmas yatakları da tespit edilmiştir.
Siyasi Hayat
Federal bir cumhuriyet olan Kamerun, Cumhurbaşkanı ve 120 üyeli meclis tarafından yönetilmektedir. Federal meclisin üyelerinin yarısı doğrudan doğruya halk tarafından, yarısı ise federe devletlerin meclisleri tarafından seçilir. Federal meclis tarafından 5 yıl için seçilen Cumhurbaşkanı aynı zamanda başbakandır.
Ekonomi
Ekonominin tarıma dayandığı ülkede en önemli ürünler arasında kakao başta gelir. Bunun yanında kahve, pamuk, muz, pirinç, kauçuk da dışarıya satılacak kadar yetiştirilir. Ayrıca susam, çay, baharat, şeker kamışı, mısır ve patates de yetiştirilir. Ülkenin orta kısımlarında sığır sürüleri bulunur. Ülke topraklarının üçte birinin ormanlarla kaplı olması sebebiyle bol miktarda kereste elde edilir. Yıllık ortalama 12 milyon metreküp kereste üretimi yapılır. Atlantik Okyanusu ve iç sularda yapılan balıkçılık ile ortalama senede 70 bin ton balık avlanır. Ülke sanayii de son yıllarda gelişmiştir. Son yıllarda bulunan petrol, ekonominin hızlanmasına sebep olmuştur. Dışarıya kahve, kakao, ham petrol ve kereste satar; dışardan ise sanayi ürünleri alır. En fazla ticareti Fransa ile yapar. Bunu Hollanda ve ABD takip eder.
Ülkenin Tarihi
Arkeolojik bulgulara göre Kamerun’a ilk insan yerleşiminin bundan tahminen 50 bin yıl önce gerçekleştiği belirtilmektedir. Bu toplulukların daha sonra çeşitli sultanlıklar ve devletler kurduğu tespit edilmiştir. MÖ 5. yüzyılda Sao adıyla kurulan sultanlık, MS 9-15. yüzyıllar arasında en canlı devresini yaşamıştır. Kotoko Devleti ile Bornu Sultanlığı’nı da ayrıca zikretmek gerekir. Kamerun’un ilk sakinlerinin Bakalar olduğu sanılmaktadır. Bunlar bugün Pigme ismiyle tanınmakta, güneyde ve doğuda ormanlık alanlar içinde yaşamlarını sürdürmektedirler. Kamerun’a ulaşan ilk Batılılar Portekizlilerdir. Fernão do Pó Kamerun kıyılarına 1472’de ayakbastı. Onu köle tacirleri izlediler. Zamanla ülke, köle ticaretinin önemli merkezlerinden biri halini aldı. Yörenin İslâmiyet’le temasının Hıristiyanların bölgeye gelişinden yüzyıllar önce vuku bulduğu kesindir. Müslümanlar ülkede İslâm’ı yaşayabilmek ve Hıristiyan misyonerlere karşı ciddi bir mücadele vermektedir.
Eğitim ve Kültür
Ülkenin güney, batı ve kuzey bölgeleri farklı kültürlerin etkisi altında bulunmaktadır. Güneyde Fransız, batıda İngiliz, kuzeyde İslâm kültürleri hâkim olduğundan ülkede kültürel bütünlük yoktur. XIX. yüzyılın ortalarında misyonerler tarafından açılan Batı tipi okullar sömürge döneminde önce Alman, daha sonra da Fransız ve İngiliz yönetimleri altında yaygınlaştı. Bugün eğitim hizmetleri hükümet, misyoner grupları ve özel sektör tarafından sağlanmaktadır. Müslümanların yoğun olarak yaşadığı kuzeyde geleneksel Kur’an okulları faaliyetlerini sürdürmekte ve burada çocuklara Kur’an ve dinî bilgilerin yanı sıra Arapça da öğretilmektedir. Genellikle Batı tarzı eğitime karşı olan Müslüman aileler yüksek din öğrenimi için çocuklarını Hartum (Sudan), Kano (Nijerya) veya Kahire’ye göndermektedir. Kamerun bağımsızlıktan sonra okullaşmada önemli başarılar göstermiştir. 1984 yılı itibariyle ilk ve orta öğrenim çağındaki nüfusun % 67’si okullara kayıtlıdır; ancak bu oran ülkenin kuzeyinde % 55’e düşmektedir. 1995’te on-on yedi yaş arası okullaşma oranı % 50,3 civarındadır. Ülkenin en önemli yükseköğretim kurumu, 1962’de Fransa’nın yardımıyla kurulan Yaoundé’deki Kamerun Üniversitesi’dir.
Kamerun’da İslâm
Kamerun’a İslâm’ın ne zaman, nasıl, hangi şartlarda ulaşmış olduğuna dair maalesef yeterli bilgi bulunmuyor. Ülke, İslâm’la muhtemelen daha Ukbe b. Nafi’nin Kuzey Afrika fetihleri sırasında tanışmış, ondan sonra da fetihler, göçler ve ticari faaliyetler aracılığıyla hızla yayılmış olmalıdır. Genellikle İslâm’ın buralarda Müslüman tacirler ve özellikle Kadirî ve Ticanî tasavvuf erbabı vasıtasıyla 17. yüzyıldan önce yayılmaya başlandığı söylenmektedir. Söz konusu yüzyıl, Müslümanların Afrika’daki fetihleri ve faaliyetleri açısından hayli geç bir döneme denk gelmekle birlikte, bu bilgi ve bulgular yine de önemli ve değerlidir. Buna göre, 17. yüzyılda ülkenin kuzey kesimlerine yerleşen bazı Fulanî Müslümanlar ticarete başlamışlar ve orada Müslüman bir cemaat oluşturmuşlardır. Derken, Müslüman Kanem Devleti hâkimiyetini bölgeye ulaştırmıştır. Arkasından Müslüman Borno Sultanlığı, Kuzey Kamerun`u ele geçirmiştir. İşte bu dönemde İslâmiyet ülkenin iç bölgelerine ve güney kesimlerine doğru hızla yayılmıştır.
İslâmiyet’in yayılmasında Müslümanların yerli hanım ve kızlarla evlenmesinin etkisi büyük olmuştur. Akrabalıklar ve hısımlıklar dolayısıyla İslâm tanınmış ve yayılmıştır. Müslümanların Kur’an’ın ve İslâmî ilimlerin eğitim öğretimine dönük çabaları etrafında cazip bir entelektüel halkanın oluşmasına neden olmuştur.
Kamerun toprakları, 1806`da Osman Dan Fodyo`nun o zaman Batı Sudan olarak adlandırılan bölgede kurmuş olduğu İslâm devletinin yönetimine girmiştir. O dönemde ülkede “İslâmî Yayılma Hareketi” ortaya çıkmış ve bu hareketin mensupları Kamerun`da kesif bir şekilde tebliğ çalışmaları yürütmüşlerdir. 19. yüzyılın ortalarına doğru Kuzey Kamerun`da sömürgecilerin bölgeyi işgaline dek varlıklarını sürdüren birtakım küçük Müslüman sultanlıklar kurulmuştur. Tebliğ faaliyetleri sömürgecilikten sonra da sürmüştür.
Fülânî Hareketi
Fülânî Hareketi, Batı Afrika’da sömürgecilik öncesinde en önemli İslâmî cihad hareketi, Senegal’in Futa Toro bölgesinden Nijerya’nın kuzeyindeki Hevsâ bölgesine hicret etmiş Fülânî kabilesine mensup Osman b. Fûdî’nin (Osman dan Fodyo, ö. 1817) putperest kabileler arasında İslâm’ı yaymak için başlattığı harekettir.
Batının işi misyonerlik ve sömürgecilik
1800’lerde köle ticaretinin etkin olması ve kauçuk, palmiye yağı ve diğer bazı maddelerin alışverişinin revaç bulması, Portekizlilerle Hollandalıların yerlerini Almanlarla İngilizlere devretmesine sebep oldu. Kamerun, kıyı boyunca hâkimiyet kurmuş olan İngilizlere rağmen ilk defa 1884`te ülkeye ayak basan Alman kâşif Gustav Nachtigal’in dikkatini çekti. Almanlar ilerleyen dönemde etkilerini iç kesimlere yayarak Kamerun’un tamamını sömürgeleştirdiler. Almanlar Afrika ticaretini ele geçirmek amacındaydılar. Güneybatıda geniş çiftlikler kurdular. Ülke o devirde Alman pazarına tropik ürünler yetiştiren en önemli merkezlerden biriydi. Bu çiftliklerin işçileri de elbette Kamerunlulardı. Buralarda çalışmaya zorlanan birçok Kamerunlu, olumsuz şartlar sebebiyle hayatını yitirmiştir. Almanlar, çıkarları karşısında en büyük engel olarak gördükleri İslâm’ın ilerlemesini önlemek için baskı ve şiddete başvurmaktan geri durmadılar. Bu arada misyonerler vasıtasıyla halkı Hıristiyanlığa teşvik ettiler. 1916`da ülkeyi bu defa Fransızlar ve İngilizler işgal ettiler. Paylaşımda ülkenin dörtte üçünden fazlası Fransızlara düştü. Fransız ve İngilizlerin Kamerun üzerindeki hâkimiyetleri 20 Temmuz 1922`de Milletler Cemiyeti tarafından da onaylandı. Fransız ve İngiliz işgalciler de Almanlar gibi Müslümanlara baskı yaptılar ve misyonerlik faaliyetlerine ağırlık verdiler.
Bağımsızlık ve sonrası Müslümanların durumu
Fransız Kamerunu, 1960`ta BM gözetiminde gerçekleştirilen bir referandum sonucunda bağımsızlığını elde etti. 1 Ekim 1961`de gerçekleştirilen bir referandum sonucunda İngilizlerin vesayetinde olan bölgenin güney kısmı da kurulan bağımsız Kamerun Cumhuriyeti`ne katıldı. İngiliz Kamerunu`nun kuzey kısmı ise Nijerya`ya katılmayı tercih etti.
Bağımsızlık sonrasında İslâmî eğitime ağırlık verildi. İlkokullara din dersi konuldu. Bugün Kamerun`un büyük yerleşim merkezlerinin hepsinde camiler ve medreseler mevcuttur. Kamerun’un 10 ilinden üçünde Müslümanların oranı yüzde 99’u bulmaktadır. Bu iller Merva, Garua ve Angamdari’dir. Her birinde yaklaşık 1,5 milyon nüfus yaşamaktadır.
Kamerun`un resmi dini yoktur. Kilisenin verdiği bilgileri esas alan Batılı kaynaklara göre Müslümanların oranı yüzde 20-22 civarındadır. İslâmî kaynaklara göre ise bu oran yüzde 50 dolayındadır. Devletin resmi dininin olmaması ve dinî mensubiyetler konusunda istatistik bir çalışmanın yapılmaması yüzünden oranın tam ve doğru bir şekilde tespit edilmesi güç gözükmektedir.
Bu illerde miras, talâk, nikâh gibi çoğu meseleyi kadı veya “Kadi Kudat” denilen âlimler çözmektedirler. Hatta bu konular, kadıya başvurulmaksızın doğrudan mahkemeler tarafından çözülürse, mahkemeler kadıların müracaatı üzerine verilen kararları iptal edebilmektedir.
Müslümanlar, Fransız işgalinden önce Adamawa’da “Lamido”, daha kuzeyde ise “Sultan” olarak anılan yöneticilerine hâlâ büyük bir sevgi ve muhabbet besliyorlar. Yönetim bunu bildiği için artık herhangi bir idari görevi bulunmayan hanedan üyelerine hâlâ çok iyi davranıyor.
İslami ilim ve faaliyetler
Kamerun’da, din âlimlerinin çevresinde tefsir, hadis ve fıkıh halkaları oluşturulmuştur. Ülkede hafızlık eğitimi ileri düzeylere ulaşmış durumdadır. Hafızlık usulleri Türkiye’dekinden farklıdır. Kamerun’da hafızlık yapanlar önce surenin Mekkî mi Medenî mi olduğunu ve kaç ayetten oluştuğunu öğrenmekte ve ondan sonra ezbere başlamaktadırlar.
Bölgede iyi yetişmiş “Gôni” (Kur’an uzmanı) şeklinde hitap edilen âlimler bulunmaktadır. Gôniler, Kur’an ilimleri ve hafızlığı konusunda uzmanlaşmışlardır. Bunlar Kur’an’ı sadece hıfzetmekle kalmıyor, hiç bakmadan ezbere yazabiliyorlar da... Bir goni eğer Kur’an’ı üç defa ezbere yazmışsa, bir veya iki defa yazandan daha üstün tutuluyor. Daha da ileri gidenler, Kur’an’da hangi kelimenin kaç defa geçtiğini bile biliyor. Medreselerde altı-yedi yaşındaki çocukların çok güzel Kur’an okuduklarına tanık olunabilir.
Bayram namazları, peygamberimizin yaşadığı devirdeki tatbikatına uygun olarak şehrin dışında açık alanda kılınır. Resmi erkânın katılımıyla eda edilen namazdan önce yaklaşık bir saat tekbir getirilir ve âlimlerle yöneticiler ayrı bir saf teşkil ederler. Türkiye’de Peygamber Sevdalıları Platformu’nun son birkaç yıldır milyonların katılımıyla ve bir ayı bulan etkinliklerle kutladığı Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in Kutlu Doğum yıldönümünü, Kamerunlu Müslümanlar da en az Ramazan ve Kurban bayramı kadar muhteşem bir merasimle kutlamaktadırlar.
Kamerun’da da Hıristiyanlıktan Müslümanlığa geçen mühtediler Hıristiyanların şiddetli baskısına maruz kalmaktadırlar. Hıristiyanlar İslâm’ı tercih edenlerden her şeyi, hatta eşlerini bile geri almaya çalışmaktadırlar. Mühtediler arasında eskiden papazlık yapanlar da vardır.
Kamerun’da Müslüman halk
Günümüze kadar Kamerun Müslümanları dışa kapalıydılar ve tebliğ faaliyetlerinde bulunmuyorlardı. Hiçbir şekilde gayrimüslimlerle iletişim kurmuyorlardı. Kadınlar ve genç kızlar evin dışına çıkmıyorlardı. Bu husus Müslüman erkekler tarafından yanlış yorumlanmış, kadınları ve genç kızları esirlerle bir tutmuşlardır. Bu da okuma-yazma bilen kişi sayısını azaltmış ve erken yapılan evliliklere neden olmuştur. Eğitilmemiş bir anne, çocuklarını nasıl eğitebilir?
Müslümanların çoğunlukta olduğu 3 eyalet dışında, mesela diğer eyaletlerde Müslüman hanımlar ve genç kızlar başörtüsü takmayı kendilerine zorunlu görmüyor. Sadece evli ve yaşlı hanımlar başlarını örtüyorlar. Onlar da sadece ince bir başörtü örtüyorlar. Bu yüzden de hanımlara ve genç kızlara tesettürü tebliğ etmek çok kolay olmuyor. Burslu talebelerin, dinî eğitim almak için Sudan, Filistin, Mısır gibi Müslüman ülkelere gitmesi üzerine İslamiyet Kamerun’da daha çok yaşanmaya başladığı söylenebilir. Müslüman ülkelere eğitim almaya giden talebeler, Kamerun’a döndüklerinde, İslam’ın ilime, eğitime ve tesettüre verdiği önemi, hanımlara saygıyı davranışlarıyla göstermişlerdir. Kamerun’da ilköğretimde ve lisede başörtüsü kesinlikle yasaktır. Önceleri, üniforma giyme zorunluluğu olmayan okullarda başörtüsüne izin verilmişti. Ama artık bütün okullara üniforma mecburiyeti getirildiği için bu serbestlik de ortadan kalktı. Bu yasaklar genelde merkezdeki okullarda var. Buna rağmen genç kızlar, çantalarına koydukları başörtüleri okul çıkışında örtüyorlar. Üniversitede ise başörtü örtmek serbesttir. Çünkü geçen yıl Müslümanların hukukunu koruyan bir kanun kabul edildi. Buna göre İslam’ı isteyen herkese rahatça öğretilebilir. Millet meclisine de bir yasa tasarısı sunuldu. Bu yasa, Müslümanlara diğer okullara da başörtülü gitme imkânını sunacak inşallah.
Pigmeler: Biz medeni hayatı İslam’dan öğrendik
Pigmeler, günümüzde Kamerun’la birlikte Afrika’nın birçok ülkesinde yaşayan ve genelde 1.5 metreyi aşmayan çok küçük boylu olmalarıyla biliniyorlar. Cüce boylarına rağmen ağ ve mızrak kullanarak süper birer avcı olan Pigmeler, ağaçlara bir maymundan daha hızlı tırmanabiliyor. Afrika ülkelerinin tropikal ormanlarında yaşayan pigmeler, günümüzde atalarından öğrendikleri av teknikleriyle ormanlarda avlanarak ticaret yapıyor. Av sırasında; maymunlar, ceylanlar, antiloplar, kunduzlar ve yılanlar fark etmiyor. Bu usta avcılar en vahşi kedileri kolayca avlayabiliyor.
Kamerun’da ormanlarda yaşamlarını sürdüren Pigmeler kabilesinden İslam’ı kabul etmiş Müslüman insanlar da var. Kamerun’daki Pigmelerin imamı Harun, İbrahimî bir teslimiyetle nasıl Müslüman olduğunu İHH’nın kendilerini ziyaretinde şöyle anlatıyor;
“Biz ormanlarda tamamen doğal ortamda, çırılçıplak, vahşi hayvanları avlayarak yaşayan bir kabileyiz. Ben yıllar yılı hep büyük bir merakı büyütmüştüm içimde. Bu yaşadığımız ormanlar, biz, tabiat, diğer canlılar, her gün doğan ve her gün batan güneş, güneşin yerini terk ettiği ay nasıl oluyor da oluyor? Sonra kendimce bir cevap buldum; bizi yaratan şey her neyse O birdir, bize benzemez ve ezelden ebede kadar vardır ve var olmaya devam edecektir. Kendimce oluşturduğum bu fikre iman etmiştim ben zaten. Günün birinde bir Müslüman ile tanıştım ve inandığım şeye onun da inandığını görünce bundan tam dört yıl önce Müslüman oldum. Oysa çok sayıda Hıristiyan beni dinlerine davet etmişti ama ben inandığım şeyi onların inandıkları ve beni çağırdıkları şeyle yüzleştirdiğimde bana gerçekçi gelmiyordu. Müslüman olduktan sonra, kendi yakınlarımı da İslam’a davet ettim. En basitinden biz medeni hayatı İslam’dan öğrendik.”
Ülkede faaliyet gösteren İslami kuruluşlar
Günümüzde İslamiyet yavaş yavaş Kamerun’un güneyine de tesir etmeye başlamıştır. Bunda gönüllü kadın ve erkek Müslümanların kurduğu vakıf ve derneklerin etkisi büyüktür. Bu kuruluşlardan bazıları şunlardır:
WAMI: (Suudi Arabistan kökenli bir organizasyon) Faaliyetlerine geçen asırdan itibaren başlamış, farklı bölgelerde okullar, sağlık ocakları ve camiler yaptırmış, kuyular açtırmış bir kuruluştur.
Camilerinin en büyüğü, Tsinga’da bulunan camiidir. Bu camiye seçkin insanlar gelir ve oranın halkı ile beraber namazlara katılırlar. Suudi Arabistanlı bir imam da bu camide namazları kıldırmaktadır.
Bu organizasyon, her gün Müslüman olsun olmasın bütün insanlara İslamiyet’i öğretmek için gayret gösteriyor. Ulusal bir televizyon kanalında bir saat boyunca yayınlanan “İslamiyet’i Tanımak” isimli dinî bir yayının bütçesine de katkıda bulunuyor.
ACAMAS: (Kamerunlular Yardım ve Dayanışma Derneği) Türklerin kurduğu bir organizasyon olup 2009 yılından itibaren yerel dernekler ile OFIF (Sınırsız İslamiyet İçin Kadın Organizasyonu) ve ACEC (Kültür ve Eğitim Derneği) gibi derneklerin yardımıyla camiler, okullar, kuyular yaptırmış ve genç kızlar, kadınlar için eğitim merkezleri inşa ettirmiştir. Bu dernek, Kamerunlu hanımlara her yönden destek oluyor. Kamerunlu talebeleri Türkiye’ye eğitim amaçlı gönderiyor. Ayrıca bu dernek yetim ve öksüzlerin, Müslüman genç kızların ve kadınların eğitimi ve bakımı için gayret sarf ediyor.
CAMVA: (Kamerun Müslüman Kadınlar Derneği) Bu dernek özellikle hac ibadeti için duyarlılık ve bilgilendirme seminerleri düzenliyor. Ramazan ayında muhtaçlara yardımda bulunuyor. Genç kızlar için bir okul yaptırmış ve “İslam Budur” isimli bir dergi çıkartmıştır.
CAMSU: (Kamerun Müslüman Talebeler Birliği) Derneğin amaçları talebelere kitapçıklarla, seminerlerle yardım etmek ve onları İslamî duyarlılığa sahip kılmaktır. Bütün eyaletlerde şubeleri vardır, merkezi ise Yaounde’dedir. Cuma günleri “İslam Vitrini” adında bir saatlik bir yayınları da mevcuttur.
CAMİLER VE CAMİLERİN FONKSİYONLARI
Kamerun’da camiler faal durumdadır. Büyüklü küçüklü birçok camii vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:
Yaounde Merkez Camii: Şeyh İbrahim Moussa caminin imamıdır. İbrahim Moussa, 80 yaşında bir imamdır ve 50 seneden fazla bir zamandır bu camiinin imamlığını yapmıştır. Bu cami ülkede inşa edilen ikinci camidir. İbrahim Moussa, diğer cami imamlarına, cuma namazında okumak üzere günümüze uyan hutbeler hazırlamaları, camide manevî bir hava sağlamaları ve halka doğru İslami bilgileri vermeleri için dersler veriyor. Çünkü ona göre, imamlar dindar olurlarsa bir güç oluştururlar ve halkı değiştirebilirler.
Bamenda Merkez Camii: Kuzeybatıda bulunan bu camiinin imamı, El-Hâc Baba Malam Shaibu’dur. 90 yaşındadır. Cemaatinin 5000 kadar olduğu tahmin edilmektedir. Hayatının son 40 senesini bu cemaatle geçirmiştir.
Adamoua Ngaouandere Camii: İmamlığını Mahmoud Ali yapmaktadır. Kendisi 45 yaşında olmasına rağmen kendisinden daha küçüklerin ve büyüklerin, sultanların ve ulemanın istişaresi neticesinde imamlığa seçilmiştir. Önce Ngaouandere Kur’an Kursu’nda, daha sonra Garoua Kur’an Kursu’nda sıkı bir dinî eğitim almıştır. Akabinde 7 sene boyunca Medine İslam Üniversitesi’nde Kur’an eğitimi görmüştür. Ona göre Kur’an’ı, sûreleri ile birlikte tanımak, Arapça’yı ve yerel dilleri bilmek; Müslüman cemaate faydalı olmak için lazım olan özelliklerdir.
Douala Merkez Camii: Malik Faruk, 36 yaşında bir imamdır. Bu camide imamlık yapmaktadır. Malik Faruk, bu camide 5000 kişiye hitap etmektedir. Bu cami ile birlikte 27 camiyi ve birçok Kur’an Kursunu da idare etmektedir. Kahire El-Ezher Üniversitesi’nde din eğitimini tamamlamıştır. Babası ve dedesi gibi o da imam olmuştur. Kur’ân-ı Kerîm’e ve fıkıh ilmine çok hâkimdir. Bunun yanında hukuk ilminde de oldukça yetkin bir isimdir.
Merkez Camii: 1967′de inşa edilmiştir. Pamboudem Mbouobuo, caminin imamıdır. Bamounların kralı tarafından seçilmiştir. Arabistan’da eğitim görmüş ve İslamî ilimler sahasında büyük hocalardan eğitim almıştır.
Kamerunlu Müslümanlar kardeşlerinden yardım ve dua bekliyor
Bütün bu saydığımız ve sayamadığımız camiler ve imamlar, İslam’ın Kamerun’da yayılması ve yaşanması için gayret göstermektedirler. Genel olarak Kamerun’daki Müslümanların ihtiyaçları ise şunlardır:
Dinî faaliyetler, daha çok Yaounde’de ve kuzey ve batı Kamerun’da yapılıyor. Merkezde, şehrin her bir köşesinde cami var. Ancak ilçelerde, şehir çevresinde ve köylerde maalesef yeterli sayıda cami yok. Kuzeyde Müslüman kesim daha çok olduğu için tamamen Müslümanlara ait olan bazı okullar var. Mahremiyete dikkat eden ve hem dinî hem ilmî eğitim veren okullara ihtiyaç var. Okulda eğitim alamamış olan genç kızlar ve kadınlar için eğitim merkezlerine ihtiyaç var. Özellikle Kamerun’un kuzeyinde Müslümanların sayısı çok olduğu için camiler insanlara az geliyor. Ayrıca camiler şehir merkezine uzak olduğu için gençler cemaatle namaza katılamıyor. Hayatı olumsuz yönde etkileyen en büyük sorun, kuyuların olmaması. Pis suların meydana getirdiği hastalıklardan (kolera, dizanteri vb.) korunmak ise mümkün olmuyor. Bu durum şehirlerde de yaşanıyor, köylerde ise durum daha kötü. Bu yüzden kuyulara büyük ihtiyaç var. Kadınlara ve erkeklere göre olan, yani mahremiyete dikkat eden hastanelere ihtiyaç var. Günümüzde Kamerun’daki hastaneler gayrimüslimler tarafından yönetiliyor. Bu sebepten dolayı Müslüman hanımlar hastalandıklarında hastaneye gitmemeyi tercih ediyorlar. Çünkü gittiklerinde genelde doktorların Hıristiyan olduğu hastanelerde muayene için bile çırılçıplak soyunmaları ya da tedavi edilemeyecekleri belirtilen açıklamalarla karşılaşıyor kadın Müslümanlar. Buna bağlı olarak ölüm oranları – özellikle gelişmemiş olan yerlerde- artıyor.
Sağlık ocakları, sosyal tesisler, gençlik merkezleri, halk tarafından unutulmuş, halktan sayılmayan ve eğitim görememiş olan özürlüler için rehabilitasyon merkezleri, Kamerunluların ihtiyaç duyduğu en önemli hizmetlerden sadece birkaçı.
Birçok kaynağa başvurularak ve bir kısmı Türkiye’de okuyan Kamerunlu Müslüman öğrencilerin yazdıkları bilgilerden yararlanılan bu yazıdaki bilgilerden de anlaşılacağı üzere Kamerunlu Müslümanlar başta Türkiye olmak üzere dünyanın dört bir yanında yaşayan kardeşlerinden yardım ve dualar bekliyor…
Furkan Can / İnzar Dergisi – Haziran 2014 (117. Sayı)
Furkan Can